Gediz vadisinin stratejik yeri
Gediz Nehri, Batı Anadolu'nun iç kesimlerinden doğup Manisa ovasını geçerek İzmir Körfezi'ne dökülür. Nehrin vadisi boyunca uzanan Alaşehir, Salihli, Turgutlu ve Manisa, yüzyıllardır İzmir'i iç Anadolu'ya bağlayan ticaret yolunun üzerinde yer alır. Bu yol boyunca uzanan demiryolu, İzmir-Kasaba hattı olarak bilinirdi ve Uşak üzerinden Afyon'a kadar uzanıyordu. Akhisar ise Gediz vadisinin kuzeyinde, Manisa ile Balıkesir arasındaki yolun üzerinde, verimli bir ovanın merkezindeydi.Yunan işgali sırasında bu bölge, işgal ordusunun İzmir'deki üssü ile iç Anadolu'daki cephe arasındaki ana ikmal hattını oluşturuyordu. Demiryolu, asker, cephane ve erzakın cepheye taşınmasında kullanılıyordu. Bu nedenle Gediz vadisindeki şehirler, işgal yıllarında yoğun bir Yunan askerî varlığına sahne oldu. Akhisar da bölgenin kuzey kanadında önemli bir garnizon şehri olarak kullanıldı.

Tarih notu
Kronoloji: haziran 1919 Yunan birliklerinin Gediz vadisinde ilerlemesi; 1919-1920 Salihli ve Akhisar cephelerinde Kuvayi Milliye direnişi; haziran 1920 Yunan genel taarruzu ve bölgenin tamamen işgali; 26 Ağustos 1922 Büyük Taarruz'un başlaması; 1 Eylül 1922 "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir" emri; eylül 1922'nin ilk haftası Salihli, Turgutlu ve Akhisar'ın kurtuluşu; 8 Eylül 1922 Manisa'nın kurtuluşu; 9 Eylül 1922 İzmir'in kurtuluşu.
Salihli: ilk direniş cephelerinden biri
Salihli, İzmir'in işgalinden sonraki haftalarda Kuvayi Milliye'nin ilk direniş cephelerinden birinin kurulduğu yerdi. 1919 yazında Yunan birliklerinin Gediz vadisi boyunca doğuya ilerlemesi, Salihli çevresinde gönüllü birliklerin direnişiyle karşılaştı. Bu direniş, Alaşehir Kongresi'nin aldığı kararlarla desteklendi ve bir süre Yunan ilerleyişini yavaşlattı. Salihli cephesi, Millî Mücadele'nin ilk aylarında Batı Anadolu'daki direnişin sembollerinden biri oldu.1920 yazındaki Yunan genel taarruzu, Salihli cephesini de çökertti. Yunan ordusu, Alaşehir ve Uşak'a kadar ilerledi ve Gediz vadisinin tamamı işgal altına girdi. Salihli, iki yılı aşkın bir süre Yunan idaresinde kaldı. Bu dönemde şehir, işgal ordusunun ikmal hattındaki önemli duraklardan biri olarak kullanıldı. Salihli istasyonu, cepheye giden askerlerin ve malzemenin geçtiği bir nokta haline geldi.
Akhisar ve kuzey kanadı
Akhisar, işgal yıllarında Yunan ordusunun kuzey kanadındaki önemli garnizonlardan biriydi. Şehrin çevresindeki ova, zeytin, tütün ve üzüm üretimiyle tanınıyordu. İşgal döneminde bu ürünlerin ticareti büyük ölçüde aksadı. Akhisar, 1920'de Yunan komutanlarının bölgeyi denetlemek için kullandığı merkezlerden biri oldu. Dönemin fotoğrafları, Yunan subaylarının Akhisar'daki varlığını belgeler.Akhisar'ın kuzeyinde, Soma ve Kırkağaç yönünde Kuvayi Milliye birlikleri faaliyet gösterdi. Bu birlikler, işgal kuvvetlerine karşı baskınlar düzenleyerek bölgedeki Yunan varlığını sürekli tehdit altında tuttu. Ancak düzenli ordunun kurulmasıyla birlikte bu düzensiz birlikler ya düzenli orduya katıldı ya da dağıtıldı.

Ek bilgi
Turgutlu'nun eski adı Kasaba'ydı. İzmir-Kasaba demiryolu hattının adı da buradan gelir. Şehir, Cumhuriyet döneminde Turgut Bey'in adını alarak Turgutlu olarak anılmaya başlamıştır. Bu ad değişikliği, Batı Anadolu'daki pek çok yerleşim yerinin Cumhuriyet döneminde yeni isimler almasının bir örneğidir.
Büyük Taarruz'dan sonra Gediz'e ilerleyiş
Büyük Taarruz'un ilk günlerinde Yunan ordusunun ana kuvvetleri Afyon ve Dumlupınar çevresinde dağıtıldıktan sonra, Türk ordusu batıya, İzmir yönüne doğru hızlı bir takip başlattı. Mustafa Kemal'in 1 Eylül 1922'de yayımladığı "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!" emri, bu takibin hedefini açıkça ortaya koyuyordu. Türk birlikleri, Uşak'tan sonra Alaşehir ve Salihli yönüne ilerledi. Süvari birlikleri, çekilen Yunan kuvvetlerinin önünü kesmeye çalıştı.Salihli, Eylül 1922'nin ilk günlerinde Türk birliklerinin denetimine geçti. Ardından Turgutlu ve Akhisar da kurtarıldı. Bu üç şehrin kurtuluşu, Türk ordusunun İzmir'e giden yolun büyük kısmını aştığını gösteriyordu. Manisa 8 Eylül'de, İzmir ise 9 Eylül'de kurtarıldı. Gediz vadisindeki kurtuluşlar, İzmir'in kurtuluşundan önceki son aşamayı oluşturdu.
Çekilme sırasında çıkan yangınlar
Yunan ordusunun Gediz vadisinden çekilmesi, bölgenin pek çok şehrinde büyük yangınlarla birlikte yaşandı. Salihli, Turgutlu ve Manisa, bu yangınlardan en çok etkilenen yerler arasında yer aldı. Şehirlerin tarihî çarşıları, evleri ve camileri ağır hasar gördü. Manisa'nın büyük bir kısmı bu yangınlarda kül oldu. Turgutlu da benzer bir yıkım yaşadı. Akhisar, görece daha az hasarla kurtuldu, ancak çevre köylerde de tahribat görüldü.Bu yangınlar, kurtuluşun sevincini gölgeleyen bir acı olarak yerel hafızada yer aldı. Şehirlerin yeniden yapılması, Cumhuriyet'in ilk yıllarında büyük bir çaba gerektirdi. Yangın alanlarında yeni planlı mahalleler kuruldu, kamu binaları yeniden inşa edildi. Gediz vadisinin şehirleri, bu yeniden yapılanmayla birlikte modern bir görünüme kavuştu.
Kaynaklarda fark
Gediz vadisindeki şehirlerin kurtuluş tarihleri, yerel anma törenlerinde farklı günlere denk gelebilir. Bunun nedeni, Türk birliklerinin şehirlere farklı saatlerde girmesi ve bazı yerlerde Yunan çekilmesiyle Türk girişi arasında bir boşluk bulunmasıdır. Salihli, Turgutlu ve Akhisar'ın kurtuluşu, Manisa ve İzmir'in kurtuluşundan hemen önceki günlerde, Eylül 1922'nin ilk haftasında gerçekleşmiştir.
Takibin hızı ve süvari birlikleri
Gediz vadisindeki ilerleyişin en dikkat çekici yanı, Türk süvari birliklerinin hızıydı. Fahrettin Paşa'nın komutasındaki süvari kolordusu, Büyük Taarruz'un ilk günlerinde Yunan cephesinin gerisine sızmış ve çekilme yollarını tehdit etmişti. Takip aşamasında da süvari birlikleri, Yunan kuvvetlerinin düzenli bir savunma hattı kurmasına fırsat vermedi. Alaşehir'den Salihli'ye, oradan Turgutlu'ya uzanan yol, birkaç gün içinde aşıldı. Piyade birlikleri, süvarinin açtığı yolu izleyerek şehirleri kalıcı olarak denetim altına aldı.Takibin bu hızı, çekilen Yunan birliklerinin düzenini büyük ölçüde bozdu. Bazı birlikler komuta bağlantısını kaybetti, bir kısmı esir düştü, bir kısmı ise Çeşme ve Urla yönüne çekilerek gemilerle tahliye edildi. Yunan başkomutanı General Trikupis'in Uşak yakınlarında esir alınması, bu çöküşün en dikkat çekici sembollerinden biriydi.
Halkın kurtuluş günlerindeki tanıklıkları
Gediz vadisinin şehirlerinde kurtuluş günlerini yaşayanların tanıklıkları, sonraki yıllarda yerel hatırat ve gazete yazılarında derlendi. Bu tanıklıklarda en sık anlatılan sahne, Türk süvarilerinin şehre girdiği andır. Halk, sokaklara dökülerek askerleri karşıladı, camilerden tekbir sesleri yükseldi. Ancak aynı anlatımlarda yangınların dumanı, yıkılmış evler ve kaybedilen yakınların acısı da yer alır. Bu karışık duygular, kurtuluşun Batı Anadolu'da nasıl yaşandığını gösteren en sahici kayıtlardır.Kurtuluşun ardından şehirlerde kurulan geçici idareler, ilk iş olarak yaralıların tedavisi, evsiz kalanların barındırılması ve erzak dağıtımıyla uğraştı. Hilal-i Ahmer ekipleri, bölgeye çadır, ilaç ve yiyecek ulaştırdı. Bu yardımlar, savaşın son günlerinde ağır bir yıkım yaşayan halkın ilk aylarını atlatmasına yardımcı oldu.
Demiryolu ve ekonomik toparlanma
Kurtuluşun ardından İzmir-Kasaba demiryolu hattının yeniden işletilmesi, bölgenin ekonomik toparlanmasında önemli bir rol oynadı. Hat, Gediz vadisinin tarım ürünlerini İzmir limanına taşıyordu. Üzüm, incir, tütün ve pamuk gibi ihraç ürünleri, bu hat sayesinde yeniden dünya pazarlarına ulaşmaya başladı. Cumhuriyet'in ilk yıllarında yabancı şirketlerin elindeki demiryolu hatlarının millîleştirilmesi politikası çerçevesinde bu hat da devlet tarafından satın alındı.Bölgenin nüfus yapısı da kurtuluşun ardından köklü biçimde değişti. Rum nüfusun büyük kısmı çekilen Yunan ordusuyla birlikte ayrıldı. Sonraki yıllarda mübadeleyle Balkanlardan gelen göçmenler bölgeye yerleşti. Bu göçmenler, tütüncülük ve bağcılık gibi alanlarda yeni teknikler getirdi ve bölgenin tarımına katkıda bulundu.