TürkiyeBüyük Millet Meclisi23 Nisan 1920'de Ankara'da açıldı. Ertesi gün, 24 Nisan 1920'de, Ankara mebusu Mustafa Kemal Paşa kürsüye çıktı ve uzun bir konuşma yaptı. Bu konuşma tutanaklarda "Ateşkesten Meclisin açılmasına kadar geçen süre içindeki siyasi durum" başlığıyla yer alır. Aynı gün Mustafa Kemal Meclis Başkanlığına da seçildi. Konuşma, Nutuk'tan yedi yıl önce, olayların hemen ardından ve onları yaşayan mebuslar karşısında yapılmış bir hesap verme olarak okunabilir. Konuşmayı sadeleştirilmiş metni üzerinden, bölüm bölüm okuyalım.
Üç bölümlü bir plan
Mustafa Kemal konuşmanın başında anlatacaklarını üç bölüme ayırdı. Birinci bölüm Mütareke'den Erzurum Kongresi'ne, ikinci bölüm erzurumErzurum Kongresi'nden İstanbul'un 16 Mart'ta işgaline, üçüncü bölüm ise 16 Mart'tan o güne kadar geçen süreyi kapsayacaktı. Açıklamalarının belgelere dayanacağını ve bu belgeleri gerektikçe okuyacağını söyledi. Birinci bölümün biraz "şahsi" olacağını da ekledi.
Gerçekten de konuşmanın büyük bölümü belge okumasından oluşur. Mustafa Kemal, Samsun'a çıkışından sonra Sadaret'e, Harbiye Nezareti'ne ve Mabeyn Başkâtipliği aracılığıyla padişaha gönderdiği telgrafları, bunlara gelen cevaplarla birlikte tek tek okudu. Mebusların tepkileri de tutanağa geçti. Metinde "alkışlar", "gülmeler" ve "bravo sesleri" gibi notlar yer alır.
Ek bilgi
Konuşmanın tam metni sadeleştirilmiş Türkçeyle yayımlanmıştır. TBMM, Atatürk'ün Meclis'teki açılış konuşmalarını da bir arada yayımlamıştır. Konuşma, Meclis'in ilk günlerinde yapıldığı için Birinci Meclis zabıtlarının ilk oturumlarında yer alır.
Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi, Ankara, 1920Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Birinci bölüm: Samsun'dan istifaya
Mustafa Kemal16 Mayıs 1919'da İstanbul'dan ayrıldığını ve Samsun'daki görevini "din ve millete hizmet etmek için en büyük ve kutsal bir şeref" olarak kabul ettiğini anlattı. Bu bölümde iki küçük ama anlamlı olaya da değindi. Birincisi, İstanbul'da kurulan İngiliz Muhipleri Cemiyeti'ne katılmaya çağıran ve Said Molla imzasıyla belediye başkanlarına gönderilen telgraftı. Mustafa Kemal, hükûmetin bu işe ne kadar karıştığını öğrenmek için Sadrazam Ferit Paşa'ya sorduğunu ama cevap alamadığını, milletin de bu çağrıyı önemsemediğini söyledi. İkincisi, 27 Mayıs 1919'da "Türkiye - Havas Reuter" ajansının yaydığı haberdi. Haberde Saltanat Şûrası'nda çoğunluğun büyük devletlerden birinin koruyuculuğunu istediği ileri sürülüyordu. Mustafa Kemal, aynı gün İstanbul gazetelerinin yayımladığı tutanaklara göre bunun yalnız bir üyenin yazılı önergesi olduğunu belirterek Sadaret'e yazdığı telgrafı okudu.
Ardından Haziran 1919'da Harbiye NazırıŞevket Turgut Paşa'dan gelen "hemen buraya gelmeniz" telgrafını okudu. Genelkurmay Başkanı Cevat Paşa'dan öğrendiğine göre, kendisini İstanbul'a çağırtan İngilizlerdi.
Konuşmanın en dikkat çeken belgelerinden biri Dahiliye NazırıAli Kemal Bey'in genelgesiydi. Mustafa Kemal, 23 Haziran 1919 tarihli şifreli genelgede görevden alındığının ve kendisiyle resmî hiçbir işleme girişilmemesinin bildirildiğini okudu. Buna karşı valilere ve kolordulara gönderdiği 27 Haziran 1919 tarihli telgrafı da okudu. Bu telgrafta, kendisini atayan padişahtan ve Harbiye Nezareti'nden görevden alındığına dair hiçbir emir almadığını belirtiyordu.
Ardından Erzurum'da Harbiye Nazırı Ferit Paşa ile yaptığı telgraf yazışmalarını okudu. Ferit Paşa'nın, İngilizlerin kendisine saygı göstereceğine söz verdiklerini söylemesi Meclis'te gülmelere yol açtı. Mustafa Kemal, devletler adına imzaladıkları Mütareke hükümlerine bile uymayanların güvencesine inanmanın "pek saflık" olacağını söyledi. Birinci bölüm, 7 Temmuz 1919'da Erzurum'dan padişaha gönderdiği telgrafla sona erdi. Bu telgrafta yalnız memuriyetinden değil, askerlik mesleğinden de istifa ettiğini bildiriyordu. Mebuslar bu bölümü alkışladı. Birinci Meclis binası, bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi, AnkaraGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası
İkinci bölüm: Kongreler ve Meclis'in yeri
Kısa bir aradan sonra Mustafa KemalErzurum ve Sivas kongrelerini anlattı. Erzurum Kongresi'nin sınırı tarif ederken Mütareke'nin imzalandığı 30 Ekim 1918 tarihindeki hattı esas aldığını söyledi. Bu sınırın içinde Türklerin, Çerkezlerin ve öbür İslam unsurlarının bulunduğunu, bunun "kardeş unsurların millî sınırı" olduğunu vurguladı. Müslüman olmayanlara da Müslümanlara verilen hakların aynen verileceğini, bundan "daha normal bir kural" bulunamayacağını belirtti.
Bu bölümün en uzun kısmı, Meclis'in nerede toplanacağı tartışmasıdır. Mustafa Kemal, Ekim 1919'da Amasya'da Bahriye NazırıSalih Paşa ile yaptığı görüşmenin tutanağından ilgili fıkrayı okudu. Tutanakta, İstanbul işgal altında olduğu için Meclis'in barışa kadar Anadolu'da güvenilir bir yerde toplanmasının uygun görüldüğü yazıyordu. Örnek olarak da 1870'te Fransızların Lyon'da, sonra Almanların Weimar'da yaptıkları gösteriliyordu. Ardından Harbiye NazırıCemal Paşa'nın buna karşı çıkan telgrafını ve kendisinin 29 Ekim 1919 tarihli cevabını okudu. Cevapta İstanbul'un düşman donanmasının topları altında olduğu, basının denetlendiği ve bu şartlarda Meclis'in görev yapamayacağı anlatılıyordu.
Dikkat: yanlış bilinen
Konuşmadaki görüşler, Mustafa Kemal'in Nisan 1920'deki değerlendirmeleridir. Bahsettiği kişiler ve kabineler hakkındaki yargılar, o günün siyasi mücadelesi içinde söylenmiştir. Örneğin Ali Rıza Paşa kabinesi için hem eleştiri hem de "kötü niyetle yapılmış değildir" gibi daha ölçülü ifadeler kullanır. Tarihî değerlendirme için konuşma, dönemin öbür belgeleriyle birlikte okunmalıdır.
Üçüncü bölüm: İstanbul'un işgaline giden yol
Son bölümde Mustafa Kemal, İngilizlerin Mart 1920 başında Anadolu telgraf hatlarını incelediklerini, Ankara'daki İngiliz ve Fransız temsilcilerinin şehirden ayrıldığını ve İstanbul'daki arkadaşlarının tutuklanacağına dair haberler aldıklarını anlattı. Bu belirtilere bakarak olağanüstü olaylar beklediklerini ve önlem aldıklarını söyledi. Ali Rıza Paşa kabinesinin istifası da bu süreçte gerçekleşmişti. Mustafa Kemal, Meclis-i Mebusan'ın güvenini kazanmış bu kabinenin istifasının Anadolu'nun en uzak köşelerinden telgraflarla protesto edildiğini hatırlattı.
Mustafa Kemal'e göre mebuslar İstanbul'a gitmeyip Anadolu'da güvenli bir yerde toplanmış olsaydı İstanbul işgal edilemezdi. Bu görüş, ertesi günlerde Meclis'in kendisini olağanüstü yetkili bir kurul olarak tanımlamasının arka planını oluşturur. Mustafa Kemal Ankara'da, Temmuz 1920Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Tarih notu
Aynı gün Meclis'te Mustafa Kemal'in hükümet kurulmasına ilişkin önergesi de görüşüldü. Önerge, geçici bir hükümet başkanı ya da padişah vekili seçilmemesini, yasama ve yürütme yetkisinin Meclis'te toplanmasını ve Meclis'ten seçilecek bir heyetin hükûmet işlerini yürütmesini öngörüyordu. Bu esaslar 3 Mayıs 1920'de Birinci İcra Vekilleri Heyeti'nin kurulmasıyla uygulamaya geçti ve 20 Ocak 1921'deki Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'na kadar Meclis'in çalışma düzenini belirledi.
24 Nisan konuşması, bir yıllık bir mücadelenin olaylar sıcakken, belgeleriyle birlikte Meclis'e anlatıldığı ilk büyük metindir. 1927'de okunan Nutuk'ta da aynı dönem, belgelere dayanılarak ve çok daha geniş bir çerçevede yeniden anlatılacaktı.
24 Nisan 1920 konuşması, bir hareketin kendi hikâyesini olaylar daha sıcakken nasıl anlattığını gösteriyor. Yeni Meclis'in ilk günlerinde yapılan bu açıklama, mebusları aynı bilgi zemininde buluşturma amacı taşıyordu. Bizce bu konuşmayı Nutuk'la karşılaştırmak öğretici: Aynı dönem, yedi yıl sonra çok daha geniş bir çerçevede ve farklı bir amaçla yeniden anlatıldı. İlk konuşma bir mücadelenin ortasındaki bir rapor, Nutuk ise kazanılmış bir mücadelenin hesabı. İki metni birlikte okumak, anlatının zaman içinde nasıl şekillendiğini görmek için verimli bir yol.