Atatürk'ün havacılığa verdiği önem bilinir; 1925'te kurulan Tayyare Cemiyeti (bugünkü Türk Hava Kurumu) ve Sabiha Gökçen'in pilotluk eğitimi bu ilginin örnekleridir. Buna karşın kaynaklarda Atatürk'ün hayatı boyunca uçakla uçmadığı yazılır. Sosyal medyada bu durumun gerekçesi olarak çoğu zaman tek bir hikâye anlatılır: 1910'da Fransa'daki Picardie manevralarında Mustafa Kemal bir uçağa binmek üzereyken komutanı Ali Rıza Paşa onu durdurmuş, yerine binen yabancı subayın uçağı düşmüş ve Mustafa Kemal ölümden son anda kurtulmuş. Bu yazı, hikâyenin nereden çıktığını, kimler tarafından aktarıldığını ve arşiv ile gazete kayıtlarının ne söylediğini adım adım izliyor. 1910 Picardie manevralarından bir görünümGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Tarih notu
1910 Eylül: Fransa'da Picardie Büyük Sonbahar Manevraları. Osmanlı heyetinde Fethi (Okyar), Binbaşı Selahaddin ve Kolağası Mustafa Kemal yer alır. 10 Eylül 1910: Mustafa Kemal ve Selahaddin Bey Orient Ekspresi ile Selanik'ten Paris'e hareket eder. Aralık 1910: Fransa'da yılın iki ölümlü askerî uçak kazası, Douai ve Buc'da yaşanır. 29 Ekim 1934: Anlatıya göre Atatürk, Ankara Orduevi'ndeki Cumhuriyet balosunda IrakHava Kuvvetleri subaylarına hikâyeyi anlatır. 1964: Celal Erikan'ın Komutan Atatürk kitabının ilk cildi yayımlanır. Mayıs 1965: Sadi Borak'ın "Atatürk uçağa niçin binmezdi?" yazısı Hayat Tarih Mecmuası'nda çıkar. 22 Mayıs 2004: Mehmet Barlas, Sabah'taki köşe yazısında anlatıyı aktarır.
2018: Sinan Meydan, Akl-ı Kemal'in 4. cildinde anlatıya yer verir.
2024: Ali Güllü ve Dilara Uslu'nun Picardie makalesi Vakanüvis dergisinde yayımlanır.
a) İddia ilk nerede ortaya çıktı?
Anlatının bilinen en eski yazılı kaynakları iki tanedir. Birincisi gazeteci yazar Sadi Borak'ın Hayat Tarih Mecmuası'nın Mayıs 1965 sayısında yayımlanan "Atatürk uçağa niçin binmezdi?" başlıklı yazısıdır. İkincisi General Celal Erikan'ın ilk cildi 1964'te Türkiyeturkiye-is-bankasiİş Bankası Yayınları'ndan çıkan Komutan Atatürk kitabıdır. Erikan, kitabın önsözünde (1972 baskısı, s. 94) olayı şöyle bir çerçeveye yerleştirir: "Yıl 1934, cumhuriyet-gazeteCumhuriyet Bayramı törenlerindeyiz. Yer, Ankara'da Ordu Evi. 29 Ekim gecesi düzenlenen baloya IrakHava Kuvvetleri'ne bağlı subaylar da katılmıştı."
Anlatıya göre Atatürk bu baloda genç havacılara gençlik yıllarındaki bir anısını aktarır. Hikâyenin en çok dolaşan biçiminde Atatürk'ün ağzından şu cümleler yer alır: "Ali Rıza Paşa bileğimden tuttu ve: – Bilmediğin aş, ya karın ağrıtır, ya baş, diye beni uyardı. Uçağa, benim yerime bir başka ülkeden bir subay bindi. Bu uçak, havada bir dönüş yaptıktan sonra düşüp yere çakıldı. Ölümden kurtulmuştum."
Dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Bu anlatı, olaydan 24 yıl sonra yapıldığı söylenen bir sohbete, sohbetin kendisi de ilk kez otuz yılı aşkın bir süre sonra basılan metinlere dayanır. Atatürk'ün kendi kaleminden çıkmış ya da döneminde yayımlanmış bir kayıtta bu hikâyeye rastlanmaz.
b) Anlatının zaman içindeki yolculuğu
1960'larda dergi yazısı ve anı kitabıyla basılan hikâye, sonraki on yıllarda gazete köşelerine ve popüler tarih kitaplarına taşındı. Mehmet Barlas, Sabah gazetesinde 22 Mayıs 2004'te yayımlanan "Dijital teknoloji işkenceyi tanıttı" başlıklı yazısında Hayat Tarih Mecmuası'na dayanarak olayı aktardı. Sinan Meydan da Akl-ı Kemal: Atatürk'ün Akıllı Projesi kitabında (2018, C. 4, İnkılap Kitabevi, s. 30-31) anlatıya yer verdi. Meydan'ın aktardığı metin şöyle başlar: "Manevranın sonunda, daha çocukluk çağında olan uçaklarla gösteriler yapıldı. Bundan sonra manevraya katılan yabancı subaylardan isteyenlerin bu uçaklara bindirileceği bildirildi."
Zamanla hikâyenin farklı sürümleri de çoğaldı. Bir sürümde Mustafa Kemal'i durduran kişi Ali Rıza Paşa değil, Harp Okulu'ndan adı verilmeyen bir arkadaşıdır. Bir başkasında manevraların başında havada çarpışan iki uçağın parçaları Mustafa Kemal'in birkaç metre önüne düşer ve yabancı gözlemciler ona geçmiş olsun dileklerini iletir. Aynı olayın bu kadar farklı biçimlerde anlatılması, tek ve sağlam bir ilk kaynağın bulunmadığını gösteren işaretlerden biridir. Mustafa Kemal Picardie manevralarında, 28 Eylül 1910Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
c) Kimler söyledi?
Anlatıyı aktaranlar arasında gazeteci Sadi Borak, General Celal Erikan, köşe yazarı Mehmet Barlas ve yazar Sinan Meydan yer alır. Bunların yanında, olayı doğrudan Atatürk'ten duyduğunu söyleyen tanıklıklar da aktarılır. Emekli Tümgeneral Cumhur Evcil, Türk Tarih Kurumu eski başkanlarından Uluğ İğdemir'den dinlediği biçimi şöyle anlatır: "Söz konusu manevrada Fransızlar uçakla gezinti yapmak isteyen yabancı subayları sıraya koymuşlar. Mustafa Kemal'in sırası geldiğinde, manevranın takip edilmesi gereken önemli bir bölümü cereyan ettiğinden, Mustafa Kemal sırasını bir Rumen subayla değişmiş."
Aynı aktarımda Evcil, Sabiha Gökçen'in bu konuda başka bir gerekçe verdiğini de belirtir: "Atatürk'ün uçağa hiç binmediğini, rahmetli Sabiha Gökçen; güvenlik nedeni ile hükümetin izin vermemesini neden göstererek bir sohbetimizde teyit etmişti." Bu ifade, uçağa binilmemesini kişisel bir korkuya değil, devlet başkanının güvenliğine ilişkin bir karara bağlar.
Manevi kızı Ülkü Adatepe'nin de olayı doğruladığı basına yansımıştır. Ancak bu beyanın ilk yayımlandığı yer bilinmemektedir. Ayrıca Adatepe'nin başka bir söyleşide Atatürk'ün uçak yolculuklarında kendisini yanında götürdüğünü söylediği de aktarılmıştır; bu ifade, Atatürk'ün uçakla seyahat etmediğine dair genel bilgiyle çelişir.
Sosyal medyada konu düzenli aralıklarla gündeme gelir. Örneğin bir kullanıcı 28 Aralık 2025'te "#İstikbalGöklerdedir" etiketiyle Atatürk'ün neden uçağa binmediği sorusunu paylaşmış, gönderi binlerce kez görüntülenmiştir. Bu tür paylaşımların altında Picardie hikâyesi sıklıkla cevap olarak yeniden anlatılır.
d) Kayıtlar ne söylüyor?
1. Ali Rıza PaşaFransa'ya gitmedi.Osmanlı Devleti'ne iletilen davet üzerine heyetin başına Üçüncü Ordu Kurmay Başkanı Ali Rıza Paşa getirilmişti. Mehmet Önder'in 1999'da yayımlanan "Atatürk, Fransa-Picardie Manevralarında (12 Eylül-12 Ekim 1910)" çalışmasına göre Ali Rıza Paşa sağlık nedenleriyle manevralara katılamadı ve heyete Paris'teki askerî ataşe Fethi (Okyar) başkanlık etti. Mustafa Kemal ve Binbaşı Selahaddin 10 Eylül 1910'da Orient Ekspresi ile Selanik'ten Paris'e hareket etti. Sonuç açıktır: Fransa'ya hiç gitmeyen bir komutanın orada Mustafa Kemal'in bileğinden tutması mümkün değildir.
2. Manevralarda ölümlü uçak kazası kaydı yok.Ali Güllü ve Dilara Uslu, Vakanüvis dergisinin 2024 özel sayısında yayımlanan "Picardie Manevralarına Dair Bilgilerin Karşılaştırılması ve Değerlendirilmesi" başlıklı makalelerinde dönemin kaynaklarını taradı. Bu taramada 12-18 Eylül 1910 arasında Picardie'de ölümle sonuçlanan bir havacılık kazasından söz eden kaynağa rastlanmadı. Le Journal gazetesinin haberine göre bu süreçte Subay Ménard ve Yüzbaşı Hugoni'nin bulunduğu çift kanatlı bir uçak kuvvetli rüzgârda kalkışın ardından kaza yaptı; ancak haberde can kaybı yer almaz.
3. Uçakların tamamı geri döndü. Dönemin kayıtlarına bakıldığında 1910 Büyük Sonbahar Manevraları'nın başından sonuna kadar can kaybı olan hiçbir uçak kazası yaşanmadı; manevralara başlayan 14 uçak programın sonunda hangarlarına eksiksiz döndü. Aynı yazıya göre Fransa'da 1910'daki iki ölümlü askerî uçak kazası, Yüzbaşı Madiot ve Teğmen Caumont'un hayatını kaybettiği kazalardır ve bunlar Aralık 1910'da Douai ve Buc'da, yani manevralardan yaklaşık üç ay sonra yaşanmıştır. Kazaya uğrayan uçaklar, manevralar sırasında henüz envanterde olmayan Breguet modelleridir.
4. Atatürk uçakların yanında, ama uçuşta değil. Atatürk'ü uçağa binerken ya da uçağın önünde gösteren fotoğraflar sosyal medyada sıkça paylaşılır. Bu kareler açılış, inceleme ya da heyet karşılama gibi ziyaretlerde çekilmiştir. Örneğin 6 Eylül 1937'de Yeşilköy'de de Havilland D.H.86 Express yolcu uçağını incelerken ve 18 Haziran 1936'da manevi kızı Ülkü ile Yeşilköy Hava Limanı'nı ziyaretinde çekilen fotoğraflar bu türdendir. 1910 yılından bir Blériot uçağıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Neurdein. Dosya sayfası
Ek bilgi
Picardie manevraları, Mustafa Kemal'in Fransız ordusunu ve dönemin askerî havacılığını yakından gördüğü ilk yurt dışı görevlerinden biridir. Manevralarda uçaklar keşif ve gözlem amacıyla kullanıldı. Mustafa Kemal'in buradaki gözlemleri hakkında daha geniş bilgi forumdaki "Kolağası Mustafa KemalFransa'da: 1910 Picardie manevraları" başlığında yer alır. Bu yazı ise yalnızca uçak kazası anlatısının kaynaklarını ve Atatürk'ün uçağa binmemesiyle kurulan bağı ele alır.
Dikkat: yanlış bilinen
1. Borak yazısının yılı: Sadi Borak'ın yazısı bazı aktarımlarda 1961, Vakanüvis'teki çalışmada ise Mayıs 1965 olarak geçer. Vakanüvis'teki atıf yazının başlığını ve ayını da verdiği için biz Mayıs 1965'i esas aldık.
2. Kazayı anlatan kişi: Erikan-Borak sürümünde Mustafa Kemal'i durduran kişi Ali Rıza Paşa'dır; İğdemir-Evcil sürümünde Mustafa Kemal sırasını kendi isteğiyle bir Rumen subaya bırakır; bir başka sürümde ise bir okul arkadaşı devreye girer.
3. Uçağa binmeme gerekçesi: Picardie hikâyesi kişisel bir tecrübeyi öne çıkarır. Sabiha Gökçen'e dayandırılan açıklama ise hükümetin güvenlik gerekçesiyle izin vermediğini söyler. İki açıklama birbirinden farklıdır ve ikincisi kaza anlatısına ihtiyaç duymaz.
4. Pilot Tahir iddiası: Rumeli Kavaklı pilot "Deli" Tahir'in Atatürk'ü üç kez gizlice uçurduğu da ileri sürülmüştür. Bu iddia hiçbir belgeyle doğrulanmaz.
e) Karşı kanıt ve hüküm
Kayıtlar, anlatının ana unsurlarını desteklemiyor. Hikâyenin kahramanlarından Ali Rıza PaşaFransa'ya gitmemiş, heyete Fethi (Okyar) başkanlık etmiştir. Manevralar boyunca ölümlü bir uçak kazası yaşanmamış, 14 uçağın tamamı geri dönmüştür. Le Journal'in bildirdiği tek kaza can kaybı olmadan atlatılmıştır. Fransa'daki 1910 yılının ölümlü askerî uçak kazaları ise üç ay sonra ve başka şehirlerde yaşanmıştır.
Hüküm: Atatürk'ün Picardie'de binmekten son anda vazgeçtiği uçağın düştüğü ve bu yüzden hayatı boyunca uçağa binmediği iddiası, dönem kayıtlarıyla doğrulanmayan bir anlatıdır. Atatürk'ün uçakla uçmadığı bilgisi kaynaklarda yer alır; ancak bunun gerekçesi olarak gösterilen kaza 1910Picardie manevralarında yaşanmamıştır. Sabiha Gökçen'e dayandırılan güvenlik açıklaması ise ayrı bir tanıklıktır ve kaza hikâyesini gerektirmez.
Sonuç
Picardie uçağı hikâyesi, 1960'larda basılan bir anının zamanla gazete köşeleri, popüler kitaplar ve sosyal medya üzerinden nasıl yerleşik bir bilgiye dönüştüğünü gösteren bir örnektir. Anlatının sürümleri arasındaki farklar ve dönem gazetelerinin sessizliği, hikâyeyi aktarırken ilk kaynağına ve döneme ait kayıtlara bakmanın önemini hatırlatır. Atatürk'ün havacılığa verdiği değer ise hikâyeden bağımsız olarak, kurduğu kurumlar ve desteklediği pilotlarla belgelenmiştir.
Picardie hikâyesi bize bir anının zaman içinde nasıl büyüdüğünü gösteriyor. İlk anlatımda sınırlı bir ayrıntı varken, sonraki aktarımlarda kaza, tarih ve gerekçe giderek netleşiyor; oysa belgeler bu netliği desteklemiyor. Bizce böyle bir anlatının yayılmasında, hikâyenin dramatik ve akılda kalıcı olması büyük rol oynuyor. Atatürk'ün uçağa binmemesi gibi gerçek bir durumu açıklamak için çarpıcı bir neden aramak anlaşılır bir merak. Ama gerekçenin belgesiz olması, asıl gerçeği de gölgede bırakıyor. Havacılığa verdiği desteğin kurumlarla belgelenmiş olması, bu konuda konuşurken dayanılacak sağlam zemini zaten sunuyor.