Cumhuriyet'in ilk açış konuşması
29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edildikten sonra Meclis'in ilk yeni yasama yılı 1 Kasım 1924'te başladı. Gazi Mustafa Kemal bu kez Cumhurbaşkanı olarak kürsüye çıktı. TBMM arşivinde "II. Dönem 2. Yasama Yılını Açış Konuşması" olarak saklanan metin, 1923'teki uzun savaş özetinin aksine kısa ve somut bir hükümet programı gibidir. Konuşma "Büyük Millet Meclisinin 6. çalışma yılına giriyoruz" cümlesiyle başlar; sayım 23 Nisan 1920'den yapılmaktadır.Bu kısa metinde arka arkaya aşarın kaldırılması önerisi, sıtma mücadelesi, Cumhuriyet öğretmenleri, demiryolları, Ankara'nın imarı ve Musul meselesi geçer. Konuşmanın yapıldığı yıl 3 Mart 1924'te halifelik kaldırılmış, 20 Nisan 1924'te yeni Anayasa kabul edilmişti. Mustafa Kemal bunlara doğrudan adlarıyla değinmez; "halk yönetiminin engellerden arındırılması için" kabul edilen kanunların başarıyla uygulandığını söylemekle yetinir.

Tarih notu
3 Mart 1924: Halifeliğin kaldırılması
20 Nisan 1924: Teşkilât-ı Esasiye Kanunu (1924 Anayasası)
19 Mayıs - 5 Haziran 1924: Haliç Konferansı (Musul)
1 Kasım 1924: Açış konuşması
17 Şubat 1925: Aşarın kaldırılması
20 Nisan 1924: Teşkilât-ı Esasiye Kanunu (1924 Anayasası)
19 Mayıs - 5 Haziran 1924: Haliç Konferansı (Musul)
1 Kasım 1924: Açış konuşması
17 Şubat 1925: Aşarın kaldırılması
İç durum: Hakkâri ve deprem
Konuşmaya göre ülkede genel durum "olağan ve durulmuş" olarak devam etmiştir. Tek istisna olarak Hakkâri'deki "bazı Nesturi eşkıyasının" eylemleri anılır; tutanakta Nesturi kelimesinin yanına "Hıristiyan dininde bir mezhep" açıklaması eklenmiştir. Mustafa Kemal olayın "ivedilikle ve kesin olarak" çözüldüğünü söyler. Hakkâri'nin bu dönemde neden hassas olduğunu Musul sorunu açıklar: Türkçe Vikipedi'nin Musul sorunu maddesine göre Lozan'da varılan uzlaşma uyarınca 19 Mayıs-5 Haziran 1924 tarihleri arasında İstanbul'da toplanan Haliç Konferansı'nda İngiliz heyeti, barındırdığı Nesturi nüfus nedeniyle Hakkâri'nin de kendilerine verilmesini isteyince konferans sonuçsuz kalmıştı.Konuşmada Erzurum ve Kars'taki depremin "pek çok kayba neden olduğu" da üzüntüyle anılır. Bir başka cümle mübadeleye ayrılmıştır: "değişim anlaşmaları ile anavatana kavuşan kardeşlerimizin" birçok ihtiyacının henüz karşılanamadığı ve Meclis'in ivedilikle önlem alması gerektiği söylenir.
Ordu, donanma ve hava kuvvetleri
Ordu için kullanılan ifade dikkat çekicidir: hiçbir zaman saldırgan olmayı düşünmemiş ama "daima haksız saldırılara uğrayacağını düşünen bir millet ordusu" olarak ordu, uzun bir seferden sonra hemen yeni bir sefere başlayacakmış gibi hazır bulunmaktadır. Deniz kuvvetleri için ise "köklü ve önemli bir yenileştirmeye" ihtiyaç olduğu kabul edilir; Mustafa Kemal önce seçkin elemanların yetiştirilmesini ve "ülkenin gücü üstündeki hayallerden" kaçınılmasını ister. Hava kuvvetleri için Meclis'in "özel ilgisini ve dikkatini" çeker.Aşar: "Orta Çağın en acımasız derdi"
Mali bölümde Cumhuriyet maliyesinin borçlanmadan iç borçları ödediği belirtilir; dış borçlar için antlaşmanın öngördüğü görüşmelerin sürdüğü söylenir. Ardından konuşmanın en çok alkışlanan cümlelerinden biri gelir: Mustafa Kemal, "Orta Çağın en acımasız derdi" dediği aşarın kaldırılmasını Meclis'e önerebilecek mali duruma Cumhuriyet yönetiminin bir yılda ulaşmasını "sevinilecek ve övünülecek bir olay" olarak niteler. Tutanakta bu cümleden sonra "Bravo sesleri" ve "Alkışlar" kaydı vardır.Öneri kısa sürede kanunlaştı. Türkçe Vikipedi'nin Aşar maddesine göre Cumhuriyet döneminde de 1925 yılına kadar alınmaya devam eden bu vergi, 1923 İzmir İktisat Kongresi'nin oy birliğiyle aldığı kararlardan biri doğrultusunda 1925'te kaldırıldı; kaldırma kanunu 17 Şubat 1925 tarihlidir. Böylece köylünün ürününden alınan payın yerini başka vergiler aldı ve devlet gelirlerinde yeni bir düzene geçildi. Konuşmada ayrıca "sayım vergisi gibi asırlık vergilerin" düzeltilmesine başlandığı ve bunun halka rahatlık sağladığı belirtilir.

Ek bilgi
Konuşmada sağlık bölümünün en somut isteği sıtmayla ilgilidir: "sıtmaya karşı başlı başına bir uğraş dönemine girilmesi" Meclis'in büyük işleri arasında sayılır ve nüfusu korumaya yönelik önlemlerin "en başında sıtma mücadelesi" bulunması gerektiği söylenir. Aynı yıl ülke çapında bir sağlık teşkilatı kurma çalışmalarına başlandığı da belirtilir.
"Gerçek bir kültür ordusu"
Eğitim bölümünde Mustafa Kemal, kurulması istenen okulların öğretmen ve bina ihtiyacı düşünüldüğünde eksiklerin tamamlanmasının uzun yıllar alacağını kabul eder. Buna karşılık "8 ay kadar kısa bir süre içinde" yeni ilkelerin başarıyla uygulandığını söyler. Konuşmanın bu bölümündeki gözlem kendi gezilerine dayanır: kadın ve erkek "Cumhuriyet öğretmenlerinin" öğrencileriyle birlikte "gerçek bir kültür ordusu görünüşü" gösterdiğine "ülkenin pek çok yerinde ben kendim tanık oldum" der. Bu öğretmenlerin yalnız öğrenciler üzerinde değil, doğrudan halk üzerinde de etkili olduğunu ekler.Adalet bölümünde ise bütün büyük kanunlar yürürlüğe girene kadar "acil değişiklikler ile" genel hayatın medeni esaslara dayandırılması istenir. Bu cümle, 1926'da kabul edilecek Türk Medeni Kanunu'na giden yolun bu konuşmada henüz bir hedef olarak durduğunu gösterir.

Demiryolu ve Ankara
Bayındırlık bölümü konuşmanın en akılda kalan cümlesini içerir. Mustafa Kemal demiryolu ve yol ihtiyacının ülkenin bütün gereksinmelerinin başında geldiğini söyler; işin "hiçbir hayal ve teori peşinde koşup aldanmaksızın" ülkenin kaynakları ve insan gücüyle yürütülmesini ister. Devlet dairelerinin bütün önlemlerinin ancak tren ve demiryolları ile gerçek sonuç verebileceğini, uygarlığın araçlarını ve düşüncelerini demiryolu dışında yaymanın imkânsız olduğunu belirtir ve şu cümleyi kurar: "Demiryolu mutluluk yoludur."Hemen ardından başkent gelir. Ankara'nın çağa uygun ulaşım ve haberleşme araçlarıyla donatılması ve gerekli binaların yapılması "ivedi gereksinmelerimiz arasında" sayılır. Mustafa Kemal "Anadolu ortasında hızla kurulacak çağın modern Ankara'sı"nın yüzyıllarca ihmal edilmiş ülke için başlı başına bir uygarlık merkezi olacağını söyler.
Dikkat: yanlış bilinen
Konuşmada Musul için "hak ve adalete uygun olarak kabul edileceğini umduğumuz kararı beklemekteyiz" denir. Sorun Türkiye'nin beklediği gibi sonuçlanmadı: Milletler Cemiyeti 1925'te Musul'un Irak'a bırakılması yönünde karar verdi ve 5 Haziran 1926 tarihli Ankara Antlaşması ile Türkiye bu sonucu kabul etti. Türkçe Vikipedi'nin Musul sorunu maddesi, Milletler Cemiyeti kararının 16 Aralık 1925 tarihli olduğunu ve 13 Şubat 1925'te başlayan Şeyh Said İsyanı'nın yarattığı sorunların Türkiye'nin tutumunu etkilediğini kaydeder.
Dış politika özeti
Son bölümde Lozan Antlaşması'nın yürürlüğe girdiği ve antlaşmayı imzalayan devletlerle ilişkilerin normale döndüğü belirtilir. Fransa ile yıl başında çıkan sınır olayının giderildiği, İtalya ile ilişkilerin geliştiği, Sovyet Rusya ile iyi ilişkilerin "politik prensip" sayıldığı ve Lehistan ile ilişkilerin dostane olduğu söylenir. Amerika, İspanya, İsveç, Felemenk ve Çekoslovakya ile yapılan yeni antlaşmaların Meclis'e sunulacağı haber verilir. Konuşmanın İran ve Afganistan ile ilişkilerin dostane olarak sürdüğünü belirten cümlesi de bu bölümdedir. Böylece konuşma, Lozan sonrasında Türkiye'nin ilişki kurduğu ya da ilişkilerini yeni kurallara bağladığı devletleri tek tek sayan bir liste de sunmuş olur.Mustafa Kemal, Lozan'ın kesinleşmesiyle Türkiye'nin Milletler Cemiyeti ile resmen ilişki kurduğunu ve Cemiyet'e güven beslediğini de kaydeder.
Kaynaklar
- TBMM, Atatürk'ün Meclis açış konuşmaları: II. Dönem 2. Yasama Yılı Açış Konuşması, 1 Kasım 1924 (Tutanak Dergisi D. II, C. 10, Sa. 1) (cdn.tbmm.gov.tr)
- Vikipedi, Aşar maddesi (tr.wikipedia.org)
- Vikipedi, Musul sorunu maddesi (tr.wikipedia.org)
- Vikipedi, Sıtma maddesi (tr.wikipedia.org)