İçeriğe geç
Giriş yap
0

"Cumhuriyet 158 oyla ilan edildi" mi? 29 Ekim 1923 akşamı iki ayrı oylama

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1

Bir sayının yer değiştirmesi

Cumhuriyet'in ilanı üzerine yazılan sosyal medya paylaşımlarında ve kimi tartışma programlarında sık rastlanan bir cümle vardır: "Cumhuriyet 158 oyla ilan edildi." Bu cümle çoğu zaman bir ima taşır. Meclis'in tüm üyeleri değil de yalnızca bir kısmı oy kullanmış, dolayısıyla rejim değişikliği "azınlık bir grubun" işi olmuş gibi gösterilir. Oysa 158 sayısı, 29 Ekim 1923 akşamı yapılan iki ayrı işlemden ikincisine, yani Cumhurbaşkanlığı seçimine aittir. Cumhuriyet'i ilan eden anayasa değişikliği ise o seçimden önce, ayrı bir işlemle kabul edilmiştir.

Bu yazı, o akşamın sırasını adım adım izleyerek 158 sayısının nereden geldiğini, neyi ölçtüğünü ve neyi ölçmediğini anlatıyor.
Anavatan, 1927 tarihli Cumhuriyet temalı resim
Anavatan, 1927 tarihli Cumhuriyet temalı resimGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Alaaddin Matbaası. Dosya sayfası

İddianın izi: kim, nerede, nasıl söyledi?

Sayının yanlış yere iliştirilmesi, yıllardır Cumhuriyet bayramlarına yakın günlerde yeniden dolaşıma girer. 2 Ekim 2026'da X'te bir kullanıcı, Cumhuriyet'in ilanını "geçersiz" sayan bir paylaşıma verdiği yanıtta konuyu tam da bu noktadan düzeltti: saltanatın 1 Kasım 1922'de kaldırıldığını, Cumhuriyet'in 29 Ekim 1923'te 364 sayılı kanunla anayasaya yazıldığını ve "158 oy" ifadesinin Cumhuriyet'in ilanıyla değil, Mustafa Kemal'in Cumhurbaşkanlığı seçimine katılan üye sayısıyla ilgili olduğunu hatırlattı. Bu düzeltme, tartışmanın iki tarafını da gösteriyor. Bir yanda sayıyı rejimin meşruiyetini sorgulamak için kullananlar, öbür yanda tutanakları hatırlatanlar vardır.

İddianın yayılma biçimi de dikkat çekicidir. Kimi zaman "Meclis'te 158 kişi vardı, gerisi yoktu" biçiminde, kimi zaman "Cumhuriyet'e yalnızca 158 kişi evet dedi" biçiminde dolaşır. Her iki biçimde de Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucu, anayasa değişikliğinin sonucuymuş gibi sunulur.
Dikkat: yanlış bilinen
"158 oy", 29 Ekim 1923 akşamı yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde Mustafa Kemal Paşa'ya verilen oyların sayısıdır. Cumhuriyet'i ilan eden 364 sayılı kanun bu seçimden önce ayrı bir işlemle kabul edilmiştir.

Arka plan: Hükûmet bunalımı

1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılmasından sonra ülke, "meclis hükûmeti" sistemiyle yönetiliyordu. Bu sistemde her bakan (o dönemin deyişiyle "vekil") Meclis tarafından tek tek seçiliyordu. Sonuç, birbiriyle uyumsuz kişilerden oluşan ve her atamada uzun tartışmalara sahne olan bir yürütme yapısıydı.

Bunalım 23 Ekim 1923'te açığa çıktı. İcra Vekilleri Heyeti Başkanı Fethi Bey (Okyar), üstlendiği Dahiliye Vekilliği'ni Ferit Bey'e (Tek) bırakmak istedi; Meclis bunu kabul etmeyip Erzincan Milletvekili Sabit Bey'i seçti. TBMM İkinci Başkanlığı için de benzer bir durum yaşandı: Ali Fuat Paşa'nın (Cebesoy) önerdiği Yusuf Kemal Bey yerine Meclis Rauf Bey'i (Orbay) seçti.

Bunun üzerine Meclis Başkanı Mustafa Kemal Paşa, 25 Ekim 1923 akşamı hükûmet üyelerini Çankaya'da topladı. Vekillerin istifa etmesine ve yeni kurulacak heyette görev almamasına karar verildi. 27 Ekim'de istifa Meclis'te okundu. Yeni bir vekiller heyeti kurma girişimleri sonuçsuz kaldı.
Mustafa Kemal, Cumhuriyet'in ilk yıllarında
Mustafa Kemal, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

28 Ekim akşamı: "Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz"

28 Ekim 1923 akşamı Çankaya Köşkü'nde yemek vardı. Masada İsmet Paşa (İnönü), Fethi Bey, Kâzım Paşa (Özalp), Kemalettin Sami Paşa, Halit Paşa, Rize Milletvekili Fuat Bey ve Afyon Milletvekili Ruşen Eşref Bey (Ünaydın) bulunuyordu. Mustafa Kemal Paşa kabine bunalımından çıkış yolunu konuştu ve misafirlerine ertesi gün Cumhuriyet'i ilan edeceklerini söyledi. Yemekten sonra Mustafa Kemal Paşa ile İsmet Paşa birlikte kanun teklifini hazırladılar.

Bu teklif, 1921 tarihli Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nun altı maddesini (1, 2, 4, 10, 11 ve 12. maddeler) değiştiriyordu. Birinci madde şu hâle getiriliyordu:

"Hâkimiyet, bilâkaydü şart Milletindir. İdare usûlü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. Türkiye Devletinin şekl-i Hükûmeti, Cumhuriyettir."

Bugünkü Türkçeyle: "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Yönetim biçimi, halkın kendi geleceğini bizzat ve fiilen yönetmesi ilkesine dayanır. Türkiye Devleti'nin hükûmet biçimi Cumhuriyettir."
Tarih notu
Değişikliğin resmî adı "29 Teşrinievvel 1339 tarih ve 364 sayılı Teşkilât-ı Esasiye Kanununun Bazı Mevaddının Tavzihan Tadiline Dair Kanun"dur. Teşrinievvel Ekim ayı, 1339 ise Rumi takvimde 1923 yılıdır.

29 Ekim sabahı: Halk Fırkası Grubu

29 Ekim 1923 sabahı Halk Fırkası Grubu toplandı ve kabine meselesini görüşmeye başladı. Görüşmeler çıkmaza girince meselenin çözümü için Mustafa Kemal Paşa görevlendirildi. Bir saat süre isteyen Mustafa Kemal Paşa, ardından kürsüye çıkarak yönetim biçimi Cumhuriyet olarak tescil edilirse bu tür bunalımların yaşanmayacağını anlattı ve anayasa değişikliği teklifini sundu. Grup toplantısında teklifin önce bütünü, sonra maddeleri tek tek okunarak kabul edildi.

29 Ekim akşamı: Birinci işlem, anayasa değişikliği

Grup toplantısından sonra Meclis'in genel oturumu açıldı. Meclis başka işlerle uğraşırken teklif Kanun-ı Esasi Encümeni'nde usulünce incelendi ve raporu hazırlandı. Ardından genel kurula gelen teklif, pek çok konuşmacının "Yaşasın Cumhuriyet!" sesleriyle alkışlanan konuşmalarının ardından kabul edildi. Cumhuriyet'in ilanı, işte bu kabulle gerçekleşti. 364 sayılı kanunun kabulü, rejim değişikliğinin hukuki adımıdır.

29 Ekim akşamı: İkinci işlem, Cumhurbaşkanlığı seçimi

Değiştirilen anayasa artık bir Cumhurbaşkanlığı makamı öngörüyordu ve Cumhurbaşkanı'nın TBMM tarafından kendi üyeleri arasından seçileceğini belirtiyordu. Bu nedenle kanunun kabulünün hemen ardından seçime geçildi. Seçimde oy kullanan 158 üyenin tamamı Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal Paşa'ya oy verdi. Böylece Mustafa Kemal Paşa, oybirliğiyle Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı oldu.

158 sayısının kaynağı budur. Bir kişinin seçildiği oylamada kullanılan oyların sayısıdır. Anayasa değişikliğinin kabulüyle aynı şey değildir.
Ek bilgi
Cumhurbaşkanı seçilen Mustafa Kemal Paşa, aynı akşam Başbakanlığa İsmet Paşa'yı getirdi. Böylece meclis hükûmeti dönemi kapandı ve hükûmetin kuruluşunda parlamenter usule geçildi.

Neden herkes oy kullanmadı?

Bir oylamaya katılan üye sayısının Meclis'in toplam üye sayısından az olması, o dönemin parlamentolarında olağan bir durumdu. Ayrıca toplantı, kabine bunalımının çözümü için hızla toplanan bir oturumdu ve gece saatlerine uzamıştı. Katılım sayısının sınırlı kalması, kararın geçerliliğini etkileyen bir durum değildi; Meclis'in çalışma usulünde toplantı yeter sayısı aranıyor, o sağlandığında alınan kararlar bağlayıcı oluyordu.

Cumhuriyet'i ilan eden kanunun gerçek dayanağı ise tek bir akşamdan ibaret değildir. Egemenliğin millete ait olduğu ilkesi 20 Ocak 1921 tarihli Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nda yer alıyordu. 1 Kasım 1922'de saltanat kaldırılmıştı. 13 Ekim 1923'te Ankara başkent olmuştu. 29 Ekim, bu birikimin hükûmet biçimine adının konduğu gündür.
Atatürk, 1930'lar
Atatürk, 1930'larGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Yankılar

Kararın duyulmasıyla Ankara'da kutlamalar başladı; gece boyunca toplar atıldı. Ertesi günlerde ülkenin dört bir yanında Cumhuriyet'in ilanı kutlandı. Mustafa Kemal Paşa, Cumhuriyet'in ilanından kısa süre önce, 22 Eylül 1923'te Avusturya'nın Neue Freie Presse gazetesinin muhabirine verdiği demeçte "cumhuriyet" kelimesini ilk kez açıkça kullanmış, bu demeç İkdam gazetesinde yayımlanınca büyük yankı uyandırmıştı. Yani 29 Ekim, kamuoyunun habersiz olduğu bir gün değildi.

Yanlışın kaynağı: Bir akşamda iki sonuç

Karışıklığın kaynağını anlamak zor değildir. Aynı akşam, aynı salonda, birkaç saat arayla iki tarihî işlem yapılmıştır. Anayasa değişikliği, alkışlar ve "Yaşasın Cumhuriyet!" sesleri arasında kabul edilmiş; bu kabul için tutanaklarda öne çıkan bir sayı yerine coşkulu bir sahne anlatılagelmiştir. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ise net bir sonucu vardır: 158 oy, 158 kabul. Akılda kalan sayı, böylece akşamın tamamına yayılmıştır.

Popüler anlatılarda "Cumhuriyet ilan edildi ve Mustafa Kemal 158 oyla Cumhurbaşkanı seçildi" cümlesi tek nefeste söylenir. Bu cümle doğrudur; ancak kısaltılınca "Cumhuriyet 158 oyla ilan edildi" biçimine dönüşür ve anlam kayar.
Dikkat: yanlış bilinen
Bir sayıyı doğrularken neyi ölçtüğünü sormak gerekir. 158, Cumhuriyet'e verilen bir "evet" sayısı değil, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Mustafa Kemal Paşa'ya verilen oyların sayısıdır.

Sayının ardındaki tablo: Neden önemli?

158 sayısını Cumhuriyet'in ilanına iliştiren anlatı, aslında bir meşruiyet tartışmasını hedefler. Bu tartışmada gözden kaçan nokta, rejim değişikliğinin tek bir gece sürprizi olmamasıdır. 1919'daki Erzurum Kongresi bildirisinin üçüncü maddesi "milli iradeyi hâkim kılmayı" esas almıştı. 1920'de toplanan Meclis kendini olağanüstü yetkilerle donatılmış bir kurul olarak tanımlamıştı. 1921 anayasası egemenliği millete vermişti. 1923 seçimleriyle oluşan İkinci Meclis, bu ilkeleri miras alarak toplanmıştı. 29 Ekim akşamı yapılan şey, bu sürecin son halkasında yönetim biçimine adını vermekti.

Sayının doğru yere konması, tarihin daha az coşkulu değil, daha anlaşılır olmasını sağlar. Anayasa değişikliği bir işlem, Cumhurbaşkanlığı seçimi bir başka işlemdir. Birincisi rejimi belirlemiş, ikincisi o rejimin ilk başını seçmiştir. 158 üyenin tamamının aynı ismi yazması ise o akşamki seçimin, Meclis'te bulunanlar arasında hiçbir ayrılığa yer bırakmadığını gösterir.

Bu tür sayı karışıklıkları yalnızca Türkiye'ye özgü değildir. Pek çok ülkenin kuruluş anlatılarında bir oylamanın sonucu, başka bir oylamanın sonucu gibi aktarılır. Çözümü her yerde aynıdır: hangi oylamanın, hangi metin için, hangi sırayla yapıldığını kayıtlarla izlemek. 29 Ekim 1923 akşamının sırası açıktır: önce 364 sayılı kanun kabul edildi, sonra 158 oyla Cumhurbaşkanı seçildi.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap