Eylül 1937'de İsviçre'nin küçük Nyon kasabasında toplanan konferans, İspanya İç Savaşı sırasında Akdeniz'de ticaret gemilerine yapılan denizaltı saldırılarına karşı ortak bir devriye düzeni kurdu. Türkiye, 14 Eylül'de imzalanan "Akdeniz Anlaşması"nın dokuz imzacısından biriydi. Bu yazıda konferansı ve Türkiye'nin içindeki yerini Türkçe Vikipedi'deki Nyon Konferansı maddesi ile İngilizce Wikipedia'daki Nyon Conference maddesine dayanarak anlatıyoruz.
Kimsenin adını koymadığı saldırılar
1936'da başlayan İspanya İç Savaşı'nda bir yanda İtalya ve Almanya'nın desteklediği Franco'nun Milliyetçileri, öbür yanda Sovyetler Birliği'nin desteklediği Cumhuriyetçiler vardı. Türkçe maddeye göre merkezi Londra'da bulunan ve 24 ülkeden oluşan Müdahale Etmeme Komitesi, taraflara silah akışını kısıtlamaya çalışıyordu.
1937 yazında Akdeniz'de ticaret gemileri denizaltılarca batırılmaya başladı. Maddeye göre İtalya resmen savaşta değildi, ama İtalyan yönetimi "korsanlık kampanyası" diye anılan kısıtlamasız bir denizaltı savaşı başlatma emrini vermişti; öteki güçler de bu saldırıların bir kısmının arkasında İtalya'nın olduğundan şüpheleniyordu. Hiçbir denizaltı kendini tanıtmadı. Sovyet hükümeti İtalya'yı Timiryazev ve Blagoev adlı iki Sovyet ticaret gemisini batırmakla resmen suçladı.
Neden Nyon?
Türkçe maddeye göre İngilizler 5 ya da 6 Eylül'de Akdeniz'e kıyısı olan tüm taraflar ve Almanya için bir konferans düzenledi. Toplantı yeri olarak Cenevre bilerek seçilmedi, çünkü İtalyanlar Cenevre'yi Milletler Cemiyeti'nin Habeşistan krizindeki tutumuyla özdeşleştiriyordu. Birleşik Krallık, Fransa'nın Sovyetler Birliği'ni davet etme isteğini kabul etti, ama Cumhuriyetçi İspanya'dan temsilci çağırma girişimini engelledi. Almanya ve İtalya sonunda konferansa katılmadı.
Konferans 10 Eylül'de başladı. Maddeye göre çalışmalar iki yoldan yürüdü: İngiliz ve Fransızlar arasındaki görüşmeler ve tüm katılımcıların resmî toplantıları. Nyon Konferansı, Eylül 1937Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: AnonymousBilinmiyor. Dosya sayfası
14 Eylül: Akdeniz Anlaşması
Konferans 14 Eylül 1937'de "Akdeniz Anlaşması"nın imzalanmasıyla sona erdi. Her iki dildeki maddeye göre imzacılar Bulgaristan, Mısır, Fransa, Yunanistan, Romanya, Türkiye, Birleşik Krallık, Sovyetler Birliği ve Yugoslavya'ydı. Anlaşma, tarafsız gemilere yapılan denizaltı saldırılarının 1930Londra Deniz Antlaşması'na ve 1936'daki İkinci Londra Deniz Antlaşması'nın parçası olan Denizaltı Protokolü'ne aykırı olduğunu tespit ediyordu, ama saldırgan olarak kimseyi adıyla anmıyordu.
Devriye düzeni şöyle kuruldu: Birleşik Krallık ve FransaBatı Akdeniz'in büyük kısmında ve doğunun bir bölümünde devriye gezecek, öteki imzacılar kendi karasularını koruyacaktı. Türkçe maddeye göre katılımcıların çoğu Sovyet donanmasının Akdeniz'de yer almasına karşı çıktığı için Ege devriyelerini de İngiltere ve Fransa üstlendi; Sovyetler bunu kabul etti. Üç gün sonra, 17 Eylül 1937'de Cenevre'de, aynı imzacılarla, kuralları su üstü gemilerine de genişleten ikinci bir anlaşma imzalandı.
Türkiye ve Yunanistan'ın çekincesi
Kaynaklarda Türkiye'nin adı iki yerde ayrıca geçer. İlki görüşmeler sırasındadır: Türkçe ve İngilizce maddelere göre Yunanistan ve Türkiye, bir Alman ya da İtalyan savaş gemisine ateş açmak zorunda kalmamak için üzerinde açık bir tanıtıcı işaret bulunan gemilerin kapsam dışında tutulmasını istedi. Bu istek reddedildi, ama ulusların kendi karasularında istedikleri emirleri verebilmelerine izin veren bir değişiklik yapıldı.
Bu çekince, imzacıların kendi sularında devriye görevini üstlenirken büyük güçlerle doğrudan çatışmaya sürüklenmekten kaçındığını gösteriyor. Türkiye bir yıl önce, 1936'daki Montrö Sözleşmesi'yle Boğazlar üzerindeki denetimini yeniden kazanmıştı; Nyon'daki imza ve çekince, Akdeniz'deki gerginliğe katılırken taraf olmaktan kaçınan bir tutumun parçası olarak okunabilir.
Ek bilgi
İkinci geçiş konferanstan sonradır. İtalya13 Eylül'de anlaşmaya katılmaya davet edildi; önce reddetti ve İngiltere, Fransa ile "mutlak eşitlik" istedi. Her iki maddeye göre bu sırada Sovyetler Birliği İtalyanların devriye gezdiği güzergâhları kullanmayı reddetti; Türkler, Yunanlar ve Yugoslavlar da İtalyanların kendi limanlarını kullanmasına izin vermedi. 30 Eylül'de bir uzlaşma imzalandı ve İtalyan devriyeleri 10 Kasım'da başladı.
Anthony Eden ve Amiral Lord Chatfield Nyon Konferansı'ndaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: AnonymousBilinmiyor. Dosya sayfası
Tarih notu
Konferansın takvimi: İngiliz daveti 5 ya da 6 Eylül; İngiliz-Fransız ön görüşmeleri 9 Eylül; açılış 10 Eylül; İtalya'ya davet 13 Eylül; Akdeniz Anlaşması14 Eylül; Cenevre'deki ek anlaşma 17 Eylül; İtalya ile uzlaşma 30 Eylül; İtalyan devriyelerinin başlaması 10 Kasım 1937. Olay tarihi olarak ana anlaşmanın imzalandığı 14 Eylül 1937'yi kullandık.
Başarı mı, yatıştırma mı?
Türkçe maddeye göre konferans, Müdahale Etmeme Komitesi ve Milletler Cemiyeti'nin aksine denizaltı saldırılarını önlemeyi başardı. Ama aynı madde Nyon'un "yatıştırıcılar cenneti" olarak da nitelendirildiğini aktarır: saldırıların "bilinmeyen korsanların" işi olduğu kurgusu hoşgörüyle karşılanmıştı. Tarihçiler arasında da görüş birliği yok. Maddeye göre İngiliz tarihçiler bazı çekincelerle konferansı saldırganlığa karşı önemli bir duruş olarak görürken Christopher Seton-Watson ona "diplomatik bir zafer" der, Jill Edwards ise İtalyan politikasını değiştiremediğini vurgular; İtalyan tarihçiler konferansın önemini küçümser ve onu Müdahale Etmeme Komitesi'nin bir uzantısı sayar.
Devriyeler de uzun sürmedi. Maddeye göre İngiliz donanmasını zorlayan devriyeler Ocak 1938'den itibaren gevşetildi, denizaltı faaliyeti geri dönünce Şubat başında yeniden tam devriyeye geçildi, Mayıs'ta yeniden gevşetildi ve anlaşma Ağustos 1938'de askıya alındı. Milliyetçiler ve İtalyanlar bu arada gemilere karşı hava gücünü kullanmaya başladı.
Dikkat: yanlış bilinen
Kaynaklarımızda Nyon'da Türkiye'yi kimin temsil ettiği ve Atatürk'ün konferansla ilgili bir değerlendirmesi yer almıyor. Bu yüzden yazıda Türkiye'nin rolünü yalnızca maddelerde geçen üç bilgiyle sınırladık: imzacılar arasında bulunması, Yunanistan'la birlikte tanıtıcı işaretli gemiler konusundaki isteği ve İtalyan gemilerine liman kullandırmaması. Ayrıca devriyelerin Batı Akdeniz'in "büyük bölümünü ve doğunun bir kısmını" kapsadığı bilgisi ile Ege devriyelerinin İngiltere ve Fransa'ya bırakılması aynı maddenin farklı bölümlerinde geçiyor; Doğu Akdeniz'in tam olarak hangi kısmının kime düştüğü kaynakta net değil.
Neden önemli?
Nyon, Atatürk'ün son yılında Türkiye'nin İngiltere ve Fransa'nın öncülük ettiği bir Akdeniz düzenlemesine katıldığı, ama büyük güçlerle doğrudan çatışmaya girmemek için çekince koyduğu bir örnektir. Aynı yaz imzalanan Sadabat Paktı ve önceki yılın Montrö Sözleşmesi'yle birlikte okunduğunda, 1930'ların sonundaki Türk dış politikasının çok yönlü güvenlik arayışını gösterir.