İçeriğe geç
Giriş yap
0

Şehit Nazım Bey (1887-1921): Yemen'den Köşk Cephesi'ne, 4. Tümen ile İnönü'den Yumruçal'a

Gece Kâtibi başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Gece KâtibiKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
15 Temmuz 1921'de Kütahya-Eskişehir muharebeleri sürerken, Yunan birlikleri Yumruçal bölgesine ani bir hücum yaptı. Bu hücumda 4. Tümen Komutanı Yarbay Nazım Bey şehit düştü. Ertesi gün, 16 Temmuz 1921'de TBMM kararıyla rütbesi albaylığa yükseltildi ve Ankara'da yapılan törenle toprağa verildi. Mustafa Kemal Paşa'nın çok sevdiği bir komutan olan Nazım Bey, kısa hayatına Yemen çöllerinden Makedonya dağlarına, Kafkasya'dan Batı Anadolu'nun ilk cephelerine uzanan bir askerlik sığdırmıştı.
Kaynaklar
Belge: Şehit Nazım Bey (1887-1921) — Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı (Atatürk Ansiklopedisi), Atatürk Ansiklopedisi maddesi — yazar: Bengül BOLAT. Tarih: 15 Aralık 2020.
İkinci İnönü zaferinden sonra Mustafa Kemal Paşa askerlerle
İkinci İnönü zaferinden sonra Mustafa Kemal Paşa askerlerleGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Kayseri'den Harbiye'ye

Nazım Bey, yaveri İhsan İdikut'un verdiği bilgiyle 1887'de (öteki kaynaklarda 1886) Kayseri'de doğdu. Babası Posta Telgraf Müdürü Cemal Bey'di. Babasının görev yerleri ailenin yolunu belirledi: İlkokulu Gümüşhane'de bitirdi, ardından İstanbul'a gelerek Beşiktaş Askerî Rüştiyesi ile Çengelköy Askerî İdadisi'ni tamamladı. 14 Ocak 1905'te girdiği Harp Okulu'nu 1907'de üçüncülükle bitirdi.

Taşra memurunun oğlu olarak Anadolu'nun farklı şehirlerinde büyümek, onun kuşağından pek çok subayın ortak deneyimiydi. Posta ve telgraf, devletin en uzak kasabalara ulaşan kollarından biriydi; Nazım Bey'in çocukluğu da bu kolların uzandığı yerlerde geçti.

Yemen ve Babülmendep

1910'da kurmaylık stajı için Genelkurmay Birinci Şube'de görevlendirildi ve burada yüzbaşılığa terfi etti. 1911'de Yemen'de çıkan büyük isyanı bastırmak için kurulan birliğe gönüllü katıldı ve Yemen Kuvvetleri kurmaylığına atandı. Trablusgarp Savaşı sırasında Babülmendep bölgesini İtalyanlara karşı koruma görevinde bulundu. Kurmaylığı 31 Aralık 1911'de onaylandı ve Yemen Kolordusu kurmaylığına getirildi. Yemen'de üç yıl kaldı.
Ek bilgi
Neden Babülmendep? Trablusgarp Savaşı'nda İtalya yalnız Libya kıyılarına değil, Kızıldeniz'e de donanma gönderdi. Kızıldeniz'in Hint Okyanusu'na açılan dar boğazı olan Babülmendep, Osmanlı Yemen'inin en hassas kıyısıydı. Nazım Bey'in ilk savaş tecrübesi, bu uzak kıyının savunmasında geçti.

Saros'tan Romanya'ya, Makedonya'dan Almanya'ya

1915'te Çanakkale Savaşı'na katıldı ve aynı yıl Saros Grubu 6. Kolordu kurmaylığına atandı; bu görevdeki başarısı için iki yıl seferî kıdem zammı aldı. Saros Grubu, Gelibolu Yarımadası'nın en dar yeri olan Bolayır'ı ve Saros Körfezi kıyılarını olası bir çıkarmaya karşı korumakla görevliydi. Yarımadanın bu boyun noktası düşerse güneydeki bütün Türk birliklerinin kara bağlantısı kesilecekti. Bu yüzden Saros kıyısında görev yapan kurmaylar, cephenin en kanlı kesimlerinde bulunmasalar da savunma planının en kritik halkalarından birini taşıyordu. Nazım Bey'in ödüllendirilmesi, bu planlama işindeki başarısının karşılığıydı.

Romanya'da 16. Tümen kurmaylığında da harp madalyası kazandı ve binbaşılığa yükseldi. 15 Ağustos 1916'da 19. Tümen Kurmay Başkanlığına, 14 Kasım 1916'da Makedonya Cephesi'nde 177. Alay Komutanlığına getirildi.

Makedonya'da yalnız bir komutan değil, aynı zamanda iyi bir öğretmen olduğunu gösterdi; emrindeki subayların meslekî ve toplumsal bilgilerini artırmak için çalıştı. Ancak alay Almanların emrine verildi ve Nazım Bey'in gözünde Almanlar birliği gereği gibi kullanmadı. Bunun üzerine 10 Temmuz 1917'de görevinden istifa etti. Bu istifa, bir binbaşının müttefik komutasına karşı kendi askerinin hakkını koruma çabası olarak dikkat çekicidir.

18 Temmuz 1917'de Almanya'da kurulan Asya Kolu kurmaylığına, 25 Eylül 1917'de de Romanya Cephesi'ndeki Alman karargâhına atandı. 1918'de kurulmaya başlanan Kafkas İslam Ordusu'nun kurmay başkanlığına getirildi. Bu ordu, Bakü'ye uzanan harekâtıyla Birinci Dünya Savaşı'nın son aylarında Osmanlı ordusunun en uzak hedeflerinden birine yürüyordu. Nuri (Killigil) Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu, Osmanlı birlikleriyle Azerbaycan gönüllülerinden oluşuyordu ve 15 Eylül 1918'de Bakü'ye girdi. Nazım Bey ise bu girişten önce, 25 Ağustos 1918'de Muamelat-ı Zatiye emrine alındı; yani kurmay başkanı olarak ordunun kuruluş ve ilerleyiş aylarında görev yaptı.

Bu dönemde edindiği tecrübe, sonraki yıllarda Anadolu'da işine yarayacaktı: Kafkasya'da düzenli birliklerle gönüllü kuvvetleri birlikte yönetmek, uzun ikmal hatlarını ayakta tutmak ve yerel halkla askerî teşkilat arasında köprü kurmak, Millî Mücadele'nin ilk yılında Batı Anadolu'da karşılaşılan sorunların neredeyse aynısıydı.
1921 yazında Eskişehir'de Yunan 3. Kolordusu'nun bir kolu
1921 yazında Eskişehir'de Yunan 3. Kolordusu'nun bir koluGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Köşk Cephesi ve Düzce

Mütarekeden sonra Ocak 1919'da Konya'daki 12. Kolordu'ya atandı. Mart 1919'da 7. Süvari Alayı komutan vekili, Temmuz 1919'da da Aydın'daki Köşk Cephesi komutanı oldu. Köşk, Demirci Mehmet Efe'nin ve Kuvâ-yı Milliye müfrezelerinin Aydın'ı kurtarmak için savaştığı bölgenin karargâhıydı. Nazım Bey burada Yunanlıların Milne Hattı'ndan başlattıkları saldırılara karşılık verdi. Milne Hattı, İtilaf devletlerinin Yunan işgal bölgesinin sınırı olarak çizdiği çizgiydi ve Yunan birlikleri bu çizgiyi sık sık aşıyordu.

Ardından 1920'de Millî Mücadele'ye karşı çıkan iç ayaklanmalardan biri olan Temmuz-Eylül 1920 tarihli İkinci Düzce ayaklanmasının bastırılmasında önemli rol üstlendi. Bu ayaklanmalar, Ankara Hükümeti'nin hem Yunan ordusuyla hem de cephe gerisindeki isyanlarla aynı anda uğraşmak zorunda kaldığı ağır bir dönemin parçasıydı.
Ek bilgi
4. Tümen ile İnönü'de: Nazım Bey, 4. Tümen'in başında Birinci İnönü Muharebesi'ne (Ocak 1921) katıldı ve zaferde önemli rol oynadı. 10 Ocak 1921'de yarbaylığa terfi etti. Aynı tümenle İkinci İnönü Muharebesi'nde (Mart-Nisan 1921), ardından Aslıhanlar-Dumlupınar ve Kütahya-Eskişehir muharebelerinde savaştı.

Yumruçal'daki son hücum

İnönü zaferlerinden sonra Türk ordusu henüz sayıca ve donanımca Yunan ordusuyla eşit değildi. Batı Cephesi'nin elindeki tümenler geniş bir cepheye yayılmıştı; süvari azdı, top ve cephane sınırlıydı. Tümen komutanları bu yüzden çoğu zaman cephenin en önündeki tepelerde, askerleriyle aynı ateş hattında bulunuyordu. Nazım Bey'in ölümü de bu tür bir komuta anlayışının bedeliydi.

Temmuz 1921'de Yunan ordusu, İnönü yenilgilerinin ardından çok daha büyük bir kuvvetle Kütahya ve Eskişehir yönünde taarruza geçti. Türk birlikleri ağır baskı altında savaşırken 15 Temmuz'da Yunanlılar Yumruçal bölgesine ani bir hücum yaptı. 4. Tümen Komutanı Nazım Bey bu çarpışmada şehit oldu. Birkaç gün sonra Türk ordusu Sakarya'nın doğusuna çekilme kararı aldı; Nazım Bey ise bu kararın ve ardından gelen Sakarya Meydan Muharebesi'nin göremeyeceği bir komutan olarak geride kaldı.

TBMM'nin 16 Temmuz 1921'de onun rütbesini albaylığa yükseltmesi, savaşın en sıkışık günlerinde bile Meclis'in şehit komutanlarına gösterdiği vefanın örneğiydi. Ankara'daki cenaze töreni, cepheden gelen kötü haberlerin gölgesinde yapıldı.
Kütahya-Eskişehir muharebeleri sırasında Yunan sancakları, 1921
Kütahya-Eskişehir muharebeleri sırasında Yunan sancakları, 1921Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Uknown author, sourced by the Hellenic Army History Directorate. Dosya sayfası
Doğrusu
Doğum yılı: Yaveri İhsan İdikut, 1952'de İstanbul'da yayımladığı ve onu "ideal komutanlarımızdan" biri olarak anlattığı kitabında 1887'yi verir. Genelkurmay yayını olan komutan biyografileri gibi öteki kaynaklarda ise 1886 yazılıdır. Bu yüzden Nazım Bey'in yaşı 34 ya da 35 olarak hesaplanır.

Dil bilen, öğreten, istifa edebilen bir komutan

Atatürk'ün kendisini çok sevdiği bir komutan olarak anılması, onun cephedeki tavrıyla açıklanır: Emrindeki subayları yetiştirmeye önem veren, müttefik komutasına bile itiraz edebilen ve ateş hattından uzak durmayan bir komutandı.
Nazım Bey Fransızca, Almanca ve Rusça biliyordu. Muharebe Gümüş Liyakat, İmtiyaz ve Harp madalyaları, kılıçlı üçüncü rütbe Mecidî Nişanı, Alman İkinci Sınıf Demir Haç, Avusturya-Macaristan üçüncü dereceden Askerî Liyakat Nişanı ve İstiklal Madalyası aldı. Onun hayatı, Balkan ve Birinci Dünya savaşlarında yetişip Millî Mücadele'nin ilk yılında tümen komutanlığına yükselen, fakat zaferi göremeden düşen kurmay kuşağının tipik ve trajik bir örneğiydi.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap