Birinci Çatalca MuharebesiKasım 1912'de Bulgar ordusunu İstanbul'un kapısında durdurmuştu. Ama savaş orada bitmedi. Ateşkes, Londra'daki barış görüşmeleri, İstanbul'daki hükûmet darbesi ve yeniden başlayan çatışmalarla Çatalca hattı 1913 baharına kadar cephe olarak kaldı. Türk kaynakları bu ikinci evreyi tek bir ad altında, "İkinci Çatalca Muharebesi" olarak toplar. Bu yazı Türkçe Vikipedi'deki İkinci Çatalca Muharebesi maddesi ile İngilizce Wikipedia'daki Second Battle of Çatalca maddesine dayanıyor. Mustafa Kemal bu cephede değil, Gelibolu'da Bolayır Kolordusu'nun kurmaylarından biriydi; onun bulunduğu cephenin neden Çatalca'yla aynı takvime bağlı olduğunu anlamak için de bu muharebeler dizisini bilmek gerekir.
Bir ad, birkaç muharebe
Türkçe madde terimi şöyle tanımlar: 3 Şubat 1913'ten Londra Antlaşması'nın imzalanmasına kadar Bulgarlarla Osmanlılar arasında İstanbul için yapılan bir dizi çatışmanın genel adı. Aynı madde, Bulgar kaynaklarının bu dönemin içindeki çatışmaları ayrı ayrı adlandırdığını ve bunları 2., 3. ve 4. Çatalca muharebeleri diye saydığını not eder. Yani bir Türk okurun "İkinci Çatalca" dediği şey, bir Bulgar tarih kitabında üç ayrı muharebe başlığı olarak karşısına çıkabilir.
İngilizce madde ise savaşı 3 Şubat - 3 Nisan 1913 arasına yerleştirir ve "sürekli bir çatışma" (continuous skirmish) olarak niteler. Bu tanım, büyük ve tek bir meydan muharebesinden çok, hücum ve karşı hücumlarla geçen iki aylık bir siper savaşını anlatır.
Ateşkesten darbeye
1912 sonbaharı Osmanlı Devleti için ağır geçmişti. Türkçe maddeye göre Bulgarlar Edirne'yi kuşatmış, Edirne, Çatalca ve İstanbul dışında Doğu Trakya'nın her yerini almışlardı. Yunan ordusu Yanya'yı kuşatmış, Selanik ve birçok Ege adası el değiştirmişti. Donanma Varna ve İmroz'daki çatışmalardan sonra Marmara'nın dışına çıkamaz duruma gelmişti.
Bu tablo içinde Osmanlı hükûmeti ateşkes istedi. Türkçe madde görüşmelerin 25 Kasım - 3 Aralık 1912 tarihlerinde Çatalca'da yapıldığını yazar. Varılan ateşkese göre İstanbul hükûmeti kuşatma altındaki Edirne'ye yardım göndermeyecek, barış görüşmeleri Londra'da başlayacak, anlaşma sağlanamazsa savaş yeniden başlayacaktı. Yunan delegeleri ise Yanya konusunda uzlaşılamadığı için masadan çekilmişti.
Tarih notu
İngilizce madde ateşkesin tarihini çift takvimle verir: 3 Aralık 1912 (eski takvimle 20 Kasım). Görüşmelerin çöktüğü günü de 23 Ocak 1913 (eski takvimle 10 Ocak) olarak, yani İstanbul'daki darbe günü olarak gösterir. Çatışmaların yeniden başladığı gün ise 3 Şubat 1913'tür (eski takvimle 21 Ocak). Balkan devletleri o yıllarda Jülyen takvimini kullandığı için bu çift tarihler Bulgar ve Yunan kaynaklarını okurken sık karşılaşılan bir durumdur.
13 Aralık'ta başlayan Londra Konferansı'nda Balkan devletleri Edirne, Doğu Trakya ve Ege adaları üzerinde ısrar etti. Türkçe maddeye göre büyük devletler 17 Ocak 1913'te Babıâli'ye bir nota verdi; Edirne'nin Bulgaristan'a bırakılmasını, adaların geleceğinin kendilerine bırakılmasını ve Midye-Enez hattının sınır sayılmasını istediler. Kâmil Paşa hükûmeti bu istekleri kabule yakın görünüyordu. Muhalefetteki İttihat ve Terakki bunu bir fırsat olarak gördü: Enver Bey ve arkadaşları kabine toplantısı sırasında Babıâli'ye girdi, hükûmeti devirdi ve yeni hükûmet büyük devletlerin isteklerini tanımadığını bildirdi.
Dikkat: yanlış bilinen
Türkçe madde çatışmaların yeniden başladığı tarihi bir yerde "3 Şubat 1912" diye yazıyor. Aynı maddenin girişi ve İngilizce madde bu tarihi 3 Şubat 1913 olarak verir; 1912 yazımı bir dizgi hatasıdır. Bir de madde Enver'i o sırada "Enver Paşa" diye anar; oysa İngilizce Enver Pasha maddesine göre Enver 3 Ocak 1914'te mirliva olmuş, "Paşa" unvanı da bu rütbeyle gelmiştir. Biz olayı anlatırken bu iki noktayı düzelttik.
1913 başında Çatalca'ya silah taşıyan Bulgar ikmal kolu, 1914 tarihli çizimGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Robert Wosak. Dosya sayfası
Birinci evre: 5-17 Şubat Bulgar taarruzu ve Osmanlı ilerleyişi
Türkçe maddeye göre Bulgar ordusu 5 Şubat'ta saldırıya geçti ve Çatalca Ordusu'nun sağ kanadına yüklenmeyi düşünüyordu. Osmanlı tarafı ise kuzey kanattan saldırmayı planlamıştı. Ancak Ahmet İzzet Paşa hazırlık yaparken Gelibolu'da bir Yunan çıkarması tehlikesi belirdi ve iki kolordu Çanakkale'ye gönderilmek zorunda kalındı. Bu da Çatalca Ordusu'nun geniş çaplı bir harekât yapma imkânını daralttı. Madde, salgın hastalıkların, uzun süre siperde kalmanın ve soğuğun iki ordunun da savaşma gücünü düşürdüğünü ayrıca vurgular.
Çatışmaların seyri inişli çıkışlıydı. 6 Şubat'ta Bulgar 10. Tümeni Büyükçekmece Gölü'nün güneyinde ilerledi; Osmanlı direnişi karşısında 9 Şubat'ta Arnavutköy yönündeki ikinci savunma hattına çekildi. Osmanlı kuvvetleri gölün batı yakasında bir köprübaşı kurdu. Komşu Bulgar 4. Tümeni de 10 Şubat'ta geri çekilmek zorunda kaldı. Osmanlı ilerleyişi 14 Şubat'tan sonra yavaşladı ve durdu.
Türkçe maddenin bu evre için verdiği sonuç şudur: Osmanlı ordusu Bulgar ordusunu İstanbul'dan 10-15 km kadar daha uzağa itti. Ama asıl hedef, yani Bolayır'dan yapılacak bir çıkarmayla Bulgar ordusunu arkadan sarmak ve Edirne kuşatmasını kaldırmak gerçekleşmedi; çünkü Bolayır Muharebesi kaybedilmiş, Şarköy Çıkarması başarısız olmuştu.
Bolayır ve Şarköy, Mustafa Kemal'in bu savaştaki yerini gösterir. Projemizdeki "Bolayır ve Şarköy: Balkan Savaşı'nda tutmayan kıskaç" konusu, Gelibolu'daki Bolayır Kolordusu'nun Şubat 1913'teki harekâtını anlatıyor. Çatalca'daki ilerleyiş ile Gelibolu'daki çıkarma aynı planın iki kolu olarak düşünülmüştü. İngilizce madde de 20 Şubat'taki Osmanlı hücumunu "Gelibolu'dan yapılan ayrı bir saldırıyla eşgüdüm içinde" diye anlatır.
İngilizce madde bu evreyi farklı bir açıdan özetler: 20 Şubat'ta Osmanlılar Gelibolu'daki saldırıyla eşgüdüm hâlinde Bulgar mevzilerine hücum etti. Bulgarlar, Trakya Denizi'ndeki Yunan donanmasının desteğiyle ilk saldırıyı püskürttü; ama zayıfladıkları için ikinci savunma hatlarına çekildiler. Madde, hatların sonunda yaklaşık eski yerlerine döndüğünü de ekler.
Dikkat: yanlış bilinen
İki madde bu evrenin ayrıntısında örtüşmüyor. Türkçe madde 5 Şubat'ta başlayan bir Bulgar saldırısından ve Osmanlıların bir köprübaşı kurmasından söz ederken, İngilizce madde inisiyatifi 20 Şubat'taki bir Osmanlı hücumuna verir ve geri çekilme mesafelerini "güneyde on beş, batıda yirmi kilometreyi aşkın" diye anlatır. Türkçe madde ise Osmanlı ilerleyişini İstanbul'dan "10-15 km" uzaklaşma olarak verir. Mesafe ve tarihleri kesin rakam olarak değil, kaynakların aktarımı olarak okumak gerekiyor.
İkinci evre: 16-19 Mart Osmanlı taarruzu
Mart ayına gelindiğinde Edirne'nin durumu iyice kötüleşmişti. Türkçe maddeye göre Çatalca Ordusu bir yandan Bulgar 1. ve 3. ordularını sarmayı, bir yandan da Edirne'yi kuşatan Bulgar 2. Ordusu'nun dikkatini dağıtıp şehre nefes aldırmayı umarak yeniden taarruza geçti.
16 Mart'ta başlayan ilerleyiş 18 Mart'ta cephenin farklı noktalarında sürdü; Bulgar arka hatlarına denizden de çıkarma yapıldı. Kuzey kanattan Bulgar 9. Piyade Tümeni'nin gerisine yapılan saldırı püskürtüldü. Marmara'dan Silivri yönüne yapılan saldırılar ise çok sert geçti. Madde, Bulgar 1. Piyade Tümeni'nin 500 ölü ve yaralı vermesine rağmen Osmanlı kuvvetlerini Arabtepe önünde durdurduğunu, Osmanlı tarafının da ağır kayıp verdiğini yazar. Böylece Çatalca'dan Edirne'ye yardım ulaştırma umudu da sona erdi.
Üçüncü evre: 24-31 Mart Bulgar taarruzu
Türkçe maddeye göre Bulgarlar 24 Mart 1913'te General Stefan Toşev komutasında, 1. ve 9. tümenlerle Terkos Gölü'nün kuzeyindeki Darboğaz yönüne, Karasu'nun gerisine saldırdı. Bu kesimdeki Bulgar topları Çatalca'daki ağır Osmanlı toplarının menzili dışındaydı ve harekât kısa sürede ilerleme sağladı. 28-29 Mart'ta Bulgar 1. Tümeni Büyükçekmece Gölü'nde bir köprübaşı elde etti.
Arnavutköy yönündeki saldırı ise farklı sonuçlandı. Madde, buraya gece saldıran Bulgar 37. Piyade Alayı'nın yeterli topçu desteği olmadan üç yönden ateşe tutulduğunu ve askerlerinin dörtte birini kaybederek çekildiğini anlatır. Osmanlı kuvvetleri Bulgar köprübaşını geri aldı; ama 30-31 Mart'ta Kumburgaz yönüne yaptıkları karşı saldırılar ağır kayıpla püskürtüldü. Çatalca cephesinden 1913 tarihli bir fotoğraf, Bulgar Devlet ArşiviGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Edirne düşüyor, cephe susuyor
Bu saldırılar sürerken 26 Mart 1913'te Edirne düştü. Türkçe madde bunun Çatalca için ne anlama geldiğini açıkça yazar: Edirne kuşatmasından kurtulan Bulgar 2. Ordusu artık Çatalca'ya kaydırılabilirdi. Ege'de üstünlüğü elinde tutan Yunan donanmasının Çanakkale'ye çıkarma yapma ihtimali de düşünülünce Osmanlı yönetimi yeniden ateşkes istedi. Madde, 1 Nisan'dan Londra Antlaşması'na kadar Çatalca'daki çatışmaların azalarak siper savaşı biçiminde sürdüğünü, antlaşmadan sonra Bulgarların Midye-Enez hattının gerisine çekildiğini yazar.
İngilizce madde de hem çatışmanın hem de koleranın Bulgarlara ağır kayıp verdirdiğini, Edirne'nin kaybının Osmanlı moralini çökerttiğini ve muharebenin 3 Nisan 1913'e doğru sönümlendiğini anlatır. 16 Nisan'da ikinci bir ateşkes imzalandı ve madde bunu savaşın son çatışmalarının sonu olarak gösterir.
Dikkat: yanlış bilinen
Londra Antlaşması'nın imza tarihi bu iki maddeden çıkarılamıyor. Türkçe madde tarih vermiyor; İngilizce madde ise "10 Haziran 1913" diye yazıyor. Madde bu tarihin hangi takvime göre verildiğini belirtmiyor; Balkan kaynaklarındaki çift takvim düşünülünce tek bir güne bağlanması güç. Bu yüzden yazıda antlaşmaya gün vermedik.
Taktik başarı mı, stratejik yenilgi mi?
Türkçe madde muharebeler dizisini iki katmanlı değerlendirir. Taktik açıdan bir Osmanlı başarısı gibi görünür: Bulgar ilerleyişi Çatalca önünde durdu ve İstanbul kurtuldu. Ama stratejik açıdan Bulgar başarısıdır; çünkü İstanbul üzerindeki tehdit Londra Antlaşması'na kadar ortadan kaldırılamadı, Edirne'ye yardım için yapılan karşı saldırılar sonuç vermedi, Edirne düştü ve Bulgar ordusu İstanbul dışındaki bütün Doğu Trakya'ya hâkim oldu. Madde, Osmanlı yönetiminin sonunda kendisini neredeyse bütünüyle Avrupa'dan çıkaran bir antlaşmayı kabul etmek zorunda kaldığını yazar.
İngilizce madde daha kısa bir hüküm verir: Osmanlılar "Çatalca Hattı"nı tuttu ama ilerleyemedi. Edirne'nin kaybı, barışa karşı en büyük Osmanlı itirazını ortadan kaldırdı.
Hikâyenin devamı
Çatalca'da kalıcı bir sonuç alınamaması, 1913 yazında Bulgaristan'ın eski müttefikleriyle savaşa tutuşmasıyla tersine döndü. Projemizdeki "21 Temmuz 1913: Edirne geri alınırken Bolayır Kolordusu" konusu bu devamı anlatıyor. Çatalca'nın 1913 kışında tuttuğu hat, İstanbul'u koruyan son çizgi olarak kaldı; aynı yıl yazın Edirne'ye doğru ilerleyecek birliklerin çıkış noktası da yine bu Trakya cephesi oldu.
Türkçe maddenin dipnotlarına göre Bulgarca Vikipedi bu dönemi üç ayrı maddede anlatır: 2. Çatalca Savaşı, 3. Çatalca Savaşı ve 4. Çatalca Savaşı. Türkçede "İkinci Çatalca" dediğimiz evrenin Bulgar anlatımında bir değil üç muharebe olması, iki tarafın aynı olayları nasıl farklı kesitlere böldüğünü gösteren küçük ama öğretici bir ayrıntı.