İçeriğe geç
Giriş yap
0

15 Mayıs 1919: İzmir'in işgali ve Hasan Tahsin'in ilk kurşunu

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt2 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
İzmir, 15 Mayıs 1919'dan 9 Eylül 1922'ye kadar Yunan işgali altında kaldı. İşgal, Millî Mücadele'yi başlatan en önemli olaylardan biri sayılır: Anadolu'da tepkiyi büyüttü, İstanbul'da yüz binlerin katıldığı mitinglere yol açtı ve Batı Anadolu'da ilk Kuva-yi Milliye birliklerinin doğmasına neden oldu. Bu yazıda işgal kararının nasıl alındığını, işgal gününü ve tepkileri ele alıyoruz.

Arka plan: Nüfus tartışması ve Paris

Wilson İlkeleri'nin Türkiye'yi ilgilendiren 12. maddesi, Türklerin çoğunlukta olduğu yerlerde bağımsızlık hakkından söz ediyordu. Osmanlı resmî istatistiğine göre 1914'te İzmir kazasının 264.437 kişilik nüfusunun 100.356'sı Türk, 73.676'sı Rum'du; 1917'de 279.853 kişilik nüfusun 102.558'i Türk, 96.727'si Rum'du. Yunan Başbakanı Venizelos ise bölgede Rum nüfusun daha fazla olduğunu ve bu yüzden işgalin meşru olduğunu ileri sürdü.

İngiltere Başbakanı Lloyd George da kararda rol oynadı. ABD Başkanı Wilson ile görüşmesinde İtalyanların İzmir açıklarına yedi savaş gemisi göndererek bir işgal hazırlığı yaptığını ve şehirdeki Rumların tehlikede olduğunu söyledi. Kaynaklar bu bilgilerin gerçeği tam yansıtmadığını ve propaganda amaçlı olduğunu öne süren görüşler bulunduğunu belirtir. Wilson bu açıklamalar üzerine bir işgale destek verdi.
Tarih notu
Kronoloji:
- 22 Mart 1919: İtalya Antalya'yı işgal eder.
- 7 Mayıs 1919: Wilson'un Paris'teki evinde toplantı; İngiltere, ABD ve Fransa Yunan donanmasının İzmir'e gönderilmesinde anlaşır.
- 14 Mayıs 1919: İzmir istihkâmları işgal edilir.
- 15 Mayıs 1919 sabahı: Yunan askerleri İzmir rıhtımına çıkar; Hasan Tahsin ilk kurşunu atar.
- 16 Mayıs 1919: Urla'da ilk Kuva-yi Milliye birliği kurulur; Mustafa Kemal Paşa İstanbul'dan Samsun'a hareket eder.
- 19 Mayıs 1919: İstanbul'da Fatih Mitingi; Mustafa Kemal Paşa Samsun'a çıkar.
- 23 Mayıs 1919: Sultanahmet Mitingi.
- 10 Ağustos 1920: Sevr Antlaşması.
- 9 Eylül 1922: İzmir'in kurtuluşu.
7 Mayıs toplantısı ve gizlilik

İşgalin nasıl yapılacağı ve hangi gerekçeye dayandırılacağı 7 Mayıs 1919'da Wilson'un Paris'teki evinde yapılan toplantıda konuşuldu. Türklere önceden haber verilip verilmeyeceği de tartışıldı. Venizelos, olası bir direnişi önlemek için Türklerin ancak işgalin başlamasından hemen önce haberdar edilmesini önerdi. Wilson, önceden haber vermenin daha doğru bir usul olacağını ama bu durumda kesinlikle direniş olacağını söyleyerek Venizelos'un önerisine sıcak baktı. İşgalin ve hazırlıkların son ana kadar gizli tutulmasına karar verildi.

Meşruiyet için iki gerekçe öne sürüldü: Wilson, Mondros Mütarekesi'nin (7. madde) böyle bir işgale hak tanıdığını; Venizelos ise şehirdeki 30.000 Rum'un hayatının tehlikede olduğunu söyledi. Kaynaklar, kentte bazı küçük taşkınlıklar dışında ciddi bir asayiş sorunu olmadığını, bu yüzden bu gerekçelerin doğruluğunun şüpheli olduğunu belirtir.

İzmir'in işgalini protesto eden Sultanahmet Mitingi, 1919
Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: This photograph was published at latest in 1920 by the newspaper Hakimiyet-i Milliye {DR). Dosya sayfası

Olayın akışı: 15 Mayıs 1919

İşgalden bir gün önce, 14 Mayıs'ta İzmir istihkâmları işgal edildi: İngiliz birlikleri Karaburun ve Uzunada'yı, Fransız birlikleri Urla ve Foça'yı, Yunan birlikleri Yenikale'yi aldı. 15 Mayıs sabahı Yunan askerleri İtilaf donanmasının koruması altında İzmir rıhtımına çıktı. Şehirde karşı koyabilecek yalnız 200 kişilik bir askerî birlik vardı. İzmir ve çevresindeki birliklerin komutanı Ali Nadir Paşa, Yunan askerlerine karşı konulmaması ve silahların İtilaf askerlerine teslim edilmesi emrini verdi.

Yunan askerleri geçit töreni yaparken gazeteci Hasan Tahsin onlara ateş etti ve bir Yunan askerini öldürdü; ardından açılan ateşle kendisi de hayatını kaybetti. Hasan Tahsin'in kurşunu Kurtuluş Savaşı'nın sembolik başlangıcı kabul edilir. Yunan askerleri bunun üzerine çevreye yaylım ateşi açtı. Kışladaki silahsız Türk askerlerini hedef alan ateş, askerler teslim olmasına rağmen sürdü.
Ek bilgi
Urla'da ilk Kuva-yi Milliye birliği: 16 Mayıs sabahı İzmir'in işgalini duyan yaklaşık 800 yerli Rum, çevredeki Türk köylerine saldırdı ve Urla'daki Türk mahallelerini kuşattı. 56. Tümen'e bağlı 173. Alay Komutanı Yarbay Kâzım Bey, yanındaki 18 er ve birkaç jandarmayla kasabayı savundu ve ilk saldırıyı püskürttü. Aynı gün kasabadaki Türk halkı, Urla'daki askerî depoda bulunan 120 silahı ve cephaneyi alarak 120 kişilik bir milis kuvveti kurdu. Kaynaklara göre Batı Anadolu'da ilk Kuva-yi Milliye birliği böyle doğdu.
İşgalin genişlemesi

İzmir kentiyle birlikte Ayvalık, iki kent arasındaki sahil şeridi, Çeşme Yarımadası, Selçuk ve Belkahve'ye kadar İzmir'in art bölgesi de işgal edildi. Nisan 1920'den sonra Yunan ordusu İzmir'den harekete geçerek Bursa, Eskişehir, Kütahya ve Afyon'a kadar Batı Anadolu'nun büyük bölümünü işgal etti. Yüksek komiser olarak atanan Aristidis Steryadis işgalin dördüncü günü İzmir'e geldi; kaynaklara göre yönetimin Türklere yönelik ayrımcılığına karşı çıktı.

Tepkiler

İlk tepki İzmir'deki Redd-i İlhak Cemiyeti'nden geldi. Telgraf hatları işgal güçlerince tahrip edilmiş olsa da cemiyet işgal haberini gizlice yurdun dört bir yanına yaydı. İstanbul'da büyük mitingler düzenlendi:
  • Fatih Mitingi (19 Mayıs 1919): yaklaşık 80.000 kişi
  • Üsküdar Mitingi: yaklaşık 30.000 kişi
  • Sultanahmet Mitingleri: 100.000'den fazla kişi; Halide Edip (Adıvar), Mehmet Emin (Yurdakul) ve Fahrettin Hayri Bey konuştu. Kalabalık "Türk hürdür, esir olamaz" diye haykırdı.
Yabancı diplomatlar arasında da işgali eleştirenler oldu. Amerikan Yüksek Komiseri Mark L. Bristol, Dışişleri Bakanlığı'na gönderdiği raporda işgale izin vermenin yanlış olduğunu yazdı. Kaynaklara göre İngiliz Savaş Kabinesi'nin tutanaklarındaki tartışmalar da İngilizlerin bu işgale izin verdikleri için pişmanlık duyduklarına işaret eder. İşgalin ilk günlerindeki şiddet olaylarını inceleyen uluslararası bir komisyon Yunan tarafını haksız buldu.
Dikkat: yanlış bilinen
"İzmir'in işgali yalnız Yunanistan'ın kararıydı" ifadesi yanlıştır. Doğrusu: Karar Paris Barış Konferansı'nda İngiltere, ABD ve Fransa'nın onayıyla, 7 Mayıs 1919'da alındı ve işgal İtilaf donanmasının koruması altında yapıldı. Bir başka yaygın karışıklık Hasan Tahsin ile ilgilidir: Hasan Tahsin bir asker değil, gazeteciydi; attığı kurşun bir askerî direnişin başlangıcı değil, sembolik bir başkaldırıydı. Örgütlü silahlı direniş ertesi gün Urla'da ve sonraki haftalarda Ege'nin farklı yerlerinde başladı.
Kimler vardı?
  • Hasan Tahsin: ilk kurşunu atan gazeteci
  • Ali Nadir Paşa: İzmir'deki Türk birliklerinin komutanı
  • Yarbay Kâzım Bey: Urla'yı savunan 173. Alay komutanı
  • Venizelos, Lloyd George ve Wilson: işgal kararını veren liderler
  • Aristidis Steryadis: Yunan yüksek komiseri
  • Mark L. Bristol: işgali eleştiren Amerikan Yüksek Komiseri
  • Halide Edip, Mehmet Emin ve Fahrettin Hayri: Sultanahmet'te konuşanlar
Sonuçlar

Sevr Antlaşması'na (10 Ağustos 1920) göre İzmir ve Ayvalık beş yıl Yunan yönetiminde, Osmanlı egemenliği altında kalacak; süre sonunda bir halk oylamasıyla hangi devlete katılacaklarına karar verilecekti. Türk kamuoyu bunu nihai bir ilhakın adımı olarak gördü. İşgal, 9 Eylül 1922'de Türk süvarilerinin şehre girmesiyle sona erdi; ardından gelen Büyük İzmir Yangını şehrin Ermeni ve Rum mahallelerini büyük ölçüde yaktı.

Bugünkü anlamı

15 Mayıs, Millî Mücadele'nin başlangıcı olarak anılan günlerden biridir; Hasan Tahsin'in adı İzmir'de bir anıtla ve "İlk Kurşun" adıyla yaşatılır. İzmir'in işgalinden dört gün sonra, 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıkması, işgale verilen tepkinin örgütlü bir harekete dönüşmesinin başlangıcı oldu.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap