İçeriğe geç
Giriş yap
0

Keçiören'deki Atatürk Çocuk Yuvası: 50 yataklı tek binadan 500 çocukluk yerleşkeye

Arda Yamaçlı başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Arda YamaçlıKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Ankara'nın Keçiören semtinde, kırk dönüme yakın bir arazinin üzerinde Cumhuriyet'in çocuklar için açtığı ilk kurumlardan biri bulunur: Atatürk Çocuk Yuvası. 1925'te 50 yatakla açılan yuva, 1960'ların sonunda 500 çocuğu barındırabilecek bir yerleşkeye dönüştü. Hastanesi, hemşire okulu, fırını, kümesi, sebze bahçesi ve yüzme havuzu vardı. Yuvanın kuruluş parası ise büyük ölçüde okyanusun öbür yakasından, Amerika'daki Türklerden toplanmıştı.
Kaynaklar
Belge: Atatürk Çocuk Yuvası — Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı (Atatürk Ansiklopedisi), Atatürk Ansiklopedisi maddesi — yazar: Bekir GÜZEL. Tarih: 16 Aralık 2024.
Dr. Fuat (Umay) Bey
Dr. Fuat (Umay) BeyGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Kırklareli'nden Galatasaray'a, oradan Ankara'ya

Bugün Çocuk Esirgeme Kurumu adıyla bilinen yapı, Osmanlı döneminde kurulan Himaye-i Etfal Cemiyetine dayanır. Kimsesiz çocukları koruma hareketi yerel olarak Kırklareli'nde başlamış, Balkan Savaşlarında anne ya da babasını kaybeden çocuklara yönelmişti. Hareketin ülke çapında bir örgüte dönüşmesi Birinci Dünya Savaşı yıllarında oldu. Galatasaray Lisesi Yurdunda toplanan yirmi kişilik bir heyet, 6 Mart 1917'de ilk toplantısını yaptı ve 67 maddelik bir nizamname ile çalışmaya başladı.

Kurtuluş Savaşı sırasında merkez heyetinin önemli bir kısmı Anadolu'ya geçti. 1921'de Büyük Millet Meclisi Hükümetinin desteğiyle cemiyet Ankara'da yeniden örgütlendi. İlk iş olarak Hacı Musa Mahallesinde büyük bir ev kiralandı. Bu ev hem süt çocuklarını hayatta tutmaya hem de çocuk bakımevi olarak hizmet vermeye ayrıldı. Ancak savaşın bıraktığı öksüz ve yetim çocukların sayısı kiralık bir evin kaldırabileceğinin çok üstündeydi.

Dr. Fuat Umay'ın Amerika yolculuğu

Cemiyetin genel sekreteri (kâtib-i umumi) Dr. Fuat Umay, Ankara Hükümetinin ve Mustafa Kemal Paşa'nın onayıyla Nisan–Temmuz 1923 arasında yaklaşık üç ay süren bir Amerika seyahatine çıktı. Orada eski Osmanlı tebaasıyla buluştu ve bağış kampanyaları düzenledi. Bu yolculuktan 100.000 Amerikan doları yardım toplandı. Bu para ve nizamnamede sayılan diğer gelirlerle Keçiören'de Atatürk Çocuk Yuvası açıldı.
Dr. Fuad 1923'te Detroit'te Türk işçilerle
Dr. Fuad 1923'te Detroit'te Türk işçilerleGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Ek bilgi
Binanın satın alınması: Bazı kaynaklarda yuvanın açıldığı binanın hazineye ait olduğu ve hükümetin binayı cemiyete 12.000 liraya sattığı belirtilir. Yuva, cemiyetin Cumhuriyet ilan edildikten sonra hizmete giren ilk kuruluşu sayılabilir.

1925: Tek bina, elli yatak

Yuva 1925'te 39 bin metrekarelik bir alanda, tek binada 50 yatakla açıldı. Talep kısa sürede bu kapasiteyi kat kat aştı. 2 Nisan 1940'ta süt çağındaki çocuklar için 200 yataklı yeni bir bina eklendi. Sonradan "D Blok" diye de anılan bu bina, Fuat Umay'ın adıyla "Umay Pavyonu" olarak adlandırıldı.

Pavyon da yetmeyince, kaynak bulundukça büyütülebilecek bir yerleşke tasarlandı. Projede bir çocuk hastanesi, doğum öncesinde ya da sırasında zorluk yaşayan kadınlar için bir konaklama evi, yuvada yetişen kızlar için bir iş evi, personel yatakhanesi, bir prevantoryum ve süt ineklerinin barınacağı ayrı bir yapı yer alıyordu. Bu binaların önemli bir kısmı yapılamadı. Yuvada bir doğumhane açılması da düşünülmüştü. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Ankara'da 200 yataklı bir doğumevi açınca bu plandan vazgeçildi.

Bakıcı yetiştirmek: Çocuk Bakıcı Okulundan Hemşire Kolejine

Çocuk sayısı arttıkça eğitimli bakıcıya duyulan ihtiyaç da büyüdü. Kız mekteplerinin programına "Çocuk Bakımı" dersi eklenmişti, ama bu yeterli insan gücünü sağlamadı. 1929'da yuvanın bahçesinde iki yıllık bir Çocuk Bakıcı Okulu açıldı. Okul da yetmeyince Hemşire Koleji kuruldu. Kolej önce ilkokul ve ortaokul düzeyinde eğitim verdi, daha sonra lise düzeyine çıktı.

O yıllarda yuvanın yönetimi bir müdür, bir müdür yardımcısı ve bir başhemşireden oluşuyordu. Yanlarında bir memur, 10 çocuk bakıcısı, 16 mürebbiye ve 20 sütnine çalışıyordu.
Tarih notu
Kronoloji: 1908'de Kırklareli'nde yerel hareket başladı. 6 Mart 1917'de cemiyet İstanbul'da ilk toplantısını yaptı. 1921'de Ankara'da yeniden örgütlendi. Nisan–Temmuz 1923'te Dr. Fuat Umay Amerika'da bağış topladı. 1925'te Keçiören'deki yuva 50 yatakla açıldı. 1929'da Çocuk Bakıcı Okulu kuruldu. 2 Nisan 1940'ta 200 yataklı Umay Pavyonu hizmete girdi.

Yuvada bir gün: kabul, muayene, üç servis

Yuvaya kimsesiz çocuklar, anne ve babası ölmüş çocuklar ve yoksul asker çocukları alınıyordu. Erkek çocuklar beş, kız çocuklar yedi yaşına kadar kalabiliyordu. Çocuklar bebek, süt çocuğu ve oyun çocuğu olarak üç gruba ayrılıyor ve ayrı servislerde kalıyordu. Sonraki yıllarda anne ve babası olmayan ya da terk edilmiş çocukların 12 yaşına kadar kalmasına izin verildi.

Gelen her çocuk önce doktor muayenesinden geçiyordu. Bulaşıcı ya da ağır bir hastalığı olan çocuk önce tedavi ediliyor, doktor onay verdikten sonra kaydı yapılıyordu. Kayıtları yuva müdürü bizzat tutuyordu. Doktorlar her gün rutin muayene de yapıyordu. Çocukların hepsine felç aşısı ve karma aşılar uygulanıyordu. Türkiye'de ilk kızamık aşısı bu yuvada yapıldı.
Doğrusu
Ağır bir gerçek: Bütün denetimlere rağmen yuvada çocuk ölümleri yaşandı. Ölenlerin çoğu, yuvaya zayıf ve bakımsız gelen süt çocuklarıydı. 1960'ların başında 0–6 aylık bebeklerde ölüm oranı yüzde 23'e kadar çıktı, 1–6 yaş arasında ortalama yüzde 4,4 oldu. 1964'te 64, 1965'te 17 ölüm kaydedildi.
İlkokul çağına gelen çocuklar Keçiören'deki bir ilkokula gönderiliyordu. Okumak isteyenler yeteneklerine uygun bir sanat okuluna ya da zanaat öğrenmek için bir ustanın yanına veriliyordu. Daha başarılı olanlar devletin açtığı sınavlarla parasız yatılı okullara girebiliyordu.
Keçiören, Tepebaşı
Keçiören, TepebaşıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 3.0, yazar: camcı aynacı 0505 66…. Dosya sayfası

Kendi ekmeğini pişiren yerleşke

1940'larda yuva ortalama 240 çocuğa bakıyordu. 1960'larda bu sayı 400'ü geçti, personel sayısı da 120'nin üzerine çıktı. Çocuk Sevenler ve Barış Gönüllüleri gibi derneklerden gelen kadınlar, Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulu ve Atatürk Kız Enstitüsü öğrencileri gönüllü olarak bakıma katılıyordu. 1960'ların sonunda kapasite 500 çocuğa ulaştı. Atatürk Çocuk Yuvası Koruma Birliği yerleşkede büyük bir bina yaptırdı ve kullanımını yirmi beş yıllığına yuvaya bıraktı.

Yerleşkede Umay Pavyonunun yanı sıra Göker Salonu, Hemşire Koleji, hastane, ambar, mutfak, atölyeler, depo ve fırın vardı. Voleybol ve basketbol sahaları, iki bölümlü bir yüzme havuzu, sebze bahçesi ve kümesler de bulunuyordu. 1967 kayıtlarına bakılırsa yaklaşık 5 bin metrekarelik bahçeden 14 ton kadar ürün alınmış, iki yılda tavuklardan 500 binin üzerinde yumurta toplanmıştı. Yuvanın günlük ekmeği de kendi fırınında pişiyordu.

Sonraki yıllar ve 2017 tartışması

2006–2007'de yapılan bir araştırma yuvayı kırk dönümlük arazide beş hizmet binası olan, 300 yataklı ve 0–18 yaş arası çocuklara bakan bir kurum olarak tanımlar. O sırada yuvada 221 çocuk kalıyordu. Tabela önce "Ankara Valiliği Atatürk Çocuk Yuvası Müdürlüğü", sonra "Atatürk Çocuk Kampüsü" oldu. Mayıs 2017'de basında yuvanın kapatılacağı ya da taşınacağı haberleri çıktı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bu iddiaları yalanladı. Açıklamada 39 dönümlük arazideki altı hizmet binasının çocuklara hizmet vermeye devam edeceği, bahçedeki iki tarihi çeşme ile yabancı devlet adamlarının hediye ettiği oyuncakların korunacağı belirtildi.
Ek bilgi
Ziyaretçi defteri: Yuvayı yıllar boyunca devlet başkanları ve yabancı konuklar ziyaret etti. Bu ziyaretler kamuoyunun dikkatini yuvaya çekti ve maddi destek sağladı. Bakanlığın 2017'de koruma altında olduğunu belirttiği oyuncaklar da bu ziyaretlerden kalmıştır.

Keçiören yuvasının Cumhuriyet'e kattıkları

Yuvanın hikâyesi yalnızca bir yardım kurumunun büyümesi değildir. Savaştan çıkan bir ülkenin, kimsesiz çocuklarına bakmayı devlet, cemiyet, gurbetteki yurttaşlar ve gönüllüler arasında bölüştürdüğü bir düzenin örneğidir. Amerika'dan gelen bağış, Ankara'nın verdiği bina ve izin, Hemşire Kolejinin yetiştirdiği bakıcılar ve kendi fırınından çıkan ekmek bu düzenin parçalarıydı. Yuvanın adının Atatürk'le anılması, onun önemini de gösterir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap