Soyadı Kanunu 21 Haziran 1934'te kabul edildi, 2 Temmuz 1934'te Resmî Gazete'de yayımlandı ve 2 Ocak 1935'te yürürlüğe girdi.
Amaç iki yönlüydü. Bir yandan nüfus kaydı, askere alma, okul ve tapu işlerindeki karışıklık giderilecekti. Öte yandan insanların adlarının yanında taşıdığı dinî, toplumsal ve ailevi unvanların yarattığı ayrım ortadan kalkacaktı.

Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Kanuna göre bazı adlar soyadı olamazdı: edebe aykırı ve gülünç adlar, aşiret adları, yabancı ırk ve millet adları, rütbe ve memuriyet bildiren adlar.
1934'e kadar Türkiye'de insanlar çoğunlukla adlarının yanında bir lakap, baba adı, memleket adı ya da bir unvanla anılıyordu. "Hacı", "Hafız", "Hoca", "Efendi", "Bey", "Paşa" gibi sözcükler kişinin dinî, toplumsal ya da askerî konumunu ifade ediyordu. Soyadı Kanunu maddesi, yasanın amacını iki noktada topluyor: bu unvanların yol açtığı olumlu ya da olumsuz ayrımcılığı ortadan kaldırmak ve nüfus işlemleri, askere alma, okul kaydı, tapu işlemleri gibi alanlarda yaşanan karışıklıkları gidermek.
Mustafa Kemal'in kendi adı da bu düzenin bir örneğiydi. Mustafa Kemal Atatürk maddesine göre o, askerî hizmetleri nedeniyle hak ettiği Bey (1911), Paşa (1916) ve Gazi (1921) unvanlarını adıyla birlikte kullandı ve 1934'e kadar çoğunlukla "Gazi" diye anıldı.
Kanunun hükümleri
2525 sayılı Soyadı Kanunu 21 Haziran 1934'te kabul edildi, 2 Temmuz 1934'te Resmî Gazete'de yayımlandı ve 2 Ocak 1935'te yürürlüğe girdi. Kanunun getirdiği başlıca kurallar şunlardı:
- Her Türk vatandaşı bir soyadı taşımak zorundadır.
- Söylerken ve yazarken öz ad önde, soyadı sonda kullanılır.
- Edebe aykırı ya da gülünç soyadları alınamaz.
- Aşiret, yabancı ırk ve millet adları soyadı olarak kullanılamaz.
- Rütbe ve memuriyet bildiren sözcükler soyadı yapılamaz.
Soyadını seçme görevi, ailenin reisi sayılan kocaya verilmişti. Bu hüküm 2003'te Medeni Kanun'un değişmesine kadar sürdü.
Soyadı Kanunu'nu tamamlayan adım, 26 Kasım 1934'te çıkarılan 2590 sayılı kanundu. Bu kanunla "ağa", "hacı", "hafız", "hoca", "efendi", "bey", "beyefendi", "hanım", "hanımefendi", "paşa" ve "hazret" gibi unvan ve lakapların kullanılması yasaklandı. Böylece bir kişinin adı, toplumsal mevkiini değil yalnızca kimliğini gösterir hale geldi.
Atatürk ve İnönü soyadları
Kanunun kabulünden beş ay sonra, 24 Kasım 1934'te TBMM oy birliğiyle kabul ettiği 2587 sayılı kanunla Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'e "Atatürk" soyadını verdi. Bu soyadının başkaları tarafından kullanılması yasaklandığı için kız kardeşi Makbule "Atadan" soyadını aldı. Soyadının nasıl bulunduğu ayrı bir başlıkta ayrıntılı olarak ele alınıyor; kısaca, ifadenin Saffet Arıkan'ın hazırladığı bir nutuk taslağından çıktığı aktarılıyor.
İsmet Paşa'nın soyadı da bu dönemin sembol isimlerinden biri oldu. İsmet İnönü maddesi, 1934'te İnönü muharebelerindeki başarısı nedeniyle bu soyadını aldığını ve soyadının ona Atatürk tarafından verildiğini yazıyor.
Soyadı düzenlemesi, aynı yıllarda süren Dil Devrimi ile birlikte adın yazımına da yansıdı. Mustafa Kemal Atatürk maddesine göre Atatürk, 1935'te Soyadı Kanunu'ndan sonra çıkarılan nüfus cüzdanlarının ikincisinde Arapça Kemal adını, Eski Türkçede "kale" anlamına geldiği belirtilen Kamâl biçimiyle değiştirdi ve 1937'de eski yazıma dönene kadar bir süre bu biçimi kullandı. 1934 ve 1935'te çıkarılan iki nüfus cüzdanına da Mustafa adı yazılmadı.
Amaç iki yönlüydü. Bir yandan nüfus kaydı, askere alma, okul ve tapu işlerindeki karışıklık giderilecekti. Öte yandan insanların adlarının yanında taşıdığı dinî, toplumsal ve ailevi unvanların yarattığı ayrım ortadan kalkacaktı.

Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Kanuna göre bazı adlar soyadı olamazdı: edebe aykırı ve gülünç adlar, aşiret adları, yabancı ırk ve millet adları, rütbe ve memuriyet bildiren adlar.
Tarih notu
Aynı yıl 26 Kasım'da çıkan 2590 sayılı kanunla ağa, hacı, hafız, hoca, efendi, bey, hanım, paşa, hazret gibi unvan ve lakapların kullanımı yasaklandı.
Ek bilgi
Soyadından önce: lakaplar ve unvanlarSoyadı seçme yetkisi, 2003'teki değişikliğe kadar kanunen ailenin reisi sayılan kocaya aitti.
1934'e kadar Türkiye'de insanlar çoğunlukla adlarının yanında bir lakap, baba adı, memleket adı ya da bir unvanla anılıyordu. "Hacı", "Hafız", "Hoca", "Efendi", "Bey", "Paşa" gibi sözcükler kişinin dinî, toplumsal ya da askerî konumunu ifade ediyordu. Soyadı Kanunu maddesi, yasanın amacını iki noktada topluyor: bu unvanların yol açtığı olumlu ya da olumsuz ayrımcılığı ortadan kaldırmak ve nüfus işlemleri, askere alma, okul kaydı, tapu işlemleri gibi alanlarda yaşanan karışıklıkları gidermek.
Mustafa Kemal'in kendi adı da bu düzenin bir örneğiydi. Mustafa Kemal Atatürk maddesine göre o, askerî hizmetleri nedeniyle hak ettiği Bey (1911), Paşa (1916) ve Gazi (1921) unvanlarını adıyla birlikte kullandı ve 1934'e kadar çoğunlukla "Gazi" diye anıldı.
Kanunun hükümleri
2525 sayılı Soyadı Kanunu 21 Haziran 1934'te kabul edildi, 2 Temmuz 1934'te Resmî Gazete'de yayımlandı ve 2 Ocak 1935'te yürürlüğe girdi. Kanunun getirdiği başlıca kurallar şunlardı:
- Her Türk vatandaşı bir soyadı taşımak zorundadır.
- Söylerken ve yazarken öz ad önde, soyadı sonda kullanılır.
- Edebe aykırı ya da gülünç soyadları alınamaz.
- Aşiret, yabancı ırk ve millet adları soyadı olarak kullanılamaz.
- Rütbe ve memuriyet bildiren sözcükler soyadı yapılamaz.
Soyadını seçme görevi, ailenin reisi sayılan kocaya verilmişti. Bu hüküm 2003'te Medeni Kanun'un değişmesine kadar sürdü.
Ek bilgi
Unvanların kaldırılmasıKanunun 3. maddesi yabancı ırk ve millet adlarını yasakladığı için ekler üzerinden de sınırlama getirdi. Soyadı Kanunu maddesine göre soyadının "-oğlu" ile bitmesine izin verilirken Ermenice -ian ve -yan, Slavca -of, -ov, -viç ve -iç, Rumca -is, -dis, -pulos ve -aki, Farsça -zade ve Çerkesçe -ko ekleri kabul edilmedi. Bu yüzden pek çok Rum, Bulgar, Arnavut, Çerkes, Boşnak, Yahudi, Ermeni, Süryani, Gürcü ve Kürt eski lakabını bırakarak Türkçe bir soyadı almak durumunda kaldı. Bu madde günümüzde de Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olduğu iddiasıyla dava konusu olmaktadır.
Soyadı Kanunu'nu tamamlayan adım, 26 Kasım 1934'te çıkarılan 2590 sayılı kanundu. Bu kanunla "ağa", "hacı", "hafız", "hoca", "efendi", "bey", "beyefendi", "hanım", "hanımefendi", "paşa" ve "hazret" gibi unvan ve lakapların kullanılması yasaklandı. Böylece bir kişinin adı, toplumsal mevkiini değil yalnızca kimliğini gösterir hale geldi.
Atatürk ve İnönü soyadları
Kanunun kabulünden beş ay sonra, 24 Kasım 1934'te TBMM oy birliğiyle kabul ettiği 2587 sayılı kanunla Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'e "Atatürk" soyadını verdi. Bu soyadının başkaları tarafından kullanılması yasaklandığı için kız kardeşi Makbule "Atadan" soyadını aldı. Soyadının nasıl bulunduğu ayrı bir başlıkta ayrıntılı olarak ele alınıyor; kısaca, ifadenin Saffet Arıkan'ın hazırladığı bir nutuk taslağından çıktığı aktarılıyor.
İsmet Paşa'nın soyadı da bu dönemin sembol isimlerinden biri oldu. İsmet İnönü maddesi, 1934'te İnönü muharebelerindeki başarısı nedeniyle bu soyadını aldığını ve soyadının ona Atatürk tarafından verildiğini yazıyor.
Soyadı düzenlemesi, aynı yıllarda süren Dil Devrimi ile birlikte adın yazımına da yansıdı. Mustafa Kemal Atatürk maddesine göre Atatürk, 1935'te Soyadı Kanunu'ndan sonra çıkarılan nüfus cüzdanlarının ikincisinde Arapça Kemal adını, Eski Türkçede "kale" anlamına geldiği belirtilen Kamâl biçimiyle değiştirdi ve 1937'de eski yazıma dönene kadar bir süre bu biçimi kullandı. 1934 ve 1935'te çıkarılan iki nüfus cüzdanına da Mustafa adı yazılmadı.
Dikkat: yanlış bilinen
"Atatürk" soyadının başkaları tarafından kullanılamayacağı hükmünün hangi kanunda yer aldığı konusunda kaynaklar farklıdır. Mustafa Kemal Atatürk maddesi bu yasağı 24 Kasım 1934 tarihli 2587 sayılı kanunun içinde gösterirken, Soyadı Kanunu maddesi yasağın 17 Aralık 1934'te çıkarılan ayrı bir kanunla getirildiğini yazıyor; Resmî Gazete bağlantıları da iki ayrı kanuna işaret ediyor. Benzer biçimde İsmet İnönü maddesi soyadının "kanunun yürürlüğe girmesinden sonra 1934'te" verildiğini söylüyor; oysa kanun 2 Ocak 1935'te yürürlüğe girdi. Burada doğru ifade, soyadının kanunun kabulünden sonra 1934'te verildiğidir.
Tarih notu
Soyadı takvimi:
- 21 Haziran 1934: 2525 sayılı Soyadı Kanunu'nun kabulü.
- 2 Temmuz 1934: Resmî Gazete'de yayım.
- 24 Kasım 1934: 2587 sayılı kanunla "Atatürk" soyadı.
- 26 Kasım 1934: 2590 sayılı kanunla unvanların kaldırılması.
- 17 Aralık 1934: "Atatürk" adının başkalarınca alınamayacağına dair kanun.
- 2 Ocak 1935: Soyadı Kanunu'nun yürürlüğe girişi.
- 2003: Soyadı seçimi kuralının Medeni Kanun ile değişmesi.
- 21 Haziran 1934: 2525 sayılı Soyadı Kanunu'nun kabulü.
- 2 Temmuz 1934: Resmî Gazete'de yayım.
- 24 Kasım 1934: 2587 sayılı kanunla "Atatürk" soyadı.
- 26 Kasım 1934: 2590 sayılı kanunla unvanların kaldırılması.
- 17 Aralık 1934: "Atatürk" adının başkalarınca alınamayacağına dair kanun.
- 2 Ocak 1935: Soyadı Kanunu'nun yürürlüğe girişi.
- 2003: Soyadı seçimi kuralının Medeni Kanun ile değişmesi.
Kaynaklar
- Vikipedi, Soyadı Kanunu maddesi (tr.wikipedia.org)
- Vikipedi, Mustafa Kemal Atatürk maddesi (tr.wikipedia.org)
- Vikipedi, İsmet İnönü maddesi (tr.wikipedia.org)