İçeriğe geç
Giriş yap
0

3530 sayılı Beden Terbiyesi Kanunu (29 Haziran 1938): Gençlere spor mükellefiyeti

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1

Sporu devletin işi yapan kanun

29 Haziran 1938'de Türkiye Büyük Millet Meclisi 3530 sayılı Beden Terbiyesi Kanunu'nu kabul etti. Kanun 16 Temmuz 1938'de Resmî Gazete'de yayımlandı. Bu metinle Türkiye'de spor ilk kez bütünüyle devletin örgütlediği bir alan hâline geldi. Başbakanlığa bağlı, tüzel kişiliği olan bir Beden Terbiyesi Genel Direktörlüğü kuruldu.

Kanunun en çok dikkat çeken hükmü dördüncü maddesiydi. Gençlerin kulüplere girmesi ve boş zamanlarında beden terbiyesine devam etmesi zorunlu tutuldu. Hangi yaştaki yurttaşların, ne kadar süreyle ve hangi mevsimlerde bu mükellefiyete tabi olacağını Bakanlar Kurulu belirleyecekti. Bu yazıda kanunun getirdiği örgütü, mükellefiyet düzenini ve parasal kaynakları anlatıyoruz.
Ankara 19 Mayıs Stadyumu'nun inşaatı
Ankara 19 Mayıs Stadyumu'nun inşaatıGörsel: Wikimedia Commons, No restrictions, yazar: SALTOnline. Dosya sayfası

Kanundan önce spor örgütü

Cumhuriyet'in ilk yıllarında spor, kulüplerin bir araya geldiği Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı tarafından yönetiliyordu. Bu yapı 1936'da dağıtıldı ve görevleri Cumhuriyet Halk Partisi'ne bağlı Türk Spor Kurumu'na geçti. Kurum, kulüplerin kendi gönüllü yapısına dayanıyordu ve kaynakları sınırlıydı.

1930'larda Avrupa'nın birçok ülkesinde beden eğitimi, devletin gençliği yetiştirme politikalarının parçası olmuştu. Türkiye'de de sporun sağlık, askerlik ve millî birlik açısından önemi sık sık dile getiriliyordu. 3530 sayılı kanun, bu tartışmaların sonunda ortaya çıktı.
Tarih notu
1936: Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı'nın feshi, görevlerin Türk Spor Kurumu'na geçmesi. 29 Haziran 1938: 3530 sayılı kanunun kabulü. 16 Temmuz 1938: Resmî Gazete'de yayımı. 11 Ekim 1938: Cemil Taner'in genel direktörlüğe atanması. 1982: Kurumun Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü adını alması.

Ankara'da bir genel direktörlük

Kanunun birinci maddesi kurumun amacını açık biçimde yazıyordu: yurttaşın fiziksel ve manevi yeteneklerinin millî ve inkılapçı amaçlara uygun gelişmesini sağlayan oyun, jimnastik ve spor faaliyetlerini yönetmek. Genel direktörlüğün merkezi Ankara'ydı ve katma bütçeyle yönetilecekti. Uluslararası spor ilişkilerinde muhatap olan resmî kuruluş da bu genel direktörlüktü.

Merkez örgütü bir genel direktör ve genel sekreterden, federasyon heyetlerinden, teftiş, hesap, sağlık ve saha ve tesisler dairelerinden oluşuyordu. Yayın ve propaganda, yazışma ve arşiv, sicil ve lisans, müze ve kütüphane şubeleri de kuruldu. Genel direktörü Başbakan seçecek, Cumhurbaşkanı onaylayacaktı. Genel sekreter, daire başkanları ve federasyon başkanları genel direktörün önerisiyle Başbakan tarafından atanacaktı.

Kanun, spor dallarının teknik ve idari bakımdan federasyonlara bağlanmasını öngördü. Federasyonların sayısını da Başbakan belirleyecekti. Böylece bugün de süren federasyon yapısının ilk çerçevesi çizildi.
19 Mayıs Stadyumu inşaatından bir görünüm
19 Mayıs Stadyumu inşaatından bir görünümGörsel: Wikimedia Commons, No restrictions, yazar: SALTOnline. Dosya sayfası

Danışma kurulları ve valiler

Genel direktörün başkanlığında bir merkez danışma kurulu oluşturuldu. Kurulda sporda tanınmış beş kişi ile Kültür, Millî Savunma, İçişleri ve Sağlık bakanlıklarının temsilcileri yer alıyordu. Kurul yıllık bütçeyi inceleyecek, çalışma programını onaylayacak, yönetmelikleri hazırlayacaktı.

Taşra örgütü idari yapıya yaslandı. Her il bir beden terbiyesi bölgesi sayıldı ve valiler bölge başkanı oldu. İlçelerde kaymakamlar, bucaklarda bucak müdürleri, belediyesi olan köylerde belediye başkanları, öteki köylerde muhtarlar bu işlerden sorumlu tutuldu. İl, ilçe ve bucak düzeyinde danışma kurulları kuruldu. Köylerde bu görev ihtiyar heyetine verildi.
Ek bilgi
Kulüp kurma kuralı sayılara bağlandı. Okul ve kışla dışında, mükellefiyet çağında elli veya daha fazla yurttaşın bulunduğu köy, kasaba ve şehirlerde kulüp, ellinin altındaki yerlerde spor grupları kurulacaktı. Halkevleri de genel direktörlükle ortak programlar düzenleyerek jimnastik, eskrim, güreş, yürüyüş ve millî oyunlar gibi faaliyetler yaptırabilecekti.

Paranın kaynağı ve büyük işyerleri

Kanun yeni örgütün gelirlerini de ayrıntılı biçimde saydı. Genel bütçeden ayrılacak ödenek ilk kalemdi. İl özel idareleri bir önceki yılın nakdî tahsilatının yüzde ikisini, geliri elli bin lirayı aşan belediyeler ise tahsilatlarının yüzde dördünü beden terbiyesine ayıracaktı. Maç ve gösterilerin gelirleri ile bağışlar da bu kaynaklara eklendi.

İl ve belediyelerden gelen paranın yüzde sekseni yalnızca o yerin spor alanlarına ve tesislerine harcanacaktı. Kalan yüzde yirmi, yerel faaliyetlere ve malzemeye ayrılacaktı. Bir belediye bu payı bütçesine koymazsa, bütçeyi onaylayan makam onu kendiliğinden ekleyebilecekti.

Kanunun yirmi birinci maddesi işyerlerini de kapsadı. Memur ve işçi sayısı beş yüzü aşan kurumlar, fabrikalar ve ticaret evleri, Bakanlar Kurulu kararıyla jimnastik salonu, spor alanı ve yüzme havuzu gibi tesisler yapmak ve uzman öğretmen ya da antrenör çalıştırmakla yükümlü tutulabilecekti.
Dikkat: yanlış bilinen
Kanun Atatürk'ün son aylarında, hastalığının ağırlaştığı dönemde kabul edildi. Genel direktörlüğe ilk atama 11 Ekim 1938'de yapıldı ve görev Cemil Taner'e verildi. Kurumun uygulamaları, mükellefiyetin kapsamı ve yaş sınırları sonraki yıllarda çıkarılan yönetmeliklerle belirlendi.

Kurumun sonraki hayatı

1938'de kurulan Beden Terbiyesi Genel Direktörlüğü, adını ve bağlı olduğu bakanlığı birkaç kez değiştirerek varlığını sürdürdü. 1982'de Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü adını aldı. 2011'de Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlandı ve Spor Genel Müdürlüğü oldu. 2018'deki düzenlemeyle Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü adını aldı. 81 ildeki il müdürlükleri, 1938 kanunundaki "her il bir bölge" anlayışının bugünkü karşılığı sayılabilir.
Atatürk, Etimesgut Türkkuşu tesislerinin açılışında, 3 Mayıs 1935
Atatürk, Etimesgut Türkkuşu tesislerinin açılışında, 3 Mayıs 1935Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Mecburiyetle başlayan spor geleneği

3530 sayılı kanun bugünden okunduğunda en çok "mecburidir" sözcüğüyle şaşırtıyor. Gençlerin kulübe yazılmasını ve boş zamanlarında spor yapmasını zorunlu tutan bir metin, gönüllülüğe dayalı spor anlayışına alışmış okura uzak gelebilir. Ama kanunu dönemin içinden okumak gerekiyor. 1930'ların Türkiye'sinde köylerin çoğunda spor alanı, kasabaların çoğunda jimnastik salonu yoktu. Kulüpler büyük şehirlerde toplanmıştı ve gönüllü yapıların gücü sınırlıydı. Kanun, sporu bu dar çevreden çıkarıp valilerden muhtarlara kadar bütün idari zincirin sorumluluğuna yükledi.

Metnin asıl kalıcı yanı, para ve tesis konusunda getirdiği hükümler oldu. Belediyelerin ve il özel idarelerinin gelirlerinden pay ayrılması, bu payın büyük bölümünün tesislere harcanması ve büyük işyerlerine salon ve havuz yükümlülüğü getirilmesi, sporun altyapısını ilk kez sistemli biçimde ele aldı. Federasyon yapısı, danışma kurulları ve merkezî lisans sistemi de bugünkü spor yönetiminin çatısını kurdu.

Mükellefiyet hükmü zamanla etkisini yitirdi, ama kurduğu örgüt yaşadı. Bir kanunun bazen en tartışmalı maddesiyle değil, sessizce kurduğu yapıyla hatırlanması gerektiğini gösteren iyi bir örnek bu.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap