İçeriğe geç
Giriş yap
0

Namazgâh Tepesi'ndeki bina: Türk Ocağı merkezinden Halkevine, oradan Ankara Resim ve Heykel Müzesi'ne (1927-1980)

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Ankara Ulus'ta, Namazgâh Tepesi'ndeki bina elli yılda yedi kez el değiştirdi. Türk Ocakları'nın merkezi olarak yapıldı, Halkevi oldu, Cumhuriyet'in ilk operalarına ve ilk tarih ve dil kurultaylarına ev sahipliği yaptı, sonra bakanlıklar arasında dolaştı ve 1980'de resim ve heykel müzesi olarak açıldı. Bu notta, Türkçe Vikipedi'nin Ankara Resim ve Heykel Müzesi ile Arif Hikmet Koyunoğlu maddelerine dayanarak binanın hikâyesini anlatıyoruz. Ocakların kendi tarihi sitede ayrı bir konuda yer alıyor.

Arka plan: suluboya bir proje

Türkçe maddeye göre bina için 1924'te dönemin tanınmış mimarlarından teklif istendi. Mimar Arif Hikmet Bey'in çizdiği suluboya resim Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa'nın beğenisini kazandı ve proje onaylandı. Madde, yapının Ankara'daki büyük kamu binaları arasında Koyunoğlu'nun dördüncü eseri olduğunu yazar.

Mustafa Kemal binada Türk süslemelerinin kullanılmasını istedi ve yalnızca Türk işçilerinin çalışmasını emretti. Koyunoğlu mezar taşı ustalarını topladı ve Marmara Adası'ndan mermer getirtti. İnşaatta mermer ustası Hüseyin Avni, maden ustası Hakkı, taşçı ustası Baki ve Ankaralı Hüseyin efendiler çalıştı.

Akış: inşaattan müzeye
  • 21 Mart 1927: İnşaatın başlangıcı.
  • Nisan 1930: İnşaatın tamamlanması; 23 Nisan 1930'da açılış.
  • 10 Haziran 1931: Ocakların kapanmasının ardından binanın Cumhuriyet Halk Fırkası'na devri.
  • 1932: Ankara Halkevi olarak kullanılmaya başlanması.
  • 1952: Halkevlerinin kapatılmasıyla binanın hazineye geçmesi; kullanım hakkı yeniden açılan Türk Ocakları'na verildi.
  • 1952-1961: Türk Ocakları etkinlikleri, Devlet Tiyatroları temsilleri ve Ankara Belediyesi'nin nikâh hizmetleri.
  • 1961, 1965, 1971, 1972: Sırasıyla Millî Eğitim, Köy İşleri, Millî Savunma ve yeniden Millî Eğitim bakanlıklarına tahsis; Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu.
  • 1975: Kültür Bakanlığı'na devir ve müze çalışmalarının başlaması.
  • 6 Nisan 1980: Müzenin hizmete girmesi.
  • 1985: Hacı Ömer Sabancı Vakfı'nın katkılarıyla özgün biçimine uygun restorasyonun başlaması.
Dikkat: yanlış bilinen
Salonun kapasitesi maddede iki farklı rakamla geçer. Halkevi dönemi anlatılırken binada "500 koltuklu, localı bir salon" olduğu yazılır; müze bölümünde ise salonun "orijinal olarak 468" kişilik olduğu, son yıllarda 426 koltuk bulunduğu söylenir. Ayrıca madde girişte binanın 1927'de inşa edildiğini yazar; aynı maddenin tarihçe bölümü ise 1927'nin inşaatın başladığı, 1930'un bittiği yıl olduğunu gösterir.
Ankara Resim ve Heykel Müzesi binasının dış cephesi, 2011
Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası

Halkevi yıllarında bina

Türkçe maddeye göre gül ağacından yapılmış, Türk motifleriyle süslü salon, Halkevi döneminde Cumhuriyet tarihinin ilk operalarına sahne oldu: "Özsoy" 19 Haziran 1934'te, "Taş Bebek" 27 Aralık 1934'te sahnelendi. Aynı salon I. Türk Tarih Kongresi'ne (2 Temmuz 1932) ve I. Türk Dili Kurultayı'na (26 Eylül-5 Ekim 1932) ev sahipliği yaptı. Madde, salonun Ankara'nın ilk kültür ve sanat salonu olarak hizmet verdiğini belirtir; bugün de Devlet Opera ve Balesi'nin operet temsilleri ile konser ve konferanslar için kullanılıyor.

Kişiler
  • Arif Hikmet Koyunoğlu (1888-1982): Kendi maddesine göre 1908-1914 arasında Sanayi-i Nefise Mektebi'nde okudu, Giulio Mongeri ve Alexandre Vallaury'nin öğrencisi oldu ve Beyoğlu'ndaki Saint Antoine Kilisesi'nin yapımında Mongeri ile çalıştı. Mütareke yıllarında İstanbul'da mimarlık yapma olanağı bulamayınca fotoğrafçılığa yöneldi ve Cağaloğlu'nda bir fotoğrafhane açtı. İşgal güçlerinin baskısıyla 1922'de Ankara'ya geçti ve Şer'iye ve Evkaf Vekâleti'nde mimar olarak çalıştı. Ankara'daki başlıca eserleri Etnografya Müzesi ve Türk Ocağı binasıdır; Hariciye Vekâleti binası ve Himaye-i Etfal binası da onundur. 1930-1934 arasında Bursa'da Tayyare Cemiyeti Tiyatro ve Sineması'nı yaptı. 1981'de Atatürk Sanat Armağanı'nı aldı ve 1982'de öldü.
  • Mustafa Kemal: Projeyi onaylayan, Türk süslemelerini ve yalnızca Türk işçilerini şart koşan kişi.
  • Ustalar: Mermer ustası Hüseyin Avni, maden ustası Hakkı, taşçı ustası Baki ve Ankaralı Hüseyin efendiler.
Koleksiyon nasıl oluştu?

Türkçe maddeye göre müzenin oluşumu 1978'de devlet kurumlarındaki sanat eserlerinin toplanmasıyla başladı. Eşref Üren, Turan Erol, Arif Kaptan, Orhan Peker, Refik Epikman, Osman Zeki Erol ve Şefik Bursalı'dan oluşan bir sanatçı grubu koleksiyona değecek 500 kadar eser belirledi; eserler bir başbakanlık genelgesiyle toplandı, restore edildi. Yapı 1976'da Millî Eğitim Bakanlığı'ndan dört tanınmış tabloyla birlikte teslim alınmıştı: Osman Hamdi Bey'in "Silah Taciri", Vasili Vereşçagin'in "Timur'un Mezarı Başında", Zonaro'nun "Genç Kız Portresi" ve Emel Korutürk'ün "Gazi'ye Şükran"ı.

Koleksiyon sonra bağışlarla büyüdü: Sara Akdik'in kırk eserlik Şeref Akdik koleksiyonu, Çelik Gülersoy'un yedi eserlik hat koleksiyonu, Emel Korutürk'ün İbrahim Çallı portreleri ve başka bağışlar. Millî Kütüphane'nin kurucusu Adnan Ötüken'in başlattığı tablo alımlarından gelen eserler de restore edilerek eklendi.
Ek bilgi
Müzede Osman Hamdi Bey'den Abdülmecid Efendi'ye, Şeker Ahmet Paşa'dan Fikret Mualla'ya, İbrahim Çallı'dan Abidin Dino'ya pek çok sanatçının özgün eserleri sergileniyor. Ratip Tahir Burak'ın "Ergenekon'dan Çıkış" tabloları da burada. Türk Ocağı'nın 1932'de Türk tarih tezini tartışan kongreye ev sahipliği yapan salonunda bugün bu tarih tezini resmeden tablolar asılı.
Müzenin iç mekânı, 2011
Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası

Rakamlar
  • Daimi sergi salonu: 6.
  • Sergilenen eser: yaklaşık 750.
  • Envanterdeki resim: tahminen 1114.
  • 1997 sayımına göre koleksiyondaki toplam eser: 4687.
  • 1978'de seçilen eser: yaklaşık 500.
  • Salon kapasitesi: özgün 468 (bir yerde 500), bugün 426.
Kayıp eserler

Türkçe maddeye göre 2007 ve 2008'de kurulan iki sayım komisyonu, 256 eserin kayıp olduğunu, 14 eserin yerinde fotokopisi bulunduğunu ve 32 eserin özgün olmadığını, toplam 302 eserin aslının bulunmadığını raporladı. Sayım sürerken 2009'da Hoca Ali Rıza'ya ait 13 karakalem eskizin çalınıp yerlerine fotokopilerinin konduğu anlaşıldı. Organize bir suç örgütünce çalınıp satıldığı anlaşılan eserlerin bir kısmı 2013'te çeşitli koleksiyonerlerin evlerinde ele geçirildi; 2014'teki baskınlarla kayıp tablolardan altmış biri bulundu. Madde, müzede olması gereken resimlerin kamu kurumlarına dekor amacıyla verilmesi gibi nedenlerle koleksiyon zincirinde kırılmalar olduğunu da yazar.
Tarih notu
Kronoloji: 1924 proje teklifleri. 21 Mart 1927 inşaat. 23 Nisan 1930 açılış. 10 Haziran 1931 CHF'ye devir. 1932 Ankara Halkevi; 2 Temmuz 1932 I. Türk Tarih Kongresi; 26 Eylül-5 Ekim 1932 I. Türk Dili Kurultayı. 19 Haziran ve 27 Aralık 1934 ilk iki opera. 1952 hazineye devir. 1975 Kültür Bakanlığı. 1976 dört tablonun teslimi. 1978 koleksiyon çalışması. 6 Nisan 1980 müze. 1985 restorasyon. 2007-2008 sayımlar. 2013-2014 eserlerin bir kısmının bulunması.
Sonuç ve bugünkü anlamı

Bina, Birinci Ulusal Mimarlık Akımı'nın en güzel örneklerinden biri sayılıyor ve Atatürk'ün "yalnızca Türk işçisi ve Türk süslemesi" şartıyla yapılan bir proje olarak dönemin kültür politikasının taştaki karşılığı. Elli yıllık dolaşımı ise bir binanın, onu yaptıran kurumdan nasıl bağımsız bir hayat sürdüğünü gösteriyor: Ocak kapandı, Halkevi kapandı, ama salon her dönemde bir sahne olarak kaldı. Bugün Ulus'a giden bir ziyaretçi aynı salonda hem 1932 kongresinin mekânını hem de Cumhuriyet resminin ana koleksiyonlarından birini görebilir. Görseller binanın dış cephesini ve müzenin iç mekânını gösterir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap