Şemseddin Sami, Osmanlı'nın son döneminin en önemli sözlükçülerinden ve yazarlarından biridir. Arnavut asıllı olan Sami, hem Türk hem de Arnavut kültürüne büyük hizmetlerde bulundu. Hazırladığı Kamus-ı Türkî, Türkçenin ilk büyük ve modern sözlüklerinden biridir. Bu sözlük, bugün de Türkçe kelimelerin anlamlarını araştıranların başvurduğu ana eserler arasındadır.
Şemseddin Sami, sözlükçülüğünün yanı sıra roman, tiyatro ve kapsamlı başvuru eserleri de yazdı. Onun "Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat" adlı eseri, Türk edebiyatındaki ilk roman denemelerinden biri olarak kabul edilir. Bu yazıda Şemseddin Sami'nin hayatını, sözlüklerini, edebî eserlerini ve Arnavut kimliğini anlatıyoruz. Şemseddin Sami'nin 1896 tarihli fotoğrafıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Frashër'den İstanbul'a
Şemseddin Sami, 1850'de bugünkü Arnavutluk'ta bulunan Frashër köyünde doğdu. Babası Halit Bey, bölgenin önde gelen ailelerinden birine mensuptu. Sami'nin ağabeyleri Abdyl Frashëri ve Naim Frashëri de Arnavut milliyetçiliğinin önemli isimlerindendi. Naim Frashëri, bugün Arnavutluk'un millî şairi olarak kabul edilir.
Sami, eğitimini Yanya'daki Zosimea Rum Lisesi'nde aldı. Bu okulda Yunanca, Latince, Fransızca ve İtalyanca öğrendi. Aynı zamanda özel hocalardan Türkçe, Arapça ve Farsça dersleri aldı. Bu geniş dil bilgisi, ileride hazırlayacağı sözlüklerin dayanağı oldu.
İstanbul'da gazetecilik
Sami, 1872'de İstanbul'a geldi. Burada önce Matbuat Kalemi'nde çalıştı, ardından gazetecilik yapmaya başladı. Dönemin önemli gazetelerinde yazılar yazdı ve bazı gazetelerin yayın yönetimini üstlendi. Özellikle Sabah gazetesinin başyazarlığını yaptı. Ayrıca "Hafta" ve "Aile" adlı dergileri çıkardı.
Gazetecilik yılları, Sami'nin dil ve kültür meselelerine olan ilgisini derinleştirdi. Yazılarında Türkçenin sadeleşmesi gerektiğini savundu. Ona göre Türkçe, Arapça ve Farsça kelimelerin aşırı kullanımından kurtarılmalı ve halkın anlayabileceği bir dil hâline getirilmeliydi. Şemseddin Sami ve eşi Emine HanımGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat
Sami, 1872'de "Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat" adlı eserini yayımladı. Bu eser, iki gencin aşkını anlatır. Eserde, görücü usulüyle evlendirme geleneğinin yol açtığı acılar eleştirilir. Talat ve Fitnat, birbirlerini severler; ancak aileleri onların evlenmesine engel olur. Hikâye, trajik bir sonla biter.
Bu eser, Türk edebiyatındaki ilk roman denemelerinden biri olarak kabul edilir. Ancak teknik açıdan bazı eksiklikleri vardır. Olaylar hızlı gelişir, karakterler yeterince derinleştirilmez. Yine de eser, Türk romanının doğuşunda önemli bir adımdır. Sami ayrıca "Besa yahut Ahde Vefa" adlı bir tiyatro oyunu da yazdı. Bu oyun, Arnavut geleneğindeki "besa", yani söz verme ve sözüne sadık kalma kavramını anlatır.
Kamus-ı Fransevî
Sami'nin sözlükçülükteki ilk büyük eseri, Kamus-ı Fransevî adlı Fransızca–Türkçe ve Türkçe–Fransızca sözlüktür. Bu sözlük, 1880'lerde yayımlandı ve uzun yıllar boyunca Fransızca öğrenenlerin en önemli başvuru kaynaklarından biri oldu. Sözlükte, Fransızca kelimelerin Türkçe karşılıkları ayrıntılı biçimde verildi.
Kamus-ı Türkî
Şemseddin Sami'nin en önemli eseri, 1899–1901 yıllarında iki cilt hâlinde yayımlanan Kamus-ı Türkî'dir. Bu sözlük, Türkçenin modern anlamda ilk büyük sözlüklerinden biridir. Sami, sözlükte Türkçe kelimeleri ve Türkçeye yerleşmiş Arapça ve Farsça kelimeleri bir arada topladı.
Kamus-ı Türkî'nin en önemli özelliği, Türkçeyi bağımsız bir dil olarak ele almasıdır. Sami, sözlüğün önsözünde, "Osmanlıca" yerine "Türkçe" adını kullanmayı tercih ettiğini belirtti. Ona göre bu dil, Türklerin dili olduğu için "Türkçe" olarak adlandırılmalıydı. Bu yaklaşım, döneminde yeni ve cesur bir tavırdı.
Ek bilgi
Kamus-ı Türkî, yayımlanmasından bir asırdan fazla süre sonra bile değerini koruyor. Sözlük, Latin harfleriyle yeniden yayımlandı ve bugün de Osmanlı Türkçesi metinlerini okuyanların başlıca başvuru kaynakları arasında yer alıyor.
Sami'nin bir diğer büyük eseri, altı cilt hâlinde yayımlanan Kamusü'l-A'lâm'dır. Bu eser, tarih ve coğrafya alanında bir başvuru kitabıdır. Eserde ünlü kişiler, şehirler, ülkeler ve tarihî olaylar hakkında bilgiler verilir. Kamusü'l-A'lâm, 1889–1898 yılları arasında yayımlandı ve Osmanlı'da bu alandaki ilk kapsamlı eserlerden biri oldu.
Arnavut kimliği
Şemseddin Sami, Arnavut kültürüne de büyük katkılarda bulundu. Arnavutça için bir alfabe hazırlanması çalışmalarına katıldı ve Arnavutça bir dil bilgisi kitabı yazdı. 1899'da yayımlanan "Arnavutluk ne idi, nedir ve ne olacak?" adlı eseri, Arnavut milliyetçiliğinin önemli metinlerinden biri oldu. Bu nedenle Sami, bugün Arnavutluk'ta ve Kosova'da millî bir kahraman olarak anılır. Pek çok okul ve cadde onun adını taşır.
Dikkat: yanlış bilinen
Şemseddin Sami'nin hem Türk hem de Arnavut kültürüne hizmet etmesi, farklı değerlendirmelere konu olmuştur. Türkiye'de Sami, Türkçe sözlükçülüğün öncüsü olarak anılırken, Arnavutluk'ta Arnavut ulusal uyanışının önderlerinden biri olarak kabul edilir. Bu iki kimlik, Sami'nin hayatında bir çelişki değil, Osmanlı'nın çok kültürlü yapısının bir yansımasıydı.
Çocuklar ve kadınlar için yazılar
Şemseddin Sami, eğitim ve aile hayatı üzerine de yazılar yazdı. "Kadınlar" adlı kitabında kadınların eğitimine önem verilmesi gerektiğini savundu. Ona göre bir toplumun ilerlemesi, kadınların okumasına ve bilgilenmesine bağlıydı. Sami ayrıca çocuklar için küçük kitaplar hazırladı ve bilimsel bilgileri sade bir dille anlatmaya çalıştı. Bu küçük kitaplar, "Cep Kütüphanesi" adıyla bir dizi hâlinde yayımlandı ve okurlara tarih, coğrafya ve doğa bilimleri hakkında kısa bilgiler sundu. Sami'nin bu çalışmaları, onun bilgiyi geniş kitlelere ulaştırmaya verdiği önemi gösterir.
Son yılları
Şemseddin Sami, hayatının son yıllarında İstanbul'da yaşadı. II. Abdülhamid döneminin sansür politikaları nedeniyle bazı faaliyetleri kısıtlandı. Sami, 18 Haziran 1904'te İstanbul'da vefat etti.
Tarih notu
Kronoloji 1850: Şemseddin Sami'nin Frashër'de doğumu 1872: İstanbul'a gelişi ve Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat'ın yayımlanması 1880'ler: Kamus-ı Fransevî'nin yayımlanması 1889–1898: Kamusü'l-A'lâm'ın yayımlanması 1899: Arnavutluk üzerine eserinin yayımlanması 1899–1901: Kamus-ı Türkî'nin yayımlanması 18 Haziran 1904: Şemseddin Sami'nin vefatı
Bir sözlüğün içine sığan iki millet
Şemseddin Sami, Osmanlı'nın son döneminde dil ve kültür alanında çalışan en verimli isimlerden biridir. Kamus-ı Türkî, Türkçenin modern sözlükçülüğünün başlangıç noktalarından biri olarak kabul edilir. Sami'nin Türkçeyi "Türkçe" olarak adlandırma tercihi, dil üzerine düşüncenin değiştiği bir döneme işaret eder.
Sami'nin hayatı, Osmanlı'nın çok kültürlü yapısını da yansıtır. Arnavut bir ailede doğan, Rum okulunda okuyan ve Türkçe sözlükler hazırlayan bir aydın, bu yapının ne kadar zengin olabildiğini gösterir. Onun hem Türkiye'de hem de Arnavutluk'ta saygıyla anılması, bu zenginliğin bugün de hissedildiğini kanıtlar.
Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat gibi edebî denemeleri, Kamusü'l-A'lâm gibi kapsamlı başvuru çalışmaları ve Arnavutça üzerine yaptığı çalışmalar, Sami'nin ilgi alanlarının genişliğini gösterir. Ancak onu kalıcı kılan, Kamus-ı Türkî'dir. Bu sözlük, bir asırdan fazla süredir Türkçenin kelime hazinesini anlamak isteyenler için vazgeçilmez bir kaynak olmaya devam ediyor. Sami'nin önsözde Türkçe adına yaptığı tercih, ondan sonraki kuşakların dil tartışmalarında da sık sık hatırlandı. Böylece bir sözlük, yalnızca kelimelerin değil, bir dilin kendini nasıl adlandırdığının da belgesi oldu.