Kiel'de inşa edilen küçük bir kruvazör
Berk-i Satvet, Osmanlı donanmasının yirminci yüzyıl başındaki yenilenme çabalarının küçük ama uzun ömürlü bir ürünüdür. 18 Ocak 1903'te sipariş edilen gemi, Şubat 1906'da Almanya'nın Kiel kentindeki Germaniawerft tersanesinde kızağa kondu. 1 Aralık 1906'da denize indirildi ve deneme seyirlerinin ardından 13 Kasım 1907'de İstanbul'a gelerek Osmanlı donanmasına katıldı. Adı "Kudret'in Şimşeği" anlamına geliyordu. Kardeş gemisi Peyk-i Şevket ile birlikte sınıfın ikinci ve son üyesiydi.Bu siparişin arka planında, II. Abdülhamid döneminde uzun süre Haliç'te bekletilen ve bakımsız kalan Osmanlı donanmasını yeniden canlandırma çabası vardı. Yüzyılın başında Almanya, İtalya, İngiltere ve Amerika'daki tersanelere küçük ve orta boy gemiler sipariş edildi. Hamidiye İngiltere'de, Mecidiye Amerika'da, Peyk-i Şevket ve Berk-i Satvet ise Almanya'da inşa edildi. Bu çeşitlilik, donanmaya farklı teknik standartlar ve bakım sorunları getirse de filonun yeniden denize açılmasını sağladı.
Gemi, Osmanlı kayıtlarında torpido kruvazörü olarak sınıflandırılmış, bazı yabancı yayınlarda ise torpido gambotu olarak anılmıştır. Seksen metre boyunda, yedi yüz yetmiş beş ton su hacminde, zırhsız ve hızlı bir gemiydi. Ana silahı üç adet 450 milimetrelik torpido kovanıydı. Bunlara iki adet 105 milimetrelik top, altı adet 57 milimetrelik ve iki adet 37 milimetrelik top eşlik ediyordu. Denemelerde yirmi iki deniz mili hıza ulaşmıştı.

Tarih notu
Kronoloji: 18 Ocak 1903 sipariş; Şubat 1906 Kiel'de kızağa konma; 1 Aralık 1906 denize indirilme; 13 Kasım 1907 Osmanlı donanmasına katılış; 20-22 Aralık 1912 Bozcaada açıklarındaki çatışma; 4 Ocak 1913 Bozcaada çıkarma girişimi; 29 Ekim 1914 Novorossiysk'in bombardımanı; 2 Ocak 1915 mayına çarpma; 1 Nisan 1918 yeniden hizmete giriş; 1923 Berk adının verilmesi; 1924-1925 ve 1937-1939 modernizasyon; 1944 hizmet dışı; 1953-1955 sökülme.
Trablusgarp ve Balkan Savaşları
1909'da Berk-i Satvet, Osmanlı donanmasının yirmi yıl aradan sonra düzenlediği ilk filo manevrasına katıldı. Trablusgarp Savaşı'nda Mesudiye ve Âsâr-ı Tevfik zırhlılarının etrafında kurulan Yedek Tümen'e verildi. Osmanlı donanması savaşı büyük ölçüde limanda geçirdiği için gemi bir çatışmaya girmedi.Birinci Balkan Savaşı ise farklı geçti. 9 Aralık 1912'de Karadeniz filosuna takviye olarak gönderilen gemi, ay sonunda Ege'ye kaydırıldı. Aralık sonunda Mecidiye kruvazörü ve bir muhrip tümeniyle birlikte, boğaz önünde dolaşan Yunan muhriplerini tuzağa düşürmek için Çanakkale'den İmroz yönüne çıktı. Bu harekâtta Berk-i Satvet'in komutanı, sonradan Kurtuluş Savaşı'nın ve cumhuriyetin önde gelen isimleri arasında yer alacak olan Hüseyin Rauf Bey'di. Osmanlı gemileri altı Yunan muhribiyle kısa bir çatışmaya girdi. Yunan muhripleri menzil dışına çekildi.
Takip sırasında yaşanan bir olay deniz tarihine geçti. Yunan denizaltısı Delfin, Mecidiye'ye sekiz yüz metreden bir torpido attı. Torpido su yüzeyine çıkarak hedefi ıskaladı. Bu, bir denizaltının seyir halindeki bir savaş gemisine yaptığı ilk torpido saldırılarından biri olarak kayda geçmiştir.
Ek bilgi
Hüseyin Rauf Bey, Berk-i Satvet'teki görevinden kısa süre sonra Hamidiye kruvazörünün komutasına getirildi. Hamidiye'nin 1913'teki Akdeniz akını onu bir halk kahramanı yaptı. 1918'de Mondros Ateşkesi'ni Osmanlı adına imzalayan heyetin başında da yine Rauf Bey bulunuyordu.
Bozcaada ve Çatalca
Bozcaada açıklarındaki çatışmanın ardından Osmanlı ordusu, adanın küçük bir kuvvetle geri alınabileceğine kanaat getirdi. 4 Ocak 1913'te Berk-i Satvet, Mecidiye ve Hamidiye kruvazörleri çıkarmaya ateş desteği vermek üzere Çanakkale'den çıktı. Seddülbahir'i geçtikten kısa süre sonra bir Yunan filosuyla karşılaştılar. Uzak mesafeden kısa bir ateş alışverişi oldu, ancak iki taraf da çatışmayı büyütmedi.Şubat 1913'teki Şarköy çıkarmasında Berk-i Satvet, Mecidiye ile birlikte sol kanadı korudu ve seksen dört adet 105 milimetrelik mermi attı. Çıkarma kuvveti geri çekilmek zorunda kaldığında filonun ateş desteği tahliyenin başarıyla yapılmasını sağladı. Mart'ta Karadeniz'de Turgut Reis ve Barbaros Hayreddin zırhlılarına eşlik ederek Çatalca hattına saldıran Bulgar birliklerinin bombardımanına katıldı.

Karadeniz'de bir dünya savaşı
Birinci Dünya Savaşı başladığında Berk-i Satvet önce Çanakkale'deki devriyelerde görev aldı, ardından Karadeniz'e gönderildi. 29 Ekim 1914'te Midilli ile birlikte Rus limanı Novorossiysk'i bombaladı. Bu baskın, Osmanlı Devleti'nin savaşa girmesine yol açan Karadeniz Baskını'nın bir parçasıydı. Daha sonra Yavuz'un Sivastopol'u bombaladığı bir harekâta gözlemci olarak katıldı. Aralık 1914'te Rize'ye giden bir asker konvoyuna uzaktan koruma sağladı.2 Ocak 1915 akşamı Berk-i Satvet, Midilli ve Hamidiye ile birlikte Zonguldak'a giden bir nakliye gemisine eşlik ediyordu. Karanlıkta yakınlarda bir mayın patlayınca komutan kaçış manevrası yaptı, ancak gemi başka bir mayına çarptı. Patlama her iki pervaneyi parçaladı ve kıç tarafı su aldı. İki römorkör, gemiyi Hamidiye'nin koruması altında İstinye'ye çekti. Onarım uzun sürdü ve Berk-i Satvet ancak 1 Nisan 1918'de yeniden hizmete girebildi. Savaşın sonuna kadar İstanbul ile Batum arasında devriye gezdi.
Doğrusu
Berk-i Satvet bazı yayınlarda kardeşi Peyk-i Şevket ile karıştırılır. Peyk-i Şevket, Ağustos 1915'te Karadeniz'de bir İngiliz denizaltısının torpidosuyla hasar görmüştür. Ocak 1915'te mayına çarpan gemi ise Berk-i Satvet'tir.
Cumhuriyet donanmasında Berk
Kurtuluş Savaşı'nın ardından gemi 1923'te Berk adını aldı. O sırada hizmet dışında bekliyordu. 1924-1925'te Gölcük Tersanesi'nde modernize edilerek 1925'te yeniden donanmaya katıldı. 1927'de İzmir'i ziyaret etti. 1937-1939 arasında ikinci ve daha kapsamlı bir yenilemeden geçti. Pruvası değiştirildi, üst yapısı yeniden inşa edildi, eski topları yerine 88 milimetrelik ve 37 milimetrelik toplar yerleştirildi. Ayrıca yirmi beş deniz mayını taşıyabilecek donanım eklendi.İkinci Dünya Savaşı yıllarında tarafsız Türkiye'nin kıyı savunmasında görev alan gemi, 1944'te donanma envanterinden çıkarıldı. 1950'de Gölcük'te depo gemisi olarak kullanılmaya başlandı ve 1953-1955 arasında sökülerek hurdaya ayrıldı. Böylece Kiel'de denize indirilişinden neredeyse elli yıl sonra hikâyesi sona erdi.
Cumhuriyetin ilk yıllarında donanmanın elinde çok az sayıda kullanılabilir gemi vardı. Yavuz onarım bekliyor, Hamidiye ve Mecidiye eğitim görevine kaydırılıyordu. Berk ve kardeşi Peyk, bu küçük filonun hızlı ve hareketli birlikleri olarak Marmara ve Ege'de tatbikatlara katıldı. 1930'larda İtalya'dan alınan yeni muhripler ve denizaltılar donanmaya katılana kadar, bu eski torpido kruvazörleri genç subayların ilk deniz deneyimlerini edindikleri gemiler arasında yer aldı.
Gemide yapılan ikinci yenileme, Gölcük Tersanesi'nin teknik kapasitesinin de bir göstergesi oldu. 1920'lerin ortasında yabancı mühendislerin yardımıyla kurulan tersane, on yıl sonra bir savaş gemisinin pruvasını ve üst yapısını tamamen yeniden yapabilecek düzeye gelmişti. Berk'in 1939'da donanmaya dönüşü, bu birikimin somut bir sonucu sayılabilir.

Küçük bir geminin büyük kadrosu
Berk-i Satvet, büyük deniz muharebelerinin kahramanı değildir. Ne Yavuz kadar ünlüdür ne de Hamidiye kadar efsaneleşmiştir. Ancak hizmet hayatı, Osmanlı donanmasının son on yılını ve cumhuriyet donanmasının ilk yirmi yılını kesintisiz biçimde kapsar. Balkan Savaşı'nda Ege'de, Birinci Dünya Savaşı'nda Karadeniz'de, cumhuriyet döneminde ise Gölcük'te yenilenerek görev yapmıştır.Geminin bir başka önemi de yetiştirdiği ya da ağırladığı subaylardır. Hüseyin Rauf Bey'in Balkan Savaşı'nın ilk haftalarında komutasını üstlendiği gemi, onun Hamidiye'ye uzanan deniz kariyerinin bir durağıdır. Bu nedenle Berk-i Satvet'in hikâyesi, aynı zamanda Kurtuluş Savaşı kadrosunun deniz kanadını yetiştiren bir donanmanın hikâyesidir. Küçük bir torpido kruvazörünün kırk yıllık hizmeti, mevcut imkânları sonuna kadar kullanma becerisinin de bir örneğidir.