İçeriğe geç
Giriş yap
0

Seferberlik 1914: ilan duvarlarından köy meydanlarına bir imparatorluğun silah altına alınması

Eski Harita başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Eski HaritaKonu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1
1914 yazında Avrupa, büyük bir savaşın eşiğindeydi. Avusturya-Macaristan veliahdının Saraybosna'da öldürülmesinin ardından, büyük devletler birbiri ardına seferberlik ilan etti. Osmanlı Devleti de bu sürece katıldı. 2 Ağustos 1914'te Osmanlı'da genel seferberlik ilan edildi. Bu ilan, imparatorluğun dört bir yanında milyonlarca insanın hayatını değiştirdi. Köylerden, kasabalardan ve şehirlerden genç erkekler silah altına alındı; hayvanlar, arabalar ve erzak ordunun ihtiyaçları için toplandı. Seferberlik kelimesi, Türkiye'nin toplumsal hafızasında acı ve yokluğun simgesi hâline geldi. Bu yazıda 1914 seferberliğinin nasıl ilan edildiğini, askerlerin nasıl toplandığını, savaş vergilerini, seferberliğin halkın hayatına etkisini ve bu kelimenin hafızadaki yerini anlatıyoruz.
Harbiye Nazırı Enver Paşa
Harbiye Nazırı Enver PaşaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Nicola Perscheid. Dosya sayfası

Seferberliğin arka planı

Osmanlı Devleti, 1914 yazına büyük bir yorgunlukla girmişti. 1911'de başlayan Trablusgarp Savaşı ve 1912–1913 Balkan Savaşları, devletin askerî ve ekonomik gücünü büyük ölçüde tüketmişti. Balkan Savaşları'nda Osmanlı, Rumeli'deki topraklarının neredeyse tamamını kaybetmişti.

Bu yenilgilerden sonra Osmanlı yönetimi, orduyu yeniden düzenlemeye çalıştı. 1913'ün sonunda Alman generali Liman von Sanders başkanlığında bir askerî heyet İstanbul'a geldi. Bu heyet, Osmanlı ordusunun eğitimini ve örgütlenmesini yeniden düzenlemekle görevlendirildi.

Seferberliğin ilanı

2 Ağustos 1914'te Osmanlı Devleti, genel seferberlik ilan etti. Aynı gün, Osmanlı ile Almanya arasında gizli bir ittifak antlaşması imzalandı. Ancak Osmanlı, bu tarihte savaşa girmedi ve tarafsızlığını ilan etti. Seferberlik, resmî olarak olası bir savaşa hazırlık olarak açıklandı.

Seferberliğin ilanı, imparatorluğun her yerinde duyuruldu. Şehirlerin ve kasabaların duvarlarına, seferberlik ilanını duyuran afişler asıldı. Köylerde, tellallar ve imamlar seferberliği halka duyurdu. Camilerde, seferberlik ilanı okunarak halkın göreve çağrıldığı bildirildi.
Ek bilgi
DOĞRUSU
Osmanlı Devleti, seferberliği ilan ettiği 2 Ağustos 1914'te savaşa girmedi. Osmanlı'nın fiilen savaşa girmesi, 1914 yılının ekim ayının sonunda Osmanlı donanmasının Karadeniz'deki Rus limanlarını bombalamasıyla gerçekleşti. Rusya, İngiltere ve Fransa, kasım ayının başında Osmanlı'ya savaş ilan etti. Bu nedenle seferberlik ile savaşa giriş arasında yaklaşık üç aylık bir süre vardır.

Askerlerin toplanması

Seferberlik ilanıyla birlikte belirli yaşlardaki erkekler askere çağrıldı. Bu yaş aralığı, başlangıçta yirmi ile kırk beş yaş arasındaki erkekleri kapsıyordu. Savaş ilerledikçe ve kayıplar arttıkça, bu yaş aralığı genişletildi. Savaşın sonlarına doğru, on sekiz yaşındaki gençler ve elli yaşını aşmış erkekler de askere alınmaya başlandı.

Askere çağrılan erkekler, köylerinden ve kasabalarından toplanarak askerlik şubelerine götürüldü. Oradan da birliklerine sevk edildi. Bu süreç, özellikle ulaşım imkânlarının kısıtlı olduğu bölgelerde çok zorlu geçti. Askerler, çoğu zaman yüzlerce kilometreyi yaya yürüyerek birliklerine ulaşmak zorunda kaldı.
1914'te Avrupa'nın siyasi haritası
1914'te Avrupa'nın siyasi haritasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Department of History, United States Military Academy. Dosya sayfası

Bedel ve muafiyetler

Osmanlı askerlik düzeninde, belirli bir miktar para ödeyerek askerlikten muaf olmak mümkündü. Bu uygulamaya bedel-i nakdi deniyordu. Seferberlik döneminde de bu uygulama devam etti; ancak bedel miktarı oldukça yüksekti. Bu nedenle yalnızca zengin aileler bu imkândan yararlanabiliyordu.

Bazı meslek grupları da askerlikten muaf tutuluyordu. Örneğin devlet memurlarının bir kısmı, demiryolu çalışanları ve bazı sanayi işçileri, görevlerinin önemine göre askerlikten muaf tutulabiliyordu. Ancak bu muafiyetler, savaş ilerledikçe daraltıldı.

Tekâlif-i Harbiye

Seferberlik yalnızca insanların değil, malların da toplanması anlamına geliyordu. Ordunun ihtiyaçlarını karşılamak için Tekâlif-i Harbiye, yani savaş yükümlülükleri adıyla bir düzenleme yapıldı. Bu düzenlemeye göre devlet, halkın elindeki hayvanlara, arabalara, erzaka, kumaşa ve diğer mallara el koyabiliyordu. El konulan mallar için halka makbuz veriliyordu; ancak bu makbuzların karşılığı çoğu zaman ödenmedi.

Tekâlif-i Harbiye, özellikle köylüler için ağır bir yük oldu. Köylülerin öküzleri, atları ve arabaları ordu için toplanınca, tarlalar sürülemedi ve ürün toplanamadı. Bu durum, savaş yıllarında tarımsal üretimin büyük ölçüde düşmesine yol açtı.
Ek bilgi
YAYGIN İDDİA
Seferberliğin yalnızca cephedeki askerleri etkilediği sanılabilir. Oysa seferberlik, cephe gerisindeki halkın hayatını da derinden etkiledi. Erkeklerin askere alınması, tarlaların kadınlara, yaşlılara ve çocuklara kalmasına yol açtı. Hayvanların ve erzakın toplanması, kıtlığa ve açlığa neden oldu. Savaş yıllarında cephe gerisindeki halkın yaşadığı sıkıntılar, cephedeki kayıplar kadar ağırdı.

Cephe gerisinde hayat

Seferberlik döneminde cephe gerisindeki hayat çok zorlaştı. Erkeklerin büyük bir kısmı askere alındığı için, köylerde ve kasabalarda tarlaları kadınlar, yaşlılar ve çocuklar işlemek zorunda kaldı. Kadınlar, aynı zamanda ordunun ihtiyaçları için çorap örüyor, çamaşır yıkıyor ve erzak hazırlıyordu.

Şehirlerde ise savaş yıllarında büyük bir pahalılık yaşandı. Ekmek, şeker, gazyağı ve diğer ürünlerin fiyatları hızla yükseldi. Bazı ürünler hiç bulunamaz hâle geldi. İstanbul'da ekmek, vesika adı verilen belgelerle dağıtılmaya başlandı. Bu dönemde savaş zenginleri olarak adlandırılan bir grup, karaborsadan büyük kazançlar elde etti.

Asker kaçakları

Savaşın uzaması ve cephelerdeki zorlu koşullar, asker kaçaklığının artmasına yol açtı. Birçok asker, birliklerinden kaçarak köylerine dönmeye ya da dağlara sığınmaya çalıştı. Asker kaçakları, bazı bölgelerde çeteler oluşturarak asayişi bozdu. Devlet, asker kaçaklarıyla mücadele etmek için ağır cezalar uyguladı; ancak bu sorunu tamamen çözemedi.
Harbiye Nazırı Enver Bey'in bir fotoğrafı
Harbiye Nazırı Enver Bey'in bir fotoğrafıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Agence Rol. Agence photographique (commanditaire). Dosya sayfası

Hafızada seferberlik

Seferberlik kelimesi, Türkiye'nin toplumsal hafızasında derin bir iz bıraktı. Birinci Dünya Savaşı ve ardından gelen Kurtuluş Savaşı, yaklaşık on yıl boyunca süren bir savaş dönemi oluşturdu. Bu dönemde birçok aile, oğullarını, kardeşlerini ve babalarını kaybetti. Seferberlik, bu kayıpların ve yokluğun simgesi hâline geldi.

Seferberlik dönemi, Türk halk müziğinde ve edebiyatında da önemli bir yer tuttu. Askere giden gençlerin ve geride kalanların acılarını anlatan birçok türkü bu dönemde yakıldı. Bu türküler, bugün hâlâ söylenmekte ve seferberlik döneminin hatırasını yaşatmaktadır.
Tarih notu
Kronoloji
1911–1912: Trablusgarp Savaşı
1912–1913: Balkan Savaşları
Aralık 1913: Liman von Sanders heyetinin İstanbul'a gelişi
2 Ağustos 1914: Genel seferberliğin ilanı ve Osmanlı-Alman gizli ittifakı
Ekim–Kasım 1914: Osmanlı'nın savaşa girmesi
1918: Mondros Mütarekesi

Bir kelimenin taşıdığı on yıllık yük

1914 seferberliği, Osmanlı Devleti'nin son büyük askerî seferberliğiydi. Bu seferberlik, imparatorluğun dört bir yanından milyonlarca insanın silah altına alınmasına yol açtı. Seferberliğin ilanı ile savaşa giriş arasındaki üç aylık süre, Osmanlı yönetiminin savaşa girme kararını henüz kesinleştirmediğini, ancak hazırlıklarını önceden başlattığını gösterir.

Seferberlik, yalnızca cephedeki askerleri değil, cephe gerisindeki halkın hayatını da derinden etkiledi. Tekâlif-i Harbiye ile halkın elindeki mallara el konulması, tarımsal üretimin düşmesi ve pahalılık, savaş yıllarında büyük bir yoksulluğa yol açtı. Kadınlar, yaşlılar ve çocuklar, erkeklerin yokluğunda hem tarlaları işlemek hem de ordunun ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kaldı.

Seferberlik kelimesi, bugün hâlâ Türkiye'de acı ve yokluğun simgesi olarak kullanılır. Aile hikâyelerinde, türkülerde ve edebiyatta seferberlik dönemi, unutulmaz bir yer tutar. Bu hafıza, bir savaşın yalnızca cephede kazanılıp kaybedilmediğini, aynı zamanda köylerde ve şehirlerde yaşayan sıradan insanların hayatında derin izler bıraktığını hatırlatır. Seferberliğin hikâyesi, bir imparatorluğun son büyük çabasının ve bu çabanın halka yüklediği ağır bedelin hikâyesidir. Duvarlara asılan o ilk afişten on yıl sonra sona eren savaşlar zinciri, bir kuşağın bütün gençliğini kapsayan uzun bir yokluk dönemi olarak hatırlanmaya devam ediyor.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap