İçeriğe geç
Giriş yap
0

Sadri Maksudi Arsal (1878-1957): Tolstoy'un "akıllı Tatar çocuğu", İdil-Ural Millî Meclisi başkanı

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Kazan'dan Ankara'ya

Sadri Maksudi Arsal, Rusya Duması'nda Kazan'ı temsil etmiş, 1917'de Ufa'da kurulan Türk-Tatar özerk yönetiminin meclisine başkanlık etmiş, Bolşevik iktidarından sonra Avrupa'ya geçmiş ve sonunda Mustafa Kemal'in davetiyle Türkiye'ye yerleşmiş bir hukukçu ve siyasetçidir. Türkçe Vikipedi'ye göre Ankara Hukuk Mektebi'nin kurucu hocalarındandır, Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu'nun kuruluşunda katkıları olmuştur ve Türk Dışişleri'ne giren ilk kadın diplomat (1932) Adile Ayda'nın babasıdır.

Bu sayfa onun hayatını, özellikle Atatürk dönemiyle kesişen yıllarını Türkçe ve İngilizce Wikipedia maddelerine dayanarak aktarır.
Sadri Maksudi Bey
Sadri Maksudi BeyGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Tarih notu
23 Temmuz 1878: Kazan yakınlarındaki Taşsu köyünde doğum
1901: Yasnaya Polyana'da Tolstoy ziyareti
1902-1906: Sorbonne Hukuk Fakültesi
Kasım 1917: Ufa'daki Millî Meclis'in başkanlığı
24 Kasım 1924: Çankaya'da Mustafa Kemal Paşa ile tanışma
1925: Türkiye'ye yerleşme
1930: "Türk Dili İçin" kitabı
20 Şubat 1957: İstanbul'da ölüm

Medrese, Bahçesaray ve Tolstoy

Türkçe Vikipedi'ye göre Sadri Maksudi 23 Temmuz 1878'de Kazan dışındaki Taşsu köyünde doğdu; babası köyün imamı Nizamettin Molla, annesi Meftuha Hanım'dı. Rusya'daki adı "Sadrettin Nizamettinoviç Maksudov" idi. Köy okulundan sonra 1888'de Kazan'daki Allâmiye Medresesi'ne gitti; burada öğretmenlik yapan ağabeyi Ahmet Hadi Maksudi yetişmesinde büyük rol oynadı. İstanbul'dan gelen çocuk romanlarını okuyarak Osmanlıca öğrendi ve Robinson Crusoe'nun Osmanlıca çevirisini Kazan Türkçesine aktardı.

1895'te ağabeyiyle birlikte Bahçesaray'daki Zincirli Medrese'ye gitti; burada ileride "manevi babam" diye anacağı İsmail Gaspıralı ile tanıştı ve Rusça öğrendi. 1897'de Rus Öğretmen Mektebi'ne girmesi Türk cemaati tarafından Ruslaşma tehlikesi olarak eleştirildi. 1900'de Kazan'da "Maişet" adlı romanını yayımladı; amacını Tatarcanın millî bir edebiyat diline dönüşmesine katkı sağlamak olarak açıklamıştı.

1901 yazında Rusya'dan ayrılmadan önce kitaplarını okuyup hayran olduğu Lev Tolstoy'u Yasnaya Polyana'daki evinde ziyaret etti. Türkçe Vikipedi'ye göre o sırada 73 yaşında olan yazar, saatler süren sohbet boyunca genç Maksudi'yi çok beğenmiş ve ondan "Akıllı Tatar Çocuğu" diye söz etmiştir. Kırım'da Gaspıralı'nın, İstanbul'da Ahmet Mithat Efendi'nin tavsiyesiyle öğrenimini Paris'te sürdürmeye karar verdi; bir yıllık Fransızca ve Latince hazırlığından sonra 1902'de Sorbonne Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu ve 1906'da mezun oldu.

Duma ve Ufa

Rusya'ya dönen Maksudi siyasete girdi ve Kazan'dan Duma'ya seçildi. Türkçe Vikipedi'ye göre II. Duma kısa süre sonra dağılınca yeniden yapılan seçimle III. Duma'ya da girdi, Rusya Türklerinin sorunlarını dile getirdi ve Başkanlık Divanı üyeliğine seçildi. 1909'da İngiltere'ye giden parlamento heyetinde yer aldı; gözlemleri Kazan'da "İngiltere'ye Seyahat" adıyla kitap olarak yayımlandı. 1911'de Kamile Rami ile evlendi, Adile ve Naile adında iki kızı oldu.

1917'de Rusya Müslümanları Kurultayı'na "Millî-Medenî Muhtariyet" projesini kabul ettirdi ve Ufa'da ilan edilen "İç Rusya ve Sibirya Millî-Medenî Türk-Tatar Muhtariyeti"nin anayasasını hazırladı. Kasım 1917'de oluşturulan Millî Meclis'in başkanlığına ve üç bakanlıktan oluşan yürütme kurulunun başkanlığına seçildi. Bu yapı uzun ömürlü olmadı; Millî Meclis dağıtıldı ve yönetim feshedildi.
Dikkat: yanlış bilinen
Kaynaklar Maksudi'nin Duma yıllarını ve Rusya'dan çıkış yolunu farklı ayrıntılarla verir. Türkçe Vikipedi onun 1906'da Rusya'ya döndükten sonra II. Duma'ya, ardından III. Duma'ya seçildiğini yazar ve kaçışını din bilgini Musa Carullah'ın yardımıyla Finlandiya'ya geçiş olarak anlatır. İngilizce Wikipedia ise II. Duma üyeliğini 1907'ye, III. Duma üyeliğini 1908'e tarihler, 1918'de Saint Petersburg üzerinden Finlandiya'ya kaçtığını ve Tampere'de Finlandiya Tatarı Imad Samaletdin'in evinde kaldığını belirtir. Türkçe madde ayrıca girişte onun IV. dönem Şebinkarahisar ve V. dönem Giresun milletvekili olduğunu yazarken, aynı maddenin gövdesinde her iki görev için de 1931-1935 aralığı verilir ve 1935'ten sonra siyasete ara verdiği söylenir; bu iki ifade birbiriyle uyuşmaz.

Paris, Berlin, yeniden Paris

Türkçe Vikipedi'ye göre 1919'da Paris'e geçen Maksudi, 1920'de Paris Barış Konferansı'na Rusya Avrupası Müslümanlarının talepleriyle ilgili bir muhtıra verdi. İngilizce Wikipedia, konferanstaki konuşmasının olumlu bir sonuç vermediğini ekler. 1922'de ailesiyle Berlin'e yerleşerek siyaseti bıraktı ve akademik çalışmalara yöneldi; 1923'te Paris'e dönerek Sorbonne'da Türk-Tatar kavimlerinin tarihi üzerine dersler verdi.
Sadri Maksudi Finlandiya'da
Sadri Maksudi Finlandiya'daGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Çankaya, 24 Kasım 1924

Maksudi Türk Ocakları'nın davetiyle 1924'te Türkiye'de bir dizi konferans verdi. Türkçe Vikipedi'ye göre 24 Kasım 1924'te Çankaya'da Mustafa Kemal Paşa ile tanıştı ve yeni Cumhuriyet'te görev alma teklifini kabul etti. 1925'te Türkiye'ye yerleşti; Ankara'da Maarif Vekâleti'ne bağlı Telif ve Tercüme Heyeti üyeliğine atandı, bu heyet dağılınca Ankara Hukuk Mektebi'nin kurucu hocaları arasında yer aldı ve uzun yıllar burada ders verdi. Maddenin bibliyografyasında 14 Eylül 1925 tarihli Hâkimiyet-i Milliye'de yayımlanan "Ankara Hukuk Mektebinin tarihî ehemmiyeti" başlıklı bir yazısı da yer alır.

"Türk Dili İçin" ve Atatürk'ün önsözü

Maksudi 1928'de Milliyet gazetesinde "Lisan Islahı Meselesi" başlığıyla bir yazı dizisi yayımladı; maddedeki listeye göre dizi 28 Eylül-14 Ekim 1928 arasında on üç bölüm sürdü. Yazılar 1930'da "Türk Dili İçin" adıyla kitap oldu ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'e sunuldu. Türkçe Vikipedi'ye göre Mustafa Kemal'in önsöz yazdığı bu eser, iki yıl sonra Türk Dil Kurumu'nun kurulması talimatının verilmesinde etkili oldu ve önsözdeki sözler Türk Dil Kurumu binasının önündeki kitabeye işlendi. İngilizce Wikipedia kitabı Türkçenin gelişimini ele alan ve yabancı etkilerin ayıklanması gibi önerileri içeren bir eser olarak tanımlar.
Ek bilgi
Türkçe Vikipedi'ye göre Maksudi, Türk Ocakları'nın 27 Nisan 1930 tarihli VI. Kurultayı'nda bir tarih heyeti kurulmasını önerdi; bu heyet 1931'de Türk Tarihini Tetkik Cemiyeti adıyla çalışmaya başladı ve Maksudi üyesi oldu. "Türk Tarihinin Ana Hatları" (1930) adlı eserin yazarları arasında yer aldı; maddedeki bibliyografyada 1933 tarihli "İskitler-Sakalar" ve 1934 tarihli "Orta Asya Türk Devletleri" çalışmaları bu serinin kitapları olarak geçer. Soyadı Kanunu'ndan sonra "Arsal" soyadını aldı; İngilizce Wikipedia bu adı 1935'ten itibaren kullandığını belirtir.
İstanbul'da Sadri Maksudi Arsal adını taşıyan bir sokak tabelası
İstanbul'da Sadri Maksudi Arsal adını taşıyan bir sokak tabelasıGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: Muthafunker. Dosya sayfası

Milletvekilliği ve Türk Hukuk Tarihi

Türkçe Vikipedi'ye göre Maksudi, kendi bilgisi dışında Mustafa Kemal tarafından aday gösterilerek 1931'de Meclis'e girdi. İngilizce Wikipedia onun üç yasama döneminde milletvekili seçildiğini belirtir. 1950 seçimlerinde Ankara milletvekili olarak yeniden Meclis'e girdi ve Türkiye adına Avrupa Konseyi çalışmalarına katıldı.

Akademik alanda İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde ve Edebiyat Fakültesi Tarih Enstitüsü'nde ders verdi. "Hukukun Umumi Esasları" (1937), "Umumi Hukuk Tarihi" (1941), "Hukuk Felsefesi Tarihi" (1946) ve "Türk Tarihi ve Hukuk" (1947) gibi eserler yazdı. Türkçe Vikipedi, "Türk Hukuku Tarihi" disiplinini kurmasını onun Türk hukukuna en büyük katkısı sayar ve bu dersi dünyada ilk kez onun verdiğini yazar. 1955'te "Milliyet Duygusunun Sosyolojik Esasları" adlı kitabında genel bir milliyetçilik kuramı ortaya koydu.

Ölümü

Sadri Maksudi Arsal 20 Şubat 1957'de İstanbul'da öldü ve Zincirlikuyu Mezarlığı'na gömüldü. Kızı Adile Ayda, 1991'de "Sadri Maksudi Arsal" adlı bir biyografi yayımladı. Hayatı, Rusya Türklerinin siyasi uyanışı ile Cumhuriyet Türkiyesi'nin dil, tarih ve hukuk kurumları arasında doğrudan bir bağ kurar.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap