Gelibolu'da sekiz buçuk ay süren çarpışmaların sonu bir taarruzla değil, bir geri çekilmeyle geldi. İtilaf kuvvetleri Aralık 1915'te Arıburnu ve Anafartalar'dan, Ocak 1916'nın ilk günlerinde de Seddülbahir'den yarımadayı terk etti. Bu tahliye, savaş boyunca İtilaf tarafının en başarılı harekâtı olarak anılır; çünkü büyük kayıp beklenirken neredeyse kayıpsız tamamlandı. Bu yazıda tahliye kararının nasıl alındığını, uygulanan yöntemleri ve geride kalan malzemeyi anlatıyoruz.
Ağustos'tan sonra: Kilitlenen cephe
Ağustos taarruzunun başarısız olmasıyla Gelibolu'da cephe yeniden kilitlendi. İngiltere'de kamuoyu huzursuzdu; Keith Murdoch ve Ellis Ashmead-Bartlett gibi gazeteciler, General Hamilton'un yönetimine yönelik eleştirileri sansürü aşarak ülkeye ulaştırıyordu. Tahliye ihtimali ilk kez 11 Ekim 1915'te dile getirildi. Hamilton İngiliz prestijine zarar vereceği gerekçesiyle buna karşı çıktı, ancak kısa süre sonra görevden alındı; yerine General Charles Monro getirildi.
Dışarıdaki gelişmeler de İtilaf tarafının aleyhineydi. Bulgaristan'ın İttifak Devletleri safında savaşa girmesiyle Almanya'dan Osmanlı topraklarına bir kara yolu açıldı. Almanlar bu yolla Gelibolu'ya ağır toplar, yeni uçaklar ve deneyimli mürettebat gönderdi. Kasım sonunda Avusturya-Macaristan'a ait obüs ve havan bataryaları da cepheye ulaştı. Aynı dönemde İngiltere ve Fransa, Gelibolu'dan iki tümeni çekip Selanik'te yeni bir cephe açtı.
Kararın aşamaları
Monro, Lord Kitchener'e tahliyeyi önerdi. Kitchener Kasım başında Doğu Akdeniz'e gelip Seddülbahir, Anafartalar ve Arıburnu'ndaki kolordu komutanlarıyla görüştü ve sonunda Monro'ya hak verdi. Türkçe kaynaklardaki kronoloji şöyle ilerler: 3 Kasım'da İngiliz Yüksek Savunma Konseyi tahliye görüşünü hükûmete bildirdi; 15 Kasım'da Kitchener, Seddülbahir dışındaki iki cephenin boşaltılmasına karar verdi; 7 Aralık'ta Arıburnu ve Anafartalar'ın tahliyesi kesinleşti.

Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Ernest Brooks. Dosya sayfası
Kış: Siperleri basan sel ve tipi
Sonbahar ve kış sıcaktan kurtuluş getirdi ama yerine fırtınalar, tipi ve sel geldi. 26 Kasım 1915'te başlayan sağanak Anafartalar'da üç gün sürdü, Aralık başında ise tipi bastırdı. Siperleri su bastı, askerler boğuldu, gömülmemiş cesetler siperlere sürüklendi; ardından gelen kar, soğuktan donan pek çok askerin ölümüne yol açtı. Binlerce kişi donma vakasıyla karşılaştı. Bu tablo İtilaf mevzilerinin kışa dayanamayacağını açıkça gösterdi.
Arıburnu ve Anafartalar: Şaşırtma yöntemleri
Siperler arasındaki mesafe dar olduğu ve kış koşulları ağır geçtiği için tahliye sırasında çok kayıp verilmesi bekleniyordu. Asker sayısı 7 Aralık'tan itibaren yavaş yavaş azaltıldı. Karşı tarafın fark etmemesi için çeşitli yöntemler kullanıldı.
En ünlüsü, Avustralyalı William Scurry'nin geliştirdiği kendi kendine ateş eden tüfektir. Bir kaba damlayan su ağırlaşınca tetiği çekiyor, böylece siperde kimse kalmasa da ara ara tüfek sesi duyuluyordu.
Bir başka yöntem sessizlikti. Arıburnu'nda Anzak askerleri bir saat ya da daha uzun süre hiç ateş etmeden bekledi; meraklanan Osmanlı askerleri siperleri incelemeye çıkınca ateş açıldı. Bu olay, asıl tahliye gecesi Osmanlı tarafının siperleri yoklamasını caydırdı. Cins Sırtı'nda (The Nek) patlatılan bir lağım 70 Osmanlı askerinin ölümüne neden oldu. Son birlikler 20 Aralık şafağından önce ayrıldı; Avustralyalılar son gece hiç kayıp vermedi. Ancak çok büyük miktarda malzeme ve erzak Osmanlı ordusunun eline geçti.

Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Ernest Brooks. Dosya sayfası
Seddülbahir: Bu kez beklenen bir çekiliş
Seddülbahir bir süre daha elde tutuldu. Arıburnu'nun aksine Osmanlı tarafı burada geri çekilme belirtilerini yakından izliyordu. Liman von Sanders aradaki zamanı takviye ve ikmal getirmek için kullandı ve 7 Ocak 1916'da Zığındere (İngilizlerin Gully Spur dediği yer) yönünde piyade ve topçuyla bir taarruz başlattı; taarruz ağır kayıpla sonuçsuz kaldı.
İngilizler zaman ayarlı lağımlar döşedi. O gece ve 7/8 Ocak gecesi donanma bombardımanının koruması altında birlikler hatlarından yaklaşık 8 kilometre geriye, kumsallara çekildi ve geçici iskelelerden teknelere bindirildi. Son İngiliz birlikleri 8 Ocak 1916 sabahı saat 04.00 civarında ayrıldı.
Seddülbahir tahliyesinin bilançosu İngilizce kaynaklarda ayrıntılı verilir: 30.000'e kadar kayıp beklenirken 35.268 asker, 3.689 at ve katır, 127 top, 328 araç ve yaklaşık 1.600 ton malzeme gemilere yüklendi. Gemiye bindirilemeyen 508 katır öldürüldü, 1.590 araç tekerlekleri kırılarak bırakıldı. Arıburnu'nda olduğu gibi burada da büyük miktarda erzak geride kaldı.
Gelibolu tahliyesi, büyük bir ordunun düşmanın burnunun dibinden fark ettirmeden çekilebileceğini gösteren örneklerden biri olarak askerî okullarda hâlâ anlatılır. Türk tarafı açısından ise "ertesi sabah boş siperlerle karşılaşmak" duygusu, aylarca süren çarpışmaların ardından garip bir bitiş oldu. Arıburnu, Conkbayırı ve Anafartalar'da Mustafa Kemal'in de içinde bulunduğu savunmanın sonucu, bu sessiz Aralık gecelerinde kesinleşti.
Ağustos'tan sonra: Kilitlenen cephe
Ağustos taarruzunun başarısız olmasıyla Gelibolu'da cephe yeniden kilitlendi. İngiltere'de kamuoyu huzursuzdu; Keith Murdoch ve Ellis Ashmead-Bartlett gibi gazeteciler, General Hamilton'un yönetimine yönelik eleştirileri sansürü aşarak ülkeye ulaştırıyordu. Tahliye ihtimali ilk kez 11 Ekim 1915'te dile getirildi. Hamilton İngiliz prestijine zarar vereceği gerekçesiyle buna karşı çıktı, ancak kısa süre sonra görevden alındı; yerine General Charles Monro getirildi.
Dışarıdaki gelişmeler de İtilaf tarafının aleyhineydi. Bulgaristan'ın İttifak Devletleri safında savaşa girmesiyle Almanya'dan Osmanlı topraklarına bir kara yolu açıldı. Almanlar bu yolla Gelibolu'ya ağır toplar, yeni uçaklar ve deneyimli mürettebat gönderdi. Kasım sonunda Avusturya-Macaristan'a ait obüs ve havan bataryaları da cepheye ulaştı. Aynı dönemde İngiltere ve Fransa, Gelibolu'dan iki tümeni çekip Selanik'te yeni bir cephe açtı.
Kararın aşamaları
Monro, Lord Kitchener'e tahliyeyi önerdi. Kitchener Kasım başında Doğu Akdeniz'e gelip Seddülbahir, Anafartalar ve Arıburnu'ndaki kolordu komutanlarıyla görüştü ve sonunda Monro'ya hak verdi. Türkçe kaynaklardaki kronoloji şöyle ilerler: 3 Kasım'da İngiliz Yüksek Savunma Konseyi tahliye görüşünü hükûmete bildirdi; 15 Kasım'da Kitchener, Seddülbahir dışındaki iki cephenin boşaltılmasına karar verdi; 7 Aralık'ta Arıburnu ve Anafartalar'ın tahliyesi kesinleşti.
Tarih notu
Tahliye takvimi:
- 11 Ekim 1915: Tahliye fikri ilk kez gündeme gelir.
- 3 Kasım: İngiliz Yüksek Savunma Konseyi'nin görüşü hükûmete iletilir.
- 15 Kasım: Kitchener'in Arıburnu ve Anafartalar için tahliye kararı.
- 26 Kasım: Üç gün süren sağanak; Aralık başında tipi.
- 7 Aralık: Asker sayısı azaltılmaya başlanır, tahliye kesinleşir.
- 10 Aralık: Arıburnu ve Anafartalar'da tahliye işlemleri başlar.
- 19/20 Aralık gecesi: Bu iki cephe tamamen boşaltılır.
- 27/28 Aralık: Seddülbahir'in de boşaltılmasına karar verilir.
- 7 Ocak 1916: Zığındere (Gully Spur) yönünde Osmanlı taarruzu.
- 8/9 Ocak 1916: Seddülbahir'den son birlikler ayrılır.
- 11 Ekim 1915: Tahliye fikri ilk kez gündeme gelir.
- 3 Kasım: İngiliz Yüksek Savunma Konseyi'nin görüşü hükûmete iletilir.
- 15 Kasım: Kitchener'in Arıburnu ve Anafartalar için tahliye kararı.
- 26 Kasım: Üç gün süren sağanak; Aralık başında tipi.
- 7 Aralık: Asker sayısı azaltılmaya başlanır, tahliye kesinleşir.
- 10 Aralık: Arıburnu ve Anafartalar'da tahliye işlemleri başlar.
- 19/20 Aralık gecesi: Bu iki cephe tamamen boşaltılır.
- 27/28 Aralık: Seddülbahir'in de boşaltılmasına karar verilir.
- 7 Ocak 1916: Zığındere (Gully Spur) yönünde Osmanlı taarruzu.
- 8/9 Ocak 1916: Seddülbahir'den son birlikler ayrılır.

Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Ernest Brooks. Dosya sayfası
Kış: Siperleri basan sel ve tipi
Sonbahar ve kış sıcaktan kurtuluş getirdi ama yerine fırtınalar, tipi ve sel geldi. 26 Kasım 1915'te başlayan sağanak Anafartalar'da üç gün sürdü, Aralık başında ise tipi bastırdı. Siperleri su bastı, askerler boğuldu, gömülmemiş cesetler siperlere sürüklendi; ardından gelen kar, soğuktan donan pek çok askerin ölümüne yol açtı. Binlerce kişi donma vakasıyla karşılaştı. Bu tablo İtilaf mevzilerinin kışa dayanamayacağını açıkça gösterdi.
Arıburnu ve Anafartalar: Şaşırtma yöntemleri
Siperler arasındaki mesafe dar olduğu ve kış koşulları ağır geçtiği için tahliye sırasında çok kayıp verilmesi bekleniyordu. Asker sayısı 7 Aralık'tan itibaren yavaş yavaş azaltıldı. Karşı tarafın fark etmemesi için çeşitli yöntemler kullanıldı.
En ünlüsü, Avustralyalı William Scurry'nin geliştirdiği kendi kendine ateş eden tüfektir. Bir kaba damlayan su ağırlaşınca tetiği çekiyor, böylece siperde kimse kalmasa da ara ara tüfek sesi duyuluyordu.
Bir başka yöntem sessizlikti. Arıburnu'nda Anzak askerleri bir saat ya da daha uzun süre hiç ateş etmeden bekledi; meraklanan Osmanlı askerleri siperleri incelemeye çıkınca ateş açıldı. Bu olay, asıl tahliye gecesi Osmanlı tarafının siperleri yoklamasını caydırdı. Cins Sırtı'nda (The Nek) patlatılan bir lağım 70 Osmanlı askerinin ölümüne neden oldu. Son birlikler 20 Aralık şafağından önce ayrıldı; Avustralyalılar son gece hiç kayıp vermedi. Ancak çok büyük miktarda malzeme ve erzak Osmanlı ordusunun eline geçti.
Dikkat: yanlış bilinen
Tarihlerde bir günlük farklar sık görülür. Türkçe Vikipedi'deki Çanakkale kronolojisi Arıburnu ve Anafartalar'ın 19 Aralık'ta, Seddülbahir'in 9 Ocak 1916'da tamamen boşaltıldığını, Seddülbahir kararının 27 Aralık'ta alındığını yazar. İngilizce kaynaklar ise son birliklerin 20 Aralık şafağından önce ayrıldığını, Seddülbahir kararının 28 Aralık'ta alındığını, son İngiliz birliklerinin 8 Ocak sabahı 04.00 civarında ayrıldığını, Newfoundland Alayı'nın ise artçı olarak 9 Ocak'ta çekildiğini belirtir. Farklar büyük ölçüde gece yarısını aşan harekâtların hangi güne yazıldığından kaynaklanır.

Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Ernest Brooks. Dosya sayfası
Seddülbahir: Bu kez beklenen bir çekiliş
Seddülbahir bir süre daha elde tutuldu. Arıburnu'nun aksine Osmanlı tarafı burada geri çekilme belirtilerini yakından izliyordu. Liman von Sanders aradaki zamanı takviye ve ikmal getirmek için kullandı ve 7 Ocak 1916'da Zığındere (İngilizlerin Gully Spur dediği yer) yönünde piyade ve topçuyla bir taarruz başlattı; taarruz ağır kayıpla sonuçsuz kaldı.
İngilizler zaman ayarlı lağımlar döşedi. O gece ve 7/8 Ocak gecesi donanma bombardımanının koruması altında birlikler hatlarından yaklaşık 8 kilometre geriye, kumsallara çekildi ve geçici iskelelerden teknelere bindirildi. Son İngiliz birlikleri 8 Ocak 1916 sabahı saat 04.00 civarında ayrıldı.
Seddülbahir tahliyesinin bilançosu İngilizce kaynaklarda ayrıntılı verilir: 30.000'e kadar kayıp beklenirken 35.268 asker, 3.689 at ve katır, 127 top, 328 araç ve yaklaşık 1.600 ton malzeme gemilere yüklendi. Gemiye bindirilemeyen 508 katır öldürüldü, 1.590 araç tekerlekleri kırılarak bırakıldı. Arıburnu'nda olduğu gibi burada da büyük miktarda erzak geride kaldı.
Ek bilgi
Neden önemli?Tahliye ile Gelibolu'da İtilaf askeri kalmadı ve Çanakkale Savaşları sona erdi. Osmanlı tarafı için bu, boğazların denizden ve karadan zorlanmasına karşı kazanılmış kesin bir savunma başarısıydı; İtilaf tarafı için ise savaşın en pahalı başarısızlıklarından birinin sessiz kapanışı. Geride bırakılan malzemenin bir kısmının sonraki cephelerde kullanıldığına dair anlatımlar yaygındır, ancak miktar ve kullanım yerine dair güvenilir bir döküm görmedik; bu yüzden ayrıntı vermiyoruz.
Gelibolu tahliyesi, büyük bir ordunun düşmanın burnunun dibinden fark ettirmeden çekilebileceğini gösteren örneklerden biri olarak askerî okullarda hâlâ anlatılır. Türk tarafı açısından ise "ertesi sabah boş siperlerle karşılaşmak" duygusu, aylarca süren çarpışmaların ardından garip bir bitiş oldu. Arıburnu, Conkbayırı ve Anafartalar'da Mustafa Kemal'in de içinde bulunduğu savunmanın sonucu, bu sessiz Aralık gecelerinde kesinleşti.
Kaynaklar
- Vikipedi, Çanakkale Savaşı kronolojisi maddesi (tr.wikipedia.org)
- Wikipedia (İngilizce), Gallipoli campaign maddesi (en.wikipedia.org)
- Vikipedi, Seddülbahir Cephesi maddesi (tr.wikipedia.org)