İçeriğe geç
Giriş yap
0

İstanbul Antlaşması (1700): Azak'ın Rusya'ya geçişi ve Kırım vergisinin sonu

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
İstanbul Antlaşması, Temmuz 1700'de İstanbul'da Osmanlı Devleti ile Rusya Çarlığı arasında imzalanan ve iki devlet arasındaki 1686'dan beri süren savaşı sona erdiren barış antlaşmasıdır. Antlaşma, Gregoryen takvime göre 13 Temmuz 1700'de imzalandı; Türkçe kaynaklarda 14 Temmuz tarihi de geçer. Karlofça'da diğer müttefikler barış yaparken Rusya yalnızca iki yıllık bir ateşkes imzalamıştı; bu antlaşma, Kutsal İttifak savaşının son halkası oldu. Antlaşmayla Azak kalesi ve çevresi Rusya'ya bırakıldı, Rusya'nın Kırım hanlarına ödediği yıllık vergi kaldırıldı ve Rusya'ya İstanbul'da daimî bir elçi bulundurma hakkı tanındı. Rusya'nın Karadeniz'e uzanan yolculuğunun ilk resmî kazancı bu antlaşmayla tescil edildi.
Rus çarı I. Petro'nun portresi
Rus çarı I. Petro'nun portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: After Jean-Marc Nattier. Dosya sayfası

Petro'nun Azak seferleri

Rusya, 1686'da Lehistan ile "Ebedî Barış"ı imzalayarak Kutsal İttifak'a katılmıştı. 1687 ve 1689'da Kırım'a yapılan iki büyük sefer, bozkırın zorlu şartları ve Kırım kuvvetlerinin direnişi nedeniyle başarısız oldu. Genç çar I. Petro, yönetimi eline aldıktan sonra hedefini değiştirdi: Kırım yerine Don nehrinin ağzındaki Osmanlı kalesi Azak'ı hedef aldı. 1695'teki ilk kuşatma, Rus kuvvetlerinin kaleyi denizden kuşatacak bir donanması olmadığı için başarısız oldu.

Petro bu yenilgiden ders aldı. 1695–1696 kışında Voronej'de büyük bir hızla nehir gemileri ve kadırgalar inşa ettirdi. 1696 baharında bu yeni filo Don nehrinden inerek Azak'ı denizden kuşattı; böylece kaleye Osmanlı yardımı ulaşamaz oldu. Ağustos 1696'da Azak teslim oldu. Petro, kalenin yakınında Taganrog'da bir liman ve donanma üssü kurmaya başladı. Bu, Rusya'nın tarihindeki ilk deniz kuvvetinin doğuşu sayılır.

Gemiyle gelen elçi

Karlofça'da Rusya'nın temsilcisi, Osmanlı ile ancak geçici bir ateşkes imzalayabilmişti. Barış görüşmeleri için Petro, deneyimli diplomat Yemelyan Ukraintsev'i İstanbul'a gönderdi. Ukraintsev'in elçiliği, Rusya'nın yeni gücünü göstermek için özenle planlanmıştı: elçi, karadan değil, Azak'ta yapılan bir Rus savaş gemisiyle Karadeniz'i geçerek 1699 yazının sonunda İstanbul'a geldi. Bir Rus savaş gemisinin Boğaz'da demirlemesi, İstanbul'da büyük bir şaşkınlık ve kaygı yarattı; çünkü Karadeniz, yüzyıllardır neredeyse bir Osmanlı iç denizi sayılıyordu.
1696'da Azak kalesinin Rus kuvvetlerince alınışını gösteren XVII. yüzyıl sonu gravürü
1696'da Azak kalesinin Rus kuvvetlerince alınışını gösteren XVII. yüzyıl sonu gravürüGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Монталегре. Dosya sayfası
Ek bilgi
Karadeniz meselesi: Görüşmelerin en çetin konusu, Rus gemilerinin Karadeniz'de serbestçe dolaşıp dolaşamayacağıydı. Osmanlı heyeti, Karadeniz'in yabancı gemilere kapalı olduğunu ve bu denizin korunan bir iç deniz olduğunu ileri sürerek bu talebi kesin bir dille reddetti. Antlaşmada Rusya'ya Karadeniz'de ticaret ya da seyir hakkı verilmedi. Bu mesele, XVIII. yüzyıl boyunca iki devlet arasındaki en önemli çekişme konularından biri olarak kaldı ve ancak 1774'te Küçük Kaynarca Antlaşması'yla Rusya'nın lehine çözüldü.

Antlaşmanın maddeleri

Yaklaşık bir yıl süren görüşmeler sonunda imzalanan antlaşmanın başlıca maddeleri şunlardı:
  • Azak kalesi ve çevresindeki yeni kurulan Rus kaleleri Rusya'ya bırakıldı.
  • Rusya'nın Dinyeper nehri boyunca ele geçirdiği bazı Osmanlı kaleleri yıkılarak bölge Osmanlı'ya geri verildi.
  • Rusya'nın Kırım hanlarına ödemekte olduğu yıllık vergi kaldırıldı.
  • Rusya'ya, diğer Avrupa devletleri gibi İstanbul'da daimî bir elçi bulundurma hakkı tanındı.
  • Rus hacılarının Kudüs'teki kutsal yerleri ziyaret etmeleri güvence altına alındı.
  • Barış otuz yıl geçerli olacaktı.

Kırım için anlamı

Antlaşmanın Kırım Hanlığı için önemli sonuçları oldu. Yüzyıllardır Rusya'dan aldığı yıllık ödeme, Kırım hanları için hem bir gelir kaynağı hem de bir prestij meselesiydi. Bu ödemenin kaldırılması, Kırım'ın Rusya karşısındaki konumunu zayıflattı. Ayrıca Azak'ın kaybı, Kırım'ın doğu kanadını açık bıraktı. Kırım hanları, bu antlaşmadan memnun kalmadılar ve sonraki yıllarda İstanbul'u Rusya'ya karşı yeni bir savaşa ikna etmek için çaba gösterdiler. Bu çabalar, 1711 Prut seferinin arka planında önemli bir rol oynadı.
Dikkat: yanlış bilinen
Takvim farkı: Rus kaynaklarında antlaşmanın tarihi 3 Temmuz 1700 olarak geçer. Bu, Rusya'nın o dönemde kullandığı Jülyen takvimine göre verilen tarihtir ve Gregoryen takvimdeki 13 Temmuz'a karşılık gelir. Bazı Türkçe kaynaklarda geçen 14 Temmuz tarihi ise, antlaşmanın onay ve teati işlemlerine ya da hicri tarihin farklı çevrilmesine bağlanabilir. Bu tür farklar, farklı takvimlerin kullanıldığı dönemlere ait belgelerle çalışırken sık karşılaşılan bir durumdur.

Kutsal İttifak cephesinde son halka

1683 Viyana bozgunundan sonra Osmanlı Devleti on altı yıl boyunca dört ayrı cephede savaşmak zorunda kalmıştı: Macaristan'da Habsburglara, Dalmaçya ve Mora'da Venedik'e, Podolya'da Lehistan'a ve kuzeyde Rusya'ya karşı. Karlofça, bunlardan üçünü kapattı; Rusya cephesi ise açık kaldı. İstanbul'daki devlet adamları için öncelik, uzun savaşın yorduğu hazineye ve orduya nefes aldırmaktı. Bu nedenle Azak'ın bırakılması, ağır ama katlanılabilir bir bedel olarak görüldü. Öte yandan Petro'nun da acelesi vardı: Baltık kıyılarına ulaşmak için İsveç'e karşı yeni bir savaşa hazırlanıyordu ve güney sınırının güvence altında olmasını istiyordu. Nitekim İstanbul'dan barış haberi gelir gelmez Rusya, İsveç'e savaş açtı ve Büyük Kuzey Savaşı başladı. Bu iki gelişmenin aynı günlere denk gelmesi, İstanbul Antlaşması'nın yalnızca bir barış değil, Rusya'nın dış politikasında bir yön değişikliği olduğunu da gösterir.

Daimî elçilik

Antlaşmanın uzun vadede en önemli sonuçlarından biri, Rusya'nın İstanbul'da daimî bir elçi bulundurma hakkını kazanmasıydı. O güne kadar Rusya, İstanbul'a yalnızca belirli görevler için geçici elçiler gönderebiliyordu. 1702'den itibaren İstanbul'da görev yapan ilk Rus daimî elçisi Pyotr Tolstoy oldu. Tolstoy'un İstanbul'dan Moskova'ya gönderdiği raporlar, Osmanlı sarayı ve devlet işleri hakkında ayrıntılı bilgiler içerir. Bu elçilik, sonraki yüzyılda Rusya'nın Osmanlı'daki etkisinin en önemli araçlarından biri hâline geldi.

Moskova ve İstanbul arşivlerinde

Antlaşmanın Rusça metni ve Ukraintsev'in görüşmelere dair ayrıntılı raporları, Moskova'daki Rusya Devlet Eski Belgeler Arşivi'nde korunur. Bu raporlar, görüşmelerin her aşamasını, Osmanlı heyetiyle yapılan tartışmaları ve İstanbul'daki gözlemleri içerir. Pyotr Tolstoy'un raporları da aynı arşivde yer alır ve Rus tarihçileri tarafından yayımlanmıştır. İstanbul'daki Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi'nde ise antlaşmanın Osmanlıca metni, ahidnâme defterleri ve sınırın belirlenmesine dair belgeler bulunur. Osmanlı heyetinin başında, Karlofça görüşmelerine de katılmış olan Reisülküttab Rami Mehmed Efendi ile Divan tercümanı Aleksandros Mavrokordatos vardı.
1700 yılında Osmanlı topraklarını gösteren harita
1700 yılında Osmanlı topraklarını gösteren haritaGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Bosphore9. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji:
1686: Rusya Kutsal İttifak'a katılır.
1687 ve 1689: Rusya'nın Kırım seferleri başarısız olur.
1695: Petro'nun ilk Azak kuşatması başarısız olur.
Ağustos 1696: Azak Rusya'nın eline geçer.
26 Ocak 1699: Karlofça'da Rusya ile iki yıllık ateşkes.
1699 yazı: Ukraintsev gemiyle İstanbul'a gelir.
13 Temmuz 1700: İstanbul Antlaşması imzalanır.
1711: Prut Antlaşması ile Azak Osmanlı'ya geri döner.

Denize açılan bir kapı

İstanbul Antlaşması, kısa ömürlü bir kazanç gibi görünebilir; çünkü on bir yıl sonra Prut'ta Azak yeniden Osmanlı'ya geçti. Ancak antlaşmanın önemi, getirdiği yeniliklerdedir. Rusya, ilk kez bir Osmanlı antlaşmasında Avrupa devletleriyle eşit bir diplomatik statü kazandı ve İstanbul'da kalıcı bir göz ve kulak edindi. Kırım'a ödenen verginin kaldırılması ise iki devlet arasındaki ilişkilerin artık Kırım üzerinden değil, doğrudan yürütüleceğinin işaretiydi. Bize göre bu antlaşmanın asıl dersi, Karadeniz'de bir Rus savaş gemisinin görünmesiyle verilmişti: Osmanlı'nın iç denizi sayılan bu suların artık tartışmalı bir sahaya dönüşmeye başladığı açıkça görülüyordu.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap