1920'lerin ortasında Türkiye'nin batı kıyılarının hemen karşısında, Onikiada'da İtalya oturuyordu. Ankara'nın İtalya'ya karşı duyduğu kaygı yersiz değildi: Faşist İtalya'nın lideri Benito Mussolini, Akdeniz'de bir imparatorluk hayal ediyordu ve Anadolu'nun bir kısmı bu hayalin içindeydi. Bu gerginlik, 30 Mayıs 1928'de imzalanan bir "Tarafsızlık ve Uzlaşma Antlaşması" ile yumuşadı. Antlaşmanın önemini anlamak için öncesine bakmak gerekir. İtalya Başbakanı Benito Mussolini, 1937Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Kurtuluş Savaşı'nda ılımlı bir komşu
Türkçe Vikipedi'ye göre İtalya, Birinci Dünya Savaşı sonunda kendisine vaat edilen İzmir'in Paris Barış Konferansı'nda Yunanistan'a verilmesiyle saf dışı kaldı ve Mart 1919'dan itibaren Akdeniz kıyılarını işgale başladı. Ancak diğer işgal kuvvetlerinin aksine Anadolu hareketiyle ciddi çatışmalara girmedi. Yunan işgali ilerledikçe İtalyan bölgelerine çekilen Türk askerlerine müdahale etmedi; İtalyan gemileriyle Söke ve Antalya limanlarına, Anadolu hareketinin kullanması için silah taşındı. İngilizce Wikipedia da İtalyan askerlerinin işgal bölgelerinde Türk sivilleri Yunan birliklerine karşı koruduğunu ve Yunan ordusunun ilerlediği bölgelerden kaçan Türk mültecileri kabul ettiğini yazar. İtalyaTemmuz 1921'den itibaren Anadolu'dan çekilmeye başladı.
Türkçe Vikipedi'ye göre bu ılımlı hava, Ulusal Faşist Parti'nin İtalya'da iktidarı ele geçirmesiyle bozuldu ve İtalya Lozan'da özellikle adalar konusunda büyük tavizler istedi. İngilizce Wikipedia'ya göre Türkiye, 1923Lozan Antlaşması'nın 15. maddesiyle Onikiada üzerindeki tüm haklarından vazgeçti.
Tarih notu
Mart 1919: İtalyan çıkarmaları. Temmuz 1921: İtalya'nın Anadolu'dan çekilmeye başlaması. 1923: Lozan, 15. madde. 1925: Onikiada'da gizli İtalyan yığınağı ve Türk seferberliği. 1926: Mussolini-Chamberlain görüşmesi. 31 Mart 1928: Papazian ile İtalyan hükûmeti arasında gizli anlaşma. 30 Mayıs 1928: Tarafsızlık ve Uzlaşma Antlaşması. 4 Ocak 1932: Ankara'da Meis sözleşmesi. 17-18 Mart 1934: Roma Protokolleri ve Mussolini'nin konuşması.
1925-1926: Anadolu kıyısına çevrilen gözler
İngilizce Wikipedia'ya göre Mussolini1925'te Onikiada'da gizlice asker topladı; amacı Anadolu kıyısına ani bir çıkarma yapmaktı. Ancak Türk hükûmeti zamanında haber aldı ve birliklerini seferber etti; olay daha fazla tırmanmadı.
Aynı kaynak, 1926'da Mussolini'nin Neville Chamberlain ile görüştüğünü yazar. Görüşmede iki taraf "Türkiye'deki Kemalist rejimin olası çöküşü" ve ardından "Anadolu'ya bir İtalyan müdahalesi" konusunda anlaşmıştı. Mussolini'nin hesabına göre Musul meselesi İngiltere ile Türkiye'yi savaşa sürükleyecek, bu da İtalya'ya Anadolu'nun bazı kısımlarını sömürgeleştirmek için bahane verecekti.
Dikkat: yanlış bilinen
Bu görüşme ve ifadeleri İngilizce Wikipedia'da ikincil kaynaklara dayanılarak aktarılır; kaynak görüşmenin tutanağını ya da tam tarihini vermez. Görüşmenin tarafı olarak verilen İngiliz devlet adamının kimliği ve görevi de kaynakta ayrıntılandırılmamıştır. Bu nedenle ifadeler, bir resmî karar olarak değil, kaynağın aktardığı biçimiyle okunmalıdır. Türkçe Vikipedi'nin Türkiye-İtalya ilişkileri maddesi ise bu döneme ilişkin ayrıntı vermez.
Ayaklanmalara gizli destek
İngilizce Wikipedia, faşist hükûmetin Türkiye karşıtı hareketlere yakın durduğunu da anlatır. Mayıs 1927'de Vahan Papazian'ın Kürt devrimci komiteleriyle çalıştığı ve İtalyan ve Yunan hükûmetleriyle anlaşmalara vardığı bildirildi. İtalya, Ağrı ayaklanması sırasında Hoybun örgütünü mali olarak destekledi; 31 Mart 1928'de Papazian, İtalyan hükûmetiyle para ve silah için gizli bir anlaşmaya vardı. Kaynağa göre Mussolini, Anadolu'da bir dayanak elde etmek amacıyla Türkiye'ye karşı Ermeni ve Kürtlerden oluşan bir ortak cephe oluşturmaya çalışıyordu. Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü (Aras), 1930 tarihli bir dergi kapağındaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Politika Gazetesi. Dosya sayfası
30 Mayıs 1928: Tarafsızlık ve Uzlaşma
Bütün bu gerginliğin ortasında iki ülke masaya oturdu. İngilizce Wikipedia'ya göre 30 Mayıs 1928'de iki ülke bir "Tarafsızlık ve Uzlaşma Antlaşması" imzaladı ve böylece İtalya, Türk topraklarına doğru genişleme isteğini açıkça dile getirmeyi bıraktı. Bu tarih dikkat çekicidir: Gizli anlaşmanın yapıldığı 31 Mart 1928'den yalnızca iki ay sonrasına denk gelir. Kaynak, İtalya'nın antlaşmadan sonra da gizli temaslarını sürdürdüğünü belirtir; yani 1928 antlaşması, bir dostluktan çok kontrollü bir yumuşamayı temsil ediyordu.
4 Ocak 1932: Meis'in küçük adaları
Lozan'dan kalan küçük ama somut bir anlaşmazlık da 1932'de çözüldü. İngilizce Wikipedia'ya göre 4 Ocak 1932'de Ankara'da İtalyan temsilci Büyükelçi Pompeo Aloisi ile Türk Dışişleri Bakanı Tevfik RüştüAras tarafından imzalanan sözleşme, Anadolu kıyısı ile 1921'den beri İtalyan yönetimindeki Meis (Kastellorizo) adası arasındaki bazı adacıkların egemenliğini ve karasularının sınırını belirledi. Buna göre Meis limanının koyundaki adacıklar ile daha açıktaki Rho ve Strongili adaları İtalya'ya, çevredeki diğer tüm adacıklar Türkiye'ye bırakıldı.
1934 tehdidi ve 1936 güvencesi
Yumuşama kalıcı olmadı. İngilizce Wikipedia'ya göre 1934'te Onikiada'daki İtalyan tahkimatları artmaya devam etti. 17 Mart 1934'te Roma Protokolleri'nin imzalanmasından bir gün sonra Mussolini, kaynağın ifadesiyle o güne kadar Türkiye'ye yönelik "en açık tehditlerini" dolaylı olarak içeren bir konuşma yaptı. Mussolini daha sonra Türkiye'yi kastetmediğini söyleyerek Türk hükûmetini kısmen rahatlattı; ancak Türkiye askerî harcamalarını artırdı. İngilizce Wikipedia'nın Türkiye-İngiltere ilişkileri maddesi de Türkiye'nin İtalya'nın Habeşistan'a saldırısına Milletler Cemiyeti'nde karşı çıktığını kaydeder.
Ek bilgi
İngilizce Wikipedia'ya göre Mussolini1936'da "İtalya'nın Yunanistan ve Türkiye ile dostluk antlaşmaları vardır ve bunlara uymak niyetindedir" dedi. Aynı kaynak, İtalya'nın Ekim 1940'ta Yunanistan'ı işgal ettiğini hatırlatır; bu da 1928 tipi antlaşmaların ne kadar güvence sağladığı sorusunu gündeme getirir. Türkiye 1930'larda İngiltere ile yakınlaştı ve 1936Montrö Sözleşmesi'yle Boğazlar üzerindeki denetimini yeniden kazandı.
Sonuç
1928 Türk-İtalyan antlaşması, Atatürk dönemi dış politikasının bir yöntemini gösterir: Tehdit algılanan bir güçle bile doğrudan çatışmak yerine bir antlaşma çerçevesi kurmak ve sorunları masada küçültmek. Meis sözleşmesi de aynı çizgide, Lozan'dan kalan bir pürüzü kalıcı bir sınıra dönüştürdü. Ancak kaynakların gösterdiği gibi, İtalya'nın Onikiada'daki varlığı ve 1930'ların ortasındaki tutumu, Ankara'yı Batı'da yeni ortaklar aramaya yöneltti. Meis (Kastellorizo) adasının limanıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: TU-nor. Dosya sayfası