İçeriğe geç
Giriş yap
0

Ortaoyunu: meydanda doğaçlanan Osmanlı tiyatrosu, Pişekâr, Kavuklu ve İstanbul'un renkli tipleri

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1
Ortaoyunu, Osmanlı'nın geleneksel halk tiyatrosudur. Açık havada, seyircinin ortasındaki bir meydanda oynanan bu oyun, adını da buradan alır. Ortaoyunu, yazılı bir metne dayanmaz; oyuncular, önceden belirlenen bir konu çerçevesinde doğaçlama yaparlar. Oyunun ana karakterleri Pişekâr ve Kavuklu'dur. Bu iki karakterin yanında, İstanbul'un farklı etnik ve sosyal gruplarını temsil eden pek çok tip de sahneye çıkar.

Ortaoyunu, Karagöz gölge oyununa benzer bir yapıya sahiptir. Ancak Karagöz'de tasvirler kullanılırken, ortaoyununda gerçek oyuncular rol alır. Bu yazıda ortaoyununun kökenini, sahne düzenini, karakterlerini, oyunun yapısını ve bu gelenekle ilgilenen yabancı araştırmacıları anlatıyoruz.
Ortaoyunu oynanışını gösteren eski bir resim
Ortaoyunu oynanışını gösteren eski bir resimGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Anonymous. Dosya sayfası

Kökeni

Ortaoyununun kökeni tartışmalıdır. Bazı araştırmacılar, bu oyunun eski Anadolu'daki köy oyunlarından, bazıları ise Bizans dönemindeki mim oyunlarından etkilendiğini ileri sürer. Osmanlı'da şenliklerde ve düğünlerde oynanan farklı halk gösterilerinin birleşmesiyle ortaya çıktığı da düşünülür.

Osmanlı şenliklerini anlatan surnameler, bu tür gösteriler hakkında önemli bilgiler verir. 1582'deki büyük sünnet şenliğini anlatan Surname-i Hümayun ve 1720 şenliğini anlatan Surname-i Vehbi, şenliklerde sahnelenen çeşitli gösterileri anlatır. Ancak "ortaoyunu" adının yaygınlaşması 19. yüzyıla aittir. Daha önce bu oyunlar için "kol oyunu", "meydan oyunu" ya da "taklit" gibi adlar kullanılırdı.

Sahne düzeni

Ortaoyunu, "palanga" ya da "meydan" adı verilen, seyircilerin çevrelediği yuvarlak ya da oval bir alanda oynanırdı. Sahnenin iki ucunda iki önemli dekor bulunurdu. Bunlardan biri "yeni dünya" adı verilen, iki ya da dört kanatlı bir paravandı. Bu paravan, ev ya da başka bir mekân olarak kullanılırdı. Diğeri ise "dükkân" adı verilen, iki katlı küçük bir yapıydı. Dükkân, bir esnaf dükkânını temsil ederdi.

Oyunun müziği, zurna, davul, nakkare ve kös gibi çalgılarla sağlanırdı. Oyun, müzikle başlar ve müzikle biterdi. Oyuncular, sahneye girerken ve çıkarken müzik eşliğinde dans ederlerdi.
Pişekâr ile Kavuklu tiplerini canlandıran oyuncular
Pişekâr ile Kavuklu tiplerini canlandıran oyuncularGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: Basak. Dosya sayfası

Pişekâr ve Kavuklu

Ortaoyununun iki ana karakteri, Pişekâr ve Kavuklu'dur. Pişekâr, oyunu yöneten karakterdir. Elinde "şakşak" adı verilen, iki parçalı tahta bir sopa taşır. Pişekâr, oyunu açar, seyirciye selam verir ve oyunun konusunu tanıtır. Daha bilgili ve kurnaz bir tiptir.

Kavuklu ise başında büyük bir kavuk taşıyan, saf ve iyi kalpli bir karakterdir. Kavuklu, Pişekâr'ın sorularına komik cevaplar verir ve onun sözlerini yanlış anlayarak gülünç durumlar yaratır. Bu iki karakter arasındaki diyalog, oyunun en eğlenceli bölümünü oluşturur. Pişekâr ile Kavuklu'nun ilişkisi, Karagöz ile Hacivat'ın ilişkisine benzer.

Tipler

Ortaoyununda Pişekâr ve Kavuklu'nun yanında pek çok tip de rol alır. Bu tipler, İstanbul'un farklı etnik, dinî ve sosyal gruplarını temsil eder. Aralarında Laz, Kayserili, Kürt, Arnavut, Acem, Arap, Rum, Ermeni, Yahudi ve Frenk gibi tipler bulunur. Her tip, kendine özgü konuşma tarzı, şivesi ve davranışlarıyla tanınır.

Kadın karakterlere "zenne" denirdi. Ancak Osmanlı'da kadınların sahneye çıkması uygun görülmediği için zenne rollerini erkek oyuncular oynardı. Ayrıca kekeme, kambur, sarhoş, esrarkeş ve tiryaki gibi tipler de oyunlarda yer alırdı. Bu tipler, İstanbul'un çok kültürlü yapısını ve gündelik hayatını mizahi bir dille yansıtırdı.
Ek bilgi
Ortaoyunu tiplerinin konuşmalarındaki şive taklitleri, oyunun en önemli mizah kaynaklarından biriydi. Bu taklitler, bugün bazı açılardan eleştirilebilir; ancak dönemin seyircisi için bu tipler, İstanbul'un renkli nüfusunun tanıdık birer yansımasıydı. Oyuncular, bu şiveleri ustaca taklit ederek seyirciyi güldürürdü.
Günümüzde sahnelenen bir ortaoyunu gösterisi
Günümüzde sahnelenen bir ortaoyunu gösterisiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Turgut Zaim. Dosya sayfası

Oyunun yapısı

Bir ortaoyunu, genellikle dört bölümden oluşurdu. İlk bölüm olan "giriş"te Pişekâr sahneye çıkar, seyirciyi selamlar ve oyunu tanıtırdı. İkinci bölüm "arzbâr" ve "tekerleme" bölümüydü. Bu bölümde Kavuklu sahneye girer ve Pişekâr ile karşılıklı konuşurlardı. Kavuklu, başından geçen hayalî bir olayı anlatır, Pişekâr da onu dinlerdi. Üçüncü bölüm "fasıl" adı verilen asıl oyundu. Bu bölümde konuyla ilgili olaylar sahnelenirdi. Son bölüm ise "bitiş"ti. Pişekâr, seyirciye teşekkür eder ve oyunu kapatırdı.

Ünlü oyuncular

19. yüzyılda pek çok ünlü ortaoyunu sanatçısı yetişti. Bunlardan biri, Kavuklu rolüyle tanınan Kavuklu Hamdi Efendi'dir. Hamdi Efendi, 19. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul'un en sevilen ortaoyunu oyuncularından biriydi. Onun döneminde ortaoyunu, kapalı sahnelerde de oynanmaya başladı.

Kúnos'un derlemesi

Ortaoyunu, yabancı araştırmacıların da ilgisini çekti. Macar Türkolog Ignác Kúnos, 19. yüzyılın sonlarında İstanbul'da ortaoyunu metinlerini derledi. Bu metinleri, 1908'de Leipzig'de "Türkische Volksschauspiele" (Türk Halk Oyunları) adıyla Almanca olarak yayımladı. Kúnos'un bu çalışması, ortaoyunu metinlerinin yazıya geçirildiği ilk önemli derlemelerden biridir. Bu derleme olmasaydı, pek çok ortaoyunu metni kaybolabilirdi.

Türk araştırmacılar arasında ise Metin And, ortaoyunu üzerine en kapsamlı çalışmaları yaptı. Metin And, Türk tiyatro tarihini inceleyen pek çok eserinde ortaoyununun yapısını, karakterlerini ve tarihini ayrıntılı biçimde anlattı.
Dikkat: yanlış bilinen
Ortaoyununun kökeni konusunda araştırmacılar arasında görüş birliği yoktur. Bazıları bu oyunun Bizans mimlerinden, bazıları Orta Asya'daki Türk geleneklerinden, bazıları ise İtalyan "commedia dell'arte" geleneğinden etkilendiğini ileri sürer. Ortaoyununun bu geleneklerin hepsinden bazı unsurlar taşıdığı, ancak kendine özgü bir yapı geliştirdiği düşünülebilir.

Gerileme ve yeniden canlanma

20. yüzyılın başlarında Batı tarzı tiyatronun yaygınlaşması, sinema ve radyonun ortaya çıkması, ortaoyununun gerilemesine yol açtı. Ancak bu gelenek tamamen kaybolmadı. Günümüzde bazı tiyatro toplulukları ve kültür kurumları, ortaoyununu yeniden sahneliyor. Bu gösteriler, geleneksel Türk tiyatrosunun canlı tutulmasına katkıda bulunuyor.
Tarih notu
Kronoloji
1582: Surname-i Hümayun'da anlatılan büyük şenlik
1720: Surname-i Vehbi'de anlatılan şenlik
19. yüzyıl: "Ortaoyunu" adının yaygınlaşması
19. yüzyılın ikinci yarısı: Kavuklu Hamdi Efendi'nin dönemi
1908: Kúnos'un "Türkische Volksschauspiele" derlemesi
20. yüzyıl başları: Ortaoyununun gerilemesi

Meydanın ortasındaki İstanbul

Ortaoyunu, Osmanlı İstanbul'unun bir aynası gibidir. Bu oyunda sahneye çıkan Laz, Kayserili, Rum, Ermeni, Yahudi ve Frenk tipleri, şehrin çok kültürlü yapısını mizahi bir dille yansıtır. Seyirciler, bu tiplerde kendi komşularını, esnafı ve sokakta karşılaştıkları insanları görürdü.

Doğaçlama, ortaoyununun en önemli özelliğidir. Oyuncular, yazılı bir metne bağlı kalmadan, seyircinin tepkilerine göre oyunu şekillendirirdi. Bu, oyunu her seferinde farklı ve canlı kılardı. Ancak doğaçlamanın bir bedeli de vardı: Oyunların çoğu yazıya geçirilmediği için kayboldu. Kúnos'un derlemesi gibi çalışmalar, bu kaybın bir bölümünü önledi.

Bugün ortaoyununu izlemek, yüzyıllar önceki İstanbul'un meydanlarına bir yolculuk yapmak gibidir. Pişekâr'ın şakşağı ve Kavuklu'nun saf cevapları, hâlâ seyirciyi güldürebiliyor. Bu gelenek, Türk tiyatrosunun kökleri hakkında düşünmek isteyenler için de değerli bir kaynaktır. Meydanın ortasında kurulan bu sahne, şehrin kendi kendine gülebildiği, farklılıklarını oyun içinde tanıyıp paylaşabildiği nadir yerlerden biriydi. Bu yüzden ortaoyunu, yalnızca bir eğlence değil, bir şehrin kendini anlatma biçimi olarak da okunmalıdır. Kavuklu'nun kavuğu, o şehrin hafızasını taşır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap