Teşkilat son altı yılda faaliyet alanını belirgin biçimde genişletti; bugün ticaret, yatırım, ulaşım, enerji ve kültürel değişim gibi başlıkları kapsıyor. Ankara'daki toplantıda Hazar Denizi'ni aşan Orta Koridor olarak bilinen uluslararası taşıma hattındaki altyapı darboğazları ve demiryolu ile Hazar deniz taşımacılığının daha iyi eşgüdümü ele alınacak. Araştırmacı Aidana Abi, üyelerin önceliklerinin farklı olduğunu belirtiyor: Azerbaycan güvenliği öne çıkarıyor, Türkiye jeopolitik etkisini artırmak istiyor, Kazakistan ise çok yönlü dış politikası içinde ekonomik ve insani iş birliğine ağırlık veriyor. Narxoz Üniversitesi'nden Profesör Gabit Zhumatay da teşkilatın mevcut ortaklıkları tamamlayan bir yapı olarak kalması, yeni bir jeopolitik blok gibi görülmemesi ve üyelerin stratejik özerkliğini koruması gerektiği görüşünde.
Zirve, Türkiye'nin dönem başkanlığıyla birlikte teşkilatın yönünü bir yıl boyunca Ankara'nın belirleyeceği anlamına geliyor. Uzmanlara göre ulaşım hattındaki iyileşmeler yalnız transit gelirini değil, yerel işletmeleri ve bölgesel tedarik zincirlerini de besleyebilir. Ekonomik çeşitlenme ve bölgesel bağlantı, üye ülkelerin hepsinin ortak kazancı olarak görülüyor. Türkiye açısından zirve, dış politikada çok yönlülüğün bir başka vitrini olacak. Ankara hem Batılı ortaklarıyla ilişkilerini sürdürüyor hem de Orta Asya ile bağlarını derinleştirmek istiyor. Teşkilatın ticaret ve ulaşım ağırlıklı bir gündemle toplanması, bu iki yönlü çizginin ekonomik ayağını güçlendirebilir. Uzay alanındaki iş birliğinin gündemde yer alması da teşkilatın geleneksel kültür ve dil bağlarının ötesine geçmek istediğini gösteren ilginç bir işaret.
Türk dünyası zirveleri genellikle sıcak bir kardeşlik diliyle anılır. Bu kez öne çıkan başlıkların demiryolu, Hazar'da gemi seferleri ve altyapı darboğazları olması bize olumlu geliyor; çünkü teşkilatın kalıcılığı törenlerden çok yük vagonlarının düzenli işlemesine bağlı. Uzmanların farklı öncelikler vurgusu da yerinde. Azerbaycan, Türkiye ve Kazakistan aynı masada ama aynı beklentiyle oturmuyor. Türkiye'nin dönem başkanlığında bu farklılıkları bir rekabet konusu yapmadan ortak projelere çevirmesi gerekiyor. Zhumatay'ın uyarısını da ciddiye almak lazım: Teşkilat, üyelerin diğer ortaklıklarını zorlayan bir yapıya dönüşürse çekim gücünü kaybeder. Bize göre Ankara Bildirisi'nin değeri, bir yıl sonra ölçülebilir kaç somut adım bıraktığıyla belli olacak. Biz de dönem başkanlığının sonunda bu soruya yeniden döneceğiz.
- Sol%17
- Merkez%17
- Sağ%66











