İçeriğe geç
Giriş yap
0

Aziz Manisalılar! (10 Ekim 1925): Yangından üç yıl sonra Manisa'da söylenen söz ve yedi durak

Gece Kâtibi başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Gece KâtibiKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Manisa, Atatürk'ün İzmir'e giden demiryolunun üzerindeydi. Bu yüzden Atatürk şehirden sık geçti: yedi kez Manisa'da bulundu. İkisinde trenden hiç inmedi, beşinde şehirde kaldı, ikisinde de geceyi orada geçirdi. Bu durakların en akılda kalanı, 10 Ekim 1925 akşamı belediye başkanının konuşmasına verdiği cevaptır. Yangından üç yıl sonra söylenen bu sözler, felaketin bir millet için ne anlama geldiğine dair kısa bir hitabedir.
Kaynaklar
Belge: Manisa Belediyesi Önünde Yaptığı Konuşma — Atatürk Araştırma Merkezi (ATAM), Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt III (1925-1938), PDF s. 46. Tarih: 10 Ekim 1925.
Manisa tren istasyonu
Manisa tren istasyonuGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Central Data Bank. Dosya sayfası

Yedi durak

[liste][*]29 Eylül 1922: Ankara'ya dönüş yolunda kısa bir bekleme, trenden inilmedi
[*]26 Ocak 1923: İlk gerçek ziyaret, istasyon ve Uzun Yol
[*]10-11 Ekim 1925: Cumhurbaşkanı olarak ilk geliş, gece Manisa'da
[*]16 Haziran 1926: Balıkesir'den İzmir'e giderken öğle yemeği
[*]26 Ocak 1931: Menemen olayından sonra sabah 05.45'te birkaç dakikalık bekleme, trenden inilmedi
[*]8-9 Nisan 1934: Manevralar için gelindi, gece Manisa'da
[*]22 Haziran 1934: İran Şahı Rıza Pehlevi ile[/liste]

Bunlara 6 Şubat 1931 gecesi İzmir dönüşündeki kısa bir istasyon karşılaması eklenir. O gece tören yapılmadı ve halkla temas olmadı.

İlk gelişte bir karşılaştırma (26 Ocak 1923)

Gazi Mustafa Kemal Paşa 14 Ocak 1923'te ordunun durumunu görmek ve halkla konuşmak için uzun bir yurt gezisine çıktı. Manisa'dan Mutasarrıf Aziz (Akyürek), Milletvekili İbrahim Süreyya (Yiğit) ve Belediye Başkanı Bahri (Sarıtepe) Beyler onu karşılamak için Alaşehir'e kadar gittiler. 26 Ocak'ta trenden inen Paşa istasyondaki kumandanlık dairesinde dinlendi, sonra Uzun Yol'a çıktı ve bugünkü Kız Meslek Lisesi ile doğumevinin bulunduğu boş alanda cirit oyunlarını seyretti.

[alinti]Manisalılar teşrifiniz üzerine bayram yapıyorlar.[/alinti]

Bahri Bey'in bu kısa konuşmasına cevap veren Paşa, zaferden hemen sonra gördüğü Manisa ile o günkü Manisa'yı karşılaştırdı. Geri çekilen Yunan ordusunun yangın takımları şehrin büyük kısmını yakmıştı; Batı Anadolu'da en çok tahrip edilen yer Manisa olmuştu. Paşa, halkın şehrin yaralarını sarmaya başladığını söyledi ve aynı gün İzmir'e geçti.
1922 tarihli Manisa şehir planı
1922 tarihli Manisa şehir planıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Bymedia. Dosya sayfası

10 Ekim 1925: halılar, şapka ve sofradaki cevap

Kastamonu'da şapkayı tanıttığı 1925 yazından sonra çıktığı sonbahar gezisinde Gazi, Ali Sait, Fahreddin ve Ali Hikmet Paşalarla 10 Ekim'de Manisa'ya geldi. İstasyondan belediye binasına kadar yere halılar serilmişti. Yol boyunca halkı şapkasıyla selamladı, askerlere "Merhaba", halka "Nasılsınız? İyi misiniz?" dedi. Belediyede heyetleri tek tek kabul etti, balkondan halkı selamladı. Akşam yüz kişilik yemekte Bahri Bey'in konuşmasına şöyle karşılık verdi:

[alinti]Aziz Manisalılar! Ben Manisa'yı yangınlar içinde harap ve toz toprak bir halde görmüştüm. Fakat o günkü halleri itiraf ederim, hakiki bir üzüntü olarak kabul etmedim. Gerçi siz zulüm ve taarruzun şiddetli darbelerinden henüz kurtulmuştunuz. Fakat ben emindim ki, bu kadar şiddetli darbeler insanların imanlarını takviye eder. İstidadı, cevheri olan bir millet öyle darbelerden ders alır. Geçmişe nispeten geleceğini daha çok parlak yapabilir. Muhterem arkadaşlar! Felaketler insanları, akılları başında olan milletleri daima azimkâr hamlelere sevk eder ve işte siz de o hamleleri yapmaktasınız. Bugün mâmuriyet itibarıyla gördüklerim bu hamlelerin çok bariz tezahürleridir.[/alinti]
Ek bilgi
Konuşmanın kuruluşu: Atatürk önce kendi gözlemini verir: yangın yerini görmüştür. Sonra beklenmedik bir itirafta bulunur: bunu "hakiki bir üzüntü" saymamıştır. Gerekçesi bir inançtır: şiddetli darbeler cevheri olan milletin imanını güçlendirir. Son cümlede kanıtı gösterir: bugün gördüğü imar. Kısa bir sofra konuşmasında gözlem, itiraf, ilke ve kanıt arka arkaya dizilmiştir.

Fener alayındaki fes

O gece vali konağındaki yemek sırasında Manisalı gençler fener alayı düzenledi, zeybek oynandı. Alaydakilerden yalnızca birinin başında fes vardı. Cumhurbaşkanı genci yanına çağırıp "Bu fes nedir?" diye sordu. Genç fesi yırtıp yere attı. Bu sahne, Kastamonu'dan iki ay sonra şapka meselesinin Ege'de nasıl karşılandığına dair küçük bir işarettir; Şapka Kanunu ise henüz Kasım 1925'te çıkacaktı. Ertesi gün öğleden önce Gazi yeni yapılan çarşıyı ve üzüm pazarını gezdi ve "Yaşa!" sesleri arasında trene binip İzmir'e gitti.

1926 ve 1931: kısa duraklar

16 Haziran 1926'da Akhisar'dan öğle saatlerinde gelen treni milletvekilleri Kemal (Gürol), Mehmet Yaşar (Özey), Saim (Uzel), Vali Müştak Lütfi (Gürsan) ve halk karşıladı. Türk Ocağı'ndan Safure Hanım, Manisalı hanımlar adına "Hoş geldiniz" dedi. Gazi hükümet konağında yüz kişilik ziyafette yemek yedi, belediye ve Halk Fırkası binalarını gezip İzmir'e geçti.

23 Aralık 1930 Menemen olayından sonraki gezide tablo farklıydı. Gazi karşılama töreni istemedi. Turgutlu'da yine de kalabalık toplandı. 26 Ocak 1931 sabahı tren Manisa'da birkaç dakika durup geçti. 6 Şubat dönüşünde Vali Fuat Baturay ve Sıkıyönetim Bölge Komutanı Muzaffer Paşa özel trene binip Soma'ya kadar eşlik ettiler.
Atatürk ve Rıza Şah Pehlevi otomobilde, 1934
Atatürk ve Rıza Şah Pehlevi otomobilde, 1934Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

1934: manevra ve Şah

7 Nisan 1934'te Ege manevraları için Ankara'dan çıkan Atatürk, Salihli İstihkâm Taburunu ve Turgutlu Topçu Alayını denetleyip geceyi Manisa'da geçirdi. Ertesi gün Muradiye'de Manisa Piyade Alayını denetledi. 22 Haziran 1934'te İran Şahı Rıza Pehlevi ile Akhisar üzerinden saat 10.20'de Manisa'ya geldi. İki devlet başkanı 21 pare topla karşılandı, istasyonda iki kız öğrenci çiçek verdi. Tellallar halkı istasyona çağırmıştı. Hastaneyi gezdikten sonra otomobille İzmir'e geçtiler.
Ek bilgi
"Öyle bir pot kırdık ki": Bu gezide Atatürk maiyetini, Şah'ın yanında İranlıların hoşlanmadığı "Acem" kelimesini kullanmamaları için uyarmıştı. Ne var ki Soma'daki tatbikatta askerler geçerken kelimeyi kendisi kullandı. Ertesi gün bunu gülümseyerek "Öyle bir pot kırdık ki" diye anlattı.
Doğrusu
İlk geliş 10 Ekim değil: Manisa'da 10 Ekim, Atatürk'ün şehre ilk gelişi olarak kutlanır. Atatürkçü Düşünce Derneği Manisa Şubesinin yayımladığı gazetenin adı da "10 Ekim"dir. Mevlüt Çelebi bunun Cumhurbaşkanı olarak ilk gelişten kaynaklanan bir karışıklık olduğunu düşünür. 29 Eylül 1922'deki kısa bekleme bir yana bırakılsa bile ilk ziyaret 26 Ocak 1923'tür. 10 Ekim 1925, Manisa'daki ilk gecedir.

Sözün bağlamı: yanmış bir şehir

Konuşmanın ağırlığını anlamak için 1922 Eylül'ünü hatırlamak gerekir. Yunan ordusu Manisa'dan çekilirken şehrin büyük kısmı yakılmıştı. Çarşı, mahalleler ve konaklar küle dönmüştü. Ziyaret sırasında Gazi'nin gezdiği çarşı ve üzüm pazarı bu yangından sonra yeniden kurulmuş yerlerdi. Yani yemekte "bugün gördüklerim" derken sözünü ettiği şey, ertesi sabah yürüyeceği sokaklardı. Konuşma soyut bir teselli değildi; dinleyenler kendi dükkânlarını ve evlerini yeniden yapanlardı.

Konuşmadaki "cevher" ve "istidat" kelimeleri de dikkat çeker. Atatürk felaketi bir cezalandırma olarak değil, bir sınav olarak anlatır. Sınavı geçen, "akılları başında olan" milletlerdir. Bu ifade dinleyiciyi övgüyle sorumluluk arasında bir yere koyar: Manisalılar hem takdir edilir hem de hamleleri sürdürmeye çağrılır.
Ek bilgi
Karşılayanlar: 1923'te Mutasarrıf Aziz (Akyürek), 1926'da Vali Müştak Lütfi (Gürsan), 1931'de Vali Fuat Baturay. Bahri (Sarıtepe) Bey hem 1923'te hem 1925'te belediye başkanı olarak Gazi'yi karşıladı ve iki ziyarette de onun konuşmasına cevap verilen kişi oldu.

Demiryolu üzerindeki hitabe

Manisa durakları, Atatürk'ün yurt gezilerinin nasıl bir iletişim aracı olduğunu gösterir. İşgal görmüş şehirlerde kurtarıcı olarak karşılanıyordu. 1925'teki konuşma ise bu coşkuyu bir öğüde çevirdi: yangın, ders alınacak bir darbeydi ve imar, bu dersin kanıtıydı. Konuşmanın gücü, söyleyenin yangın yerini kendi gözleriyle görmüş olmasından geliyordu.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap