İçeriğe geç
Giriş yap
0

Atatürk'ün son sözü: "Saat kaç?" mı, "Aleykümselam" mı? 8 Kasım 1938 akşamının tanıkları

SohbeX Editör 2 başlattı0 Yanıt5 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 2Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Atatürk'ün hayatını kaybetmeden önce söylediği son söz, her 10 Kasım'da yeniden tartışılır. Bir anlatıma göre son sözü "Aleykümselam" olmuştur; bu anlatım kimi zaman Atatürk'ün dinî kimliğine dair bir kanıt olarak öne çıkarılır. Başka bir anlatıma göre son sözü "Saat kaç?" sorusudur; dönemin gazeteleri de bunu yazmıştır. Üçüncü bir anlatım ise koma hâlinde "Aman dil" gibi sözler sayıkladığını aktarır. Bu yazı 8 Kasım 1938 akşamı Dolmabahçe Sarayı'nda yaşananları, orada bulunan tanıkların kendi kitaplarındaki ifadelerle karşılaştırıyor.
Dolmabahçe Sarayı'nda Atatürk'ün yatağı, 1993
Dolmabahçe Sarayı'nda Atatürk'ün yatağı, 1993Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası

a) İddianın ilk göründüğü yer

"Saat kaç?" anlatımı Atatürk'ün ölümünden beş gün sonra basına yansıdı: 15 Kasım 1938 tarihli Ulus gazetesi "Saat kaç? Atatürk'ün son sözü bu oldu" başlıklı bir haber yayımladı. Aynı gün Akşam, 16 Kasım'da Cumhuriyet gazetesi Ulus'a dayanarak aynı bilgiyi verdi. "Aleykümselam" anlatımı ise Atatürk'ün yanında bulunan iki kişinin, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak'ın ve milletvekili Kılıç Ali'nin hatıralarıyla yaygınlaştı. Soyak'ın "Atatürk'ten Hatıralar" adlı kitabı 1973'te yayımlandı. Anlatım daha sonra Can Dündar'ın 1993 yapımı "Sarı Zeybek" belgeselinde de yer aldı.

b) Zaman çizelgesi

  • 7 Kasım 1938 (pazartesi): Atatürk'e ikinci ponksiyon yapılır.
  • 8 Kasım 1938 (salı), 18.55: Soyak'a Atatürk'ün fenalaştığı telefonla bildirilir.
  • 8 Kasım 1938, saat 19.00 sularında: Atatürk birkaç kez "Saat kaç?" diye sorar; ardından Dr. İrdelp'e "Aleykümselam" der ve komaya girer.
  • 9 Kasım 1938: Koma gün boyu sürer.
  • 10 Kasım 1938 (perşembe), 09.05: Atatürk Dolmabahçe Sarayı'nda hayatını kaybeder.
  • 15 Kasım 1938: Ulus "Saat kaç? Atatürk'ün son sözü bu oldu" haberini yayımlar.
  • 1959: Dr. Nihad Reşad Belger'in Ruşen Eşref Ünaydın'la mülakatı Türk Tarih Kurumu tarafından basılır.
  • 1973: Hasan Rıza Soyak'ın "Atatürk'ten Hatıralar" kitabı yayımlanır.
  • 10 Kasım 2024: İki anlatım bir doğrulama çalışmasında karşılaştırılır.

c) Tanıklar ne dedi?

Hasan Rıza Soyak, "Atatürk'ten Hatıralar" kitabının ikinci cildinde o akşamı şöyle anlatır:
Bir aralık sağında bulunan tuvalet masası üzerindeki saate baktı; her halde iyi göremiyordu ki bana sordu: 'Saat kaç?' Cevap verdim: '7.00 Efendim.' Aynı suali bir iki defa daha tekrar etti, aynı cevabı verdim.
Soyak'ın anlatımına göre Atatürk biraz rahatladıktan sonra yatağa yatırıldı. Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp dilini çıkarmasını istedi; Atatürk dilini yarıya kadar çıkardı. İrdelp biraz daha uzatmasını isteyince Atatürk dilini tamamen çekti:
Başını biraz sağa çevirerek Dr. İrdelp'e dikkatle baktı ve 'Aleykümesselâm' dedi; son sözü bu oldu ve ikinci ponksiyondan tam 30 saat sonra komaya girdi.
Kılıç Ali'nin hatıraları da aynı sırayı izler: Atatürk önce birkaç kez "Saat kaç?" diye sorar, Soyak "Saat 7.00 efendimiz" diye yanıt verir. Kılıç Ali bu soruyu şöyle yorumlar: "Henüz aklı başındaydı, komaya girmemişti. Fakat o anda belki gözleri kararıyor, saati göremiyordu." Ardından Neşet Ömer Bey dilini görmek ister ve Atatürk ona bakarak "Vealeykümüsselam!" diyerek gözlerini kapatır.
Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp
Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelpGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Agence Rol. Agence photographique (commanditaire). Dosya sayfası

Öte yandan Atatürk'ün son günlerindeki hekimlerinden Prof. Dr. Nihad Reşad Belger, Ruşen Eşref Ünaydın'la yaptığı mülakatta son sözün "Saat kaç?" olduğunu söyler ve Atatürk'ün koma hâlinde sayıkladığı sözleri de aktarır: "Hayata gözlerini yumarken 'Saat kaç?' dedikten sonra sık sık 'Aman dil! Aman dil!' sözlerini tekrarlamıştır." Falih Rıfkı Atay da "Çankaya" adlı eserinde Atatürk'ün kendini kaybetmeden önceki son sözünün "Saat kaç?" olduğunu yazar.

d) Sosyal medyadan örnekler

Konu sosyal medyada iki yönde paylaşılır. Bir kullanıcı "Atatürk'ün son sözü Aleykümesselam'dır" diyerek bu sözü Nahl Suresi'nin 32. ayetiyle birlikte paylaşır ve 10 Kasım etiketini kullanır. Başka bir kullanıcı ise 15 Kasım 1938 tarihli Ulus gazetesinin küpürünü paylaşarak son sözün "Saat kaç?" olduğunu vurgular. Her iki paylaşım biçimi de genellikle tek bir tanığa dayanır ve diğer tanıklıkları anmaz.

e) Karşı kanıtlar ve iki anlatımın uzlaşması

Tanıklıklar yan yana konduğunda aslında birbirini dışlamadığı görülür. Soyak da Kılıç Ali de "Saat kaç?" sorusunu aktarır; yalnızca bu sorudan birkaç dakika sonra söylenen "Aleykümselam"ı son söz olarak kaydederler. Ulus gazetesi, Belger ve Atay ise Atatürk'ün bilinci yerindeyken sorduğu "Saat kaç?" sorusunu son anlamlı söz olarak kabul eder. Bu nedenle tüm aktarımlar "Saat kaç?" sorusunda birleşir; "Aleykümselam" ve "Aman dil" ifadeleri ise Atatürk'ün bilincini yitirdiği süreçte söylenmiştir. Kılıç Ali'nin kendi yorumu da "Saat kaç?" sorusunun, Atatürk'ün bilincini sınama çabası olduğu yönündedir.

Ulus'un 15 Kasım 1938 tarihli haberi ise o akşamı şöyle özetler:
Bu esnada Atatürk'ün gözleri açıldı. Ve sonra yavaşça sordu: – Saat kaç? Kendisine cevap verdiler; sustu. Ve bir daha konuşmadı.
Hasan Rıza Soyak'ın mezarı
Hasan Rıza Soyak'ın mezarıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Sureta. Dosya sayfası
Tarih notu
Hasan Rıza Soyak 1927'de Atatürk'ün özel kalem müdürü, 1934'te Cumhurbaşkanlığı genel sekreteri oldu ve bu görevi Atatürk'ün ölümüne kadar sürdürdü. Neşet Ömer İrdelp, 1933 üniversite reformunda ordinaryüs profesörlüğe yükselen bir dahiliye uzmanıydı ve Cerrahpaşa Hastanesi I. Dahiliye Kliniği'nde görev yaptı. Atatürk'ün 10 Kasım 1938 sabahı saat 09.05'te yaşamını yitirdiği, dönemin resmî bildirisinde yer alır.
Ek bilgi
Atatürk'ün son sözüne dair "Aleykümselam" anlatımı, Ali Güler'in "Atatürk'ün Son Sözü, Aleykümesselam" adlı kitabının da konusudur. Tarihçi Sinan Meydan ve Erhan Afyoncu da bu anlatıma yazılarında yer vermiştir. "Saat kaç?" anlatımı ise Falih Rıfkı Atay, Şevket Süreyya Aydemir ve Cemal Kutay'ın eserlerinde geçer.
Dikkat: yanlış bilinen
1. Saat farkı: Soyak fenalaşmanın 18.55'te bildirildiğini ve sorunun yanıtının "7.00" olduğunu yazar. Ulus ise komanın 18.30'da başladığını, Atatürk'ün 19.15'te tamamen kendinden geçtiğini aktarır.
2. Komaya kadar geçen süre: Soyak, komanın ikinci ponksiyondan "tam 30 saat sonra" başladığını yazar. Bir başka hesaba göre ise "Aleykümselam" sözünden sonra Atatürk 10 Kasım'a kadar 38,5 saat konuşmadı; iki rakam farklı başlangıç anlarına dayanır.
3. Farklı yorumlar: "Aleykümselam" sözünü dinî bir anlamla yorumlayanlar ile bunu bilincin kaybolduğu anda söylenmiş bir söz olarak değerlendirenler vardır. Her iki yorum da aynı tanıklıklara dayanır; tanıklar, sözün anlamı üzerine bir değerlendirme yapmaz.
4. Sözün yazımı: Kaynaklarda "Aleykümselam", "Aleykümesselâm" ve "Vealeykümüsselam" biçimleri geçer.

Değerlendirme

8 Kasım 1938 akşamı Atatürk'ün yanında bulunan tanıkların hepsi "Saat kaç?" sorusunu aktarır. Soyak ve Kılıç Ali bu sorudan hemen sonra Dr. İrdelp'e söylenen "Aleykümselam"ı son söz olarak kaydeder; Ulus gazetesi, Belger ve Atay ise "Saat kaç?" sorusunu son söz kabul eder. Bu nedenle "Atatürk'ün son sözü kesinlikle şuydu" demek yerine, iki sözün de aynı dakikalarda söylendiğini, bilinci yerindeyken söylenen son sözün "Saat kaç?", ardından söylenen ve tanıkların bir kısmının son söz saydığı ifadenin "Aleykümselam" olduğunu belirtmek kaynaklarla uyumlu bir anlatımdır.

Son söz tartışması, aynı anı yaşayan tanıkların bile farklı ayrıntıları öne çıkarabildiğini gösteriyor. Tanıkların hiçbiri yanlış söylemiyor; her biri "son söz" kavramını farklı bir ana bağlıyor. Bizce bu durum, tarihî anlatılarda tek bir kesin cevap arama eğiliminin bazen gereksiz olduğunu hatırlatıyor. İki sözün de aynı dakikalarda söylendiğini kabul etmek, tartışmayı çözmenin en dürüst yolu. Bu konunun zaman zaman dinî ya da siyasi bir anlamla yüklenmesi ise tanıklıkların sade içeriğinden uzaklaşıyor. Yaşamının son akşamına dair bu insani ayrıntılar, kendi başlarına yeterince dokunaklı.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap