Büyük Taarruz, Kurtuluş Savaşı'nda Türk ordusunun Yunan kuvvetlerine karşı başlattığı genel saldırıdır. 14 Ağustos 1922'de kolordular yürüyüşe geçti, 26 Ağustos sabahı saldırı Afyonkarahisar'ın güneybatısındaki Kocatepe'den yönetilerek başladı, 9 Eylül'de Türk ordusu İzmir'e girdi ve 18 Eylül'de Yunan ordusunun Anadolu'yu tamamen terk etmesiyle savaş sona erdi. Bu yazı, taarruzun bir yıl süren hazırlığını, iki ordunun durumunu ve 26 Ağustos'un saat saat akışını ele alıyor; 27-30 Ağustos ve sonrası ayrı konularda işleniyor.
Arka plan: Sakarya'dan sonra bir yıl
Türk ordusu Sakarya Meydan Muharebesi'ni (23 Ağustos-13 Eylül 1921) kazanmıştı, ama Yunan ordusunu savaşa zorlayıp yok edecek durumda değildi. Bir taarruz için büyük eksikler vardı. Bunların giderilmesi için halktan son bir kez özveri istendi; bütün mali kaynaklar son sınırına kadar zorlandı ve subaylarla erler taarruz için eğitilmeye başlandı. Muharebelerin fiilen bittiği Doğu ve Güney cephelerindeki birlikler Batı Cephesi'ne kaydırıldı. İstanbul'da millî mücadeleyi destekleyen gizli dernekler, İtilaf Devletleri'nin depolarından kaçırdıkları silahları Ankara'ya gönderdi.
Dış kaynaklar da bu yılda önemli rol oynadı:
Taarruz kararından önce barış yolu da denendi. Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey (Tengirşenk) Şubat 1922'de Londra ve Paris'e gitti. Ardından İngiltere, Fransa ve İtalya temsilcileri Mart 1922'de Paris'te toplanarak ateşkes dahil Sevr Antlaşması'nda bazı değişiklikler öneren bir teklif hazırladı. TBMM hükûmeti önce Yunan ordusunun Anadolu'yu boşaltmasında ısrar edince uzlaşma olmadı. Temmuz 1922'de İçişleri Bakanı Fethi Bey (Okyar) Paris ve Londra'ya gitti; bu görüşmeler de sonuçsuz kaldı. Fethi Bey 14 Ağustos'ta Ankara'ya gönderdiği raporda "Milli gayenin sağlanması, ancak askeri faaliyetlerle kabil olabilecektir" görüşünü bildirdi.
Yunan tarafı da sıkışmıştı: Sakarya'dan sonra Yunan heyeti Şubat ve Mart 1922'de Londra'da uzun süre kalarak askerî yardımın artırılmasını istedi; Lloyd George hükûmeti bu isteği reddetti. Başbakan Gunaris orduyu Anadolu'dan çekme tehdidinde bulundu, ama bunu kendi hükûmetine kabul ettiremedi ve istifaya zorlandı.

Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
"Yarım hazırlıkla taarruz" ve Meclisteki sabırsızlık
Sakarya'dan sonra kamuoyunda ve TBMM'de taarruz için sabırsızlık arttı. Mustafa Kemal Paşa 6 Mart 1922'de Meclisin gizli bir oturumunda şöyle konuştu: "Ordumuzun kararı, taarruzdur. Fakat bu taarruzu tehir ediyoruz. Sebebi, hazırlığımızı tamamen bitirmeye biraz daha zaman lazımdır. Yarım hazırlıkla, yarım tedbirlerle yapılacak taarruz, hiç taarruz etmemekten çok daha kötüdür."
Taarruz yaklaşırken, Sakarya'dan önce çıkarılan ve üç kez uzatılan Başkomutanlık Kanunu'nun süresi 4 Ağustos'ta dolacaktı. Mustafa Kemal Paşa 20 Temmuz'da Mecliste ordunun maddi ve manevi gücünün millî amacı güvenle gerçekleştirecek düzeye ulaştığını, bu yüzden kanundaki olağanüstü yetkilere gerek kalmadığını söyledi. Meclis kanunu oy birliğiyle süresiz uzattı.
Gizlilik
Haziran 1922 ortasında Başkomutan Müşir Gazi Mustafa Kemal Paşa taarruz kararını aldı. Karar yalnız üç kişiyle paylaşıldı: Batı Cephesi Komutanı Mirliva İsmet Paşa, Genelkurmay Başkanı Birinci Ferik Fevzi Paşa ve Millî Savunma Bakanı Mirliva Kâzım Paşa. Yunan tarafının keşif uçakları ve İngiliz istihbaratıyla bir yığınağı önceden fark edebileceği biliniyordu. Bu yüzden birlikler gece yürüdü, gündüz gizlendi. Kaynaklara göre Mustafa Kemal Paşa Temmuz sonunda birlikler arasında bir futbol turnuvası düzenleyerek komutanlarla dikkat çekmeden toplu görüşme imkânı buldu. Akşehir'deki toplantıda 26 Ağustos taarruz günü olarak belirlendi.
Türk tarafında Batı Cephesi'nin mevcudu 208.000 kişiye ulaşmıştı; kaynaklarda muharip sayı 186.000 olarak da geçer. Anadolu'daki Yunan kuvveti 200.000-225.000 arasında verilir. Türk ordusu süvari dışında sayı üstünlüğü sağlayamamış, ancak bir denge kurabilmişti.
Türk kuruluşu:
26 Ağustos gecesi 5. Süvari Kolordusu, Ahır Dağları'nda Yunanların geceleri savunmadığı Ballıkaya mevkiinden sızarak Yunan hatlarının gerisine geçmeye başladı; intikal sabaha kadar sürdü. Sabah Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa ile birlikte muharebeyi yönetmek üzere Kocatepe'deki yerini aldı.

Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: İncelemeelemani. Dosya sayfası
Havada 26 Ağustos
Bulutlu havaya rağmen Türk uçakları keşif, bombalama ve kara birliklerini koruma için havalandı. Av uçakları gün boyunca devriye uçarken dört kez Yunan uçaklarıyla karşılaştı. Üç Yunan uçağı kendi hatlarının gerisine inmek zorunda kaldı; bir Yunan uçağı da bölük komutanı Yüzbaşı Fazıl tarafından Afyonkarahisar'ın Hasanbeli kasabası yakınında düşürüldü.
Sonuçlar
26 Ağustos, taarruzun kesin sonucunu getirmedi ama yarmanın zeminini hazırladı. Ertesi sabah, ileri alınan topların desteğiyle Tınaztepe, Erkmentepe ve Kurtkaya düştü; 27 Ağustos öğlen saatlerinde cephe tamamen yarıldı ve aynı gün Afyonkarahisar geri alındı. Başkomutanlık ve Batı Cephesi karargâhları Afyon'a taşındı. Bu yarılma, 30 Ağustos'taki Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin yolunu açtı.

Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Etem Tem. Dosya sayfası
Bugünkü anlamı
Kocatepe bugün Afyonkarahisar'da Büyük Taarruz'un başlatıldığı ve yönetildiği tepe olarak anılır ve bir anıt alanıdır. Adı Afyon Kocatepe Üniversitesi'ne ve Türk Deniz Kuvvetleri'nin iki gemisine (TCG Kocatepe D-354 ve F-252) verilmiştir. Taarruzun hazırlık yılı, bir zaferin yalnız muharebe gününde değil, ondan önceki uzun ve sessiz hazırlıkta kazanıldığını gösteren bir örnek olarak incelenir.
Arka plan: Sakarya'dan sonra bir yıl
Türk ordusu Sakarya Meydan Muharebesi'ni (23 Ağustos-13 Eylül 1921) kazanmıştı, ama Yunan ordusunu savaşa zorlayıp yok edecek durumda değildi. Bir taarruz için büyük eksikler vardı. Bunların giderilmesi için halktan son bir kez özveri istendi; bütün mali kaynaklar son sınırına kadar zorlandı ve subaylarla erler taarruz için eğitilmeye başlandı. Muharebelerin fiilen bittiği Doğu ve Güney cephelerindeki birlikler Batı Cephesi'ne kaydırıldı. İstanbul'da millî mücadeleyi destekleyen gizli dernekler, İtilaf Devletleri'nin depolarından kaçırdıkları silahları Ankara'ya gönderdi.
Dış kaynaklar da bu yılda önemli rol oynadı:
- 15 Eylül 1921'den geçerli seferberlikle 1899, 1900 ve 1901 doğumlular silah altına alındı.
- 20 Ekim 1921'de imzalanan Ankara Antlaşması'yla Çukurova'daki işgalini sona erdiren Fransa'dan önemli miktarda silah ve cephane alındı.
- Sovyet Rusya'dan sağlanan mali yardım ordunun geliştirilmesinde kullanıldı.
- Temmuz 1921'de Antalya bölgesinden çekilen İtalya, Yunanistan karşısında Türk tarafını destekleyen bir tavır aldı.
Taarruz kararından önce barış yolu da denendi. Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey (Tengirşenk) Şubat 1922'de Londra ve Paris'e gitti. Ardından İngiltere, Fransa ve İtalya temsilcileri Mart 1922'de Paris'te toplanarak ateşkes dahil Sevr Antlaşması'nda bazı değişiklikler öneren bir teklif hazırladı. TBMM hükûmeti önce Yunan ordusunun Anadolu'yu boşaltmasında ısrar edince uzlaşma olmadı. Temmuz 1922'de İçişleri Bakanı Fethi Bey (Okyar) Paris ve Londra'ya gitti; bu görüşmeler de sonuçsuz kaldı. Fethi Bey 14 Ağustos'ta Ankara'ya gönderdiği raporda "Milli gayenin sağlanması, ancak askeri faaliyetlerle kabil olabilecektir" görüşünü bildirdi.
Yunan tarafı da sıkışmıştı: Sakarya'dan sonra Yunan heyeti Şubat ve Mart 1922'de Londra'da uzun süre kalarak askerî yardımın artırılmasını istedi; Lloyd George hükûmeti bu isteği reddetti. Başbakan Gunaris orduyu Anadolu'dan çekme tehdidinde bulundu, ama bunu kendi hükûmetine kabul ettiremedi ve istifaya zorlandı.
Tarih notu
Kronoloji:
- 13 Eylül 1921: Sakarya Meydan Muharebesi biter.
- 20 Ekim 1921: Fransa ile Ankara Antlaşması.
- 6 Mart 1922: TBMM gizli oturumu; Mustafa Kemal Paşa taarruzun neden ertelendiğini anlatır.
- Haziran 1922 ortası: Taarruz kararı alınır, yalnız üç kişiyle paylaşılır.
- 20 Temmuz 1922: Başkomutanlık Kanunu süresiz uzatılır.
- 6 Ağustos 1922: Orduya gizlice taarruz hazırlığı emri verilir.
- 14 Ağustos 1922: Kolordular yürüyüşe geçer.
- 19 Ağustos 1922: Mustafa Kemal Paşa Ankara'dan Akşehir'e gider.
- 26 Ağustos 1922: Taarruz başlar.
- 30 Ağustos 1922: Başkomutanlık Meydan Muharebesi.
- 9 Eylül 1922: İzmir'e giriş.
- 18 Eylül 1922: Batı Anadolu'nun son işgal noktaları kurtarılır.
- 13 Eylül 1921: Sakarya Meydan Muharebesi biter.
- 20 Ekim 1921: Fransa ile Ankara Antlaşması.
- 6 Mart 1922: TBMM gizli oturumu; Mustafa Kemal Paşa taarruzun neden ertelendiğini anlatır.
- Haziran 1922 ortası: Taarruz kararı alınır, yalnız üç kişiyle paylaşılır.
- 20 Temmuz 1922: Başkomutanlık Kanunu süresiz uzatılır.
- 6 Ağustos 1922: Orduya gizlice taarruz hazırlığı emri verilir.
- 14 Ağustos 1922: Kolordular yürüyüşe geçer.
- 19 Ağustos 1922: Mustafa Kemal Paşa Ankara'dan Akşehir'e gider.
- 26 Ağustos 1922: Taarruz başlar.
- 30 Ağustos 1922: Başkomutanlık Meydan Muharebesi.
- 9 Eylül 1922: İzmir'e giriş.
- 18 Eylül 1922: Batı Anadolu'nun son işgal noktaları kurtarılır.

Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
"Yarım hazırlıkla taarruz" ve Meclisteki sabırsızlık
Sakarya'dan sonra kamuoyunda ve TBMM'de taarruz için sabırsızlık arttı. Mustafa Kemal Paşa 6 Mart 1922'de Meclisin gizli bir oturumunda şöyle konuştu: "Ordumuzun kararı, taarruzdur. Fakat bu taarruzu tehir ediyoruz. Sebebi, hazırlığımızı tamamen bitirmeye biraz daha zaman lazımdır. Yarım hazırlıkla, yarım tedbirlerle yapılacak taarruz, hiç taarruz etmemekten çok daha kötüdür."
Taarruz yaklaşırken, Sakarya'dan önce çıkarılan ve üç kez uzatılan Başkomutanlık Kanunu'nun süresi 4 Ağustos'ta dolacaktı. Mustafa Kemal Paşa 20 Temmuz'da Mecliste ordunun maddi ve manevi gücünün millî amacı güvenle gerçekleştirecek düzeye ulaştığını, bu yüzden kanundaki olağanüstü yetkilere gerek kalmadığını söyledi. Meclis kanunu oy birliğiyle süresiz uzattı.
Gizlilik
Haziran 1922 ortasında Başkomutan Müşir Gazi Mustafa Kemal Paşa taarruz kararını aldı. Karar yalnız üç kişiyle paylaşıldı: Batı Cephesi Komutanı Mirliva İsmet Paşa, Genelkurmay Başkanı Birinci Ferik Fevzi Paşa ve Millî Savunma Bakanı Mirliva Kâzım Paşa. Yunan tarafının keşif uçakları ve İngiliz istihbaratıyla bir yığınağı önceden fark edebileceği biliniyordu. Bu yüzden birlikler gece yürüdü, gündüz gizlendi. Kaynaklara göre Mustafa Kemal Paşa Temmuz sonunda birlikler arasında bir futbol turnuvası düzenleyerek komutanlarla dikkat çekmeden toplu görüşme imkânı buldu. Akşehir'deki toplantıda 26 Ağustos taarruz günü olarak belirlendi.
Ek bilgi
Kimler vardı? İki ordunun durumuTaarruz planı Yunan cephesinin en güçlü noktasına yönelmeyi öngörüyordu. 1. Ordu Afyonkarahisar'ın güneybatısından kuzeye doğru yarma yapacak; Afyon'un doğusu ve kuzeyindeki 2. Ordu, düşmanın bu bölgeye kuvvet kaydırmasını engelleyecek ve Döğer'deki ihtiyatları üzerine çekecekti. 5. Süvari Kolordusu Ahır Dağları'nı aşarak düşmanın yan ve gerisine inecek, İzmir ile telgraf ve demiryolu bağlantısını kesecekti.
Türk tarafında Batı Cephesi'nin mevcudu 208.000 kişiye ulaşmıştı; kaynaklarda muharip sayı 186.000 olarak da geçer. Anadolu'daki Yunan kuvveti 200.000-225.000 arasında verilir. Türk ordusu süvari dışında sayı üstünlüğü sağlayamamış, ancak bir denge kurabilmişti.
Türk kuruluşu:
- 1. Ordu (Sakallı Nurettin Paşa): 1. Kolordu (İzzettin Çalışlar), 4. Kolordu (Kemalettin Sami Gökçen), ihtiyatta 2. Kolordu (Ali Hikmet Ayerdem) ve 5. Süvari Kolordusu (Fahrettin Altay). Muharip mevcudu 88.000 piyade, 12.000 süvari ve 137 top.
- 2. Ordu (Yakup Şevki Subaşı): 3. Kolordu (Şükrü Naili Gökberk) ve 6. Kolordu (Kâzım İnanç).
Dikkat: yanlış bilinen
Olayın akışı: 26 Ağustos saat saatYarma bölgesindeki sayılar genel tablodan çok farklıdır. Genel denge yaklaşık eşitken, yarma bölgesinde 100.000 Türk askerine (8 piyade ve 3 süvari tümeni) karşı takviyeli 2 Yunan tümeni (yaklaşık 30.000 kişi) bulunuyordu; yani sonuç alınacak noktada 1'e 3'lük bir üstünlük sağlanmıştı. "Türk ordusu sayıca çok üstündü" ya da "sayıca çok zayıftı" demek ikisi de eksiktir: Üstünlük genel değil, seçilen noktadaydı. Kaynaklar, Hacianestis'in Trikupis'in 2. Kolordu'ya emir verme yetkisini kaldırmasını ve 1. Kolordu'nun ihtiyat tümenlerini de cepheye yaymasını bu yarılmayı kolaylaştıran kararlar olarak gösterir.
26 Ağustos gecesi 5. Süvari Kolordusu, Ahır Dağları'nda Yunanların geceleri savunmadığı Ballıkaya mevkiinden sızarak Yunan hatlarının gerisine geçmeye başladı; intikal sabaha kadar sürdü. Sabah Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa ile birlikte muharebeyi yönetmek üzere Kocatepe'deki yerini aldı.

Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: İncelemeelemani. Dosya sayfası
- 04.30: Planlanan başlangıç saati; topçunun tanzim ateşi. (Kaynaklar arasındaki saat farkı için ayrı konuya bakınız.)
- 05.00-05.30: Önemli noktalara yoğun topçu ateşi; yarım saatlik bombardımanla Yunan ön hat mevzileri, gözetleme ve makineli tüfek yuvaları büyük ölçüde susturuldu.
- 06.00: Piyade hücum mesafesine yaklaştı; tel örgüler aşıldı ve Tınaztepe süngü hücumuyla alındı.
- 09.00: Belentepe alındı; ardından Kalecik Sivrisi düştü.
- Öğleye doğru: Geriden gelen Yunan takviyeleri, Sincanlı Ovası'ndaki Yunan topçusunun ateşi ve hücum hızının düşmesiyle taarruz yavaşladı; Tınaztepe'de güçlü bir Yunan karşı taarruzu ve Kurtkaya mevzisinin direnişi kısmi geri çekilmelere yol açtı.
- 18.00: 5. Süvari Kolordusu cephe gerisine sızarak Yunan birliklerinin İzmir-Afyon iletişim bağlantısını kesti.
Havada 26 Ağustos
Bulutlu havaya rağmen Türk uçakları keşif, bombalama ve kara birliklerini koruma için havalandı. Av uçakları gün boyunca devriye uçarken dört kez Yunan uçaklarıyla karşılaştı. Üç Yunan uçağı kendi hatlarının gerisine inmek zorunda kaldı; bir Yunan uçağı da bölük komutanı Yüzbaşı Fazıl tarafından Afyonkarahisar'ın Hasanbeli kasabası yakınında düşürüldü.
Sonuçlar
26 Ağustos, taarruzun kesin sonucunu getirmedi ama yarmanın zeminini hazırladı. Ertesi sabah, ileri alınan topların desteğiyle Tınaztepe, Erkmentepe ve Kurtkaya düştü; 27 Ağustos öğlen saatlerinde cephe tamamen yarıldı ve aynı gün Afyonkarahisar geri alındı. Başkomutanlık ve Batı Cephesi karargâhları Afyon'a taşındı. Bu yarılma, 30 Ağustos'taki Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin yolunu açtı.

Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Etem Tem. Dosya sayfası
Bugünkü anlamı
Kocatepe bugün Afyonkarahisar'da Büyük Taarruz'un başlatıldığı ve yönetildiği tepe olarak anılır ve bir anıt alanıdır. Adı Afyon Kocatepe Üniversitesi'ne ve Türk Deniz Kuvvetleri'nin iki gemisine (TCG Kocatepe D-354 ve F-252) verilmiştir. Taarruzun hazırlık yılı, bir zaferin yalnız muharebe gününde değil, ondan önceki uzun ve sessiz hazırlıkta kazanıldığını gösteren bir örnek olarak incelenir.
Kaynaklar
- Vikipedi, Büyük Taarruz maddesi (tr.wikipedia.org)
- Vikipedi, Başkomutanlık Meydan Muharebesi maddesi (tr.wikipedia.org)
- Vikipedi, Kocatepe maddesi (tr.wikipedia.org)