Bir köşkte başlayan okul
İstanbul'un Anadolu yakasında, Kadıköy'e bağlı Erenköy semtinde bir okul var ki, Cumhuriyet'in ilk kuşak kadın bilim insanlarının, hekimlerinin, mimarlarının ve hukukçularının önemli bir kısmı onun sıralarından geçti. Erenköy Kız Lisesi, 1911'de bir köşkte kuruldu; 1916'da liseye dönüştü ve Cumhuriyet'in ilk on yıllarında kadınların yükseköğrenime ve meslek hayatına açılan kapılarından biri oldu.Okulun mezun listesine bakmak, Türkiye'de pek çok alanda "ilk kadın" unvanını taşıyan isimlerin bir arada görüldüğü bir sayfayı okumak gibidir: ilk kadın astronom, ilk kadın jeolog, ilk kadın radyolog, dünyada yüksek yargı organına seçilen ilk kadınlardan biri. Bu yazıda okulun tarihini ve Atatürk dönemindeki yerini anlatıyoruz.

Tarih notu
Kronoloji: 1911 "Kız Numune Mektebi" adıyla Rıdvan Paşa Köşkü'nde kuruluş; 1911-1916 Abdullah Nasih Efendi'nin müdürlüğü; 1916 liseye dönüşüm; 1918-1940 Mahir Uz'un müdürlüğü; 1920'ler ve 1930'lar ilk kuşak kadın bilim insanlarının mezuniyeti; 22 Şubat 1945 okul binasının yanması; 1947 gündüzlü eğitime geçiş; 1954-1955 yeni binada eğitimin başlaması; 1990 yatılı bölümün kapanması; 1997 yeni bina.
Kız Numune Mektebi
Okul, 1911'de "Kız Numune Mektebi" adıyla Şehremini Rıdvan İsmail Paşa'nın Erenköy'deki köşkünde eğitime başladı. Kuruluşunda Aziz Haydar Hanım'ın emeği geçti. İlk müdürü Abdullah Nasih Efendi'ydi ve 1916'ya kadar görevde kaldı. Maarif Vekâleti, okul binası olarak kullanılan köşkü son sahibi Mabeynci Faik Bey'den satın aldı. Topçu Reisi Hacı Hüseyin Paşa'nın köşkü de V. Murad'ın kızı Hatice Sultan'dan satın alınarak okulun yatakhanesi yapıldı."Numune" adı, okulun kız eğitiminde bir örnek olması amacını taşıyordu. II. Meşrutiyet'in ilanından sonraki yıllarda kızların eğitimine ilişkin tartışmalar yoğunlaşmış, kız idadileri ve öğretmen okulları açılmaya başlamıştı. Erenköy'deki okul, bu hareketin İstanbul'daki en önemli kurumlarından biri oldu.
1916: Liseye dönüşüm
Birinci Dünya Savaşı'nın ortasında, 1916'da okul liseye dönüştürüldü. Bu, kızların üniversite eğitimine hazırlanabileceği bir ortaöğretim kurumunun kurulması demekti. Aynı yıllarda İstanbul Darülfünunu'nda kızlar için ayrı dersler açılmaya başlamıştı; 1920'lerin başında ise kız ve erkek öğrencilerin aynı sınıflarda okuması mümkün hale geldi.1918'de okulun müdürlüğüne Mahir Uz getirildi. Uz, yirmi iki yıl boyunca, 1940'a kadar bu görevde kaldı. Onun müdürlüğü, Millî Mücadele'nin, Cumhuriyet'in ilanının ve Atatürk döneminin bütün eğitim devrimlerinin yaşandığı yıllara denk geldi. Erenköy Kız Lisesi, bu dönemde yatılı bir okul olarak Anadolu'nun dört bir yanından gelen kız öğrencilere kapılarını açtı.

Ek bilgi
3 Mart 1924'te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu, bütün eğitim kurumlarını Maarif Vekâleti'ne bağladı ve eğitimde birliği sağladı. 1 Kasım 1928'de Türk harflerinin kabulüyle okullarda eğitim yeni alfabeyle sürdürülmeye başlandı. Erenköy Kız Lisesi'nin 1920'lerin sonunda mezun ettiği öğrenciler, bu iki büyük değişikliği sınıflarında yaşayan ilk kuşaktı.
Mezunlar arasında "ilk"ler
Okulun 1920'ler ve 1930'lardaki mezunları, Cumhuriyet'in kadınlara açtığı alanlarda öncü oldu. 1910 mezunlarından Sabire Aydemir, ilk Türk kadın veteriner hekimlerden biriydi. 1923 mezunları arasında ilk Türk kadın radyolog Saadet Gören ve Yargıtay üyeliğine seçilen dünyanın ilk kadınlarından Melahat Ruacan vardı.1928 mezunlarının listesi özellikle dikkat çekicidir. Türkiye'nin ilk kadın astronomu ve ilk kadın dekanı Hatice Nüzhet Gökdoğan; Türkiye'de eczane açan ilk kadın eczacı Fatma Belkıs Derman; ilk kadın tiyatro kürsüsü profesörü Melahat Özgü; ilk kadın antropoloji profesörü Seniha Tunakan; çocuk yuvası ve radyoda çocuk saati öncüsü eğitimci Neriman Hızır ve tiyatro oyuncusu Nisa Serezli bu kuşaktandı.
1929 mezunları arasında Türkiye'nin ilk kadın yüksek mimarlarından Münevver Gözeler ve Leman Tomsu, ilk köprü uzmanı kadın yüksek mühendis Hürriyet Sırmaçek ve zoolog Melahat Çağlar vardı. 1931 mezunu Nuriye Pınar, Türkiye'nin ilk kadın jeoloğu ve dünyanın ilk kadın deprem uzmanlarından biri oldu. 1930 mezunu Nebahat Kunt ise ilk kadın emniyet müfettişiydi.
Bir kuşağın okulu
Bu isimlerin aynı okuldan ve birkaç yıl arayla mezun olması tesadüf değildi. Erenköy Kız Lisesi, Cumhuriyet'in kadın eğitimine verdiği önemin somut bir sonucuydu. Kız öğrenciler burada fen bilimlerinden edebiyata uzanan geniş bir müfredatla yetiştirildi ve üniversiteye hazırlandı. Okulun yatılı yapısı, Anadolu'nun farklı şehirlerinden gelen kızların İstanbul'da eğitim almasını mümkün kıldı.Bu kuşağın üniversite ve asistanlık yılları, 1933 üniversite reformuyla İstanbul Üniversitesi'nin yeniden yapılandığı ve Ankara'da yeni yükseköğretim kurumlarının açıldığı döneme denk geldi. Böylece Erenköy'ün mezunları, Cumhuriyet'in yeni bilim kurumlarının ilk kadın kadrosunun önemli bir parçası oldu.

Dikkat: yanlış bilinen
Okul tarihî binası, 22 Şubat 1945 gecesi çıkan bir yangında kül oldu. Dersler yangından kurtulan bölümde yatılı olarak sürdürüldü ve yeni bina yapımına başlandı. 1947'de okul gündüzlü eğitime geçti; 1954-1955 öğretim yılında tamamlanan modern binaya taşındı ve aynı dönemde yeniden yatılı oldu.
Yangından sonra
1945 yangını, okulun Rıdvan Paşa Köşkü'ndeki tarihî mekânını yok etti. Ama okul kapanmadı. Öğretmenler ve öğrenciler, yangından kurtulan bölümde eğitimi sürdürdüler. Yeni binanın tamamlanmasıyla okul 1950'lerin ortasında modern bir kampüse kavuştu.1979'da okul erkek öğrencilere de kapılarını açtı; ancak bu deneme bir buçuk yıl sürdü ve okul yeniden kız lisesi olarak devam etti. 1990'da yatılı bölüm kapandı ve bu bölümün binasında İstanbul Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi açıldı. 1997'de okula yeni bir bina eklendi. Okulun mezunlar günü, her yıl nisan ayının son pazar günü kutlanıyor.
Bir mezun listesinin anlattıkları
Erenköy Kız Lisesi'nin hikâyesinde en çok etkileyen şey, mezun listesinin kendisidir. 1928 ya da 1929 yılında aynı sınıflarda oturan genç kızlar, birkaç on yıl içinde astronomiden jeolojiye, mimarlıktan hukuka kadar pek çok alanda Türkiye'nin ilk kadın uzmanları oldular. Bu, bir okulun bir ülkenin geleceğini ne kadar derinden etkileyebileceğini gösteriyor.Bu başarının arkasında bir dönemin eğitim anlayışı yatıyor. Cumhuriyet, kadınların eğitimini ve meslek hayatına katılmasını yalnızca bir hak değil, ülkenin kalkınması için bir zorunluluk olarak gördü. Medeni Kanun, kadınlara seçme ve seçilme hakkı ve karma eğitim, bu anlayışın yasal adımlarıydı. Erenköy gibi okullar ise bu adımların gündelik hayatta karşılık bulduğu yerlerdi.
Okulun ilk kuşak mezunları, kendi alanlarında yalnızca birer uzman değil, aynı zamanda arkalarından gelen kız öğrenciler için birer örnek oldular. Bir kız öğrencinin astronom ya da jeolog olabileceğini gören yeni kuşaklar, bu yolları kendileri için de mümkün gördü. Erenköy Kız Lisesi'nin asıl mirası, işte bu zincirleme etkidir.