Almanya'nın doğusundaki Dresden şehrinde, Saksonya hükümdarlarının eski sarayı olan Rezidans Sarayı'nda, Osmanlı dışında dünyanın en zengin Osmanlı eşyası koleksiyonlarından biri bulunur: Türckische Cammer, yani "Türk Odası". Bu koleksiyon, Saksonya hükümdarlarının 16. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar topladığı silahları, eğer takımlarını, kıyafetleri, sancakları ve çadırları kapsar. Koleksiyonun en etkileyici parçası, yaklaşık yirmi metre uzunluğunda, sekiz metre genişliğinde ve altı metre yüksekliğinde, üç direkli görkemli bir Osmanlı otağıdır. Bu yazıda, Dresden'deki bu koleksiyonun nasıl oluştuğunu ve Saksonya hükümdarlarının Osmanlı'ya duyduğu ilginin nedenlerini anlatıyoruz. Dresden Rezidans Sarayı'ndaki Türckische Cammer sergisinden bir görünümGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Benjamin Smith. Dosya sayfası
Saksonya ve Osmanlı: savaş ve merak
Saksonya, Kutsal Roma İmparatorluğu'nun en güçlü prensliklerinden biriydi. Hükümdarları, imparatorluğun seçici prensleri arasında yer alıyordu. 16. yüzyıldan itibaren Saksonya hükümdarları, Osmanlı'ya karşı Habsburg seferlerine asker gönderdi ve bu seferlerden ganimet olarak Osmanlı eşyaları getirdi. Aynı zamanda, bu hükümdarlar Osmanlı sanatına ve zanaatına büyük bir merak duyuyordu. Osmanlı eşyaları, yalnızca savaş ganimeti olarak değil, Venedik ve diğer ticaret merkezlerinden satın alınarak ya da diplomatik hediye olarak da koleksiyona girdi.
Saksonya hükümdarlarının sarayında düzenlenen şenliklerde, "Türk" kıyafetleriyle yapılan geçit törenleri ve oyunlar önemli bir yer tutuyordu. Bu şenlikler için Osmanlı eşyaları ve kıyafetleri kullanılıyor, bazen de Osmanlı tarzında yeni kıyafetler yaptırılıyordu. Koleksiyonun bir kısmı, bu şenlikler için Saksonya'da yapılmış taklit eşyalardan oluşur.
1683 Viyana ve Saksonya askerleri
1683'te Osmanlı ordusunun Viyana'yı kuşatması sırasında, Saksonya seçici prensi III. Johann Georg, yaklaşık on bin kişilik bir orduyla Viyana'nın yardımına koştu. 12 Eylül 1683'te Kahlenberg'deki savaşta Saksonya birlikleri, kuşatmayı kaldıran Avrupa ordusunun sol kanadında yer aldı. Savaşın ardından Osmanlı ordugâhından alınan ganimetlerin bir kısmı Dresden'e getirildi. Bu ganimetler, Türckische Cammer'in en önemli parçalarından bazılarını oluşturur.
Ek bilgi
Üç direkli otağ Türckische Cammer'in en ünlü parçası olan üç direkli otağ, 17. yüzyıla ait bir Osmanlı çadırıdır. Dış yüzü sade bir kumaştan, iç yüzü ise ipek ve pamuklu kumaşlar üzerine aplike tekniğiyle yapılmış zengin bitkisel süslemelerden oluşur. Otağ, 2010'da yeniden açılan sergide, özel olarak tasarlanmış bir salonda tam boyutuyla kurulmuş halde gösterilir. Otağın restorasyonu, yıllar süren titiz bir çalışma gerektirdi.
Türckische Cammer'de sergilenen Osmanlı eserlerinden bir görünümGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: JensKunstfreund. Dosya sayfası
Güçlü August ve Osmanlı tutkusu
Koleksiyonun en çok genişlediği dönem, Saksonya seçici prensi ve Polonya kralı II. August, yani "Güçlü August" (1670–1733) dönemidir. August, gençliğinde Osmanlı'ya karşı Macaristan'daki seferlere katıldı. 1696'da Saksonya ordusunun komutanı olarak Osmanlı ile savaştı. Ancak aynı zamanda Osmanlı sanatının ve ihtişamının büyük bir hayranıydı. Dresden'de düzenlediği şenliklerde Osmanlı tarzında kıyafetler giydirdi, Osmanlı tarzında çadırlar kurdurdu ve Osmanlı müziğini taklit eden mehter benzeri bir bando oluşturdu.
August'un döneminde Dresden'de, sarayın bahçesinde Osmanlı tarzında bir köşk ve bir "Türk bahçesi" düzenlendi. 1719'da oğlunun düğünü için düzenlenen büyük şenliklerde, Osmanlı temalı gösteriler önemli bir yer tuttu. August, Osmanlı eşyalarını yalnızca ganimet olarak değil, satın alarak ve sipariş ederek de topladı. Koleksiyondaki pek çok eğer takımı, at koşumu ve silah, bu dönemde Dresden'e geldi.
Dikkat: yanlış bilinen
Almanya'dan ve Türkiye'den bakınca Almanya'da Türckische Cammer, Saksonya hükümdarlarının Avrupa'daki statülerini ve zenginliklerini göstermek için kurdukları büyük koleksiyonların bir parçası olarak sunulur. Dresden Devlet Sanat Koleksiyonları (Staatliche Kunstsammlungen Dresden), koleksiyonun envanterlerini ve tarihini ayrıntılı olarak yayımlamıştır. Sergi, Osmanlı'yı yalnızca bir düşman olarak değil, hayranlık duyulan bir kültür olarak gösterir. Türkiye'de ise Dresden'deki koleksiyon, Viyana'daki ve Karlsruhe'deki "Türk ganimetleri" koleksiyonları kadar bilinmez. Oysa bu koleksiyon, Osmanlı zanaatının en güzel örneklerinden bazılarını barındırır ve Osmanlı sanatının Avrupa'daki etkisini anlamak için önemli bir kaynaktır.
Koleksiyonun yeniden doğuşu
Türckische Cammer, 18. ve 19. yüzyıllarda Dresden'deki farklı müzelerde sergilendi. İkinci Dünya Savaşı sırasında koleksiyon, Dresden'in bombalanmasından korunmak için şehir dışına taşındı. Savaşın sonunda Sovyet ordusu koleksiyonun bir kısmını Sovyetler Birliği'ne götürdü; bu parçaların çoğu 1958'de Dresden'e geri verildi. Koleksiyon, uzun yıllar boyunca tam olarak sergilenemedi.
2010'da Dresden Rezidans Sarayı'nın restorasyonunun bir parçası olarak Türckische Cammer, yaklaşık 750 metrekarelik bir alanda yeniden açıldı. Yeni sergide yaklaşık 600 eser sergileniyor. Sergi, Osmanlı eşyalarını tarihî bağlamlarıyla birlikte gösteriyor ve ziyaretçilere Saksonya ile Osmanlı arasındaki ilişkiyi anlatıyor. Serginin açılışı, Türkiye ile Almanya arasındaki kültürel ilişkiler açısından da önemli bir olay olarak anıldı.
Türk Odası'ndaki eserler
Dresden'deki Türk Odası (Türckische Cammer), bugün Avrupa'daki en zengin Osmanlı eserleri koleksiyonlarından biri olarak kabul edilir. Koleksiyonda; çadırlar, eyerler, at koşumları, kılıçlar, yaylar, ok kılıfları, kalkanlar, miğferler, tören kıyafetleri, sancaklar ve çeşitli günlük kullanım eşyaları yer alır. Eserlerin bir kısmı savaşlarda ele geçirildi; bir kısmı ise Saksonya prensleri tarafından satın alındı ya da diplomatik hediye olarak geldi.
Koleksiyonun en dikkat çekici eserlerinden biri, büyük bir Osmanlı çadırıdır. Çadırın iç yüzeyi, renkli kumaşlardan yapılmış aplike motiflerle süslüdür. Çiçek desenleri, kemerli pencere motifleri ve geometrik süslemeler, çadırın içini bir saray salonuna dönüştürür. Bu çadır, Osmanlı çadır sanatının günümüze ulaşan en etkileyici örneklerinden biridir.
Koleksiyonun bir başka ilginç bölümü, at koşumları ve eyerlerdir. Altın ve gümüş işlemeli, değerli taşlarla süslü eyerler ve koşumlar, Osmanlı süvari kültürünün ve saray zanaatlarının inceliğini gösterir. Bu eserler, Osmanlı'da at ve binicilik kültürünün ne kadar önemli olduğunu da hatırlatır.
Koleksiyon, 2010'da Dresden Sarayı'ndaki yeni sergi salonlarında yeniden ziyarete açıldı. Sergi düzenlemesinde, çadırın içi ve eserler, ziyaretçilerin Osmanlı dünyasının görsel zenginliğini yakından görebileceği biçimde sunuldu. Sergi, Saksonya ile Osmanlı arasındaki ilişkinin savaşlardan ibaret olmadığını ve sanatsal hayranlığın da bu ilişkinin bir parçası olduğunu gösterir. Türckische Cammer'de sergilenen Osmanlı süslemeli eşyalarGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: JensKunstfreund. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji 16. yüzyıl: Saksonya hükümdarları Osmanlı eşyası toplamaya başlar. 12 Eylül 1683: Saksonya birlikleri Viyana kuşatmasının kaldırılmasına katılır. 1694: Güçlü August Saksonya seçici prensi olur. 1696: August, Macaristan'da Osmanlı'ya karşı savaşır. 1697: August Polonya kralı olur. 1719: Dresden'de büyük düğün şenlikleri; Osmanlı temalı gösteriler. 1945: Koleksiyonun bir kısmı Sovyetler Birliği'ne götürülür. 1958: Eserlerin çoğu Dresden'e geri verilir. 2010: Türckische Cammer, Rezidans Sarayı'nda yeniden açılır.
Düşmanlık ile hayranlık arasında bir koleksiyon
Türckische Cammer, Avrupa'nın Osmanlı'ya bakışının iki yüzünü bir arada gösteriyor. Bir yandan Saksonya hükümdarları Osmanlı'ya karşı savaştı ve savaş meydanlarından ganimet getirdi. Öbür yandan aynı hükümdarlar Osmanlı sanatına hayran kaldı, Osmanlı eşyalarını satın aldı ve sarayında Osmanlı tarzını taklit etti. Bu ikili tutum, 17. ve 18. yüzyıl Avrupa'sında Osmanlı'ya duyulan duyguların karmaşıklığını gösteriyor.
Bizce Dresden'deki koleksiyon, Osmanlı zanaat mirasının dünyada korunduğu en önemli yerlerden biri olarak Türkiye'de daha çok tanınmayı hak ediyor. Üç direkli otağ, eğer takımları ve kıyafetler, Osmanlı'nın 17. yüzyıldaki maddi kültürünü bugün en iyi gösteren eserler arasında. Bu eserlerin Dresden'de titizlikle korunması ve sergilenmesi, Osmanlı mirasının Avrupa'nın ortak kültürel mirasının bir parçası olduğunu da hatırlatıyor.