Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920'de Ankara'da açıldı. Türkçe Vikipedi'nin Türk Kurtuluş Savaşı'nda Sovyetler Birliği-Türkiye ilişkileri maddesine göre Mustafa Kemal, Meclis'in açılışından yalnızca üç gün sonra, 26 Nisan 1920'de Sovyet Rusya'ya bir mektup yazdı. Mektupta emperyalizme karşı mücadele için diplomatik ilişkilerin kurulması öneriliyor, buna paralel olarak beş milyon altın, belirlenecek miktarda silah ve diğer savaş gereksinimleri isteniyordu. Bu mektup, Ankara ile Moskova arasındaki resmî yazışmanın başlangıcı sayılır. Sovyet Dışişleri Halk Komiseri Georgi Çiçerin, 1921Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Communist Internationale. Dosya sayfası
Neden Moskova?
Kaynağa göre Mondros Mütarekesi'nden sonra Anadolu'daki direniş hareketinin maddi gücü çok sınırlıydı. Madde, Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin elindeki paranın 20.479,69 lira olduğunu yazar. Anadolu'da yüksek fırın ve metalurji fabrikası bulunmadığı için madeni eşya yapımında ancak hurda demir kullanılabiliyordu; top, makineli tüfek, hatta piyade tüfeği bile dışarıdan sağlanmak zorundaydı. Yaklaşık 4.000 kilometrelik demiryolunun çoğu işgal kuvvetlerinin denetimindeydi.
Bu koşullarda dış yardım fikri ortaya çıktı. Türkçe Vikipedi'ye göre Avrupa ülkelerinden yardım istemenin ve beklemenin doğru olmayacağına karar verildi ve "ortak düşmanlara karşı birlikte hareket etme" anlayışıyla Sovyet Rusya'ya yönelindi. Madde, Ankara'nın bu dostluk sayesinde uluslararası alandaki yalnızlığından kurtulmayı ve doğu sınırının güvenliğini sağlayarak batıdaki işgal güçlerine karşı daha rahat mücadele etmeyi amaçladığını; Sovyetlerin ise ortak düşmanlara karşı Ankara'nın yanında durmayı önemsediğini anlatır.
İngilizce Wikipedia'nın Soviet Union-Turkey relations maddesi de tabloyu benzer biçimde çizer: 1920'den itibaren savaş sonrası uluslararası düzene duyulan öfke iki tarafı birbirine yaklaştırdı. Madde, Lenin hükûmetinin Rus İmparatorluğu'nun Doğu Anadolu ve Boğazlar üzerindeki geleneksel iddialarından vazgeçtiğini yazar.
Amasya'daki ilk tartışma
Sovyetlerden yardım alma fikri 1920'den önce de konuşulmuştu. Türkçe Vikipedi'ye göre Amasya Genelgesi'nin yayımlanmasından hemen önce, 18-22 Haziran 1919'da Amasya'da yapılan toplantıda bu konu ilk kez ele alındı. Toplantıya Mustafa Kemal, 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat (Cebesoy), Rauf (Orbay), 3. Kolordu Komutanı Albay Refet (Bele) ve başka subaylar katıldı. Kaynağa göre ulusal direniş konusunda fikir birliği vardı; ancak Bolşeviklerden askerî, ekonomik ve siyasi yardım almaya gelindiğinde görüş ayrılıkları çıktı. Genel kanaat, Bolşevik yardımının onların sistemini kabul etmeyi gerektireceği yönündeydi.
Madde, Sovyetlerle Anadolu'da başka temaslar da olduğunu yazar. Balıkesir'de Kâzım (Özalp) Bey'e kapitalist dünyaya karşı Rusya ile aynı fikirde olunduğu ilan edilirse silah, cephane ve para yardımı yapılacağı teklif edildi. Kâzım Bey Rusya'yı dost bir komşu devlet olarak gördüklerini söyledi, ama bu teklifi kabul etmedi.
Tarih notu
18-22 Haziran 1919: Amasya'da Sovyet yardımı konusunun ilk kez konuşulması. 23 Nisan 1920: TBMM'nin açılışı. 26 Nisan 1920: Mustafa Kemal'in Sovyet hükûmetine mektubu. 11 Mayıs 1920: Bekir Sami Bey başkanlığındaki heyetin Ankara'dan ayrılışı. 2 Haziran 1920: Çiçerin'in cevabı. 19 Temmuz 1920: Heyetin Moskova'ya varışı. 10 Ağustos 1920: Sevr Antlaşması ve aynı gün Moskova'da Sovyet-Ermeni antlaşması. 24 Ağustos 1920: Türk-Sovyet antlaşma taslağı. 16 Mart 1921: Moskova Antlaşması.
Mektupta ne isteniyordu?
Türkçe Vikipedi, mektubun yardım isteyen bölümünü dönemin diliyle aktarır. Bu bölümde işgal altındaki millî toprakları elinde tutan emperyalist kuvvetleri çıkarmak ve emperyalizme karşı ileride verilecek ortak mücadele için iç kuvvetleri örgütlemek amacıyla, şimdilik ilk taksit olarak beş milyon altın lira, kararlaştırılacak miktarda cephane, savaş araç gereci ve sağlık malzemesi ile yalnız doğuda harekât yapacak kuvvetler için erzakın Rus Sovyet Cumhuriyeti tarafından sağlanması rica edilir.
Bu cümlede dikkat çeken iki ayrıntı vardır. Birincisi, istenen paranın "ilk taksit" olarak adlandırılmasıdır; yani Ankara yardımın süreceğini düşünüyordu. İkincisi, erzak isteğinin yalnız doğudaki kuvvetlerle sınırlandırılmasıdır. Doğu Cephesi, Sovyet sınırına en yakın ve kara yoluyla yardım alabilecek tek cepheydi. Sovyet Halk Komiserleri Konseyi, 1919Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Совнарком 1919. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Mektubun kendisi tartışmalıdır. Türkçe Vikipedi'ye göre tarihçi Akdes Nimet Kurat, mektuptaki bazı maddelerin mantığa aykırı olduğunu ve metnin Sovyet tarihçilerince propaganda amacıyla uydurulduğunu ileri sürmüştür. Aynı madde, mektubun Türk belgelerinde de yer aldığını belirtir. Bu yazıda mektuptaki istekler, maddenin aktardığı biçimde verilmiş; metnin hangi bölümlerinin Ankara'da kaleme alındığı konusunda bir yargıya varılmamıştır. Maddede yer alan ve Lenin'e atfedilen uzun bir değerlendirme ise kaynağı açıkça gösterilmediği için bu yazıya alınmamıştır.
Çiçerin'in cevabı: 2 Haziran 1920
Türkçe Vikipedi'ye göre Ankara Hükûmeti adına yapılan diplomatik ilişki kurma teklifine Sovyet Dışişleri Halk Komiseri Georgi Çiçerin2 Haziran 1920'de olumlu cevap verdi. Cevapta iki ülkede diplomatik ve konsolosluk temsilciliklerinin hemen açılması isteniyor; Türkiye ile Ermenistan ve İran arasındaki sınırların belirlenmesinde Sovyetlerin arabuluculuk yapabileceği de kabul ediliyordu. Madde, mektupta Sovyet hükûmetinin Türk halkının bağımsızlık ve egemenlik mücadelesini canlı bir ilgiyle izlediğinin yazıldığını aktarır.
Kaynağa göre bu mektup Büyük Millet Meclisi Hükûmeti'nin fiilen tanınması anlamına geliyordu ve Türkiye'de büyük bir sevinçle karşılandı. Metin Anadolu gazetelerinde yayımlandı ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin şehir ve taşra örgütlerine duyuruldu. Madde, 2 Haziran 1920 tarihinin bu yüzden iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluş tarihi olarak görüldüğünü yazar.
Bekir Sami heyeti Moskova'da
Yazışmanın ardından bir heyet yola çıktı. Türkçe Vikipedi'ye göre 11 Mayıs 1920'de Ankara'dan ayrılıp 19 Temmuz'da Moskova'ya varan heyette, Hariciye Vekili Bekir Sami (Kunduh) başkanlığında İktisat Vekili Yusuf Kemal (Tengirşenk), Dr. İbrahim Talî (Öngören), Lazistan mebusu Osman Bey ve Kurmay Binbaşı Seyfi (Düzgören) vardı. Kaynak, heyetin ilk dönemde pek iyi karşılanmadığını, Sovyet yetkililerinin Ermeni yanlısı tavırlarının görüşmeleri verimsiz kıldığını yazar.
Görüşmeler sürerken, Sevr Antlaşması ile aynı gün olan 10 Ağustos 1920'de Moskova'da Sovyet hükûmeti ile Ermeniler arasında bir antlaşma yapıldı; madde, bu antlaşmayla Nahçıvan ve Culfa'dan Şahtahtı'na uzanan demiryolu hattının Ermenilere bırakıldığını belirtir. Yine de 24 Ağustos'ta bir antlaşma taslağı hazırlanabildi. 27 Ağustos 1920'de Çiçerin'in Bekir Sami Bey'den Ermenilere toprak verilmesini istemesi üzerine görüşmeler askıya alındı. Kaynağa göre ilişkiler, Kâzım Karabekir'in Doğu Cephesi'ndeki başarılarından sonra yeniden yoluna girdi.
Ek bilgi
İngilizce Wikipedia'ya göre Rus Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti, Kemalist Türk hükûmetini Mart 1921'de resmen tanıyan ilk devlet oldu; bundan önce yalnız Ermenistan Cumhuriyeti 2 Aralık 1920'de Gümrü Antlaşması'nı imzalamıştı. 16 Mart 1921'de imzalanan Moskova Antlaşması ise Ankara ile Moskova arasındaki ilk kapsamlı belgedir ve bu dizide ayrı bir yazıda anlatılmıştır. Türkçe Vikipedi, Büyük Millet Meclisi Hükûmeti'nin 22 Kasım 1920'de Komintern'e katılmak üzere Ali Fuat (Cebesoy), Besim (Atalay), Mehmed Fuad (Carim) ve İsmailSuphi (Soysallıoğlu)'dan oluşan bir heyet belirlediğini de yazar.
Komünizm meselesi
Ankara'nın Moskova'ya yaklaşması, ülke içinde komünizmin yayılacağı kaygısını da beraberinde getirdi. Türkçe Vikipedi'ye göre bu dönemde Sovyetlerle iyi geçinmek amacıyla Türkiye'deki komünistlerin örgütlenmesine göz yumuluyordu. Komünistler iki grupta toplanıyordu: Moskova grubu MustafaSuphi çevresindeydi, Paris grubu ise Vedat Nedim (Tör) ve Ethem Nejat gibi Almanya'da eğitim görmüş aydınlardan oluşuyordu. Madde, dünyadaki pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de komünizme karşı bir endişenin ve yer yer tepkilerin baş gösterdiğini ekler.
Kaynak, Türkiye'de işçi sınıfının çok az gelişmiş olduğunu, burjuva sınıfının bile henüz güçlenmediğini, bu yüzden komünist fikirlerin güçlenmesi için koşulların elverişli olmadığını belirtir. Madde, bunun ortak hasımlara karşı iki devletin birlikte hareket etmesini kolaylaştırdığını yazar.
İngilizce Wikipedia ise Bolşeviklerin Ankara'ya mali ve askerî yardım yaparak İtilaf Devletleri ile Türk milliyetçileri arasındaki çatışmayı canlı tutmayı ve böylece Rus İç Savaşı'na daha fazla İtilaf askeri katılmasını önlemeyi amaçladığını; aynı zamanda Anadolu'ya komünist düşünceyi taşımaya çalıştıklarını ve MustafaSuphi ile Ethem Nejat gibi kişileri desteklediklerini yazar.
Mektubun yeri
26 Nisan 1920 mektubu, yeni Meclis Hükûmeti'nin ilk dış girişimlerinden biridir. Bir yanda yardım isteği, öte yanda diplomatik tanınma arayışı vardı. Çiçerin'in cevabı ikincisini karşıladı; birincisi ise bu dizinin bir sonraki yazısında anlatılan, aylar süren ve hiçbir zaman tam olarak kayda geçmeyen yardım sevkiyatlarıyla gerçekleşti.