Batı Cephesi'nin kuzey kapısı
Kütahya, Osmanlı döneminden beri çinileriyle tanınan, Batı Anadolu'yu İç Anadolu'ya bağlayan yolların üzerinde kurulmuş bir şehirdir. Kurtuluş Savaşı'nda şehir, Eskişehir ile Afyonkarahisar arasında uzanan cephenin tam ortasında kaldı. Temmuz 1921'deki Kütahya-Eskişehir muharebelerinden sonra Yunan ordusunun eline geçen Kütahya, bir yılı aşkın süre işgal altında yaşadı. Büyük Taarruz'un 30 Ağustos 1922'de Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile doruğa ulaştığı gün, Kütahya da kurtuldu.Bu yazı, şehrin işgal yılını, Büyük Taarruz sırasında Kütahya çevresindeki gelişmeleri, kurtuluş gününü ve Kütahya'nın 30 Ağustos zaferiyle kurduğu özel bağı ele alıyor.

Temmuz 1921: kaybedilen şehir
1921 yazında Yunan ordusu Anadolu'da büyük bir taarruz başlattı. Amaç Türk ordusunu Eskişehir ve Kütahya çevresinde kuşatarak imha etmekti. Türk ordusu Kütahya'nın batısında ve kuzeyinde direndi, ancak 17 Temmuz 1921'de şehir Yunan kuvvetlerinin eline geçti. Birkaç gün içinde Eskişehir de düştü. Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa'nın raporları ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın cepheye gelişinin ardından ordunun Sakarya'nın doğusuna çekilmesi kararlaştırıldı. Bu karar, Kütahya'yı bir yıl sürecek bir işgalle baş başa bıraktı.Kütahya-Eskişehir muharebeleri, Kurtuluş Savaşı'nın en ağır yenilgilerinden biri olarak hatırlanır. Ancak ordunun bütünlüğünü koruyarak geri çekilmesi, Sakarya'daki zaferin önünü açtı. Kütahya halkı bu dönemde işgalin ağır koşullarını yaşadı. Şehrin çevresindeki köyler savaşın doğrudan etkisiyle yıprandı.
Tarih notu
17 Temmuz 1921: Kütahya'nın Yunan ordusunun eline geçmesi.
23 Ağustos - 13 Eylül 1921: Sakarya Meydan Muharebesi.
26 Ağustos 1922: Büyük Taarruz'un başlaması.
30 Ağustos 1922: Başkomutanlık Meydan Muharebesi ve Kütahya'nın kurtuluşu.
23 Ağustos - 13 Eylül 1921: Sakarya Meydan Muharebesi.
26 Ağustos 1922: Büyük Taarruz'un başlaması.
30 Ağustos 1922: Başkomutanlık Meydan Muharebesi ve Kütahya'nın kurtuluşu.
Büyük Taarruz ve Kütahya
26 Ağustos 1922'de başlayan Büyük Taarruz'un ana darbesi Afyonkarahisar'ın güneybatısından vuruldu. 27 Ağustos'ta Afyonkarahisar düştü ve Yunan ordusunun ana gövdesi batıya, Dumlupınar yönüne çekilmeye başladı. Türk ordusu bu çekilen kuvvetleri Kütahya'nın güneyindeki Dumlupınar ve Çal köyü çevresinde kuşattı. 30 Ağustos 1922'de bugün Zafertepe olarak bilinen tepenin çevresinde yapılan muharebe, Yunan ordusunun ana kuvvetinin büyük ölçüde imhasıyla sonuçlandı.Zafertepe'nin bulunduğu Dumlupınar bölgesi bugün Kütahya iline bağlıdır. Bu nedenle 30 Ağustos zaferi, Kütahya'nın kendi topraklarında kazanılmış bir zafer olarak da anılır. Aynı gün kuzeyde bulunan Kütahya şehri de Yunan kuvvetlerinden temizlendi. Böylece Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile Kütahya'nın kurtuluşu aynı tarihte birleşti.

Şehre giriş
Yunan ordusunun Dumlupınar'da çökmesi, Kütahya'daki işgal kuvvetlerini de zor durumda bıraktı. Kuşatılma tehlikesiyle karşılaşan birlikler şehri boşaltarak batıya, Uşak ve Simav yönüne çekildi. Türk birlikleri 30 Ağustos'ta şehre girdi. Kütahya halkı, bir yılı aşkın işgalin ardından askerleri coşkuyla karşıladı. Şehrin çevresindeki köylerde ise çekilme sırasında verilen tahribatın izleri uzun süre silinmedi.Kurtuluşun ardından Kütahya, Türk ordusunun batıya doğru ilerleyişinde önemli bir ikmal noktası oldu. Demiryolu bağlantıları onarıldı, yaralılar için hastaneler kuruldu. Ordu birkaç gün içinde Uşak'a, ardından İzmir'e doğru ilerledi. 9 Eylül 1922'de Türk süvarileri İzmir'e girdiğinde Kütahya artık cephenin oldukça gerisinde kalmıştı.
Ek bilgi
Kütahya'nın Dumlupınar ilçesindeki Başkomutan Tarihî Millî Parkı, Zafertepe'deki anıtı, şehitlikleri ve Atatürk Anıtı ile Büyük Taarruz'un hafıza mekânlarından biridir. 30 Ağustos'ta yapılan törenlerin önemli bir bölümü burada düzenlenir.
İşgal yılında şehir
Kütahya'nın işgal altında geçen yılı, Batı Anadolu'nun diğer işgal edilmiş şehirlerinde yaşananlara benzer izler bıraktı. Şehir, Yunan ordusunun cephe gerisi ikmal ve konaklama merkezlerinden biri haline geldi. Askerî ihtiyaçlar için okullar, hanlar ve büyük binalar kullanıldı. Ticaret daraldı, çini atölyelerinin önemli bir bölümü çalışamaz duruma geldi. Şehrin çevresindeki köylerden pek çok aile Türk hatlarının gerisine göç etti. Kalanlar ise cephe hattının yakınında, belirsizlik içinde yaşamak zorunda kaldı.Sakarya zaferinden sonra Kütahya'daki işgal yönetimi, cephenin istikrarlı kalacağı varsayımıyla şehri uzun süreli bir üs olarak düzenlemeye çalıştı. Ancak 1922 yazına gelindiğinde Yunan ordusunun moral ve ikmal sorunları belirginleşmişti. Kütahya'daki birlikler de bu sorunlardan payını alıyordu. Türk tarafında ise Kütahya, kurtarılması gereken şehirler listesinin başında yer alıyordu. Taarruzun planlanmasında Kütahya doğrudan bir hedef olarak seçilmedi, çünkü Yunan ordusunun ana gövdesinin imhası şehrin kendiliğinden kurtuluşunu sağlayacaktı. Gelişmeler bu hesabın doğruluğunu kanıtladı.
Kurtuluştan sonra yeniden kuruluş
Savaşın bitmesiyle Kütahya'da yeniden kuruluş dönemi başladı. Yıkılan binalar onarıldı, göç eden aileler geri döndü, okullar yeniden açıldı. Cumhuriyet'in ilk yıllarında şehir, demiryolu bağlantısı sayesinde Ankara ile Batı Anadolu arasındaki trafiğin önemli duraklarından biri olmayı sürdürdü. Dumlupınar'daki şehitlik ve anıt alanları da bu dönemde düzenlenmeye başlandı ve zaferin yıl dönümlerinde törenler yapıldı.Çini şehrinin hafızası
Kütahya, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra çini sanatının yeniden canlandırıldığı bir merkez oldu. Cumhuriyet döneminde açılan sanat okulları ve atölyeler, şehrin geleneksel zanaatını yaşatmaya katkı sağladı. Kütahya Çini Müzesi'nde bulunan Atatürk portreli çini panolar, şehrin zafere ve Cumhuriyet'in kurucusuna duyduğu bağlılığın sanatsal ifadesi olarak görülebilir. Bu portreler, çini ustalarının Cumhuriyet'in ilk on yıllarında yeni bir konu dağarcığına yöneldiğini de gösterir.
Kurtuluş günü neden 30 Ağustos'la örtüşür?
Kütahya'nın kurtuluşunun 30 Ağustos'a denk gelmesi, şehrin hafızasında zaferle yerel bayramı birleştirir. Türkiye'nin pek çok şehri kurtuluş günlerini kendi takvimlerinde ayrı tarihlerle kutlarken, Kütahya'nın kurtuluşu ulusal Zafer Bayramı ile aynı gündür. Bu durum, savaşın coğrafyasıyla doğrudan ilgilidir. Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin yapıldığı alan Kütahya'nın sınırları içindedir ve Yunan ordusunun ana gövdesinin imha edilmesi, şehrin kendiliğinden kurtuluşunu da beraberinde getirmiştir.Kütahya'nın hikâyesi, Kurtuluş Savaşı'nın acı ve sevinç dönemlerini tek bir şehirde birleştirir. 1921 yazında ordunun geri çekilmek zorunda kaldığı, en karamsar günlerin yaşandığı şehir, bir yıl sonra zaferin kazanıldığı topraklara ev sahipliği yaptı. Bu dönüşüm, Sakarya'dan Büyük Taarruz'a uzanan bir yıllık sürecin ne kadar köklü bir değişim olduğunu gösterir. Kütahya'yı kaybeden ordu ile Kütahya'yı geri alan ordu aynı ordu idi, ama arada yeniden örgütlenme, eğitim ve sabırla geçen bir yıl vardı. Zafertepe'deki anıt, bu sabrın ödülünü simgeler.
Dikkat: yanlış bilinen
Kütahya-Eskişehir muharebeleri (Temmuz 1921) ile 30 Ağustos 1922'deki Başkomutanlık Meydan Muharebesi bazen karıştırılır. İlki Türk ordusunun ağır bir yenilgi alıp Sakarya'nın doğusuna çekildiği muharebelerdir. İkincisi ise Yunan ordusunun ana gövdesinin Kütahya'nın Dumlupınar bölgesinde kuşatılıp imha edildiği zaferdir.