İçeriğe geç
Giriş yap
0

2596 sayılı kanun (3 Aralık 1934): Din adamlarının kıyafeti ve kadın giyiminde yerel kararlar

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt1 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Kıyafet Devrimi denince çoğu kişinin aklına 1925'teki Şapka Kanunu gelir. Oysa bu alandaki ikinci büyük kanun dokuz yıl sonra çıktı: 3 Aralık 1934'te kabul edilen 2596 sayılı "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun". Bu kanun, din adamlarının dinî kıyafetlerini yalnız ibadet yerlerinde ve ayinler sırasında giyebileceğini düzenledi. Kanunun kadınların giyimiyle ilgili bir hüküm içermediği de sık atlanan bir noktadır.

Önce: 2 Eylül 1925 kararnamesi

Devlet memurlarına şapka giyme zorunluluğu getiren Bakanlar Kurulu kararnamesinin çıktığı 2 Eylül 1925'te, din adamı olmayan kişilerin cübbe ve sarık giymesi yasaklanmıştı. Buna aykırı davranış bir yıla kadar hapisle cezalandırılabiliyordu. Yani 1925'teki düzenleme, din adamı olmayanların din adamı kıyafeti giymesini engellemişti; din adamlarının kendileri ise sokakta da dinî kıyafetlerini giyebiliyordu.

1934: Kanunun gerekçesi

1934'te hükûmet bir adım daha attı. Meclis'e sunulan kanun önerisinin gerekçesi, laiklik ilkesine açıkça dayanıyordu. Türkçe Vikipedi'nin aktardığı gerekçeye göre hükûmet, din ile devletin ayrılığını ve dinî değerlerin devlet hayatı dışında, yalnız vicdani bir nitelikte kalmasını devrimin ve rejimin ana ilkesi saymıştı. Bu yüzden din adamlarının dinî kıyafetlerini ancak ayinler sırasında taşıması, ayin dışında herhangi bir yurttaşın giyebileceği kıyafetlerle bulunması gerekli görüldü.

2596 sayılı kanun 3 Aralık 1934'te Meclis'te görüşüldü ve oy birliğiyle kabul edildi. Tarihe dikkat edilirse kanun, efendi, bey ve paşa gibi unvanları kaldıran 2590 sayılı kanunun 26 Kasım 1934'te kabul edilmesinden yalnız bir hafta sonra çıktı. 1934 sonbaharı, Soyadı Kanunu'nun uygulamaya girdiği, unvanların kaldırıldığı ve kıyafet düzenlemesinin tamamlandığı yoğun bir dönemdi. Kanun, Türkiye'deki bütün dinlerin din adamlarını kapsıyordu; yani yalnız Müslüman din görevlilerini değil, Hristiyan ve Yahudi din adamlarını da ilgilendiriyordu.
Tarih notu
Kıyafet düzenlemelerinin sırası:
- 1925 başı: Ankara'da Cumhuriyet birlikleri, jandarma ve deniz birlikleri güneşlikli başlık giymeye başlar.
- 21 Şubat 1925: Kızılay Hemşire Okulu açılır; öğrenciler peçe yerine şapka takar.
- 2 Ağustos 1925: Adliyede yeni kıyafet ve şapka uygulaması başlar.
- 24 Ağustos 1925: Mustafa Kemal Kastamonu'da şapka giyer.
- 2 Eylül 1925: Memurlara şapka, din adamı olmayanlara cübbe-sarık yasağı (kararname).
- 25 Kasım 1925: 671 sayılı Şapka Kanunu.
- 7 Ekim 1926: Tirebolu Belediyesi peçeyi yasaklar.
- Aralık 1926: Trabzon Vilayet Meclisi peçeyi yasaklar.
- 3 Aralık 1934: 2596 sayılı kanun.
Cumhuriyet gazetesi, 13 Kasım 1934
Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Cumhuriyet Gazetesi. Dosya sayfası

Kadın giyimi: Kanun yok, yerel kararlar var

Şapka Kanunu'ndan sonra toplumun bir kesiminde kadın kıyafeti için de bir kanun çıkması beklendi; bazı gazeteler hükûmeti bu yönde teşvik eden yazılar yayımladı. Ancak hükûmet böyle bir karar almadı. Kadınlar "çağdaş kıyafet" giymeye teşvik edildi, ama kadın giyimine dair ulusal bir yasal düzenleme yapılmadı.

Buna karşılık 1925-1934 arasında birçok yerel yönetim kendi kararlarını aldı. Tirebolu Belediyesi 7 Ekim 1926'da ilçede peçeyi yasakladı ve peçesini kırk sekiz saat içinde çıkarmayan kadınların cezalandırılacağını ilan etti. Trabzon Vilayet Meclisi Aralık 1926'da peçeyi yasakladı ve peçe takmaya devam edenlerin karakola sevk edileceğini açıkladı. 1934 sonunda Bodrum'da da benzer bir karar alındı.
Dikkat: yanlış bilinen
"Atatürk kadınların çarşafını kanunla yasakladı" ifadesi doğru değildir. Ulusal düzeyde kadın giyimini düzenleyen bir kanun çıkmadı; 2596 sayılı kanun yalnız din adamlarının kıyafetiyle ilgilidir. Peçe ve çarşafla ilgili yasaklar belediye ve vilayet meclislerinin yerel kararlarıydı ve her yerde aynı biçimde uygulanmadı. Bu kararların sayısı ve ne kadar süre uygulandığı konusunda toplu bir döküm bulamadık.
Mahmut Esat (Bozkurt)
Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Kanunun bugünkü durumu

2596 sayılı kanun, 1982 Anayasası'nın 174. maddesinde sayılan "inkılap kanunları" arasındadır. Kanun bugün de yürürlüktedir. Kanuna göre Bakanlar Kurulu (bugün Cumhurbaşkanlığı) her din ya da mezhep için yalnız bir din adamının dinî kıyafetini ibadet yerleri dışında da giyebilmesine izin verebilir. Bu istisna sayesinde örneğin Fener Rum Patriği ve Diyanet İşleri Başkanı gibi dinî önderler resmî törenlerde dinî kıyafetleriyle bulunabilir.
Ek bilgi
Görsellerden biri Mahmut Esat Bozkurt'tur. Adalet Bakanı olarak 1926'daki Medeni Kanun'un hazırlanmasında başrol oynayan Bozkurt, Cumhuriyet'in hukuk alanındaki dönüşümünün en tanınmış isimlerindendir. Kıyafet kanunları ile Medeni Kanun aynı laikleşme sürecinin parçalarıdır, ancak 2596 sayılı kanun Bozkurt'un bakanlığından sonraki döneme denk gelir.
Değerlendirme

2596 sayılı kanun, Şapka Kanunu'nun devamı gibi görünse de amacı farklıydı: kılık kıyafet yoluyla dinî otoritenin kamusal alandaki görünürlüğünü sınırlamak. Laiklik ilkesi 1937'de Anayasa'ya girmeden üç yıl önce çıkan bu kanun, ilkenin gündelik hayattaki uygulamalarından biriydi. Kadın giyimi ise bilinçli olarak kanun dışında bırakıldı ve yerel yönetimlere, toplumsal değişime bırakıldı.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap