Okul kitaplarında genellikle tek cümleyle geçer: "Birinci İnönü zaferi." Oysa bu muharebenin nasıl adlandırılacağı, iki tarafın kaynakları arasında bugün de tartışılıyor. Bu yazıda tartışmanın dayanaklarını, yanlış anlaşılan noktaları ve kaynakların gerçekte ne dediğini sırayla ele alıyoruz.
Arka plan: Muharebe nasıl bitti?
Yunan 3. Kolordusu 6 Ocak 1921'de Bursa'dan yola çıktı. Dört gün süren geciktirme çarpışmalarından sonra 10 Ocak'ta İnönü mevzilerine yüklendi. O gün öğleden sonra Türk Batı Cephesi Komutanlığı 13.10'da genel çekilme emri verdi; birlikler 16.00'dan itibaren İnönü'nün doğusundaki sırtlara çekildi. Ertesi sabah, 11 Ocak'ta, beklenen Yunan taarruzu gelmedi. Öğleden sonra Yunan kuvvetlerinin taarruz çıkış hatlarına geri çekildiği kesinleşti.
Yani sahadaki tablo karmaşıktır: Türk birlikleri 10 Ocak akşamı bir miktar geri çekilmiş, ama Yunan ordusu ertesi gün çekilip gitmiştir.

Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Türk tarafının görüşü
Zafer yorumunu savunanların dayanakları şöyle özetlenebilir:
Yunan tarafının görüşü
Yunan tarafı harekâtın baştan sınırlı hedefli olduğunu savunur. Kaynaklarda aktarılan Yunan planına göre amaç Bilecik-Bozüyük-Eskişehir bölgesinde toplanan Türk kuvvetlerini dağıtmak, askerî malzemeyi ve demiryolu hattı ile köprüleri imha etmek, ele geçirilen malzeme taşındıktan sonra da geri çekilmekti. Bu açıdan bakıldığında çekilme bir yenilgi değil, planın son aşamasıdır.
Bazı yazarlar daha da ileri gider. Yalçın Küçük, "Türkiye Üzerine Tezler 2" kitabının önsözünde İnönü'de bir zafer değil, bir çarpışma bile olmadığını ileri sürmüş; bunun Çerkez Ethem'e karşı harekâtı örtmek için kullanılan bir anlatı olduğunu yazmıştır.
Kayıp rakamları da tek bir hikâye anlatmaz. Türk tarafı için 95 ölü, 183 yaralı ve Yunan kaynaklarına göre 211 esir verilir. Yunan ordusu tarih bölümü 51 ölü ve 130 yaralı bildirir. Trikupis ise 105'i subay olmak üzere 2.000 kayıptan söz eder ve bu rakamın yaralıları içerip içermediği belli değildir. Yunan Askerî Ansiklopedisi ölüleri 8 subay ve 48 er, yaralıları 9 subay ve 145 er olarak verir. Bu kadar farklı rakamlar, sonucun neden yorumlandığı gibi algılandığını da açıklar: her iki taraf kendi kayıtlarını esas almıştır.
Doğrusu ne?
Birinci İnönü örneği, bir muharebenin askerî sonucuyla siyasi sonucunun her zaman aynı şey olmadığını gösteriyor. Sahada belirsiz geçen iki günlük bir çarpışma, Ankara hükûmetinin hem içeride hem dışarıda tanınmasında önemli bir eşik oldu. Tarihi okurken "kim kazandı" sorusunu, "kim neyi hedefledi ve neyi elde etti" sorusuyla birlikte sormak bu yüzden önemlidir.
Arka plan: Muharebe nasıl bitti?
Yunan 3. Kolordusu 6 Ocak 1921'de Bursa'dan yola çıktı. Dört gün süren geciktirme çarpışmalarından sonra 10 Ocak'ta İnönü mevzilerine yüklendi. O gün öğleden sonra Türk Batı Cephesi Komutanlığı 13.10'da genel çekilme emri verdi; birlikler 16.00'dan itibaren İnönü'nün doğusundaki sırtlara çekildi. Ertesi sabah, 11 Ocak'ta, beklenen Yunan taarruzu gelmedi. Öğleden sonra Yunan kuvvetlerinin taarruz çıkış hatlarına geri çekildiği kesinleşti.
Yani sahadaki tablo karmaşıktır: Türk birlikleri 10 Ocak akşamı bir miktar geri çekilmiş, ama Yunan ordusu ertesi gün çekilip gitmiştir.
Dikkat: yanlış bilinen
Yaygın anlatım, iki tarafın da aynı sonucu kabul ettiği izlenimini verir. Kaynaklar böyle bir uzlaşma olmadığını açıkça yazar: Türk tarafı sonucu kesin zafer olarak tanımlar, Yunan tarafı ise bunu reddeder ve "bu tartışmalar günümüzde de sürmektedir" denir.

Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Türk tarafının görüşü
Zafer yorumunu savunanların dayanakları şöyle özetlenebilir:
- Türk kuvvetleri bir miktar malzeme kaybetmiş, bölgedeki demiryolları tahrip edilmişti ama toprak kaybı olmadı.
- Yunan ilerleyişi Eskişehir yönünde durduruldu; Eskişehir ve Ankara yolu açılmadı.
- Yunan çekilmesi, planı ne olursa olsun, ne Türk ne dünya ne de Yunan kamuoyunda bir Yunan zaferi olarak algılandı.
- Muharebeden sonra kazanan tarafın iradesini karşı tarafa kabul ettirdiği bir antlaşma yapılmadı.
Yunan tarafının görüşü
Yunan tarafı harekâtın baştan sınırlı hedefli olduğunu savunur. Kaynaklarda aktarılan Yunan planına göre amaç Bilecik-Bozüyük-Eskişehir bölgesinde toplanan Türk kuvvetlerini dağıtmak, askerî malzemeyi ve demiryolu hattı ile köprüleri imha etmek, ele geçirilen malzeme taşındıktan sonra da geri çekilmekti. Bu açıdan bakıldığında çekilme bir yenilgi değil, planın son aşamasıdır.
Ek bilgi
Üçüncü bir görüş: "Hiç çarpışma olmadı" iddiasıBu savunmayı zayıflatan bir ayrıntı, Yunan tümen komutanı Trikupis'in kendi anılarıdır. Trikupis, altıncı gün Türklerin cepheden ve sağ kanattan hücum ederek tümeninin arkasını çevirmeye çalıştığını, topçusunun cephane yokluğundan piyadenin çekilişini destekleyemediğini ve bu yüzden bütün tümenin geri çekilmesini emrettiğini yazar. Yani en azından onun kesiminde çekilme, planlı bir tahliyeden çok baskı altında verilmiş bir karar olarak anlatılır.
Bazı yazarlar daha da ileri gider. Yalçın Küçük, "Türkiye Üzerine Tezler 2" kitabının önsözünde İnönü'de bir zafer değil, bir çarpışma bile olmadığını ileri sürmüş; bunun Çerkez Ethem'e karşı harekâtı örtmek için kullanılan bir anlatı olduğunu yazmıştır.
Dikkat: yanlış bilinen
Rakamlar tartışmaya ne katıyor?Bu iddia kaynaklarla desteklenmiyor. Karşı tarafta savaşan Trikupis bile çarpışmayı "en kanlı savaşlardan biri" diye anlatır ve saat saat çarpışma ayrıntısı verir. Türk tarafının kayıtları da 6-11 Ocak arasında saatleriyle belgelenmiş çatışmalar içerir. Turgut Özakman'ın kitabında da bu iddiaların Türk ve Yunan belgeleriyle çürütüldüğü belirtilir. Kısacası "zafer mi değil mi" tartışması meşru bir tartışmadır; "hiç çarpışma yoktu" iddiası ise belgelere aykırıdır.
Kayıp rakamları da tek bir hikâye anlatmaz. Türk tarafı için 95 ölü, 183 yaralı ve Yunan kaynaklarına göre 211 esir verilir. Yunan ordusu tarih bölümü 51 ölü ve 130 yaralı bildirir. Trikupis ise 105'i subay olmak üzere 2.000 kayıptan söz eder ve bu rakamın yaralıları içerip içermediği belli değildir. Yunan Askerî Ansiklopedisi ölüleri 8 subay ve 48 er, yaralıları 9 subay ve 145 er olarak verir. Bu kadar farklı rakamlar, sonucun neden yorumlandığı gibi algılandığını da açıklar: her iki taraf kendi kayıtlarını esas almıştır.
Doğrusu ne?
- "Zafer" nitelemesi Türk kaynaklarında ve resmî tarih yazımında yerleşiktir; muharebenin siyasi sonuçları da bu nitelemeyi destekler.
- Ama "herkes böyle kabul eder" demek doğru değildir; Yunan tarih yazımı sonucu farklı yorumlar.
- Muharebenin taktik olarak karmaşık geçtiği, Türk birliklerinin de 10 Ocak'ta çekildiği bir gerçektir.
- Asıl belirleyici olan, Yunan ordusunun hedeflediği Eskişehir yönüne ilerleyememesi ve Ankara'nın bu sonuçtan siyasi olarak güçlenerek çıkmasıdır.
Birinci İnönü örneği, bir muharebenin askerî sonucuyla siyasi sonucunun her zaman aynı şey olmadığını gösteriyor. Sahada belirsiz geçen iki günlük bir çarpışma, Ankara hükûmetinin hem içeride hem dışarıda tanınmasında önemli bir eşik oldu. Tarihi okurken "kim kazandı" sorusunu, "kim neyi hedefledi ve neyi elde etti" sorusuyla birlikte sormak bu yüzden önemlidir.
Kaynaklar
- Vikipedi, Birinci İnönü Muharebesi maddesi (tr.wikipedia.org)
- Vikipedi, Londra Konferansı (1921) maddesi (tr.wikipedia.org)