Ziştovi Antlaşması, 4 Ağustos 1791'de Tuna kıyısındaki Ziştovi (bugün Bulgaristan'da Svishtov) kasabasında Osmanlı Devleti ile Habsburg Monarşisi arasında imzalanan barış antlaşmasıdır. Antlaşma, 1788'de başlayan Osmanlı-Habsburg savaşını sona erdirdi. Savaş sırasında Habsburgların ele geçirdiği Belgrad, Eflak ve Boğdan'daki yerler, küçük sınır düzeltmeleri dışında Osmanlı'ya geri verildi. Ziştovi, iki devlet arasında yüzyıllardır süren savaşların son büyük barışı oldu; bundan sonra Osmanlı ile Avusturya arasında doğrudan büyük bir savaş yaşanmadı. Ziştovi Antlaşması'nı konu alan 1792 tarihli tasvirGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Daniel Nikolaus Chodowiecki. Dosya sayfası
Savaşın arka planı
Rusya ile 1787'de başlayan savaşa, iki ülke arasındaki ittifak gereği Habsburg İmparatoru II. Joseph de Şubat 1788'de katıldı. Savaşın ilk yılı Habsburglar için hayal kırıklığıyla geçti: Osmanlı ordusu Banat'a girdi, Habsburg ordusu bazı bölgelerden çekilmek zorunda kaldı. 1789'da ise durum değişti. Mareşal Ernst Gideon von Laudon komutasındaki Habsburg ordusu Ekim 1789'da Belgrad'ı aldı; Rus ve Habsburg birlikleri birlikte Eflak'a ilerledi. Osmanlı ordusu Boze ve Martineşti'de (Rimnik) ağır yenilgiler aldı. Aynı yıl Sultan I. Abdülhamid öldü ve III. Selim tahta çıktı.
Avrupa'nın değişen dengesi
Habsburgları barışa iten şey, Balkanlardaki askerî tablo kadar Avrupa'daki gelişmelerdi. 1789'da Fransız Devrimi başlamış, Habsburg Monarşisi'nin parçası olan Avusturya Hollandası'nda (bugünkü Belçika) bir ayaklanma çıkmış, Macar soyluları da huzursuzlanmıştı. Prusya, Habsburgların Osmanlı aleyhine büyümesini istemiyordu ve Osmanlı Devleti ile Ocak 1790'da bir ittifak antlaşması imzalamıştı. II. Joseph Şubat 1790'da öldü; yerine geçen kardeşi II. Leopold barış yanlısıydı. Temmuz 1790'da Prusya ile Avusturya arasında imzalanan Reichenbach Sözleşmesi, Habsburgların Osmanlı ile savaştan önceki sınırlar esas alınarak barış yapmasını öngördü.
Ek bilgi
Arabulucular: Ziştovi görüşmeleri, İngiltere, Prusya ve Hollanda temsilcilerinin arabuluculuğunda yürütüldü. Görüşmeler Aralık 1790'da başladı ve aylarca sürdü; zaman zaman kesilme noktasına geldi. Bu durum, Osmanlı diplomasisinin Avrupa devletlerinin arabuluculuğunu ve aralarındaki rekabeti barış masasında bir araç olarak kullanmaya başladığı bir dönemin habercisiydi.
Antlaşmanın maddeleri
Antlaşma, savaştan önceki durumun, yani 1788 başındaki sınırların büyük ölçüde geri getirilmesi esasına dayanıyordu. Belgrad, Semendire ve Sırbistan'daki diğer yerler, Eflak ve Boğdan'da Habsburgların işgal ettiği bölgeler Osmanlı'ya iade edildi. Habsburglara, Tuna üzerindeki Eski Orşova ile Hırvatistan sınırında Una nehri boyunca küçük bir arazi bırakıldı; bu yer değişikliği ayrı bir sözleşmeyle düzenlendi. Antlaşmada ayrıca ticaret, esirlerin değişimi ve sınır bölgelerinin güvenliğine dair maddeler yer aldı. Habsburgların savaşta ele geçirdiği toprakların neredeyse tamamını geri vermesi, Osmanlı açısından savaş alanında elde edilemeyen bir sonucun diplomasi yoluyla kazanılması anlamına geliyordu. Bulgaristan'ın Svishtov kentinde antlaşmanın imzalandığı evGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Todor Bozhinov. Dosya sayfası
Ziştovi'de imzalanan ev
Antlaşmanın imzalandığı ev bugün Svishtov'da korunmaktadır ve kentin tarihî yapıları arasında gösterilir. Kasaba, XVIII. ve XIX. yüzyıllarda Tuna ticaretinin önemli bir durağıydı. Antlaşmanın Osmanlı nüshaları ve tasdiknameleri İstanbul'daki Osmanlı arşivinde, Habsburg nüshaları ise Viyana'daki Haus-, Hof- und Staatsarchiv'de, yani Avusturya Devlet Arşivi'nin hanedan ve devlet arşivinde saklanır. Viyana'daki bu koleksiyon, Osmanlı ile Habsburglar arasında imzalanmış ahidnamelerin büyük bir kısmını içerir.
Dikkat: yanlış bilinen
Farklı ağırlıklar: Avusturya tarih yazımında Ziştovi, çoğu zaman "kazanılan bir savaşın ardından kaybedilen barış" olarak anılır; Laudon'un Belgrad zaferinin diplomatik masada geri verilmesi eleştirilir. Osmanlı ve Türk tarih yazımında ise antlaşma, ağır yenilgilere rağmen toprak kaybı yaşanmadan bitirilen bir savaş olarak değerlendirilir. İngiliz ve Prusya kaynakları ise antlaşmayı kendi arabuluculuklarının başarısı olarak sunar. Üç bakış da aynı metnin farklı yönlerini öne çıkarır.
Rusya ile savaşın sürmesi
Ziştovi, Osmanlı Devleti'nin yalnızca bir cephede barış yapmasını sağladı. Rusya ile savaş devam etti. Aralık 1790'da İsmail kalesi, Aleksandr Suvorov'un komutasındaki Rus ordusunun saldırısıyla düşmüştü. 1791 yazında Maçin'de yeni bir yenilgi yaşandı. Ziştovi'nin imzalanmasından kısa süre sonra Kalas'ta Rusya ile ön barış imzalandı; kesin barış 9 Ocak 1792'de Yaş'ta yapıldı. Habsburgların savaştan çekilmesi, Osmanlı'nın Rusya karşısındaki pazarlık gücünü biraz artırsa da, Kırım'ın kaybının kabulünü engelleyemedi. Antlaşmayı onaylayan Sultan III. SelimGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: John Young. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: Şubat 1788: Habsburglar Osmanlı'ya savaş açar. Ekim 1789: Belgrad Habsburgların eline geçer. Ocak 1790: Osmanlı-Prusya ittifakı. Temmuz 1790: Reichenbach Sözleşmesi. Aralık 1790: Ziştovi görüşmeleri başlar. 4 Ağustos 1791: Ziştovi Antlaşması imzalanır. 9 Ocak 1792: Rusya ile Yaş Antlaşması.
Diplomasinin kurtardığı bir savaş
Ziştovi'yi incelerken dikkatimizi çeken nokta, sonucun savaş meydanında değil, Avrupa başkentlerinde belirlenmiş olmasıdır. 1789 sonbaharında Belgrad'ı kaybeden ve Eflak'ta dağılan bir ordunun, iki yıl sonra bu toprakların neredeyse tamamını geri alması, askerî bir başarıdan çok uluslararası konjonktürün ürünüdür. Fransız Devrimi'nin yarattığı korku, Belçika ve Macaristan'daki huzursuzluk ve Prusya'nın baskısı, Viyana'yı Balkanlardaki kazançlarından vazgeçmeye razı etti.
Bu durum, III. Selim döneminin Osmanlı devlet adamlarına önemli bir ders verdi: Avrupa'daki güç dengesi dikkatle izlenirse, askerî zayıflık diplomatik yollarla kısmen telafi edilebilirdi. Sürekli elçiliklerin 1793'ten itibaren açılması, bu dersin pratik bir sonucudur. Öte yandan Ziştovi'nin bıraktığı rahatlama yanıltıcıydı; Rusya cephesinde aynı dengeler işlemedi ve Kırım kalıcı olarak kaybedildi. Bir cephede barışın masada kazanılması, diğer cephede savaşın meydanda kaybedilmesini örtemedi.