İşgal İstanbul'unda kurulan bir cemiyet
Yeşilay, Türkiye'nin en köklü sivil toplum kuruluşlarından biridir. Cemiyet, 5 Mart 1920'de İstanbul'da Hilâl-i Ahdar, yani Yeşil Hilal adıyla kuruldu. Kuruluş tarihi, İstanbul'un İtilaf devletlerinin işgali altında bulunduğu, Anadolu'da ise Millî Mücadele'nin örgütlendiği günlere denk gelir. Cemiyetin kurulmasında, dönemin tanınmış ruh ve sinir hastalıkları uzmanı Dr. Mazhar Osman ve arkadaşlarının gayreti belirleyici oldu. Kuruluş, Şeyhülislam İbrahim Haydarizade Efendi'nin himayesinde ve Sultan Vahdettin'in izniyle gerçekleşti.Kaynaklar
Cemiyetin kurulma gerekçesi, Birinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında alkol ve uyuşturucu kullanımının yaygınlaşmasıydı. İşgal yıllarında İstanbul'da bu maddelerin tüketimi artmış, özellikle gençler arasında yayılması kaygı uyandırmıştı. Cemiyetin kurucuları, bu bağımlılıkların toplumun direnç gücünü kırdığını düşünüyor ve buna karşı bir mücadele başlatmayı amaçlıyordu.Belge: Yeşilay (Hilâl-i Ahdar) — Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı (Atatürk Ansiklopedisi), Atatürk Ansiklopedisi maddesi — yazar: Hatice GÜZEL MUMYAKMAZ. Tarih: 3 Eylül 2021.

Tarih notu
Kronoloji: 5 Mart 1920 Hilâl-i Ahdar'ın İstanbul'da kuruluşu; 28 Nisan 1920 Ali Şükrü Bey'in içki yasağı teklifi; 14 Eylül 1920 Men-i Müskirat Kanunu'nun kabulü; 2 Şubat 1925 Hilâl-i Ahdar dergisinin yayına başlaması; 1929 Yeşil Hilal adının alınması; 1932 Yeşilay Mecmuası adıyla yayın; 19 Eylül 1934 kamu yararına dernek statüsü; 22 Ocak 1936 Yeşilay adının alınması.
Mazhar Osman ve kurucu kadro
Cemiyetin ilk genel başkanı olan Mazhar Osman, Türkiye'de modern psikiyatrinin kurucuları arasında sayılır. Uzun yıllar İstanbul'daki ruh ve sinir hastalıkları hastanesini yöneten Mazhar Osman, alkol ve uyuşturucu bağımlılığının yol açtığı ruhsal ve bedensel hastalıkları yakından tanıyordu. Bu mesleki birikim, cemiyetin çalışmalarına güçlü bir tıbbi dayanak sağladı. Mazhar Osman, 1920'den 1945'e kadar cemiyetin genel başkanlığını yürüttü.Cemiyetin genel kâtipliğini ise yine bir hekim olan Fahrettin Kerim Gökay üstlendi. Gökay, gençlik şubesinin de başkanıydı ve 1945'ten 1950'ye kadar cemiyetin genel başkanlığını yaptı. Kurucu kadronun hekimlerden oluşması, cemiyetin bağımlılıkla mücadeleyi bir halk sağlığı meselesi olarak ele almasında belirleyici oldu.
Ankara'daki içki yasağı
Hilâl-i Ahdar'ın kurulmasından kısa bir süre sonra Ankara'da açılan Büyük Millet Meclisi de alkol konusunu gündemine aldı. 28 Nisan 1920'de Trabzon mebusu Ali Şükrü Bey, ülkede içki üretimini ve tüketimini yasaklayan bir kanun teklifi verdi. Teklif, 14 Eylül 1920'de Men-i Müskirat Kanunu adıyla kabul edildi. Kanunun gerekçesinde, içkinin halk arasında yol açtığı zararların önlenmesi amacı öne çıkarılıyordu.İçki yasağı, 1924'te yumuşatıldı ve alkollü içkilerin üretim ve satışı devlet denetimine bağlandı. Bu değişiklikten sonra Hilâl-i Ahdar, içkiyle mücadeleye dikkat çekmek için yayın faaliyetlerini artırdı.

Ek bilgi
Hilâl-i Ahdar dergisi 2 Şubat 1925'ten itibaren yayımlandı. Dergi, sağlık ve toplum açısından içkiye karşı yayın yapan bir gazete olarak kendini tanımlıyordu. Önceleri on beş günde bir çıkan dergi, altıncı aydan itibaren hacmi genişletilerek ve resimli olarak ayda bir yayımlandı. 1932'den itibaren yayın, Yeşilay Mecmuası adıyla sürdü.
Adın değişimi: Yeşil Hilal'den Yeşilay'a
Cemiyetin adı, Cumhuriyet döneminde dildeki değişime paralel olarak iki kez değişti. 1929'da Hilâl-i Ahdar adı, Türkçe karşılığı olan Yeşil Hilal biçimine dönüştürüldü. 22 Ocak 1936'da ise cemiyet, bugün de kullanılan Yeşilay adını aldı. Bu ad değişiklikleri, Atatürk döneminde Türkçenin sadeleştirilmesine yönelik çabaların kurum adlarına yansıyan örneklerinden biridir.Yeşilay adı, cemiyetin simgesi olan yeşil hilali Türkçe bir sözcükle ifade ediyordu. Ad, kısa sürede halk arasında benimsendi ve cemiyet bu adla tanındı. Yeşilay Mecmuası da yıllar boyunca cemiyetin görüşlerini geniş kitlelere ulaştıran başlıca yayın organı olarak çıkmayı sürdürdü.
1934'te kamu yararına dernek statüsü
Cemiyet, 19 Eylül 1934'te, Atatürk'ün cumhurbaşkanlığı ve İsmet İnönü'nün başbakanlığı döneminde kamu yararına çalışan dernek statüsü kazandı. Bu statü, cemiyetin faaliyetlerinin devlet tarafından kamu yararına hizmet olarak tanındığını gösteriyordu. Statü, cemiyete vergi muafiyetleri ve resmî kurumlarla iş birliği imkânları sağladı.Kamu yararı statüsünün kazanılmasıyla cemiyetin çalışmaları genişledi. Maarif Vekâleti ile iş birliği içinde okullarda sağlık ve ahlak eğitimine destek veren etkinlikler düzenlendi. Halkevlerinin konferans salonlarında bağımlılığın zararlarını anlatan konuşmalar yapıldı.
Doğrusu
Yeşilay'ın Cumhuriyet döneminde, Ankara'da kurulduğu zaman zaman ileri sürülür. Cemiyet, 5 Mart 1920'de işgal altındaki İstanbul'da Hilâl-i Ahdar adıyla kurulmuştur; Yeşilay adını ise 22 Ocak 1936'da almıştır.
Yeşil Gün ve Üzüm Bayramı
Cemiyet, halkı bilinçlendirmek için çeşitli sembolik etkinlikler de düzenledi. Her yıl kutlanan Yeşil Gün Bayramı'nda halka, içkinin sağlığa zararlı olduğunu hatırlatan yeşil hilal rozetleri dağıtıldı. Cemiyet, Cumhuriyet Bayramı etkinliklerinde de rozet dağıtarak çalışmalarını tanıtmaya çalıştı.Yeşilay Genel Merkez Kurulu, her yıl Eylül ayının 20'sinden sonra gelen ilk pazar gününü Üzüm Bayramı olarak belirledi. Bu etkinlikte halka üzüm ve üzüm suyu tüketimi tavsiye edildi, bunların sağlık için içkiden çok daha faydalı olduğu anlatıldı. Cemiyet üyeleri, toplantılarda ve ziyafetlerde kadeh yerine su bardağı kaldırmayı bir gelenek haline getirdi.
Mazhar Osman'ın hekimlik yolu
Mazhar Osman, 1884'te İstanbul'da doğdu. Askerî Tıbbiye'den mezun olduktan sonra psikiyatri alanında uzmanlaştı ve Almanya'da çalışmalar yaptı. Darülfünun'da ruh ve sinir hastalıkları derslerini yürüttü; yetiştirdiği öğrenciler, Türkiye'de psikiyatrinin kurumsallaşmasında önemli roller üstlendi. 1927'de Bakırköy'de açılan ruh ve sinir hastalıkları hastanesinin ilk başhekimi oldu ve bu kurumu uzun yıllar yönetti. Bugün bu hastane onun adını taşır.Mazhar Osman'ın hekimlik deneyimi, bağımlılığın bireysel bir zaaf değil, tedavi ve önleme gerektiren bir sağlık sorunu olduğu düşüncesini cemiyetin çalışmalarının merkezine yerleştirdi. Cemiyet, bağımlılar için hastaneler kurulmasını amaçları arasında saydı. Mazhar Osman 1951'de İstanbul'da öldü; adı, İstanbul Tıp Fakültesi'ndeki bir amfide ve Bakırköy'deki hastanede yaşamaya devam ediyor.
Cemiyetin yemini
Cemiyete asıl üye olarak katılanlar, bir yemin metnini kabul ediyordu. Bu metinle üye, cemiyette kaldığı sürece hekim reçetesiyle ilaç olarak verilenler dışında uyuşturucu maddeleri ve alkollü içkileri hiçbir şekilde kullanmamaya, cemiyete ve ülküsüne sadık kalmaya ve bu ülküyü yaymaya söz veriyordu. Yemin, cemiyetin üyelerinden yalnızca destek değil, kişisel bir örneklik de beklediğini gösteriyordu.Gençlik çalışmaları ve uluslararası bağlantılar
Cemiyetin gençlik şubesi, öğrenciler arasında düzenlediği toplantılar, müsamereler ve piyeslerle öne çıktı. Gençlik şubesi, Türk gençliğini bağımlılıktan korumayı ve sağlıklı bir nesil yetiştirmeyi amaç edindi. Cemiyet, uluslararası alanda da içkiyle mücadele eden kuruluşlarla iş birliği yaptı, onların kongrelerine temsilciler gönderdi. Fahrettin Kerim Gökay, 3-5 Eylül 1946'da Brüksel'de toplanan uluslararası alkolizmle mücadele kongresinde Türkiye'yi temsil etti. 1943'te Maarif Vekâleti'nin kabul ettiği ahlak ilkelerini içeren kitapçık da cemiyet tarafından basılarak yurt geneline dağıtıldı.