Öğretim birliğinden sonra teşkilat
3 Mart 1924'te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu, ülkedeki bütün okulları Maarif Vekâleti'ne bağlamıştı. Ancak bu birliğin nasıl yönetileceği, öğretmenlerin nasıl atanacağı, okulların hangi derecelere ayrılacağı ve programları kimin yazacağı ayrıca düzenlenmeliydi. Bu düzenlemeyi yapan metin, 22 Mart 1926'da kabul edilen 789 sayılı Maarif Teşkilâtına Dair Kanun oldu. Kanun 3 Nisan 1926'da 338 sayılı Resmî Ceride'de yayımlandı.Bu yazıda kanunun maddelerini ve kurduğu yapıları sırasıyla anlatıyoruz: dil heyeti, Talim ve Terbiye Dairesi, okul türleri, öğretmen maaşları ve zorunlu hizmet ile maarif eminlikleri.

Kanunun hazırlandığı ortam
Kanun kabul edildiğinde Maarif Vekili Mustafa Necati'ydi. Necati 1925'ten 1929'daki ölümüne kadar bu görevde kaldı ve harf inkılâbı da onun vekilliği sırasında gerçekleşti. 789 sayılı kanun, onun döneminde eğitim alanında çıkarılan ilk büyük teşkilat düzenlemesidir.Kanunun son kısmındaki kayıtlara bakılırsa metin Meclis'te uzun bir görüşme sürecinden geçti. Görüşme zabıtları 22. ve 23. ciltlerde, birçok oturuma yayılmış olarak yer alıyor. Kanunun yürütülmesiyle Dahiliye, Maliye ve Maarif vekilleri görevlendirildi.
Birinci madde: Dil Heyeti
Kanunun ilk maddesi doğrudan dil konusunu ele alıyordu: "Türk dili ve buna müteallik bilcümle ilmî meseleler ile iştigal etmek üzere Maarif vekâletinde bir dil heyeti teşkil edilmiştir." Heyetin üyelerinin nasıl atanacağı ve görevlerinin sınırları, İcra Vekilleri Heyeti'nin çıkaracağı bir talimatnameye bırakıldı.Tarih notu
Maarif Vekâleti bünyesinde 1926'da kurulan dil heyeti, harf inkılâbı sürecinde de çalıştı. 1928 yazında yeni Türk alfabesini hazırlayan Dil Encümeni, bu çalışmaların devamı olarak toplandı. Türk Dili Tetkik Cemiyeti ise ayrı bir kuruluş olarak 12 Temmuz 1932'de kuruldu.
İkinci madde: Talim ve Terbiye Dairesi
Kanunun ikinci maddesi, bugün de varlığını sürdüren bir kurumun doğum belgesi sayılır. Madde, "münhasıran talim ve terbiye işlerile iştigal etmek üzere" Maarif Vekâleti içinde bir Talim ve Terbiye Dairesi kurdu. Dairenin başında bir reis, yanında en fazla on uzman bulunacaktı. Reis vekâlet tarafından, üyeler ise reisin teklifi ve vekâletin önerisiyle İcra Vekilleri Heyeti tarafından atanacaktı.Bu daire, okul programlarının ve ders kitaplarının hazırlanmasında ve incelenmesinde merkezî bir rol üstlendi. Bugün Millî Eğitim Bakanlığı'nın Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı olarak bilinen yapı, kökenini bu maddeye dayandırır.

Okulların derecesi ve açılma izni
Üçüncü madde, Maarif Vekâleti'nin ya da başka bir vekâletin açtığı bütün okullarla bütün özel okulların derecelerini belirleme yetkisini Maarif Vekâleti'ne verdi. Başka vekâletlere bağlı orta dereceli okulların programları, ilgili vekâletle Maarif Vekâleti tarafından ortaklaşa yapılacaktı. Yüksek okulların programlarını ise bağlı oldukları vekâlet hazırlayacak, Maarif Vekâleti tescil edecekti.Dördüncü madde kısa ama kesin bir hükümdü: "Türkiyede hiç bir mektep Maarif vekâletinin ruhsat ve muvafakati olmaksızın açılamaz." Böylece Tevhid-i Tedrisat'la kurulan öğretim birliği, okul açma izni üzerinden de güvenceye alındı.
İlk mektepler ve köy okulları
Beşinci madde ilk mektepleri dört türe ayırdı: şehir ve kasaba gündüz, şehir ve kasaba yatılı, köy gündüz ve köy yatılı okulları. Gündüz ilk mektepleri vilâyetlerin idare-i hususiye gelirleriyle açılacaktı. Şehir ve kasaba yatılı okullarını muhtaç ve kimsesiz çocuklar için Maarif Vekâleti açacaktı.Köy yatılı okulları, okulu olmayan köylerin çocukları için düşünülmüştü. Madde ayrıca köy okullarının yöneticilerini ve öğretmenlerini "çocukları köy hayatından ayırmayacak" bir öğretim ve eğitim usulü uygulamakla yükümlü tuttu. Köy okullarında öğrenim süresi en az üç yıl olarak belirlendi.
Altıncı madde, ilk öğrenim çağındaki çocukların meslek okullarına giremeyeceğini, ilk öğrenim çağını geçirmiş ama hiç okula gitmemiş çocukları kabul eden kurumların onlara ilk öğrenimi de vermek zorunda olduğunu hükme bağladı.
Orta öğretim ve öğretmen okulları
Yedinci madde orta öğretim okullarını liseler, orta mektepler, ilk muallim mektepleri ve köy muallim mektepleri olarak sıraladı. Bunların dışında yüksek ve orta muallim mektepleri vardı. Yüksek muallim mektebi lise öğretmenlerini, orta muallim mektebi ise orta okul ve öğretmen okulu öğretmenleri ile ilk öğretim müfettişlerini yetiştirecekti.Ek bilgi
Orta muallim mektebi 1926'da Konya'da açıldı ve kısa süre sonra Ankara'ya taşındı. Bu okul daha sonra Gazi Eğitim Enstitüsü adını aldı. Kanunun yedinci maddesinde tarif edilen görev, bu okulun kuruluş amacıydı.
Öğretmenin maaşı, kirası ve zorunlu hizmeti
Kanunun önemli bir bölümü öğretmenlerin özlük haklarına ayrılmıştı. Sekizinci madde, ilk, orta ve yüksek öğretmen okulu mezunlarının vekâletin göstereceği yerlerde sekiz yıl hizmet etmesini zorunlu tuttu. Bu süre dolmadan kendi isteğiyle meslekten ayrılanlar, öğrenimleri sırasında yapılan masrafları yüzde elli fazlasıyla ve faiziyle geri ödeyecekti.Dokuzuncu madde ilk öğretim öğretmenlerinin maaşının en az on beş lira, öğretmen yardımcılarının maaşının en az sekiz lira olacağını belirledi. Öğretmen maaşlarına her üç yılda bir zam yapılacaktı. On birinci madde ilk öğretim öğretmenlerine ayda beş yüz ile bin kuruş arasında ev kirası verilmesini öngördü. On ikinci maddenin cümlesi ise kısa ve açıktı: "Maarif hizmetinde asıl olan muallimliktir."
On dokuzuncu madde, ilk öğretmen okulları ile köy öğretmen okullarından mezun olanlara bir defaya mahsus seksener lira elbise ve donanım bedeli verilmesini öngördü.

Maarif mıntıkaları ve eminler
Kanunun yirminci maddesi Türkiye'yi eğitim teşkilatı bakımından mıntıkalara ayırdı. Bir ya da birkaç vilâyetten oluşan her mıntıkada bir maarif emini bulunacaktı. Her vilâyette ayrıca bir maarif müdürü ya da memuru olacaktı.Yirmi birinci madde maarif eminlerine geniş yetkiler verdi. Eminler ilk okul öğretmenlerini, müdürleri, başöğretmenleri ve ilk öğretim müfettişlerini atayabilecek, uyarı ve maaş kesme gibi cezalar verebilecek, orta öğretim okullarını denetleyebilecekti. Maarif eminliği, merkezden yönetilen bir eğitim sisteminde bölgesel bir ara kademe kurma denemesiydi. Bu kademe 1931'de kaldırıldı.
Dikkat: yanlış bilinen
789 sayılı kanun, sık sık Talim ve Terbiye Kurulu'nun kuruluşu ile birlikte anılır, ama kanunun kapsamı bundan çok daha geniştir. Yirmi yedi maddelik metin okul türlerinden öğretmen maaşına, okul binası projelerinden emeklilik kesintilerine kadar eğitimin hemen her yönüne dokunur. Yirmi dördüncü madde, resmî okul binalarının, kütüphanelerin ve müzelerin yalnızca Maarif Vekâleti'nin hazırladığı projelere uygun yapılabileceğini hükme bağlamıştı.
789 sayılı kanunun izi: masa başındaki eğitim devrimi
Eğitim devrimi denince akla genellikle Tevhid-i Tedrisat ve harf inkılâbı gelir. 789 sayılı kanun ise bu büyük kararların arasında sessiz kalan bir metindir. Oysa öğretim birliğini kâğıt üstünden okul binasına taşıyan, kimin hangi okulu açabileceğini, programları kimin yazacağını ve öğretmenin ne kadar maaş alacağını belirleyen bu kanundur.Bizce kanunun en dikkat çekici yanı, dil heyetini birinci maddeye, Talim ve Terbiye Dairesi'ni ikinci maddeye koymasıdır. Bu sıralama, yeni eğitim düzeninin önce dil ve program üzerinden düşünüldüğünü gösteriyor. Köy okulları için yazılan "çocukları köy hayatından ayırmayacak" ifadesi de 1930'ların ve 1940'ların köy eğitimi tartışmalarının ilk işaretlerinden biridir.
Öğretmenlere konan sekiz yıllık zorunlu hizmet ve "Maarif hizmetinde asıl olan muallimliktir" cümlesi, devletin öğretmeni bu sistemin merkezine koyduğunu açıkça anlatıyor. Talim ve Terbiye'nin bugün hâlâ çalışıyor olması, 1926'da kurulan yapının ne kadar kalıcı olduğunu kanıtlıyor.