İçeriğe geç
Giriş yap
0

Edirne Kuşatması (Ekim 1912-26 Mart 1913): Şükrü Paşa'nın 50 günlük emri ve beş aylık direniş

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt1 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Balkan Savaşı'nın en uzun süren askerî olayı Edirne'nin kuşatılmasıdır. Osmanlı Devleti'nin eski başkenti, Ekim 1912'den Mart 1913'ün sonuna kadar Bulgar ve Sırp kuvvetlerinin kuşatması altında kaldı. Şehri savunan Mehmed Şükrü Paşa'ya verilen emir 50 gün dayanmaktı; savunma bunun üç katından uzun sürdü. Kuşatmanın sonu ise yalnız askerî bir yenilgi değil, şehrin sivil halkı için de ağır bir dönemin başlangıcı oldu.

Kuşatmadan önce gelen uyarı

24 Eylül 1912'de, yani savaş başlamadan önce, Osmanlı Devleti'nin Sofya Elçiliği İstanbul'a bir uyarı telgrafı gönderdi. Kaynakta aktarıldığı biçimiyle telgraf, Bulgarların ilk hedefinin güçsüz Kırklareli tümeni olduğunu, Edirne'ye ise baskın tarzında bir taarruz düşündüklerini bildiriyor; Edirne müstahkem mevkiinin takviye edilmesini ve hizmet süresi dolan askerlerin terhis edilmemesini istiyordu.

Edirne Müstahkem Mevki Komutanlığı'na getirilen Mehmed Şükrü Paşa, kuşatma başlamadan ancak bir hafta önce şehre ulaşabildi. Ona verilen görev, şehir kuşatılırsa 50 gün dayanmaktı. Bu sürede ya Bulgar ordusu geri püskürtülecek ya da İstanbul'dan yardım gelecekti.

Kuşatılan şehirde kimler vardı?

Kuşatma, Bulgar 2. Ordusu tarafından yürütüldü; Sırp birlikleri de katıldı. Şehirde savunmada bulunan askerin ve sivil halkın sayısı kaynaklarda farklı verilir. Bir hesaba göre şehirde 52.597 asker ve 106.000'den fazla sivil bulunuyordu; sivillerin yaklaşık yarısı Türk, geri kalanı Rum, Ermeni, Bulgar, Yahudi ve Batı Avrupalılardı.

O dönem vilayet matbaası müdürü ve Yeni Edirne gazetesinin imtiyaz sahibi olan Şevket Dağdeviren'in Balkan Savaşı anıları ise farklı rakamlar içerir. 5 Aralık 1912 tarihli kaydında kuşatmanın başında şehirde yaklaşık 150.000 kişi bulunduğunu, bunların 57.000'inin ordu mensubu olduğunu yazar ve sivilleri 37.000 Müslüman, 25.000 Rum, 14.000 Musevi, 5.000 Ermeni, 24.000 Bulgar olarak sıralar; içlerinde 10.000 göçmen olduğunu da ekler.
Dikkat: yanlış bilinen
Edirne'deki asker sayısı için kaynaklarda iki ayrı rakam dolaşır: 52.597 ve yaklaşık 57.000. Sivil nüfus için de "106.000'den fazla" ile "yaklaşık 150.000 kişi (askerler dahil)" arasında fark vardır. Dağdeviren'in rakamları bir tanığın günlüğüne dayanır ve kendi içinde toplandığında verilen toplamla tam örtüşmez. Bu yüzden "Edirne'de 50-60 bin asker ve 100 bini aşkın sivil vardı" demek, tek bir rakamı kesin gibi sunmaktan daha doğrudur.
Atatürk Edirne'de Selimiye Camii'nde, 25 Aralık 1930
Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Savunmanın bileşenleri

Dağdeviren 20 Ekim 1912 tarihli kaydında savunma kuvvetlerini şöyle sayar: 4. Nişancı Tümeni ve 10. Nizamiye Tümeni (12.000), 11. Tümen (7.500), bir ihtiyat tümeni (7.000), Gümülcine ihtiyat tümeni (8.000), Babaeski ihtiyat tümeni (10.000), topçu ve istihkâm taburları (11.000), 300 süvari ve kırk yaşını geçmiş 2.000 yurttaştan oluşan bir tabur. Toplamı 57.000 olarak verir.

Bu dağılım bir şeyi açıkça gösterir: Edirne'yi savunanların önemli bir kısmı nizamiye değil ihtiyat ve redif birlikleriydi; yaşlı gönüllülerden bile tabur kurulmuştu.

Kuşatmanın seyri

Kuşatmayı günü gününe izleyen gazeteci Gustave Cirilli'nin günlüğüne göre Bulgar kuvvetleri 21 Ekim'de şehri kuşatmaya başladı. Sırp kuvvetlerinin de katılmasıyla çember 15 Kasım'da tamamlandı ve şehrin dış dünyayla bağlantısı kesildi. 21 Kasım'dan 4 Aralık'a kadar şehir bombalandı. Cirilli bu ilk dönem için 20'yi aşkın hücum, 10 muharebe, 40 topçu düellosu ve şehrin üzerine düşen 1.500'den fazla top mermisinden söz eder; 430 bina yıkılmış, 20 kişi ölmüş, 50 kadarı yaralanmıştı. Buna rağmen kale ya da önemli bir stratejik nokta ele geçirilememişti.

Mehmed Şükrü Paşa, İstanbul'dan destek alamamasına rağmen Bulgar ve Sırp saldırılarına 5 ay 5 gün dayandı. Çatalca'da Bulgar ilerleyişinin durması ve Kasım sonunda başlayan ateşkes görüşmeleri şehre bir süre nefes aldırdı; görüşmeler çöküp çatışmalar Şubat 1913'te yeniden başlayınca Edirne'nin yükü daha da ağırlaştı.
Tarih notu
Edirne kuşatması:
- 24 Eylül 1912: Sofya Elçiliği'nin uyarı telgrafı.
- Ekim 1912 ortası: Kuşatma başlar (Cirilli'ye göre 21 Ekim).
- 15 Kasım 1912: Çember tamamlanır.
- 21 Kasım-4 Aralık 1912: Yoğun bombardıman.
- 26 Mart 1913: Mehmed Şükrü Paşa teslimi kabul eder.
- 21 Temmuz 1913: İkinci Balkan Savaşı sırasında şehir Osmanlı ordusunca geri alınır.
26 Mart 1913: Teslim

Kuşatmanın sonunda Mehmed Şükrü Paşa teslimi kabul etti ve Bulgar ordusu Edirne'ye girdi. Kaynaklar bu sonucu Bulgarlar için de büyük bir askerî başarı sayar; çünkü şehrin savunması Alman kuşatma uzmanları tarafından tasarlanmış ve alınamaz kabul ediliyordu.

Teslimden sonrası ise şehir halkı için ağır geçti. Carnegie Raporu, Bulgar askerlerinin Osmanlı esirlerine kötü davrandığını ve kuşatmanın bitmesinden sonraki üç gün boyunca Edirne'deki Türk halkının mallarının yağmalanmasına göz yumulduğunu yazar. Raporun ilgili sayfalarında, Sarayiçi'nde tutulan esirlerin önemli bir kısmının açlık nedeniyle ağır koşullarda kaldığı ya da öldüğü belirtilir. Cirilli de esirlerin Tunca kıyısındaki Eski Saray bölgesine dövülerek götürüldüğünü, bir kısmının kurşunlandığını, gömülmeyen cesetlerin kolera salgınlarına yol açtığını kaydetmiştir.

Birinci Balkan Savaşı öncesi 1912 sınırlarını gösteren harita
Görsel: Wikimedia Commons, CC BY 4.0, yazar: Sgh45. Dosya sayfası
Ek bilgi
Edirne kuşatmasını anlatan tanıklar arasında yalnız gazeteciler yoktu. Şevket Dağdeviren, Hafız Rakım Ertür ve Dr. Rifat Osman'ın Balkan Savaşı günlükleri de yayımlanmıştır. Cirilli'nin günlüğü ise Carnegie Raporu'nda kaynak olarak kullanılmıştır. Kuşatma üzerine okuma yapacaklar için bu dört isim iyi bir başlangıçtır.
Edirne ve Mustafa Kemal

Mustafa Kemal kuşatma sırasında Edirne'de değildi; Gelibolu'da Bolayır cephesinde görevliydi. Edirne'nin 21 Temmuz 1913'te geri alınması sırasında bağlı olduğu Bolayır Kolordusu'nun rolünü forumda ayrı bir konuda anlattık. Şehirle bağı sonraki yıllarda da sürdü: 1916 başında 16. Kolordu komutanı olarak Edirne'de bulundu ve 22 Şubat 1916'da Edirne Öğretmen Okulu'nu ziyaret etti. Cumhurbaşkanı olarak 1930 Aralık'ında yaptığı Edirne gezisinde 25 Aralık'ta Selimiye Camii'ni gezdi; yukarıdaki fotoğraf o günden kalmadır.

Edirne kuşatması, Balkan Savaşı'nın acı bilançosu içinde savunmanın uzunluğuyla öne çıkan bir sayfadır. 50 günlük bir emirle başlayıp beş ayı aşan bu direniş, sonrasında yaşanan yağma ve esirlerin çektikleriyle birlikte hatırlanmalıdır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap