Prut Seferi, 1711 yazında Osmanlı ordusunun Sadrazam Baltacı Mehmed Paşa komutasında Rus çarı I. Petro'ya karşı yürüttüğü ve Rus ordusunun Prut nehri kıyısında kuşatılmasıyla sonuçlanan seferdir. Temmuz 1711'de birkaç gün süren çatışmaların ardından kuşatma altındaki Petro barış istedi ve 21 Temmuz 1711'de imzalanan Prut Antlaşması ile Azak kalesi yeniden Osmanlı'ya bırakıldı. Bu sefer, XVIII. yüzyılda Osmanlı'nın Rusya'ya karşı kazandığı en önemli başarılardan biri olarak kabul edilir. Prut seferini konu alan Rus ressam Ivanov'un tablosuGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Mikhail Ivanov. Dosya sayfası
Poltava'dan Bender'e
1709'da Poltava'da Petro'ya yenilen İsveç kralı XII. Karl, yanındaki birkaç yüz askerle Osmanlı topraklarına sığındı ve Bender'de konuk edildi. XII. Karl, Osmanlı Devleti'ni Rusya'ya karşı savaşa ikna etmek için yoğun çaba gösterdi. Kırım hanı Devlet Giray de, 1700İstanbul Antlaşması'ndan beri Rusya'nın artan gücünden kaygılıydı ve savaştan yanaydı. Petro'nun XII. Karl'ın teslim edilmesini istemesi ve sınır bölgelerindeki gerginlikler, İstanbul'daki savaş taraftarlarını güçlendirdi. Osmanlı Devleti, Kasım 1710'da Rusya'ya savaş ilan etti.
Çarın Balkan hayali
Petro, savaşı Osmanlı topraklarına taşımaya karar verdi. Boğdan voyvodası Dimitrie Cantemir ile gizli bir anlaşma yaptı; Cantemir, Rus ordusuna katılmayı ve erzak sağlamayı vaat etti. Petro, Balkanlardaki Hristiyan halkın da kendisine katılacağını umuyordu. 1711 baharında Rus ordusu, Boğdan'a girdi. Ancak beklenen destek gerçekleşmedi; Eflak voyvodası Brâncoveanu tarafsız kaldı, erzak sıkıntısı ve sıcak hava Rus ordusunu zayıflattı. 1711 Prut seferinin harekâtını gösteren haritaGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: derivative work by Iaaasi. Dosya sayfası
Prut kıyısında kuşatma
Baltacı Mehmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Kırım hanının kuvvetleriyle birlikte Tuna'yı geçerek Prut nehrine ulaştı. Temmuz 1711'de Osmanlı ve Kırım kuvvetleri, Prut nehri kıyısında Stănilești yakınlarında Rus ordusunu kuşattı. Rus ordusu, nehre dayanarak bir savunma hattı kurdu. Yeniçerilerin saldırıları ağır kayıplarla püskürtüldü, ancak Rus ordusu tamamen çembere alınmıştı ve erzakı tükenmek üzereydi. Bu durumda Petro, barış istemek zorunda kaldı.
Prut Antlaşması
21 Temmuz 1711'de imzalanan antlaşmanın başlıca maddeleri şunlardı:
Rusya, Kırım hanlarının ve Kazakların işlerine karışmayacaktı.
İsveç kralı XII. Karl'ın ülkesine güvenle dönmesine izin verilecekti.
Rusya'nın İstanbul'daki daimî elçilik hakkı kaldırıldı.
Dikkat: yanlış bilinen
Takvim ve rivayet: Antlaşmanın tarihi, Rus kaynaklarında Jülyen takvimine göre 12 Temmuz olarak verilir; Gregoryen takvimde bu, 23 Temmuz'a karşılık gelir. Türkçe kaynaklarda ise genellikle 21 Temmuz tarihi geçer. Ayrıca, çarın eşi Katerina'nın mücevherlerini Baltacı Mehmed Paşa'ya rüşvet olarak verdiği hikâyesi yaygın olarak anlatılır. Ancak bu hikâye, sonraki dönemlerde ortaya çıkmış ve belgelerle kanıtlanamamış bir rivayettir; tarihçilerin çoğu onu ihtiyatla karşılar.
Baltacı Mehmed Paşa'nın kararı
Baltacı Mehmed Paşa'nın kuşatma altındaki Rus ordusunu yok etmek yerine barış yapması, çağdaşları tarafından eleştirildi. XII. Karl ve Kırım hanı, çarın esir alınabileceğini düşünüyordu. Ancak Baltacı'nın kararının arkasında bazı somut nedenler vardı: yeniçeriler, ağır kayıplardan sonra yeni bir saldırıya isteksizdi; Rus ordusu hâlâ güçlü bir savunma yapabiliyordu ve Azak'ın geri alınması, savaşın asıl hedefine ulaşıldığı anlamına geliyordu. Baltacı Mehmed Paşa, antlaşmadan kısa bir süre sonra görevden alınarak sürgüne gönderildi.
Ek bilgi
Kuşatmanın yeri: Rus ordusunun kuşatıldığı yer, bugünkü Romanya ile Moldova sınırını oluşturan Prut nehrinin batı kıyısında, Romanya'daki Stănilești köyü yakınlarındadır. Rus kaynaklarında bu çatışma "Prut seferi" ya da "Prut harekâtı" olarak anılır ve Petro'nun hayatındaki en ağır askerî sıkıntılardan biri olarak kabul edilir. Petro, bu seferden sonra Karadeniz yerine Baltık'a yönelmeyi tercih etti ve dikkatini İsveç'e karşı savaşa ve yeni başkenti Sankt Peterburg'un inşasına verdi.
Bender'deki misafirin sonu
Prut Antlaşması, XII. Karl'ın güvenle ülkesine dönmesini öngörüyordu; ancak İsveç kralı, Bender'den ayrılmayı reddetti. Kral, Osmanlı Devleti'ni Rusya'ya karşı yeniden savaşa sokmak için çabalarını sürdürdü ve bu çabalar, 1711–1713 arasında iki devlet arasındaki ilişkilerin birkaç kez yeniden gerginleşmesine yol açtı. Sonunda Osmanlı yönetimi, kralın Bender'den ayrılması için baskı yaptı; kral bunu reddedince Şubat 1713'te Bender'deki karargâhı kuşatıldı ve kısa bir çatışmanın ardından kral gözaltına alındı. Bu olay, İsveç tarihine "Kalabalık" adıyla geçti. XII. Karl, 1714'te Osmanlı topraklarından ayrılarak ülkesine döndü. Onun uzun misafirliği, İsveç ile Osmanlı arasındaki ilişkilerin de başlangıç noktasıdır; İsveç kralının Bender'de biriktirdiği borçlar ve getirttiği Osmanlı eşyaları, bugün Stockholm'deki koleksiyonlarda görülebilir.
Cantemir'in kaderi
Seferin en ilginç kişilerinden biri, Boğdan voyvodası Dimitrie Cantemir'dir. Gençliğini İstanbul'da rehine olarak geçiren Cantemir, Osmanlı kültürünü ve musikisini çok iyi biliyordu; Türk musikisi için kendi adıyla anılan bir nota sistemi geliştirmişti. Prut'tan sonra Rusya'ya kaçtı ve hayatının geri kalanını orada geçirdi. Rusya'da Osmanlı tarihine dair önemli bir eser yazdı; bu eser, Avrupa'da uzun süre Osmanlı tarihine dair önemli başvuru kaynaklarından biri oldu. 1711 Prut muharebesini gösteren XVIII. yüzyıl gravürüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: William Hogarth (1697-1764). Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 8 Temmuz 1709: Poltava Muharebesi; XII. Karl Osmanlı topraklarına sığınır. Kasım 1710: Osmanlı DevletiRusya'ya savaş ilan eder. Haziran 1711: Rus ordusu Boğdan'a girer. Temmuz 1711: Rus ordusu Prut kıyısında kuşatılır. 21 Temmuz 1711: Prut Antlaşması imzalanır. 1713: Edirne Antlaşması ile barış kesinleşir.
Arşivlerdeki izler
Prut Seferi'ne dair belgeler, birçok ülkenin arşivinde dağınık hâlde bulunur. Moskova'daki Rusya Devlet Eski Belgeler Arşivi'nde Petro'nun yazışmaları, antlaşmanın Rusça metni ve sefere dair raporlar korunur. Stockholm'deki İsveç Ulusal Arşivi'nde ise XII. Karl'ın Bender'deki yıllarına ait belgeler yer alır. İstanbul'daki Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi'nde seferin hazırlıklarına, ordunun erzak ve mühimmat ihtiyaçlarına dair defterler ve hükümler bulunur. Bu belgeler bir arada okunduğunda, Prut'un yalnızca iki ordunun karşılaşması değil, İsveç, Rusya, Kırım ve Osmanlı'nın çıkarlarının kesiştiği bir uluslararası kriz olduğu görülür.
Kaçırılan fırsat mı, akıllıca bir barış mı?
Prut, Türk tarih yazımında uzun süre "kaçırılan fırsat" olarak anlatıldı: çarın esir alınabileceği, Rusya'nın gücünün kırılabileceği düşünüldü. Ancak bu değerlendirme, sonraki yüzyılda Rusya'nın büyüyen gücü göz önüne alınarak yapılmış bir geriye dönük yorumdur. 1711'in koşullarında Baltacı Mehmed Paşa, savaşın asıl hedefini kayıpsız bir şekilde gerçekleştirmişti. Bize göre Prut'un dersi, bir zaferin değerinin, onu izleyen yıllarda o kazanımın korunabilmesine bağlı olduğudur. Azak, 1739'a kadar Osmanlı'da kaldı; ama Rusya'nın Karadeniz'e uzanan yolu kapanmadı.