Selanik'ten gelen bir silah arkadaşı
Fuat Bulca, Mustafa Kemal ile aynı şehirde doğmuş, aynı yıllarda Harp Okulu'nda okumuş ve Trablusgarp çöllerinde birlikte savaşmış subaylardan biriydi. Birinci Dünya Savaşı'nda tabur ve tümen komutanlığı yaptı, Milli Mücadele'nin ardından Ankara Komutanı oldu. Askerlikten ayrıldıktan sonra Tayyare Cemiyeti'nin başına geçti ve uzun yıllar milletvekili olarak Meclis'te bulundu. Hayatı, Atatürk'ün en eski arkadaşlarının Cumhuriyet'e nasıl hizmet ettiğinin örneklerinden biri.
Selanik ve Harp Okulu
Ahmet Fuat Bey 1881'de Selanik'te doğdu. Harp Okulu'nu bitirdikten sonra Rumeli'deki birliklerde görev yaptı. 3. Tabur 1. Bölük komutanlığından sonra 3. Ordu Küçük Zabit Okulu'nda öğretmenlik yaptı, ardından Selanik Küçük Zabit Okulu'nda bölük komutanı oldu. Küçük zabit okulları, orduya eğitimli astsubaylar yetiştirmek için kurulmuştu. Bu görev, genç bir subayın hem öğretmen hem de komutan olarak yetişmesini sağlıyordu.Selanik, bu yıllarda İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin merkeziydi. Şehirdeki genç subaylar, Meşrutiyet'in ilanına giden süreci yakından yaşadı. Fuat Bey'in Mustafa Kemal ile yakınlığı da bu yıllarda, aynı şehrin aynı askerî çevresinde pekişti.
Tarih notu
1881: Selanik'te doğar
1911-1912: Trablusgarp'ta Derne Şark Kolu komutanı
1912 sonrası: Beylerbeyi Sarayı muhafız bölüğü komutanı
1914-1918: Tabur ve tümen komutanlıkları
Milli Mücadele sonrası: Ankara Komutanı
1923-1935: Rize milletvekili
4 Temmuz 1927: Askerlikten emekli olur
1935-1939: Çoruh milletvekili
14 Eylül 1962: İstanbul'da trafik kazasında hayatını kaybeder
1988: Naaşı Ankara Devlet Mezarlığı'na nakledilir
1911-1912: Trablusgarp'ta Derne Şark Kolu komutanı
1912 sonrası: Beylerbeyi Sarayı muhafız bölüğü komutanı
1914-1918: Tabur ve tümen komutanlıkları
Milli Mücadele sonrası: Ankara Komutanı
1923-1935: Rize milletvekili
4 Temmuz 1927: Askerlikten emekli olur
1935-1939: Çoruh milletvekili
14 Eylül 1962: İstanbul'da trafik kazasında hayatını kaybeder
1988: Naaşı Ankara Devlet Mezarlığı'na nakledilir
Derne'de
1911'de İtalya'nın Trablusgarp'a saldırması üzerine, aralarında Mustafa Kemal'in, Enver Bey'in ve Fuat Bey'in de bulunduğu bir grup genç subay gizlice Libya'ya geçti. Osmanlı Devleti, İngiltere'nin denetimindeki Mısır üzerinden ve denizden asker gönderemiyordu. Bu nedenle subaylar çoğu zaman kılık değiştirerek, farklı yollardan cepheye ulaştı. Orada yerel Arap kabileleriyle birlikte İtalyan kuvvetlerine karşı direniş örgütlediler.Fuat Bey, Derne çevresinde Şark Kolu komutanlığı yaptı. Mustafa Kemal de Derne'de görev yapıyordu. Kıyıdaki İtalyan kuvvetleri, karadaki direnişi kıramadı. Ancak Balkan Savaşı'nın başlaması üzerine Osmanlı Devleti, Ekim 1912'de Uşi Antlaşması'nı imzalayarak Trablusgarp'tan çekildi. Subaylar da Balkan cephesine dönmek zorunda kaldı.

Ek bilgi
Fuat Bey, Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası sahibiydi. Kırmızı şerit, madalyanın cephede savaşanlara verilen türünü gösterir. Meclis üyelerine verilen türünde ise yeşil şerit bulunur. Bu ayrım, madalya sahibinin Milli Mücadele'deki yerini doğrudan anlatır.
Beylerbeyi'nden cephelere
Trablusgarp'tan döndükten sonra Trabzon'da bir redif taburunun komutanlığını yaptı. Ardından Beylerbeyi Sarayı'ndaki muhafız bölüğünün komutanlığına atandı. Bu saray, o yıllarda tahttan indirilmiş II. Abdülhamid'in yaşadığı yerdi.Birinci Dünya Savaşı'nda 15. Alay'ın ve 24. Alay'ın 3. taburlarında, 1. Tümen'in bir piyade taburunda komutanlık yaptı. Savaşın ilerleyen yıllarında 24. ve 11. tümenlerin komutanlığına yükseldi. Bu görevler, onu dört yıl boyunca ordunun en ağır yükünü taşıyan kademelerde tuttu.
Bir kuşağın savaş yılları
Fuat Bey'in kuşağı, 1911'den 1922'ye kadar neredeyse hiç ara vermeden savaştı. Trablusgarp'ı Balkan Savaşları, onları Birinci Dünya Savaşı, onu da Milli Mücadele izledi. On bir yıl boyunca bu subaylar Libya çöllerinden Trakya'ya, Kafkasya'dan Filistin'e uzanan cephelerde görev yaptı. Fuat Bey'in tabur komutanlığından tümen komutanlığına uzanan yolu da bu kesintisiz savaşlar içinde geçti. Cumhuriyet'in ilk kadrosunun bu kadar tecrübeli olmasının nedeni, bu uzun ve ağır savaş yıllarıydı.Ankara Komutanı
Milli Mücadele'nin ardından Fuat Bey, yeni başkent Ankara'nın komutanlığına getirildi. Ankara, bir kasabadan başkente dönüşürken şehrin askerî düzeni, Meclis'in ve hükümetin güvenliği bu komutanlığın sorumluluğundaydı. 13 Ekim 1923'te Ankara'nın başkent ilan edilmesinden sonra şehre yeni bakanlıklar, elçilikler ve memurlar gelmeye başladı. Bu dönüşümün askerî yüzünü yönetmek, Fuat Bey'e düştü.1923'te Rize milletvekili seçildi. O dönemde subayların milletvekilliği ile askerlik görevini birlikte yürütebildiği bir düzen vardı. Ancak 1924'ten sonra ordunun siyasetten ayrılması yönünde adımlar atıldı. Fuat Bey, 4 Temmuz 1927'de askerlikten emekli olarak bütünüyle siyasete geçti.
Tayyare Cemiyeti'nin başında
Askerlikten ayrıldıktan sonra Türk Tayyare Cemiyeti'nin başkanlığını yaptı. 16 Şubat 1925'te kurulan cemiyet, Türkiye'nin hava gücünü halkın bağışlarıyla güçlendirmeyi amaçlıyordu. Ülkenin her yerinde şubeler açıldı, kurban derileri ve bağışlar toplandı, uçaklar satın alındı. Atatürk'ün "İstikbal göklerdedir" anlayışı, bu cemiyetin çalışmalarıyla geniş halk kesimlerine ulaştı. Cemiyet, sonraki yıllarda Türk Hava Kurumu adını aldı.
Dikkat: yanlış bilinen
Fuat Bulca, Milli Mücadele'nin komutanlarından Ali Fuat Paşa (Cebesoy) ile karıştırılmamalıdır. İkisi de Atatürk'ün yakın arkadaşıdır, ikisinin de adında "Fuat" vardır; ama Ali Fuat Paşa Batı Cephesi komutanı ve Moskova büyükelçisiydi, Fuat Bulca ise Ankara Komutanı ve Tayyare Cemiyeti başkanıydı.
Meclis yılları ve son
Fuat Bey, 1923-1935 arasında üç dönem Rize, 1935-1939 arasında Çoruh milletvekili olarak Meclis'te bulundu. İkinci dönemde Meclis Başkanlık Divanı'nda idare amirliği yaptı. Soyadı Kanunu'ndan sonra Bulca soyadını aldı. Evli ve iki çocuk babasıydı.14 Eylül 1962'de İstanbul'da bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Naaşı, 1988'de Ankara'daki Devlet Mezarlığı'na nakledildi. Burada, birlikte savaştığı pek çok silah arkadaşıyla aynı toprakta yatıyor.