Neden bu konu?
"Türk Beşleri", Cumhuriyet'in ilk yıllarında Batı müziği tekniğini Türk halk ve klasik müziğiyle birleştiren beş besteci için kullanılan bir deyimdir. Atatürk döneminin müzik politikası bu forumda Musiki Muallim Mektebi, Ankara Devlet Konservatuvarı ve Rıza Şah'ın Türkiye ziyareti gibi konularda dolaylı olarak anlatıldı; bu konu ise doğrudan beş besteciyi ele alır. Konu Türkçe Vikipedi'deki Türk Beşleri ve Ahmet Adnan Saygun maddeleri ile İngilizce Wikipedia'daki Turkish Five maddesine dayanır.
Beş isim
Türkçe Türk Beşleri maddesine göre deyim şu beş besteciyi kapsar:- Cemal Reşit Rey (1904-1985)
- Ulvi Cemal Erkin (1906-1972)
- Hasan Ferit Alnar (1906-1978)
- Ahmet Adnan Saygun (1907-1991)
- Necil Kâzım Akses (1908-1999)
Dikkat: yanlış bilinen
"Atatürk'ün yurt dışına gönderdiği sanatçılar" mı? Türkçe maddenin giriş bölümü beşinin de "Atatürk'ün eğitim için yurt dışına gönderdiği sanatçılar" olduğunu ve "devlet tarafından eğitim için yurt dışına gönderildiğini" yazar. Ancak aynı maddenin ayrıntılı bölümü, Cemal Reşit Rey'in 1913'te diplomat babasının görevi nedeniyle ailesiyle Paris'e, 1914'te Cenevre'ye gittiğini ve Ekim 1923'te Türkiye'ye döndüğünü anlatır; yani Rey'in Avrupa'daki eğitimi Cumhuriyet'ten önce, aile olanaklarıyla gerçekleşmiştir. Devlet bursu açıkça Saygun (1928, Paris), Erkin (Fransa), Akses (Viyana) ve Alnar (Viyana) için belirtilir; Alnar'ın bölümünde "devlet bursu" ifadesi değil, "devlet tarafından gönderilmiş" ifadesi geçer. İngilizce madde ise deyimin "bazı yazarlarca" kullanıldığını söyler; resmî bir grup adı değildir.
Cemal Reşit Rey: Kudüs'ten Paris'e
Türkçe maddeye göre Cemal Reşit Rey 1904'te, babasının görevi nedeniyle ailenin bulunduğu Kudüs'te doğdu. Çok küçük yaşta piyanoya başladı, ilk bestesini yedi yaşındayken yaptı. Paris'te Buffon Lisesi'nde okudu, ünlü piyanist Marguerite Long'dan ders aldı; Cenevre Konservatuvarı'ndan sonra 1920'de Paris Konservatuvarı'nda öğrenimini tamamladı, Gabriel Faure'den müzik estetiği dersleri aldı. Ekim 1923'te Türkiye'ye döndü ve bugünkü İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nın çekirdeği olan Dârülelhan'da piyano ve kompozisyon öğretmenliğine başladı; okulun öğrenci ve öğretmenleriyle bir yaylı çalgılar orkestrası kurdu. Cumhuriyet'in 10. yılı için Onuncu Yıl Marşı'nı besteledi. Geniş kitlelerin kulağını çoksesliliğe alıştırmak için ağabeyi Ekrem Reşit Rey'in librettolarıyla operetler yazdı: Üç Saat (1932), Lüküs Hayat (1933), Deli Dolu (1934), Saz-Caz (1935), Maskara (1936) ve Hava-Cıva (1937). Orkestrası 1945'te istanbulİstanbul Şehir Orkestrası'na dönüştü ve şefliği ona verildi. 1982'de devlet sanatçısı unvanını aldı.Ulvi Cemal Erkin: Musiki Muallim Mektebi'nden Konservatuvar'a
Maddeye göre Erkin çocukken piyanoya başladı, Galatasaray Lisesi'ni bitirdikten sonra devlet bursuyla Fransa'ya gönderildi (giriş bölümünde 1925 yılı verilir). Paris Konservatuvarı'nda ve École normale de musique'te okudu. 1930'da döndü ve Cumhuriyet döneminde kurulan ilk yüksek dereceli müzik okulu olan Ankara Musiki Muallim Mektebi'nde piyano ve armoni dersleri verdi. 1936'da ankaraAnkara Devlet Konservatuvarı açılınca kadrosuna katıldı, 1949-1951 arasında okulun müdürlüğünü yaptı. Başlıca eserleri arasında Piyano Konçertosu (1942), Köçekçeler (1943), Birinci Senfoni (1944-46) ve Keloğlan balesi (1950) vardır.
Hasan Ferit Alnar: Kanun virtüözünden orkestra şefine
Maddeye göre Alnar 12 yaşındayken bir kanun virtüözü sayılıyordu. Müzik uğruna mimarlık öğrenimini yarıda bırakarak Viyana'ya gitti, konservatuvarda Joseph Marx'ın sınıfında kompozisyon okudu. 1936'da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın şef yardımcılığına getirildi; orkestranın şefi Ernst Praetorius 1946'da ölünce onun yerini aldı. Türk Beşleri içinde Klasik Türk müziğini en yakından tanıyan besteci olarak gösterilir. Eserleri arasında Türk Süiti (1930), İstanbul Süiti (1937-38), Viyolonsel Konçertosu (1943) ve Kanun Konçertosu (1951; 1958'de değiştirildi) vardır. Maddenin giriş bölümü bu konçertoyu "dünyanın ilk kanun konçertosu" olarak niteler.Ahmet Adnan Saygun ve Özsoy
Türkçe maddeye göre Saygun 1925'te ilkokul, 1926'da sınavla lise müzik öğretmeni oldu; 1928'de devlet bursuyla gönderildiği Paris'te Vincent d'Indy ve Eugène Borrel'in öğrencisi oldu. 1931'de dönünce Ankara Musiki Muallim Mektebi'nde ders verdi. Türkçe Ahmet Adnan Saygun maddesine göre 1934'te Atatürk'ün isteğiyle, Türkiye'yi ziyaret edecek İran Şahı Rıza Pehlevi onuruna, maddenin "ilk Türk operası" olarak nitelediği Op. 9 Özsoy operasını bir ay gibi kısa bir sürede yazdı. Librettosunu Münir Hayri Egeli'nin yazdığı eser, Türk ve İran milletlerinin uzak tarihe dayanan kardeşliğini anlatıyordu. Prömiyeri 19 Haziran 1934 gecesi Atatürk ve Rıza Pehlevi'nin huzurunda yapıldı. Bu tarih konunun olay tarihi olarak seçilmiştir.Aynı maddeye göre Saygun, Özsoy'un sahnelenmesinden sonra Yalova'daki yazlık evinde kendisini kabul eden Atatürk'e Türk musikisi hakkında bir rapor sundu. Güneş-Dil ve Türk Tarihi teorilerinden etkilenerek hazırlanan bu rapor 1936'da "Türk Musikisinde Pentatonizm" başlığıyla yayımlandı. 1936'da Türkiye'ye gelen Béla Bartók ile Anadolu'da bir inceleme gezisine çıktı. Soyadı Kanunu üzerine aile önce "Saygın" soyadını aldı, ama başkası tarafından alındığı gerekçesiyle bir süre sonra "Saygun" olarak değiştirdi.
Dikkat: yanlış bilinen
İki tarih sorunu: (1) Türkçe Türk Beşleri maddesi Saygun'un "Taş Bebek" operasını da 1934'e tarihler ve Özsoy'u "Özsoy (ya da Feridun)" adıyla anar; maddeler Özsoy'un "ilk Türk operası" olduğunu söylerken, aynı madde Cemal Reşit Rey'in "Sultan Cem" (1923), "Zeybek" (1926) ve "Köyde Bir Facia" (1929) operalarını da listeler. "İlk" nitelemesi bu nedenle tartışmaya açıktır. (2) Saygun'un en tanınmış eseri Yunus Emre Oratoryosu, maddenin bir yerinde 1946 tarihiyle verilir, başka bir yerinde "1947'de Paris'te de seslendirildiği" yazılır; ilk tarih bestelenme, ikincisi Paris seslendirmesi olarak okunabilir.
Necil Kâzım Akses: Viyana, Prag ve Hindemith
Maddeye göre Akses ilkokuldayken keman ve viyolonsel öğrenmeye başladı, lisede Cemal Reşit Rey'den armoni dersleri aldı. Devlet bursuyla Viyana'daki müzik akademisinde viyolonsel ve kompozisyon okudu, ardından Prag Devlet Konservatuvarı'nda Josef Suk'un öğrencisi oldu ve Âlois Haba'dan çeyrek ton müziğinin kuramını öğrendi. Türkiye'ye dönünce Ankara Devlet Konservatuvarı'nın kuruluş çalışmalarında Paul Hindemith ile iş birliği yaptı, bir süre okulun müdürlüğünü üstlendi. Eserleri arasında Çiftetelli (1934), piyano için Minyatürler (1936), Ankara Kalesi (1942) ve dört senfoni bulunur. 1971'de devlet sanatçısı oldu.
Ortak miras
Türkçe madde, Cumhuriyet'in ilanı ve tekkelerin kapatılmasıyla birlikte "Türk müziği" yapılmak istendiğini, beş bestecinin Türk halk şarkılarını yeniden yorumladığını ve bu konuda Rusya, Macaristan ve İspanya örneklerinin izlendiğini yazar. Gençlik eserlerinde çoğunlukla halk ezgilerinden, olgunluk dönemlerinde Klasik Türk müziğinden yararlandılar. Saygun, Erkin ve Akses 1971'de, Rey 1982'de devlet sanatçısı unvanını aldı.Tarih notu
Kronoloji:
- 1904-1908: Beş bestecinin doğumu
- Ekim 1923: Cemal Reşit Rey'in İstanbul'a dönüşü
- 1928: Saygun'un devlet bursuyla Paris'e gidişi
- 1930: Erkin'in dönüşü; Alnar'ın Türk Süiti
- 1933: Lüküs Hayat
- 19 Haziran 1934: Özsoy'un prömiyeri
- 1936: Ankara Devlet Konservatuvarı; Bartók'un Türkiye gezisi
- 1946: Yunus Emre Oratoryosu
- 1971: Saygun, Erkin ve Akses'e devlet sanatçısı unvanı
Kaynaklar
- Vikipedi, Türk Beşleri maddesi (tr.wikipedia.org)
- İngilizce Wikipedia, Turkish Five maddesi (en.wikipedia.org)
- Vikipedi, Ahmet Adnan Saygun maddesi (tr.wikipedia.org)