Sözün yeri
"Ya istiklâl ya ölüm!" Atatürk'e ait en bilinen parolalardan biridir. Sözün yazılı ve doğrudan kaynağı Nutuk'tur. Atatürk Nutuk'u Ekim 1927'de Cumhuriyet Halk Fırkası'nın kurultayında okumuştur ve söz, metnin henüz ilk bölümünde, "Ya istiklâl ya ölüm" başlıklı kısa bir kesimde geçer. Vikikaynak'taki Nutuk metninde birinci bölümün kesimleri sırasıyla şöyle ilerler: memleketin genel durumu, ordunun durumu, müfettişlik görevinin yetkileri, düşünülen kurtuluş çareleri, "Benim kararım", "Ya istiklâl ya ölüm" ve uygulamanın safhalara ayrılması. Yani söz, bir sloganın tek başına söylendiği bir an olarak değil, 1919'daki seçeneklerin tartışıldığı bir akıl yürütmenin sonucu olarak sunulur.
Masadaki üç öneri
"Düşünülen kurtuluş çareleri" kesiminde Atatürk dinleyicilere bir soru sorar: bu durum ve şartlar karşısında kurtuluş için nasıl bir karar akla gelebilirdi? Ardından kendi anlattığı bilgi ve gözlemlere göre üç tür kararın ortaya atıldığını söyler:Atatürk'e göre bu iki kararı savunanlar, Osmanlı Devleti'nin bütün olarak korunmasını düşünen, ülkenin çeşitli devletler arasında paylaşılmasındansa tek bir devletin himayesinde kalmasını tercih eden kişilerdi. Üçüncü karar ise yerel kurtuluş çarelerine dayanıyordu: bazı bölgeler Osmanlı Devleti'nden koparılmamak için önlem alıyor, bazı bölgeler de devletin yıkılacağını kesin sayarak kendi başlarını kurtarmaya çalışıyordu.
"Benim kararım"
Bir sonraki kesimde Atatürk bu kararların hiçbirinde isabet görmediğini söyler, çünkü ona göre dayandıkları bütün deliller çürüktü. Osmanlı memleketlerinin tamamen parçalandığını, ortada bir avuç Türk'ün barındığı bir ata yurdu kaldığını ve son meselenin bunun da paylaşılması olduğunu anlatır. Kendi kararını şöyle tarif eder:Hemen ardından bu kararı İstanbul'dan çıkmadan önce düşündüklerini ve Samsun'da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulamaya başladıklarını ekler."Efendiler, bu vaziyet karşısında bir tek karar vardı. O da hâkimiyet-i milliyeye müstenid, bilâkayd ü şart müstakil yeni bir Türk Devleti tesis etmek!"
Tarih notu
Mayıs 1919: Nutuk'a göre "yeni bir Türk Devleti" kararı İstanbul'dan ayrılmadan önce düşünüldü ve Samsun'a çıkışla uygulanmaya başlandı. 15-20 Ekim 1927: Nutuk, Cumhuriyet Halk Fırkası kurultayında okundu. Söz, metnin birinci bölümünde, dolayısıyla okumanın ilk gününe düşen kısımda yer alır.
Parolanın tam metni
"Ya istiklâl ya ölüm" kesimi, kararın hangi akıl yürütmeye dayandığını anlatarak başlar:Ardından yabancı bir devletin himayesini kabul etmenin insanlık vasıflarından yoksunluğu, güçsüzlük ve miskinliği itiraf etmekten başka bir şey olmadığını söyler. Türk'ün haysiyetinin, onurunun ve yeteneğinin çok yüksek olduğunu belirttikten sonra cümleyi bağlar:"Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak istiklâl-i tâmma malikiyetle temîn olunabilir. Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun istiklâlden mahrum bir millet, beşeriyet-i mütemeddine muvacehesinde uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye kesb-i liyakat edemez."
Son cümle, sözün metindeki işlevini açıkça gösterir: "ya istiklâl ya ölüm", gerçek kurtuluşu isteyenlerin parolası olarak tanımlanır."Böyle bir millet esir yaşamaktansa mahvolsun evlâdır!
Binâenaleyh, ya istiklâl ya ölüm!
İşte halâs-ı hakikî isteyenlerin parolası bu olacaktı."

Başarısızlık ihtimali
Atatürk aynı kesimde karşı bir soruyu da kendisi sorar: bu karar uygulanırken başarısız olunduğunu varsayalım, ne olacaktı? Cevabı tek kelimedir: "Esaret!" Ama ona göre öbür kararlara uyulduğunda sonuç da aynı olacaktı. Fark şudur: istiklâli için ölümü göze alan millet, insanlık onurunun gerektirdiği her fedakârlığı yapmış olmanın tesellisini taşır ve esaret zincirini kendi eliyle boynuna geçiren bir millete göre dost ve düşman gözündeki yeri farklı olur.Saltanat ve hilafet
Kesimin ikinci yarısı, sözün yalnızca dış düşmana yönelik olmadığını gösterir. Atatürk, Osmanlı hanedanı ve saltanatının sürdürülmesine çalışmanın Türk milletine karşı işlenebilecek en büyük kötülük olacağını söyler, çünkü saltanat sürdüğü takdirde kazanılacak istiklâle güvenle bakılamazdı. Hilafet için de, ilim ve fennin aydınlattığı gerçek medeniyet dünyasında gülünç görülmekten başka bir yerinin kalmadığını belirtir.Ardından bu kararın uygulanması için milletin henüz alışmadığı meselelere dokunmak gerektiğini kabul eder ve kesimi şu cümleyle bitirir:
"Osmanlı hükümetine, Osmanlı pâdişâhına ve Müslimîn'in hâlifesine isyan etmek ve bütün milleti ve orduyu isyan ettirmek lâzım geliyordu."
Dikkat: yanlış bilinen
Türkçe Vikipedi'nin "Ya istiklâl ya ölüm" maddesi sözü "Sivas Kongresi'ne dayanan" bir söz olarak tanımlar, ancak bu bağlantıyı açıklayan bir ayrıntı vermez ve metni Nutuk'tan aktarır. Nutuk'un kendisinde ise parola, Samsun'a çıkıştan önce verilmiş bir kararın gerekçesi olarak anlatılır. Bu yazıda sözün tarihi, yazılı kaynağı olan Nutuk'un okunduğu Ekim 1927 olarak verilmiştir. Vikipedi maddesindeki metin de Nutuk'un sadeleştirilmiş bir baskısından alınmıştır ve buradaki Osmanlıca asıldan kelime kelime farklıdır.
Uygulamanın safhaları
Nutuk'ta bu kesimden sonra gelen bölümün başlığı da söze ışık tutar: "Tatbikatı safhalara ayırmak ve kademe kademe yürüyerek hedefe varmak". Bu kesimde Atatürk, Türk ata yurduna ve Türk'ün istiklâline saldıranlar kim olursa olsun, onlara bütün milletçe silahla karşılık vermek ve onlarla mücadele etmek gerektiğini yazar. Ancak bu önemli kararın bütün gereklerini ilk günden açıklamanın doğru olmayacağını da ekler:Yani uygulamayı aşamalara bölmek, olaylardan yararlanarak milletin duygu ve düşüncesini hazırlamak ve adım adım hedefe ulaşmak gerekiyordu. Atatürk, dokuz yıllık iş ve icraatları mantıklı bir sıra içinde incelenirse, izlenen genel yönün ilk kararın çizdiği hattan hiç sapmadığının kendiliğinden ortaya çıkacağını söyler. Aynı kesimde hükümdar hanedanının bu tarihi gidişi baştan sezdiğini ve ilk andan itibaren Millî Mücadele'nin amansız düşmanı olduğunu da yazar. Böylece "ya istiklâl ya ölüm" parolası, Nutuk'un kurgusunda hem Millî Mücadele'nin hem de sonraki devrimlerin çıkış noktası olarak yer alır."Tatbikatı birtakım safhalara ayırmak ve vakayi ve hâdisâttan istifade ederek milletin hissiyât ve efkârını ihzâr eylemek ve kademe kademe yürüyerek hedefe vâsıl olmaya çalışmak lâzım geliyordu. Nitekim öyle olmuştur."
Ek bilgi
Metnin aslındaki bazı kelimelerin bugünkü karşılıkları: istiklâl-i tâmm: tam bağımsızlık; beşeriyet-i mütemeddine: medeni insanlık; kesb-i liyakat etmek: layık olmak; evlâdır: daha iyidir; binâenaleyh: bu nedenle; halâs-ı hakikî: gerçek kurtuluş; yâr u ağyâr: dost ve yabancı.

Sözün sonraki hayatı
Türkçe Vikipedi maddesi sözü "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir", "Yurtta barış, dünyada barış" ve "Ne mutlu Türk'üm diyene" ile birlikte Atatürk'ün özdeyişleri arasında listeler. Sözün aslına bakmak, onun bir kahramanlık ünleminden çok bir seçimin gerekçesi olduğunu gösterir: İngiliz himayesi, Amerikan mandası ve yerel kurtuluş girişimleri reddedilmiş, yerine millet egemenliğine dayanan bağımsız bir devlet kurma kararı konmuştur. Atatürk'ün kendi cümlesiyle bu karar, "halâs-ı hakikî isteyenlerin parolası" olacaktı.Kaynaklar
- Vikikaynak, Nutuk, 1. bölüm: "Ya istiklâl ya ölüm" kesimi (tr.wikisource.org)
- Vikikaynak, Nutuk, 1. bölüm: "Benim kararım" kesimi (tr.wikisource.org)
- Vikikaynak, Nutuk, 1. bölüm: "Düşünülen kurtuluş çareleri" kesimi (tr.wikisource.org)
- Vikipedi, Ya istiklâl ya ölüm maddesi (tr.wikipedia.org)
- Vikipedi, Nutuk maddesi (tr.wikipedia.org)