Bir edebiyat dersinde doğan kulüp
Ekim 1905'te Galatasaray Mektebi'nin bir sınıfında, bir edebiyat dersi sırasında bir grup öğrenci futbol kulübü kurmaya karar verdi. Bu kararın öncüsü, on dokuz yaşındaki Ali Sami'ydi. O gün kurulan Galatasaray Spor Kulübü, bugün Türkiye'nin en büyük spor kulüplerinden biridir; Ali Sami ise kulübün bir numaralı kurucusu ve ilk başkanı olarak tarihe geçti.Ali Sami Yen'in hikâyesi yalnız bir kulübün hikâyesi değildir. Türkiye millî futbol takımının 26 Ekim 1923'te Romanya'yla oynadığı ilk maçta takımın başında o vardı. 1924 Paris Olimpiyatları'na giden Türk kafilesinin başkanıydı ve 1926-1931 yıllarında Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi'ni yönetti. Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türk sporunun dünyaya açılmasında onun imzası vardı.

Tarih notu
Kronoloji: 20 Mayıs 1886 Üsküdar'da doğum; Galatasaray Mektebi'nde öğrenim; Ekim 1905 Galatasaray Spor Kulübü'nün kuruluşu; 1905-1918 kulüp başkanlığı; 1906 Galatasaray'dan mezuniyet; 1908-1911 İstanbul Futbol Ligi şampiyonlukları; 1910 Galatasaray Müzesi; 1912 Cemiyetler Kanunu'yla kulübün resmî tescili; 26 Ekim 1923 millî takımın ilk maçı; 1924 Paris Olimpiyatları kafile başkanlığı; 1925 kısa süreli ikinci başkanlık; 1926-1931 Millî Olimpiyat Komitesi başkanlığı; 1934 Yen soyadı; 29 Temmuz 1951 İstanbul'da ölüm.
Bir ansiklopedistin oğlu
Ali Sami, 20 Mayıs 1886'da İstanbul'un Üsküdar yakasında, Kandilli'de doğdu. Babası, Osmanlı'nın son döneminin en önemli entelektüellerinden Şemseddin Sami'ydi. Arnavutluk'un Frashëri köyünden gelen Şemseddin Sami, altı ciltlik Kâmûsü'l-A'lâm ansiklopedisinin ve Türkçe sözlüklerin en tanınmışlarından Kâmûs-ı Türkî'nin yazarıydı. Fransızca-Türkçe ve Türkçe-Fransızca sözlükler de hazırlamıştı.Ali Sami, bu kitaplarla dolu evde büyüdü ve Galatasaray Mektebi'ne gönderildi. Fransızca eğitim veren bu okul, Osmanlı'nın Batı'ya açılan penceresiydi. Okul yıllarında, Moda'da İngilizlerin oynadığı futbolu gördü ve okulda arkadaşlarıyla oynamaya başladı. On beş yaşında spora başlamıştı.
Şemseddin Sami, 1899'da yayımlanan Kâmûs-ı Türkî'nin ilk ciltlerinin girişinde Batı Türkçesi ile Doğu Türkçesinin aynı dil olduğunu yazmış, sözlüğü bir dilin hazinesi ve güzelliğini koruyacak bir araç olarak görmüştü. Oğlunun spora bir kurum ve hafıza gözüyle bakması, bu kitap ve sözlük geleneğinin başka bir alandaki yansıması gibidir. Babası 1904'te öldüğünde Ali Sami on sekiz yaşındaydı; bir yıl sonra kendi kurumunu kuracaktı.
"İngilizler gibi toplu oynamak"
Galatasaray'ın kuruluşunda Ali Sami'nin ve arkadaşlarının amacı, kendi anlatımıyla, İngilizler gibi toplu halde oynamak, bir renk ve bir isim sahibi olmak ve Türk olmayan takımları yenmekti. O dönemde İstanbul'daki futbol takımlarının çoğu yabancıların ya da azınlıkların kulüpleriydi; Türk gençlerinin futbol oynaması bile hoş karşılanmıyordu.Kulübün sarı-kırmızı renkleri de Ali Sami'nin anlatımına dayanır. O, takımın üzerinde sarı-kırmızı bir ateşin parlaklığını ve bu ateşin takımı zaferden zafere taşıyacağını hayal ettiklerini söylemişti.
Ancak 1905'te Osmanlı'da derneklerle ilgili bir yasa bulunmuyordu; kulüp resmî olarak tescil edilemedi. Galatasaray, ancak 1912'de çıkarılan Cemiyetler Kanunu'ndan sonra yasal olarak kayıt altına alındı. Ali Sami, 1905'ten 1918'e kadar on üç yıl kulübün başkanlığını yaptı. Bu dönemde Galatasaray, 1908-1909, 1909-1910 ve 1910-1911 sezonlarında İstanbul Futbol Ligi şampiyonu oldu; Ali Sami bu takımlarda futbolcu olarak da yer aldı.

Ek bilgi
Ali Sami Yen, 1910'da Türkiye'nin ilk spor müzesi olan Galatasaray Müzesi'ni kurdu. Bir spor kulübünün henüz beşinci yılında kendi tarihini kayıt altına almak için müze kurması, onun spora bir kurum ve bir hafıza olarak baktığını gösterir. Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı'nın kurucuları arasında da yer aldı.
26 Ekim 1923: millî takımın ilk maçı
Cumhuriyet'in ilanından üç gün önce, 26 Ekim 1923'te Türkiye millî futbol takımı ilk resmî uluslararası maçını İstanbul'daki Taksim Stadı'nda Romanya'ya karşı oynadı. Maç 2-2 berabere bitti; Türkiye'nin iki golünü de Zeki Rıza Sporel attı. Takımın başında, ilk teknik adam olarak Ali Sami Yen vardı. Zeki Rıza, bu iki golle Türk futbolunun ilk büyük yıldızı olarak anılmaya başladı; maçın oynandığı Taksim Stadı, o yıllarda İstanbul futbolunun merkeziydi. Cumhuriyet'in ilanına sayılı günler kala oynanan bu maç, yeni devletin uluslararası sahadaki ilk görünüşlerinden biri oldu.Bu maç, aynı yıl kurulan Türkiye Futbol Federasyonu'nun ve FIFA üyeliğinin hemen ardından geldi. Türkiye, 1923'te FIFA'ya üye oldu ve millî takım, bir yıl sonra Paris Olimpiyatları'nda ilk büyük uluslararası turnuvasına çıktı.
1924 Paris: Cumhuriyet'in ilk olimpiyatı
1924 Paris Olimpiyatları, Türkiye Cumhuriyeti'nin katıldığı ilk olimpiyatlardı. Türk kafilesinin başkanlığını Ali Sami Yen yaptı. Millî futbol takımı bu olimpiyatlarda ilk resmî maçını Çekoslovakya'ya karşı oynadı ve 5-2 yenildi; Türkiye'nin resmî bir maçtaki ilk iki golünü Bekir Refet attı.Olimpiyatlardaki sonuçlar parlak olmasa da, genç Cumhuriyet'in uluslararası spor sahnesine çıkışı önemliydi. 1926'dan 1931'e kadar Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi'nin başkanlığını yürüten Ali Sami Yen, 1928 Amsterdam Olimpiyatları'na katılım da onun başkanlığı döneminde gerçekleşti. Bu görevde, Selim Sırrı Tarcan'ın 1926'da çekildiği başkanlığı devralmıştı.
Dikkat: yanlış bilinen
Ali Sami Yen'in Galatasaray başkanlığı genellikle iki dönem olarak anılır: 1905-1918 arasındaki on üç yıl ve 1925'teki kısa ikinci dönem. Bu iki dönem birlikte, toplam on dört yıllık bir başkanlık olarak sayılır. Kulübün kuruluş yılı 1905 olmakla birlikte resmî tescil 1912'dedir; bu yüzden kuruluş tarihi ile tescil tarihi farklı kaynaklarda farklı vurgulanabilir.
Soyadı, memuriyet ve son yıllar
1934'te çıkarılan Soyadı Kanunu ile Yen soyadını aldı. Memuriyet hayatını tamamladıktan sonra komisyonculukla uğraştı. Fahriye Yen ile evliydi.Ali Sami Yen, 29 Temmuz 1951'de İstanbul'da öldü. Cenazesi, Galatasaray'ın Beyoğlu'ndaki Hasnun Galip Kulüp Merkezi'nden çıkan kortejle, çelenkler ve taraftarlar eşliğinde Feriköy'e kadar yürütüldü ve Feriköy Mezarlığı'na defnedildi.

Adını taşıyan stadyumlar
Galatasaray'ın Mecidiyeköy'de 1964'te inşa edilen ve uzun yıllar iç saha maçlarına ev sahipliği yapan stadyumuna Ali Sami Yen'in adı verildi. Kulüp, Ocak 2011'de Kâğıthane'deki yeni stadyumuna taşındı ve eski stadyum yıkıldı. Aralık 2007'de inşasına başlanan yeni yapı, stadyum, spor salonu ve alışveriş merkezini içeren Ali Sami Yen Spor Kompleksi adıyla anıldı. Böylece kurucunun adı, kulübün yeni evinde de yaşamaya devam etti.Bir okul kulübünden millî spora
Ali Sami Yen'in hayatı, Türkiye'de sporun bir okul bahçesinden millî bir meseleye nasıl dönüştüğünü gösterir. 1905'te futbol oynayan Türk gençleri azınlıktaydı ve kulüplerin yasal bir dayanağı yoktu. Ali Sami ve arkadaşları, bir edebiyat dersinde aldıkları kararla bu tabloyu değiştirdiler.Onun asıl katkısı, kulüpçülüğü kurumsal bir yapıya kavuşturmasıydı. Müzesi, renkleri, yönetimi ve tescili ile Galatasaray, bir öğrenci topluluğundan bir kuruma dönüştü. Bu deneyim, Cumhuriyet'in ilk yıllarında millî takımın ve olimpiyat komitesinin yönetiminde de işe yaradı.
Cumhuriyet'in ilanından üç gün önce oynanan Romanya maçı ve bir yıl sonraki Paris Olimpiyatları, genç devletin spor sahnesindeki ilk adımlarıydı. Ali Sami Yen, Şemseddin Sami'nin kitaplarla dolu evinden çıkıp bu adımların hem kurucusu hem de yöneticisi oldu. Bugün adı bir stadyumda yaşasa da, onun asıl mirası, Türk sporuna kazandırdığı örgütlenme ve süreklilik anlayışıdır.