İçeriğe geç
Giriş yap
0

Emil Ludwig görüşmesi (1929): "Korku üzerine bir iktidar inşa edilemez" ve müzik tartışması

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt5 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
1929 sonbaharının sonunda Ankara'ya dünyanın en çok okunan biyografi yazarlarından biri geldi: Goethe, Napolyon ve Bismarck biyografileriyle tanınan Emil Ludwig. Ludwig, Gazi Mustafa Kemal ile Çankaya'da uzun bir görüşme yaptı. Görüşme din, devlet yönetimi, Avrupa'ya bakış ve müzik gibi konulara uzandı; ama ilginç biçimde Türkiye'deki gazetelerde yayımlanmadı. Görüşmenin nasıl yapıldığını, nerede yayımlandığını ve öne çıkan sözlerini sırayla ele alalım.
Alman yazar Emil Ludwig, 1933
Alman yazar Emil Ludwig, 1933Görsel: Wikimedia Commons, CC BY 4.0, yazar: Los Angeles Times. Dosya sayfası

Emil Ludwig kimdi?

Emil Ludwig 1881'de Breslau'da (bugün Polonya'da Wrocław) doğdu. Hukuk okudu ama yazarlığı seçti. Birinci Dünya Savaşı sırasında Berliner Tageblatt gazetesinin muhabiri olarak Viyana ve İstanbul'da çalıştı. 1920'lerde tarihî bilgiyi psikolojik çözümlemeyle birleştiren popüler biyografileriyle dünya çapında ün kazandı. Mussolini ve Stalin ile de uzun söyleşiler yaptı; 1932'de İsviçre vatandaşı oldu, 1940'ta ABD'ye göç etti ve 1948'de öldü.

Alev Coşkun, Ludwig'in en popüler kitabı olan Napolyon biyografisinin Mustafa Kemal'in isteği üzerine Türkçeye çevrildiğini yazar. Bu ayrıntı, görüşmede Napolyon'un neden bu kadar uzun konuşulduğunu da açıklar.

Görüşmenin tarihi ve yayımlanışı

Cumhuriyet gazetesi 26 Kasım 1929'da "Alman Âlimi Şehrimizde" başlığıyla Ludwig'in gelişini duyurdu. Görüşme Çankaya'da yapıldı ve Coşkun'a göre üç saat sürdü; Fransızcadan Türkçeye çeviriyi Dışişleri Bakanı Dr. Tevfik Rüştü (Aras) yaptı. Söyleşi, Viyana'da çıkan Neue Freie Presse gazetesinde 11 Mart 1930'da "Die Neue Türkei" (Yeni Türkiye) başlığıyla yayımlandı.

Bu söyleşi Türkiye'deki hiçbir gazetede yayımlanmadı. Önce Şam'da çıkan El-Kabes gazetesinde, sonra Neue Freie Presse'de çıktı. Türk kamuoyu söyleşiyi Şam gazetesinden yapılan çeviri yoluyla Ayın Tarihi dergisinden öğrendi; bu çeviride bazı bölümler ve başlıklar oto sansüre uğradı.
Dikkat: yanlış bilinen
Görüşmenin günü kaynaklarda farklı verilir. Bazı anlatımlar 1 Aralık 1929 der; Atatürk'ün sözlerini derleyen bazı yayınlar ise 30 Kasım 1929 tarihini kullanır. Coşkun'un yazısında geçen "3 Kasım 1929" ise Ludwig'in Ankara'ya gelişini 26 Kasım'da duyuran haberle uyuşmaz. Kesin olan, görüşmenin Kasım sonu ile Aralık başı arasında yapıldığıdır.
Görüşmede çevirmenlik yapan Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü (Aras)
Görüşmede çevirmenlik yapan Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü (Aras)Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Napolyon ve liderlik

Coşkun'un aktardığına göre söyleşi önce Çanakkale Savaşları üzerinde durdu, sonra Napolyon'a geldi. Mustafa Kemal, Napolyon'un kendi hayallerine kapıldığını, kendine imparator unvanı verdiğini, Hindistan'a göz diktiğini ve akraba ve yakınlarını yüksek makamlara getirdiğini söyledi.

Ludwig "savaşların diktatörleri, diktatörlerin de savaşları yarattığını" ileri sürünce Mustafa Kemal şu karşılığı verdi: "Bir lider büyük kararları milletten almalı, ona dayanmalı, onu sınamalı, onu takip etmelidir." Devlet başkanlığını ve başkomutanlığı bırakmaya hazır olduğunu söyledi; parti başkanlığını bırakıp bırakmayacağı sorulunca ise partinin onun doğru bulduğu devlet politikasını temsil ettiğini belirterek bunu reddetti.

"Korku üzerine bir iktidar inşa edilemez"

Görüşmenin en çok alıntılanan bölümü Coşkun'un aktarımıyla şöyledir: "Dışarıdaki kapıcıya bir sorun bakalım. O bile benden korkmaz. Korku üzerine bir iktidar inşa edilemez. Topla tüfekle kurulan bir iktidar daima geçici olacaktır." Mustafa Kemal bunun ardından bir ihtilal sırasında kuvvete ve bir süre güçlü bir yönetime ihtiyaç duyulabileceğini, ama Türkiye'nin artık bütün memleketlerle barış ve dostluk anlaşmaları olan bir ülke olduğunu söyledi.

Komutanlık üzerine de konuşuldu. Ona göre iyi bir komutan için talih ve kader değil, eldeki imkânları değerlendirip akla uygun olanı seçmek önemliydi. Ludwig, Mustafa Kemal'in kendisine asker denmesini istemediğini ve saltanatın kaldırılmasından sonra kendisine teklif edilen halifeliği reddettiğini özellikle vurguladı.
Ek bilgi
Din konusunda Coşkun, Mustafa Kemal'in Kur'an'ın Türkçeye tercüme edilmesini ve Hz. Muhammed'in hayatına dair bir kitabın çevrilmesini emrettiğini söylediğini aktarır. Ludwig'in yorumuna göre Mustafa Kemal "İslam dinine ve onun peygamberi Hz. Muhammed'e karşı değildir."

Müzik: "Bizim bu kadar uzun zamanımız yok"

Söyleşinin bir bölümü müzik üzerineydi. Mustafa Kemal, Montesquieu'nün bir halkın müziğine önem verilmezse reformun mümkün olamayacağı yolundaki sözünü okuduğunu ve bunu doğru bulduğunu söyledi. Ludwig, Doğu müziğinin Batılı kulağa yabancı geldiğini söyleyince Mustafa Kemal bu müziğin Türk müziği olduğunu kabul etmedi ve hakiki türkülerin ancak bozkırlarda çobanlardan duyulabileceğini söyledi. "Geliştirilemezler mi?" sorusuna, Batı müziğinin bugünkü seviyesine kaç yılda geldiğini sorarak karşılık verdi. Ludwig "dört yüz sene kadar" deyince cevap şu oldu: "Bizim bu kadar uzun zamanımız yok. Bu yüzden biz Batı müziğini dışarıdan alıyoruz."
Atatürk Çankaya'daki kütüphanesinde, 16 Temmuz 1929
Atatürk Çankaya'daki kütüphanesinde, 16 Temmuz 1929Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: The original uploader was Shuppiluliuma at English Wikipedia. Dosya sayfası

Ludwig'in Ankara izlenimi

Coşkun'un aktardığına göre Ludwig, Ankara'da geleneksel kıyafetlerin artık giyilmediğini, başkentte okullar ve hastaneler yapıldığını, kırk yaşını aşmış insanların ve genç kızların yeni harfleri öğrenmek için okullara akın ettiğini ve kimsenin artık saltanat için gözyaşı dökmediğini yazdı. Mustafa Kemal'in yaşamında onu en çok şaşırtan özelliklerin sabır ve direnç, cesaret ve sakinlik olduğunu söyledi.

Yazının en akılda kalan sahnesi müzikle ilgiliydi. Ludwig, ertesi sabah kaleye yeniden çıktığında bir köylünün eşeğiyle bozkıra doğru gittiğini gördüğünü anlatır. Bir gün önce ise yeni kurulan müzik öğretmenleri okulunda, babası savaşta şehit düşmüş Anadolulu bir yetim gencin kemanla Mozart'ın bir Larghetto'sunu çaldığını dinlemişti. Ludwig, bozkırdaki köylü ile kemancı gencin belki aynı köyden geldiğini düşündüğünü yazar. Bu sahne, Mustafa Kemal'in müzik konusunda söylediklerinin Ankara'da nasıl karşılık bulduğunu gösteren bir gözlem olarak okunabilir.
Tarih notu
Görüşmenin yayımlandığı gazete bazı yabancı özetlerde "Wiener Freie Presse" diye anılır; doğru ad ise Viyana gazetesi Neue Freie Presse'dir. İkisi aynı Viyana gazetesini kastediyor. Coşkun'un kaynakçasında yayın tarihi bir yerde "11 Mart 1920" diye yazılmışsa da metindeki 11 Mart 1930 tarihi doğrudur; görüşme 1929 sonunda yapılmıştır.

Ludwig, Ankara Kalesi'nden baktığında yeni başkenti küçük bir kasaba olarak gördüğünü, ama İstanbul gibi bir şehri bırakıp Ankara'yı merkez yapmanın her devrimcinin alacağı bir karar olmadığını yazdı. Ankara'dan ayrılırken gazetecilere, bütün dünyanın Gazi'nin yalnız faaliyetlerini bildiğini, kendisinin ise görüşme sırasında onun bilinmeyen bir yönünü keşfettiğini söyledi: "Gazi Hazretleri eylem adamı olduğu kadar düşünürdür."

Emil Ludwig görüşmesi, Atatürk'ün yabancı bir yazarın karşısında kendi düşüncelerini nasıl ifade ettiğini görmemizi sağlıyor. Korku üzerine iktidar kurulamayacağı fikri, bir lider ağzından söylendiğinde dikkat çekici bir öz değerlendirme. Bizce müzik konusundaki tartışma ise Atatürk'ün kültürel dönüşümü ne kadar geniş bir alanda düşündüğünü gösteriyor; sanat da modernleşmenin bir parçası olarak görülüyordu. Ludwig'in görüşmenin sonunda Atatürk'ü bir düşünür olarak tanımlaması, dışarıdan bir gözlemcinin izlenimi olarak değerli. Ancak bu tür görüşmelerin, her iki tarafın da kendini belli bir biçimde sunduğu anlar olduğunu unutmamak gerekiyor.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap