Giuseppe Donizetti (1788–1856), Osmanlı sarayına Batı müziğini getiren ve Mızıka-i Hümayun'u kuran İtalyan müzisyendir. 1828'de Sultan II. Mahmud'un davetiyle İstanbul'a geldi ve ölümüne kadar yaklaşık yirmi sekiz yıl Osmanlı hizmetinde kaldı. Osmanlı'nın ilk resmî marşları sayılan Mahmudiye ve Mecidiye marşlarını besteledi, saray bandosunu kurdu, Batı nota sistemini öğretti ve paşa unvanı aldı. Ünlü opera bestecisi Gaetano Donizetti'nin ağabeyi olan Giuseppe, Türk müzik tarihinde "Donizetti Paşa" olarak anılır. Giuseppe Donizetti'nin (Donizetti Paşa) portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Bergamo'dan Napolyon ordusuna
Giuseppe Donizetti, 6 Kasım 1788'de İtalya'nın Bergamo şehrinde yoksul bir ailede doğdu. Müzik eğitimini amcasından ve Bergamo'daki müzisyenlerden aldı. Gençliğinde Napolyon ordusunun bandolarında müzisyen olarak görev yaptı; Napolyon'un yenilgisinden sonra Sardinya Krallığı'nın ordusunda bando şefi olarak çalıştı. Bu askerî bando deneyimi, onu Osmanlı sarayının aradığı kişi hâline getirdi.
Giuseppe'nin küçük kardeşi Gaetano Donizetti, aynı dönemde İtalyan operasının en büyük bestecilerinden biri olarak yükseliyordu. Lucia di Lammermoor, L'elisir d'amore ve Don Pasquale gibi eserleri bütün Avrupa'da sahneleniyordu. İki kardeş arasındaki mektuplaşma, hem İtalyan müzik dünyasının hem de Osmanlı sarayındaki müzik hayatının önemli bir kaynağıdır.
1826 sonrası: Yeni ordu, yeni müzik
1826'da Yeniçeri Ocağı kaldırılınca, onunla birlikte asırlık mehter takımı da dağıtıldı. Yerine kurulan Asakir-i Mansure-i Muhammediye adlı yeni ordu, Avrupa tarzı bir yapıya sahipti ve Avrupa tarzı bir askerî bandoya ihtiyaç duyuyordu. II. Mahmud, bu ihtiyacı karşılamak için Sardinya elçisi aracılığıyla bir bando şefi istedi. Seçilen kişi Giuseppe Donizetti oldu. 1828 Eylül'ünde İstanbul'a geldi.
Donizetti, kısa sürede saray bünyesinde bir bando kurdu ve genç Osmanlı müzisyenlerine Batı çalgılarını ve nota sistemini öğretmeye başladı. Bu bando, Mızıka-i Hümayun adını aldı. Bando, zamanla bir müzik okuluna dönüştü; burada flüt, klarnet, trompet, korno, keman ve piyano gibi çalgıların eğitimi verildi. Bugünkü Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, kökenini bu kuruma dayandırır.
Ek bilgi
Mahmudiye ve Mecidiye marşları Donizetti, II. Mahmud için Mahmudiye Marşı'nı besteledi. Bu marş, Osmanlı'nın resmî törenlerinde çalınan ilk "padişah marşı" oldu. II. Mahmud'un ölümünden sonra tahta çıkan Sultan Abdülmecid için de Mecidiye Marşı'nı yazdı. Bu marşlar, Avrupa devletlerinin milli marşlarına benzer bir işlev gördü: Yabancı elçilerin kabullerinde, resmî törenlerde ve askerî geçitlerde çalındı. Osmanlı'nın sonraki padişahları için de benzer marşlar bestelendi.
Donizetti Paşa'yı Osmanlı kıyafetiyle gösteren bir tasvirGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Sarayda opera ve Batı müziği
Donizetti, yalnızca askerî müzikle yetinmedi. Saray çevresinde Batı müziğine ilgiyi artırmak için çalıştı. Abdülmecid'in sarayında piyano ve keman konserleri düzenlendi. Osmanlı hanedanının bazı üyeleri, Donizetti'nin öğrencileri arasında yer aldı. Ayrıca Beyoğlu'ndaki tiyatrolarda İtalyan opera kumpanyalarının sahnelediği eserler, Donizetti'nin teşvikiyle saray çevresine de tanıtıldı. Kardeşi Gaetano'nun operalarının bazıları, İstanbul'da da sahnelendi.
Bu süreç, Osmanlı müzik hayatında iki geleneğin yan yana yaşamasına yol açtı. Bir yanda klasik Türk müziği ve onun saray içindeki köklü yeri, öbür yanda Batı müziği ve yeni bando kültürü vardı. Donizetti, Türk müziğini ortadan kaldırmayı değil, Batı müziğini Osmanlı'ya eklemeyi amaçladı. Bu ikili yapı, Tanzimat dönemi kültür hayatının karakteristik özelliklerinden biri oldu.
Dikkat: yanlış bilinen
İtalya'dan bakınca Donizetti Paşa İtalya'da Giuseppe Donizetti, ünlü kardeşinin gölgesinde kalmış bir figür olarak anılır. Bergamo'daki Donizetti Vakfı ve müze, iki kardeşin mektuplarını ve eserlerini korur. Bu arşiv, Osmanlı sarayının Batı müziğiyle tanışmasını içeriden anlatan nadir kaynaklardandır. Türk müzik tarihinde ise Donizetti Paşa, Batı müziğinin Türkiye'deki kurucu isimlerinden biri olarak görülür. İki anlatı birleştiğinde, Donizetti'nin bir "yabancı uzman" olmaktan çok, iki kültür arasında köprü kuran bir sanatçı olduğu ortaya çıkar.
Paşa unvanı ve son yıllar
Donizetti, hizmetlerinin karşılığında Osmanlı nişanları aldı ve paşa rütbesine yükseltildi. Avrupa'da da tanınan bir isim oldu; Sardinya Krallığı ve diğer Avrupa devletleri onu çeşitli nişanlarla onurlandırdı. Ömrünün sonuna kadar İstanbul'da yaşadı. 12 Şubat 1856'da İstanbul'da öldü ve Harbiye'deki Saint Esprit Katedrali'nin bahçesine defnedildi. Mezarı bugün hâlâ burada bulunur.
Donizetti'nin ölümünden sonra Mızıka-i Hümayun'un başına başka İtalyan müzisyenler geçti. Ancak onun kurduğu yapı, Osmanlı'nın son döneminde ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türk müzik hayatının şekillenmesinde belirleyici oldu.
Mızıka-yı Hümayun'un kuruluşu
Donizetti'nin İstanbul'daki en kalıcı eseri, Mızıka-yı Hümayun'dur. Bu kurum, Osmanlı ordusunun ve sarayın Batı tarzı müzik topluluğu olarak kuruldu. Donizetti, yeni ordunun bandosunu oluşturmak için genç askerleri seçti ve onlara Batı müziğinin notasını, çalgılarını ve kurallarını öğretti. Öğrencilere flüt, klarnet, trompet, korno, trombon ve davul gibi çalgıları çalmayı öğretti.
Donizetti'nin en önemli katkılarından biri, Batı müzik notasını Osmanlı'da yaygınlaştırmasıydı. Osmanlı müziğinde o dönemde farklı nota sistemleri kullanılıyor, ancak müzik büyük ölçüde meşk yoluyla, yani ezberleyerek öğretiliyordu. Donizetti'nin öğrencileri, Batı notasını öğrenerek hem Batı eserlerini hem de Osmanlı ezgilerini kâğıda geçirmeye başladı.
Mızıka-yı Hümayun, zamanla yalnızca bir bando değil, sarayın müzik okulu ve orkestrası hâline geldi. Topluluk, saray törenlerinde, resmî kabullerde ve şenliklerde çaldı. Daha sonra kurumun bünyesinde bir de saray orkestrası oluşturuldu. Mızıka-yı Hümayun, Cumhuriyet döneminde Riyaset-i Cumhur Musiki Heyeti adını aldı ve Ankara'ya taşındı. Bugün Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası olarak varlığını sürdüren topluluk, kökenini Donizetti'nin kurduğu bu bandoya dayandırır. Bu, Türkiye'nin en eski ve köklü orkestrası olarak kabul edilir.
Donizetti, Mahmudiye Marşı'nın yanı sıra Abdülmecid için de bir marş besteledi: Mecidiye Marşı. Bu marşlar, resmî törenlerde Osmanlı'nın resmî marşı olarak çalındı. Donizetti Paşa'ya ait bir başka portreGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Donizetti Paşa'nın hikâyesi, Osmanlı'nın Batı ile ilişkisini yalnızca siyaset ve ordu üzerinden değil, kültür üzerinden de anlamamız gerektiğini gösteriyor. Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması, mehterin sessizleşmesi ve yeni ordunun kurulması, beraberinde yeni bir müzik dili de getirdi. Donizetti, bu dili Osmanlı'ya öğreten kişi oldu.
Bugün Saint Esprit Katedrali'nin bahçesindeki mezar, iki kültür arasında yaşamış bir sanatçının sessiz tanığıdır. Donizetti Paşa'nın mirası, Türk müzik hayatında Batı müziğinin kurumsal başlangıcı olarak yaşamaya devam ediyor. Onun hikâyesi, kültürel etkileşimin bir taraftan ötekine dayatılan bir süreç olmaktan çok, karşılıklı bir öğrenme olduğunu hatırlatır.