Sağlık mesleklerinin anayasası sayılan kanun
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 11 Nisan 1928'de kabul edildi ve 14 Nisan 1928 tarihli, 863 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı. Kanun Düstur'un üçüncü tertibinin dokuzuncu cildinde 126. sayfada yer alır. Adındaki "tababet" hekimlik, "şuabat" ise onun dalları anlamına gelir; yani kanun, hekimlik ile ona bağlı mesleklerin nasıl icra edileceğini düzenler. Bu yazı, T.C. Mevzuat Bilgi Sistemi'nde yayımlanan güncel kanun metnine ve Türkçe Vikipedi'nin Sağlık Bakanlığı (Türkiye) maddesine dayanır.Türkçe Vikipedi, Dr. Refik Saydam'ın Sağlık Bakanlığı görevini yürüttüğü dönemde sağlık hizmetlerinin tek elden planlanması, koruyucu hekimliğin merkezî yönetime verilmesi, tıp eğitiminin teşvik edilerek zorunlu hizmet getirilmesi ve bulaşıcı hastalıklarla dikey örgütlenme modeliyle mücadele edilmesi ilkelerinin benimsendiğini yazar. Aynı madde, bu süreçte 1219 sayılı Tababet Kanunu ile 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun yürürlüğe girdiğini ve Numune Hastanelerinin açıldığını belirtir. 1219 sayılı kanun, iki yıl sonra çıkacak olan Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile birlikte Cumhuriyet döneminin sağlık mevzuatının iki ana direğinden biri olarak bugün de yürürlüktedir.

Ek bilgi
Kanunun bölümleri (fasıllar): Birinci fasıl tabipler; ikinci fasıl diş tabipleri ve dişçiler; üçüncü fasıl ebeler; dördüncü fasıl sünnetçiler; beşinci fasıl hastabakıcı hemşireler; son fasıl ise genel hükümler (ahkâmı umumiye). Kanunu Sıhhiye, Adliye ve Maarif Vekilleri yürütür (82. madde).
Kimler hekimlik yapabilir?
Kanunun birinci fasılı tabiplerle ilgilidir. Güncel metindeki birinci maddeye göre Türkiye'de tabiplik yapabilmek için tıp fakültesinden diploma almış olmak gerekir; bu madde 2011'de yeniden yazılmış olsa da diploma şartı kanunun ana fikridir. İkinci madde, diplomasını alan hekimin 8 Teşrinisani 1339 (1923) tarihli 369 sayılı kanunla getirilen mecburi hizmeti yerine getirmesini ve diplomasını Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekâleti'ne tescil ettirmesini ister. Böylece Cumhuriyetin ilk yıllarında çıkarılan zorunlu hizmet uygulaması ile meslek kanunu birbirine bağlanmış oldu.Üçüncü madde ameliyatları sınırlar: büyük ameliyeleri ancak buna yetkili hekimler yapabilir, küçük cerrahi müdahaleler ise her tabip tarafından yapılabilir. Güncel metinde sünnetin de her tabip tarafından yapılabileceği yazılıdır; bu ifade 2014'te eklenmiştir. Yirmi üçüncü maddeye göre genel veya bölgesel uyuşturma ile yapılan büyük ameliyelerin, uzmanlık belgesi taşıyan bir mütehassıs ile birlikte bir başka tabip tarafından yapılması gerekir; ancak uzmanın bulunamadığı veya getirilemediği yerlerde zorunlu ameliyeler ve acil durumlar bu kuraldan ayrık tutulmuştur.
Yabancı ülkelerden diploma alanların durumu dördüncü maddede düzenlenir. Bu madde 1935'te 2764 sayılı kanunla değiştirilmiş ve yabancı diplomaların bir jüri önünde sınav ve değerlendirmeye bağlanmasını öngörmüştür. Beşinci madde, bir yerde muayenehane açan hekimin en geç bir hafta içinde kimliğini, diplomasını ve muayenehanesinin yerini o yerin en büyük sıhhiye memuruna bildirmesini zorunlu tutar. Sekizinci madde ise "mütehassıs" (uzman) unvanının ancak belirli bir eğitim ve belge ile kullanılabileceğini düzenler; güncel metne bağlı uzmanlık dalları çizelgesi sonradan eklenmiş, günümüze ait bir listedir.
Meslek ahlakı: reklam yasağı ve ticaret
Kanunun en çok bilinen hükümlerinden biri reklam yasağıdır. Yirmi dördüncü maddeye göre hekimler, hasta kabul ettikleri yeri, muayene saatlerini ve uzmanlıklarını bildiren ilanlar dışında reklam yapamaz. On ikinci madde (1949'da değiştirilmiş hâliyle) hekimin eczane veya ticarethane açmasını ve meslekle bağdaşmayan ticari işler yapmasını yasaklar. On üçüncü maddeye göre tıbbi raporlar ancak yetkili hekimlerce verildiğinde geçerlidir; böylece rapor düzenleme yetkisi diplomalı hekimle sınırlandırılmıştır.On dördüncü madde, Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekâleti'nce belirlenecek bölgelerde birer "etıbba odası" kurulmasını öngörüyordu. Bu odalar hekimlerin mesleki haysiyet ve çıkarlarını ilgilendiren meseleleri görüşecek, kuracakları haysiyet divanları aracılığıyla meslek ahlakına uymayan tabip, diş tabibi ve dişçilere disiplin cezası verecek ve hekimler arasındaki mesleki anlaşmazlıkları çözecekti. Yirmi birinci madde, Ankara'da bir "Âli Divanı Haysiyet" kurulmasını düzenliyordu.

Dikkat: yanlış bilinen
Bugün okunan metin 1928'deki ilk metinle aynı değildir. Etıbba odalarına ilişkin hükümler 1956'da 6643 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu ile kaldırılmıştır. Birinci madde 2011'de, ebelik maddesi 2014'te yeniden yazılmış; sünnetçilere ait maddeler 2014'te 6514 sayılı kanunla yürürlükten kaldırılmış; birçok ceza maddesi 2008'de 5728 sayılı kanunla idari para cezasına çevrilmiştir. Bu yazıda maddelerin ilk biçimi değil, Mevzuat Bilgi Sistemi'ndeki güncel metni esas alınmıştır; değişiklik tarihleri metindeki notlardan aktarılmıştır.
Yetkisiz hekimliğe karşı yaptırım
Kanunun genel hükümleri, diploması olmadan hekimlik yapanlara karşı ağır yaptırımlar içerir. Güncel yirmi beşinci maddeye (2008 değişikliği) göre yetkisi olmadığı hâlde hastaları tedavi eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Yetmiş ikinci madde hekimlere hastalarını kaydedecekleri bir protokol defteri tutma yükümlülüğü getirir. Yetmiş altıncı madde ise ölen hekimlerin diplomalarının iptal edilerek ailelerine geri verileceğini belirtir. Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir (81. madde).Diş hekimleri, ebeler ve hastabakıcılar
İkinci fasıl diş tabipleri ve dişçileri düzenler. Otuzuncu madde dişçilik yapabilmek için Türk olmayı ve Darülfünun Dişçi Mektebi diplomasına sahip olmayı şart koşar. Kırk altıncı madde, diş tabiplerinin muayenehanelerinde çalışan ve dişçilik yetkisi bulunmayan kişilerin hastaları tedavi etmesini ve onlara başka biçimlerde müdahale etmesini yasaklar.Üçüncü fasıl ebeleri ele alır. Güncel kırk yedinci madde, ebe unvanını üniversitelerin ebelik lisans programlarından mezun olanlara ve yurt dışında öğrenim görüp denkliği onaylananlara verir; bu madde 2014'te yeniden yazılmıştır. Ellinci madde ise bir yerde çalışmak isteyen ebelerin bir hafta içinde kimlik, belge ve çalışacakları yeri o yerin en büyük sıhhiye memuruna bildirmesini, yer değiştirdiklerinde de bunu en az yirmi dört saat önce haber vermesini ister. Beşinci fasıldaki altmış üçüncü madde, Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekâleti'nce onaylanmış hastabakıcı mekteplerinden mezun olmayan veya resmî hastanelerden belge almamış ve Türk olmayan kadınların hastabakıcılık yapamayacağını belirtir.
Tarih notu
11 Nisan 1928 kanunun TBMM'de kabulü. 14 Nisan 1928 Resmî Gazete'de yayım ve yürürlük. 20 Mayıs 1933 2182 sayılı ek kanun: Ankara Numune Hastanesi için beş yabancı uzman hekim. 1935 2764 sayılı kanunla yabancı diploma hükmünün değişmesi. 1956 6643 sayılı kanunla etıbba odası hükümlerinin kaldırılması. 2008, 2011 ve 2014 kapsamlı değişiklikler.
Numune Hastanesi için yabancı uzmanlar
Kanuna sonradan eklenen hükümler de dönemin sağlık politikasını yansıtır. 20 Mayıs 1933 tarihli 2182 sayılı ek kanundan gelen Ek Madde 1'e göre Ankara Numune Hastanesinde görev yapmak, dışarıda hekimlik etmemek ve hizmet süreleri beş yılı geçmemek şartıyla beş yabancı uzman hekim getirilecekti. Aynı yıl 2351 sayılı ek kanunla İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi ile ilgili bir ek madde daha eklendi. Türkçe Vikipedi'nin, Numune Hastanelerinin açılmasını Refik Saydam döneminin adımları arasında saymasıyla bu ek hükümler örtüşür.Bugünkü önemi
1219 sayılı kanun, yürürlüğe girmesinin üzerinden neredeyse bir asır geçmesine rağmen yürürlükte kalmıştır. Pek çok maddesi değişmiş, bazı fasılları büyük ölçüde boşalmış olsa da hekimliğin diplomaya bağlanması, uzmanlık unvanının belgeye bağlanması, reklam yasağı ve yetkisiz tedavinin suç sayılması gibi ilkeler kanunun ilk metninden bugüne taşınmıştır. Bu yönüyle kanun, Atatürk döneminde sağlık alanında yapılan düzenlemelerin günümüze kadar uzanan en açık örneklerinden biridir.Kaynaklar