İstanbul'un işgalinden sonra Mustafa Kemal yeni bir seçim çağrısı yaptı ve İstanbul'dan kaçabilen mebusları da Ankara'ya davet etti. 11 Nisan 1920'de Mebusan Meclisi padişah tarafından feshedildi.
23 Nisan 1920'de Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Açılışta Mustafa Kemal, 1918 mütarekesinden o güne olanları anlatan uzun bir konuşma yaptı. Meclisin yalnızca yasama değil yürütme yetkisini de elinde tutmasını istedi.

Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Dbl2010. Dosya sayfası
"Olağanüstü yetkili bir meclis"
Türkiye Büyük Millet Meclisi maddesine göre Mustafa Kemal, önce "Müessisan Meclisi" adıyla toplamayı düşündüğü meclisin amacının halk tarafından doğru anlaşılmayacağını düşündü ve "olağanüstü yetkili bir meclis" toplanmasına karar verildiğini açıkladı. Seçim yönergesi Heyet-i Temsiliye tarafından 19 Mart 1920'de ilgili makamlara gönderildi.
Seçim kuralları nasıl değiştirildi?
Yürürlükteki Kanun-i Esasi'ye göre hazırlanan seçim kurallarında her sancak için 50.000 erkek nüfusa bir mebus seçiliyor, 25 yaşını dolduran ve vergi veren Osmanlı uyrukları seçmen oluyor, seçim iki dereceli yapılıyor, mebus olabilmek için 30 yaş gerekiyordu. 19 Mart talimatı bu hükümlerin bir kısmını bir yana bıraktı:
Seçilen mebuslar Nisan başından itibaren Ankara'ya gelmeye başladı. Şehirde kalacak yer azdı, kiralık ev bulmak bile zordu. Bu nedenle daha önce Erkek Öğretmen Okulu olarak kullanılan binada mebuslara bir otel ayrıldı ve yemek için tabldot hizmeti verildi. Meclisin toplanacağı bina, bugünkü müze binasıydı ve 20. Kolordu ile Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin katkısıyla hazırlandı. Bina, Birinci Dünya Savaşı'nın son yıllarında İttihat ve Terakki tarafından Numune Mektebi ve kulüp olarak yapılmaya başlanmış; Memduh Şevket (Esendal) Ankara'dan ayrılınca yerine gelen Necati (Kurtuluş) inşaatı sürdürmüş, ama savaş koşullarında bitirilememişti.
Hazırlıklar sırasında binanın bir odasında Fransız işgal müfrezesinin komutanı oturuyordu ve giriş kapısında Fransız bayrağı asılıydı. Fransız subayı binadan çıkarıldı, çatıya kiremit döşendi, okullardan sıralar getirilerek salon düzenlendi ve bir kürsü kuruldu.
İstanbul'dan gelen fetva ve Kuvâ-yi İnzibâtiye
Meclis açılmadan önce İstanbul ile Ankara arasındaki kopuş tamamlanmıştı. Salih Paşa 2 Nisan'da istifa etti ve Vahdettin yerine Damad Ferid'i getirdi. 11 Nisan'da Mebusan Meclisi padişah tarafından feshedildi; şeyhülislam Kuvâ-yi Milliye mensuplarını kâfir ilan eden ve öldürülmelerinin vacip olduğunu söyleyen bir fetva yayımladı. 18 Nisan'da milliyetçilere karşı Kuvâ-yi İnzibâtiye kuruldu. Mustafa Kemal Atatürk maddesi, bu noktada saray ile milliyetçiler arasındaki bölünmenin tamamen netleştiğini ve Mustafa Kemal'in direnişin liderliği konusunda ciddi bir rakibi kalmadığını yazıyor.
Mehmet Şerif Bey'in açılış sözleri Türkiye Büyük Millet Meclisi maddesinde şöyle aktarılıyor: "Bu Yüksek Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah'ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip, kendi kendini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisini açıyorum."
Mustafa Kemal ise açılışta 1918 mütarekesinden o güne olanları anlatan uzun bir konuşma yaptı. Mustafa Kemal Atatürk maddesi, onun bu konuşmasında Osmanlı'nın Birinci Dünya Savaşı'na girmesinin zorunlu olduğunu savunduğunu aktarıyor: silahlı bir tarafsızlık Boğazların kapalı tutulmasını gerektiriyordu, ama ülkenin buna yetecek parası, silahı ve sanayisi yoktu; İngilizlerin sipariş edilen gemilere el koyması ve İstanbul'un gizli antlaşmalarla Rusya'ya vadedilmiş olması da bu zorunluluğun kanıtları olarak sayılıyordu.
Maddedeki alıntının bir bölümü şöyle: "Sonucunda felâket ve çok üzücü olaylara neden olan ve bu gün için milletimizin memnuniyetsizliğine yol açan Dünya Savaşı'na katılmamış olmak tabii ki çok daha iyi olurdu. Fakat buna maddeten imkân yoktu. Çünkü katılmama, silâhlanmış bir tarafsızlığı, yani boğazların kapalı bulundurulmasını gerektiriyordu. Halbuki vatanımızın coğrafi konumu, İstanbul'un stratejik durumu, Rusların İtilâf hükûmetleri yanında yer almış olması, bizim seyirci kalmamıza kesinlikle uygun değildi. Bunun yanı sıra silâhlanmış bir tarafsızlığın devamı için paramız, silahımız, sanayiimiz, kısaca, gerekli araç ve gerecimiz de bulunmuyordu."
Konuşmanın devamında İtilaf devletlerinin, özellikle İngilizlerin, milletin biriktirdiği gemi yapımına ait yedi milyon lirayı alıkoyduğu ve Bolşeviklerin yayımladığı gizli antlaşmadan İstanbul'un Çarlık Rusyası'na vadedildiğinin anlaşıldığı söyleniyor.
Mustafa Kemal, meclisin yalnız yasama değil yürütme yetkisini de elinde tutmasını, üyeler arasından yürütme kuruluna uygun olanların seçilmesini istedi. Heyet-i Temsiliye'nin görevi de meclisin açılmasıyla sona erdi. TBMM, Mustafa Kemal Atatürk maddesinin ifadesiyle bir kurucu meclis gibi çalışarak Millî Mücadele'yi yürütecek Anadolu hükûmetinin altyapısını kurdu.
İlk aylar: röportaj, milis yasası, İstiklâl mahkemeleri
Meclisin açılmasından bir hafta sonra, 1 Mayıs 1920 tarihli The Mail gazetesinin manşetine göre Mustafa Kemal verdiği bir röportajda Osmanlı'nın yıkılmasından İngiltere'yi sorumlu tuttu. Yeni hükûmetin önündeki en büyük sorun, savaşmaya hazır düzenli bir ordunun olmamasıydı. Batı cephesindeki düzenli birlikler zayıftı; hükûmet bu yüzden çetelere bağımlıydı. Ankara 16 Mayıs 1920'de bütün milislerin düzenli orduya katılmasını ve giderlerin savunma bütçesinden karşılanmasını öngören bir yasa çıkardı; ancak Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe bağımsız davranmayı yeğledi. Orduda firarlar da arttı ve 11 Eylül 1920'de çıkarılan bir yasa ile İstiklâl mahkemeleri kuruldu. Bu gelişmeler, 23 Nisan'da açılan meclisin ilk aylarını bir yasama döneminden çok bir savaş yönetimi dönemi olarak gösteriyor.
23 Nisan 1920'de Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Açılışta Mustafa Kemal, 1918 mütarekesinden o güne olanları anlatan uzun bir konuşma yaptı. Meclisin yalnızca yasama değil yürütme yetkisini de elinde tutmasını istedi.

Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Dbl2010. Dosya sayfası
Tarih notu
3-4 Mayıs'ta onun başkanlığında çalışacak on vekil seçildi. Meclis bir kurucu meclis gibi çalışarak savaşı yürütecek hükûmetin yapısını kurdu. 20 Ocak 1921'de çıkan Teşkilât-ı Esasiye Kanunu egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu yazdı.24 Nisan'daki yoklamada 120 mebus hazır bulundu. Mustafa Kemal 120 oyun 110'unu alarak Ankara mebusu sıfatıyla meclis ve hükûmet başkanlığına seçildi.
"Olağanüstü yetkili bir meclis"
Türkiye Büyük Millet Meclisi maddesine göre Mustafa Kemal, önce "Müessisan Meclisi" adıyla toplamayı düşündüğü meclisin amacının halk tarafından doğru anlaşılmayacağını düşündü ve "olağanüstü yetkili bir meclis" toplanmasına karar verildiğini açıkladı. Seçim yönergesi Heyet-i Temsiliye tarafından 19 Mart 1920'de ilgili makamlara gönderildi.
Seçim kuralları nasıl değiştirildi?
Yürürlükteki Kanun-i Esasi'ye göre hazırlanan seçim kurallarında her sancak için 50.000 erkek nüfusa bir mebus seçiliyor, 25 yaşını dolduran ve vergi veren Osmanlı uyrukları seçmen oluyor, seçim iki dereceli yapılıyor, mebus olabilmek için 30 yaş gerekiyordu. 19 Mart talimatı bu hükümlerin bir kısmını bir yana bıraktı:
- Nüfusa bakılmaksızın her sancaktan 5 üye seçilecekti.
- Gayrimüslimler seçime katılmayacak, vergi yükümlülüğü aranmayacaktı.
- Mebuslar ikinci seçmenler yerine il genel meclisi ve belediye meclisi üyeleri ile Müdafaa-i Hukuk merkez veya idare heyeti üyelerinden oluşan bir kurul tarafından, aynı gün ve oturumda seçilecekti.
- Her parti, dernek ve topluluk aday gösterebilecek, herkes bağımsız aday olabilecekti.
- Seçimler en geç 15 günde tamamlanacak ve çoğunluk Ankara'da toplanacaktı.
Ek bilgi
Ankara'da bina ve yatak sorunuBu kurallarla 66 seçim çevresinden 349 mebus seçildi; İstanbul'daki Mebusan Meclisi'nden gelen 88 mebusla (Malta'dan dönenler dahil) sayı 437'ye ulaştı. 34 mebus istifa ettiği için Birinci Dönem'in toplam mebus sayısı 403 olarak veriliyor.
Seçilen mebuslar Nisan başından itibaren Ankara'ya gelmeye başladı. Şehirde kalacak yer azdı, kiralık ev bulmak bile zordu. Bu nedenle daha önce Erkek Öğretmen Okulu olarak kullanılan binada mebuslara bir otel ayrıldı ve yemek için tabldot hizmeti verildi. Meclisin toplanacağı bina, bugünkü müze binasıydı ve 20. Kolordu ile Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin katkısıyla hazırlandı. Bina, Birinci Dünya Savaşı'nın son yıllarında İttihat ve Terakki tarafından Numune Mektebi ve kulüp olarak yapılmaya başlanmış; Memduh Şevket (Esendal) Ankara'dan ayrılınca yerine gelen Necati (Kurtuluş) inşaatı sürdürmüş, ama savaş koşullarında bitirilememişti.
Hazırlıklar sırasında binanın bir odasında Fransız işgal müfrezesinin komutanı oturuyordu ve giriş kapısında Fransız bayrağı asılıydı. Fransız subayı binadan çıkarıldı, çatıya kiremit döşendi, okullardan sıralar getirilerek salon düzenlendi ve bir kürsü kuruldu.
İstanbul'dan gelen fetva ve Kuvâ-yi İnzibâtiye
Meclis açılmadan önce İstanbul ile Ankara arasındaki kopuş tamamlanmıştı. Salih Paşa 2 Nisan'da istifa etti ve Vahdettin yerine Damad Ferid'i getirdi. 11 Nisan'da Mebusan Meclisi padişah tarafından feshedildi; şeyhülislam Kuvâ-yi Milliye mensuplarını kâfir ilan eden ve öldürülmelerinin vacip olduğunu söyleyen bir fetva yayımladı. 18 Nisan'da milliyetçilere karşı Kuvâ-yi İnzibâtiye kuruldu. Mustafa Kemal Atatürk maddesi, bu noktada saray ile milliyetçiler arasındaki bölünmenin tamamen netleştiğini ve Mustafa Kemal'in direnişin liderliği konusunda ciddi bir rakibi kalmadığını yazıyor.
Tarih notu
Açılış konuşmasından bir parça23 Nisan 1920, Cuma, saat 13.45: Meclis toplandı. Açılışı en yaşlı üye olan, 1845 doğumlu Sinop mebusu Mehmet Şerif (Avcıoğlu) yaptı. Konuşmasında meclisin "Büyük Millet Meclisi" adını kullandı ve bu ad benimsendi. "Türkiye Büyük Millet Meclisi" adı ise ilk kez 8 Şubat 1921 tarihli Bakanlar Kurulu kararnamesinde yazılı olarak yer aldı ve kalıcı oldu.
Mehmet Şerif Bey'in açılış sözleri Türkiye Büyük Millet Meclisi maddesinde şöyle aktarılıyor: "Bu Yüksek Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah'ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip, kendi kendini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisini açıyorum."
Mustafa Kemal ise açılışta 1918 mütarekesinden o güne olanları anlatan uzun bir konuşma yaptı. Mustafa Kemal Atatürk maddesi, onun bu konuşmasında Osmanlı'nın Birinci Dünya Savaşı'na girmesinin zorunlu olduğunu savunduğunu aktarıyor: silahlı bir tarafsızlık Boğazların kapalı tutulmasını gerektiriyordu, ama ülkenin buna yetecek parası, silahı ve sanayisi yoktu; İngilizlerin sipariş edilen gemilere el koyması ve İstanbul'un gizli antlaşmalarla Rusya'ya vadedilmiş olması da bu zorunluluğun kanıtları olarak sayılıyordu.
Maddedeki alıntının bir bölümü şöyle: "Sonucunda felâket ve çok üzücü olaylara neden olan ve bu gün için milletimizin memnuniyetsizliğine yol açan Dünya Savaşı'na katılmamış olmak tabii ki çok daha iyi olurdu. Fakat buna maddeten imkân yoktu. Çünkü katılmama, silâhlanmış bir tarafsızlığı, yani boğazların kapalı bulundurulmasını gerektiriyordu. Halbuki vatanımızın coğrafi konumu, İstanbul'un stratejik durumu, Rusların İtilâf hükûmetleri yanında yer almış olması, bizim seyirci kalmamıza kesinlikle uygun değildi. Bunun yanı sıra silâhlanmış bir tarafsızlığın devamı için paramız, silahımız, sanayiimiz, kısaca, gerekli araç ve gerecimiz de bulunmuyordu."
Konuşmanın devamında İtilaf devletlerinin, özellikle İngilizlerin, milletin biriktirdiği gemi yapımına ait yedi milyon lirayı alıkoyduğu ve Bolşeviklerin yayımladığı gizli antlaşmadan İstanbul'un Çarlık Rusyası'na vadedildiğinin anlaşıldığı söyleniyor.
Dikkat: yanlış bilinen
Meclis hükûmetiKonuşmanın tarihi kaynaklarda net değil. Mustafa Kemal Atatürk maddesi, ilgili sözlerin "TBMM açıldıktan bir gün sonra" yapılan "açılış konuşmasında" söylendiğini yazıyor; yani 23 Nisan mı 24 Nisan mı olduğu aynı cümlede belirsiz kalıyor. Meclis başkanlığı seçimi ise iki kaynakta da 24 Nisan olarak geçiyor. Mustafa Kemal bu başkanlığı Cumhurbaşkanı seçildiği 29 Ekim 1923'e kadar sürdürdü.
Mustafa Kemal, meclisin yalnız yasama değil yürütme yetkisini de elinde tutmasını, üyeler arasından yürütme kuruluna uygun olanların seçilmesini istedi. Heyet-i Temsiliye'nin görevi de meclisin açılmasıyla sona erdi. TBMM, Mustafa Kemal Atatürk maddesinin ifadesiyle bir kurucu meclis gibi çalışarak Millî Mücadele'yi yürütecek Anadolu hükûmetinin altyapısını kurdu.
İlk aylar: röportaj, milis yasası, İstiklâl mahkemeleri
Meclisin açılmasından bir hafta sonra, 1 Mayıs 1920 tarihli The Mail gazetesinin manşetine göre Mustafa Kemal verdiği bir röportajda Osmanlı'nın yıkılmasından İngiltere'yi sorumlu tuttu. Yeni hükûmetin önündeki en büyük sorun, savaşmaya hazır düzenli bir ordunun olmamasıydı. Batı cephesindeki düzenli birlikler zayıftı; hükûmet bu yüzden çetelere bağımlıydı. Ankara 16 Mayıs 1920'de bütün milislerin düzenli orduya katılmasını ve giderlerin savunma bütçesinden karşılanmasını öngören bir yasa çıkardı; ancak Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe bağımsız davranmayı yeğledi. Orduda firarlar da arttı ve 11 Eylül 1920'de çıkarılan bir yasa ile İstiklâl mahkemeleri kuruldu. Bu gelişmeler, 23 Nisan'da açılan meclisin ilk aylarını bir yasama döneminden çok bir savaş yönetimi dönemi olarak gösteriyor.
Ek bilgi
Mebus sayıları ve seçim talimatı için Türkiye Büyük Millet Meclisi maddesindeki rakamlar kullanıldı; 120 mebus ve 110 oy bilgisi Mustafa Kemal Atatürk maddesinden alındı.
Kaynaklar
- Vikipedi, Mustafa Kemal Atatürk maddesi (tr.wikipedia.org)
- Vikipedi, Türkiye Büyük Millet Meclisi maddesi (tr.wikipedia.org)
- Vikipedi, Heyet-i Temsiliye maddesi (tr.wikipedia.org)