Ebubekir Râtib Efendi (1750–1799), III. Selim döneminin yenilik tartışmalarında önemli bir yer tutan bir devlet adamıdır. 1791'de imzalanan Ziştovi Antlaşması'nın ardından Habsburg başkenti Viyana'ya elçi olarak gönderildi. Viyana'da kaldığı aylar boyunca Habsburg devletinin ordusunu, maliyesini, eğitimini ve yönetimini inceledi ve dönüşünde, Osmanlı elçilik raporlarının en kapsamlılarından birini sundu. Bu rapor, yalnızca bir yolculuk anlatısı değil, aynı zamanda Osmanlı yönetimine sunulan bir reform önerileri dosyasıydı. Bu yazıda, Râtib Efendi'nin Viyana elçiliğini, raporunun içeriğini ve Avusturya arşivlerindeki izlerini anlatıyoruz. Ebubekir Râtib Efendi'nin Habsburg imparatoru II. Leopold tarafından kabulünü gösteren resimGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Ziştovi'den Viyana'ya
1787'de başlayan Osmanlı-Rus ve Osmanlı-Avusturya savaşları, Osmanlı Devleti için ağır geçti. Ancak Habsburg cephesinde savaş, Avusturya'nın Fransız Devrimi nedeniyle batıya yönelmesiyle erken sona erdi. 4 Ağustos 1791'de imzalanan Ziştovi Antlaşması, Belgrad'ı Osmanlı'ya geri verdi ve Habsburglarla uzun bir barış dönemi başlattı.
Barışın ardından iki devlet, karşılıklı elçiler gönderdi. III. Selim, Viyana'ya gidecek elçi olarak Ebubekir Râtib Efendi'yi seçti. Râtib, kalemiye içinde yetişmiş, sultanın güvenini kazanmış ve yenilik fikirlerine açık bir devlet adamıydı. III. Selim, onu yalnızca barışı teyit etmekle değil, Habsburg devletinin nasıl işlediğini ayrıntılı biçimde incelemekle de görevlendirdi.
Viyana'da aylar süren inceleme
Râtib Efendi ve maiyeti, 1791 sonunda yola çıktı ve 1792 başında Viyana'ya ulaştı. Elçi, imparator II. Leopold tarafından kabul edildi. Yukarıdaki ilk görsel bu kabulü canlandırır. Ancak II. Leopold, Mart 1792'de beklenmedik biçimde öldü ve yerine oğlu II. Franz geçti. Râtib Efendi, böylece Viyana'da bir imparatorun ölümüne ve yeni imparatorun tahta çıkışına tanık oldu.
Râtib, Viyana'da kaldığı aylar boyunca son derece çalışkan bir gözlemci oldu. Kışlaları, top dökümhanelerini, askerî okulları, hastaneleri, fabrikaları ve devlet dairelerini ziyaret etti. Habsburg yetkilileriyle görüştü, sorular sordu, belgeler ve kitaplar topladı. Ordunun nasıl örgütlendiğini, askerlerin nasıl eğitildiğini, subayların nasıl yetiştirildiğini ayrıntılı biçimde öğrenmeye çalıştı. Maliyenin işleyişi, vergilerin toplanması, bütçenin hazırlanması da ilgilendiği konular arasındaydı.
Ek bilgi
Raporun büyüklüğü Râtib Efendi'nin Viyana raporu, hacmi bakımından Osmanlı sefaretnameleri arasında öne çıkar. Metin, bir yolculuk anlatısının ötesinde, Habsburg devletinin askerî, mali ve idari yapısını bölüm bölüm inceleyen bir rapordur. Araştırmacılar bu metni, Nizam-ı Cedid döneminde sultana sunulan ıslah lâyihalarının en önemlilerinden biri olarak değerlendirir.
Raporun içeriği: ordu, maliye, eğitim
Raporun en geniş bölümü, Habsburg ordusuna ayrılmıştır. Râtib, ordunun alay ve tabur düzenini, askerlerin nasıl toplandığını, eğitimlerini, maaşlarını ve emeklilik düzenlerini anlatır. Subay yetiştiren okullardan, mühendislik ve topçuluk eğitiminden söz eder. Osmanlı ordusunun 1787–1792 savaşlarında yaşadığı sorunları bilen bir okur için bu bilgiler doğrudan bir karşılaştırma imkânı sunuyordu.
Maliye bölümünde Râtib, Habsburg devletinin gelir kaynaklarını, vergi sistemini ve harcamaların nasıl denetlendiğini inceler. Devletin gelirlerini düzenli kayıt altına almasını ve harcamaları planlamasını takdirle anlatır. Eğitim konusunda ise okullar, kütüphaneler ve bilim kurumları üzerinde durur. Ayrıca Habsburg yönetiminin taşrayı nasıl yönettiğini, polis ve güvenlik düzenini, hatta şehir temizliğini anlatan bölümler de vardır. Râtib Efendi'yi Viyana'da kabul eden Habsburg imparatoru II. LeopoldGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: AnonymousBilinmiyor. Dosya sayfası
Rapor bir reform önerisine dönüşüyor
Râtib Efendi, gördüklerini yalnızca betimlemekle yetinmedi. Raporunda, Osmanlı Devleti'nin bu uygulamalardan hangilerini benimseyebileceğine dair öneriler de sundu. Bu öneriler, III. Selim'in kurduğu Nizam-ı Cedid ordusunun ve yeni mali kurumların arka planında yer aldı. Sultanın, devlet adamlarından ve ulemadan ıslah lâyihaları istediği bu dönemde, Râtib'in raporu en ayrıntılı ve en somut metinlerden biriydi.
Ancak Râtib'in Avrupa'ya duyduğu hayranlık, bazı çevrelerde tepkiyle karşılandı. Yeniliklere karşı olan gruplar, Râtib'i Avrupa usullerini körü körüne benimsemekle suçladı. Bu tartışma, III. Selim döneminin yenilik ile gelenek arasındaki gerginliğinin bir yansımasıydı.
Dikkat: yanlış bilinen
Avusturya ve Türk anlatısı Avusturya tarih yazımında Râtib Efendi'nin elçiliği, genellikle Ziştovi barışının ardından gelen diplomatik normalleşmenin bir parçası olarak kısaca anılır. Viyana'daki Haus-, Hof- und Staatsarchiv'de, Osmanlı heyetinin kabulüne, ağırlanmasına ve masraflarına dair kayıtlar, elçinin ziyaret ettiği kurumlara dair izin yazışmaları korunur. Türk tarih yazımında ise elçilik, raporunun içeriği nedeniyle çok daha merkezî bir yerde durur; Râtib, Nizam-ı Cedid'in fikir babalarından biri olarak görülür.
Trajik bir son
Râtib Efendi, dönüşünden sonra devlet hizmetinde yükseldi ve reisülküttaplık görevine getirildi. Ancak siyasi rekabetler ve saray içindeki çekişmeler, onun sonunu hazırladı. Görevden alındı, sürgüne gönderildi ve 1799'da sürgünde idam edildi. Bu son, III. Selim döneminde yenilikçi devlet adamlarının ne kadar kırılgan bir konumda olduğunu gösterir. Birkaç yıl sonra, 1807'de, III. Selim de Kabakçı Mustafa isyanıyla tahttan indirilecekti.
Viyana'da bir Osmanlı heyetinin günlük hayatı
Râtib Efendi'nin heyeti, Viyana'da aylarca kaldığı için şehrin günlük hayatına da karıştı. Heyet için ayrılan konakta mutfak, namaz yeri ve kabul odaları düzenlendi. Elçinin maiyetindeki kâtipler, gün boyu toplanan bilgileri temize çekiyor, tercümanlar Almanca ve Fransızca belgeleri Osmanlı Türkçesine aktarıyordu. Bu çalışma tarzı, raporun neden bu kadar ayrıntılı olduğunu açıklar: Râtib, gördüğü her kurumu not ettirmiş, edindiği basılı nizamnameleri ve tabloları tercüme ettirmişti.
Viyana halkı da Osmanlı heyetine ilgi gösterdi. Gazeteler elçinin hangi kurumu ziyaret ettiğini, hangi davete katıldığını yazdı. Habsburg yönetimi ise elçinin isteklerine genellikle açık davrandı; çünkü Ziştovi'den sonra iki devlet de barışın sürmesini istiyordu. Râtib'in askerî kurumları gezmesine izin verilmesi, bu yeni güven ortamının bir göstergesiydi. Aynı dönemde Avrupa'nın gündemi Fransız Devrimi'ydi; Râtib, raporunda devrimin Avrupa'da yarattığı kaygılara ve Avusturya'nın Fransa ile savaşa sürüklenmesine de değinir. Böylece rapor, Osmanlı yönetimine yalnızca Habsburg kurumlarını değil, Avrupa'nın içine girdiği yeni çalkantılı dönemi de tanıtmış oldu. Râtib Efendi'yi Viyana'ya gönderen Sultan III. SelimGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji 1750: Ebubekir Râtib doğar. 1787–1791: Osmanlı-Avusturya Savaşı. 4 Ağustos 1791: Ziştovi Antlaşması imzalanır. 1791 sonu: Râtib Efendi, Viyana elçisi olarak yola çıkar. 1792 başı: Viyana'ya varır ve II. Leopold tarafından kabul edilir. 1 Mart 1792: II. Leopold ölür; II. Franz tahta çıkar. 1792: Râtib İstanbul'a döner ve raporunu sunar. 1799: Sürgünde idam edilir.
Bir raporun mirası
Ebubekir Râtib Efendi'nin Viyana raporu, Osmanlı Devleti'nin Avrupa'yı inceleme biçimindeki değişimi gösterir. Daha önceki elçiler sarayları ve törenleri anlatırken, Râtib kurumları ve sistemleri inceledi. Bu yaklaşım, 19. yüzyılda Tanzimat devlet adamlarının Avrupa'ya bakışının bir öncüsüdür.
Bize göre Râtib'in hikâyesi, bilginin değeri ile siyasetin bedeli arasındaki gerilimi anlatır. Viyana'da topladığı bilgiler, Osmanlı yönetimine somut bir yol haritası sundu; ama bu bilgileri getiren kişi, siyasi çekişmelerin kurbanı oldu. Raporu, sahibinden çok daha uzun yaşadı ve bugün hâlâ III. Selim döneminin yenilik tartışmalarını anlamak için başvurulan en zengin metinler arasında yer alıyor.