İçeriğe geç
Giriş yap
0

Güneş-Dil Teorisi'ni Atatürk mü uydurdu? Kvergić'in tezi, 1935 Ulus yazıları ve 1936 Üçüncü Dil Kurultayı

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1
Güneş-Dil Teorisi hakkında iki uç cümle dolaşır. Biri "Atatürk bütün dillerin Türkçeden çıktığını kendisi uydurdu" der; öbürü "Atatürk'ün bu teoriyle hiçbir ilgisi yoktu, sonradan ona yakıştırıldı" der. Kaynaklar ikisini de doğrulamaz. Teorinin çıkış noktası Viyanalı bir dilcinin yazısı ve bir Fransız yazarın fikirleriydi; Atatürk ise bu fikirleri benimsedi, destekledi ve geliştirilmesine bizzat katıldı. Bu konuda kim neyi ne zaman yaptı, kaynaklarla ayırıyoruz.

İddia ve kısa cevap

İddia: Güneş-Dil Teorisi Atatürk'ün kendi icadıdır. Kısa cevap: Teorinin ana fikri dışarıdan geldi, ama Atatürk onu yalnızca onaylamadı, geliştirdi de. Türkçe Vikipedi, teorinin 1930'larda Atatürk tarafından "desteklendiğini ve bizzat geliştirildiğini" yazar. İngilizce Wikipedia da Atatürk'ün teoriye resmî destek ve maddi yardım verdiğini, ayrıca gelişimine "önemli bir katkıda" bulunduğunu söyler.

Teori ne söylüyordu?

İngilizce maddeye göre teori, bütün insan dillerinin tek bir ilk Türkçe dilden türediğini öne sürüyordu. Bu ilk dil Orta Asya'da güneşe tapan insanlar arasında doğmuştu; güneşin gücünü ve hayat veren niteliğini selamlamak için yaratılmıştı, teorinin adı da buradan geliyordu. Türkçe madde, Kvergić'in tezinin ana fikrini "Türk dilinin dünyada esas bir dil olduğu ve dünya dillerindeki birçok kelimenin de Türkçeden türediği" diye özetler.

İngilizce madde, bu yöntemle kelimelere uydurma Türkçe kökenler bulunduğunu yazar ve örnekler verir: İngilizce "God" kelimesi Türkçe "kut"a, "bulletin" "belleten"e, "electric" Uygurca "yaltrık"a (parlamak) bağlandı; Afrodit "avrat"tan, Artemis "tertemiz"den türetildi.

Arka plan: fikir nereden geldi?

İngilizce madde iki dış etkiyi sayar. Birincisi Fransız tarihçi Hilaire de Barenton'un "L'Origine des Langues, des Religions et des Peuples" (Dillerin, Dinlerin ve Halkların Kökeni) adlı eserindeki, bütün dillerin Sümerlerin kullandığı hiyeroglif ve çivi yazısından çıktığı fikriydi; Türk dilcileri Sümerlere Türk kökeni bulduğu için dilin kökeni de Türkçe sayıldı. İkincisi Viyanalı dilci Hermann F. Kvergić'in "La psychologie de quelques éléments des langues Turques" (Türk Dillerindeki Bazı Unsurların Psikolojisi) adlı yazısıydı.

Türkçe Vikipedi, Kvergić'in tezini 1935'te önce Türk Dil Kurumu'ndan Ahmet Cevat Emre'ye gönderdiğini yazar. Emre tezi kıymetsiz buldu ve Kvergić mektubuna cevap alamadı; bunun üzerine eserini doğrudan Atatürk'e gönderdi. Madde, notların hazırlanmasında Rus dilci Pekarski, Barenton ve B. Carra de Vaux'un eserlerinden yararlanıldığını da kaydeder.
Dikkat: yanlış bilinen
Kvergić'in kökeni iki maddede farklı tanımlanır: Türkçe Vikipedi onu "Sırp asıllı Avusturyalı dil bilimci" diye anar, İngilizce Wikipedia yalnızca "Viyanalı Avusturyalı dilci" der. Hangi tanımın doğru olduğunu kaynaklarımızdan çıkaramıyoruz; ikisini birlikte veriyoruz.
Atatürk Türk ve yabancı bilginlerle, Dolmabahçe, Ağustos 1936
Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Akış: imzasız makalelerden kurultaya

Türkçe maddeye göre 1935'te Ulus gazetesinde dillerin kökeni sorunuyla ilgili imzasız makaleler yayımlandı. Bu makaleler 14 Kasım 1935'te "Etimoloji, Morfoloji ve Fonetik Bakımından Türk Dili" adıyla kitap hâline getirildi. TDK Genel Sekreteri İbrahim Necmi Dilmen, Tahsin Mayatepek'le yazışmasında bu notların ve açıklamaların Atatürk'e ait olduğunu, ama "kendileri isimlerinin ilanını arzu buyurmadıklarından" imzasız yayımlandığını açıkladı. Bu belge, "Atatürk'ün bununla ilgisi yoktu" görüşünü zayıflatan en açık kanıttır.

İngilizce madde, Türk Dil Kurumu'ndaki dilcilerin 1935 sonu ile 1936 başında, on ay boyunca teoriyi geliştirdiğini ve teorinin Üçüncü Türk Dil Kurultayı'nda bütün dillerin kaynağı olarak sunulduğunu yazar. Kurultay 1936'da toplandı ve teori burada Türk hükûmetinin resmî desteğini aldı. Türkçe madde, kurultay raporunda katılımcı dilbilimcilerin teorinin araştırılmasını teşvik ettiğini ekler.
Tarih notu
Kronoloji: 1935 Kvergić'in tezini önce Ahmet Cevat Emre'ye, sonra Atatürk'e göndermesi. 1935 Ulus'taki imzasız makaleler. 14 Kasım 1935 makalelerin kitaplaşması. 1935 sonu-1936 başı on aylık çalışma. 1936 Üçüncü Türk Dil Kurultayı. Kasım 1938 Atatürk'ün ölümü. 1942 teoriden hiç söz edilmeyen kurultay.
Kişiler
  • Hermann F. Kvergić: Viyanalı dilci; tezi teorinin çıkış noktasıydı. İngilizce maddeye göre araştırmalarını Türkiye'nin Viyana Büyükelçiliği'nin desteğiyle de sürdürdü ve teoriyi destekleyen az sayıdaki yabancı dilciden biriydi.
  • Ahmet Cevat Emre: Tezi ilk okuyan TDK üyesi; kıymetsiz buldu.
  • İbrahim Necmi Dilmen: TDK Genel Sekreteri; notların Atatürk'e ait olduğunu yazışmasında açıklayan kişi. Ankara Üniversitesi'nde teoriyle ilgili dersler verdi.
  • Friedrich Giese: İngilizce maddeye göre kurultaya katılan yabancı bilginlerin büyük çoğunluğu gibi teoriye karşı çıktı.
Üniversitede ve dil politikasında

İngilizce maddeye göre teori önce yalnızca Türkoloji bölümlerinde okutuldu; ama Atatürk'ün emriyle bütün bölümlerde zorunlu ders oldu. Madde önemli bir sonucu da not eder: Bütün kelimelerin Türkçeden geldiği kabul edilince, daha önce başlatılmış olan yabancı kelimeleri tasfiye etme çabasına artık gerek görülmedi. Dilbilimci Ghil'ad Zuckermann'ın görüşüne göre Atatürk teoriyi, dil otoritelerinin söküp atamadığı Arapça ve Farsça kelimeleri meşrulaştırmak için benimsemiş olabilir. Bu bir yorumdur ve madde onu "mümkündür" diye aktarır.

Türkçe madde teorinin amacını da tartışır: Batı karşısında kendini aşağılanmış hisseden bir topluma öz güven kazandırmak ve Avrupa merkezli tarih görüşleriyle hesaplaşmak. Madde ayrıca Atatürk'ün Türk Tarih Tezi'ni desteklemek için Kvergić'in hipotezinin geliştirilmesini istediğini yazar.

TDK Genel Sekreteri İbrahim Necmi Dilmen
Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Sonu

Türkçe Vikipedi'ye göre Atatürk'ün 1938'deki ölümünün ardından İbrahim Necmi Dilmen Ankara Üniversitesi'ndeki Güneş-Dil derslerine son verdi. Öğrencileri sebebini sorunca "Güneş öldükten sonra onun teorisi nasıl hayatta kalabilirdi" diye cevap verdi. İngilizce madde, teorinin Kasım 1938'den kısa süre sonra önemini yitirdiğini ve 1942'deki bir sonraki Türk Dil Kurultayı'nda adının bile anılmadığını yazar.
Ek bilgi
Teorinin bugünkü yorumları da tartışmalıdır. Türkçe ve İngilizce maddeler, 1990'larda bazı yazarların Güneş-Dil Teorisi'ni Cumhuriyet'in kuruluş ilkelerini eleştirmek için örnek gösterdiğini, karşı görüştekilerin ise bu amaçla teori hakkında "akıl dışı rivayetler uydurulduğunu" savunduğunu aktarır. Dilbilim açısından ise teori kabul görmedi; İngilizce madde onu sözde bilimsel bir hipotez olarak tanımlar.
Sonuç ve bugünkü anlamı

Güneş-Dil Teorisi'nin çekirdeği Atatürk'ün aklından değil, Kvergić'in ve Barenton'un yazılarından geldi. Ama "Atatürk'ün ilgisi yoktu" demek de yanlıştır: Ulus'taki imzasız notlar onundu, teoriye resmî destek verdi ve bütün bölümlerde okutulmasını istedi. Teori dilbilimciler arasında kabul görmedi ve onun ölümüyle birlikte gündemden düştü. Bu konu, bir liderin bilimsel bir tartışmaya doğrudan katılmasının sonuçlarını göstermesi bakımından bugün de dikkatle okunmaya değer. Görsellerden biri Ağustos 1936'da Dolmabahçe'de Türk ve yabancı bilginlerle yapılan görüşmeyi, diğeri teorinin ders kürsüsündeki temsilcisi İbrahim Necmi Dilmen'i gösterir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap