Kut'un güneyindeki savunma hattı
Es Sinn Muharebesi, Birinci Dünya Savaşı'nın Irak Cephesi'nde 28 Eylül 1915'te İngiliz-Hint ve Osmanlı kuvvetleri arasında yapıldı. Muharebe, Kut-ül-Amare kasabasının hemen güneyinde, Dicle Nehri kıyısında gerçekleşti. İngiliz kaynaklarında "Birinci Kut Muharebesi" olarak da anılır. Bu yazı, Türkçe Vikipedi'nin Es Sinn Muharebesi maddesine ve İngilizce Wikipedia'nın Battle of Es Sinn maddesine dayanır.Her iki maddeye göre taraflar aşağı Dicle ve Fırat nehirlerinin kontrolü için savaştı. İngiliz ve Hint hükûmetleri muharebeyi aynı zamanda Osmanlı kuvvetlerinin gücünü ve Bağdat'ı ele geçirmek için daha fazla ilerlemenin mümkün olup olmadığını gösterecek bir sınav olarak görüyordu. İngiliz-Hint kuvvetleri Tümgeneral Charles Vere Ferrers Townshend'in, Osmanlı kuvvetleri ise Nurettin Bey'in komutasındaydı.

Arka plan: Simla ile Londra arasındaki görüş ayrılığı
Basra Vilayeti'ndeki denetimlerini pekiştiren İngilizler, Hint Kuvve-i Seferiyesi "D" ile ne yapılacağını tartışmaya başladı. Kaynaklara göre harekât başlangıçta yalnızca Abadan'daki petrol boru hattını güvenceye almak için sınırlı bir sefer olarak düşünülmüştü. Ancak 1914 sonu ve 1915 başındaki başarılar, Hindistan'daki Simla yönetimini ve sahadaki komutanları görevi yeniden değerlendirmeye yöneltti.İngilizce maddeye göre Londra'daki hükûmet harekâtı en alt düzeyde tutmak istiyordu; asıl kaygısı Basra'nın ve Şattülarap'ın savunmasıydı, çünkü Kraliyet Donanması'nın yakıtı olan Abadan petrolünün akışı kesilmemeliydi. Hindistan Genel Valisi ve Simla'daki hükûmet ise meseleye farklı bakıyordu; Batı Cephesi'ndeki çıkmaza ve Gelibolu'daki kötüleşen duruma rağmen İngiliz İmparatorluğu'nun bölgede hâlâ üstün olduğunu göstermek istiyordu. Hindistan Bakanı Austen Chamberlain ilerlemeyi onayladı, ancak Simla'yı zaferin bölgedeki mevcut kuvvetlerle kazanılması gerektiği, başka cephelerden takviye beklenmemesi konusunda uyardı.
İngiliz hazırlıkları
Hint Kuvve-i Seferiyesi'nin komutanı Korgeneral Sir John Nixon ve başlıca saha komutanı, 6. (Poona) Tümeni'nin komutanı Tümgeneral Townshend, Kut'u ele geçirmek için bir plan hazırladı. Takviyeli bir tugay olarak başlayan kuvvet, 6. (Poona) Tümeni ve 12. Hint Tümeni'nden oluşan yaklaşık iki tümenlik bir güce dönüşmüştü. Townshend'in taarruzunu Dicle'de Yarbay Edgar C. Cookson komutasındaki Kraliyet Donanması ve Kraliyet Hint Deniz Filosu birlikleri destekleyecekti; bu filoda Shaitan, Comet ve Sumana nehir botları, dört atlı ve iki motorlu tekne vardı.11 Eylül 1915'e gelindiğinde Townshend kuvvetlerini Dicle kıyısındaki Ali Garbi'de toplamıştı. Toplam 11.000 piyade ve 28 topa sahipti. Bölgede demiryolu ya da motorlu taşıt olmadığından ikmal hayvanlarla ya da nehir yoluyla yapılıyordu. İngilizce maddeye göre Nixon, Townshend'in ikmal sorunlarını hafifletecek ek lojistik desteği kabul etmemiş, selefinin Hindistan'a geri gönderdiği yük hayvanlarının iadesini de istememişti.

Osmanlı hazırlıkları
Karşı tarafta Osmanlı 6. Ordusu, 1915 başındaki çatışmalarda ağır kayıp vermiş 35. ve 38. Tümenlerin kalıntılarından oluşuyordu. Takviye sözü verilmişti, ancak etkili bir demiryolu ağı bulunmadığından ne zaman geleceği belli değildi. Ayrıca Osmanlı kaynakları o sırada doruk noktasına yaklaşan Gelibolu muharebelerine ve Kafkasya'daki Rus taarruzunu karşılamaya yoğunlaşmıştı.Irak ve Havalisi Genel Komutanlığı'nın önceki komutanı Süleyman Askeri Bey, Kurna ve Şuayybe yenilgilerinden sonra yaralarını tedavi ettirirken intihar etmişti. Yerine geçen "Sakallı" Nurettin Bey, Balkan Savaşları gazisiydi; Enver Paşa onu Basra'yı geri almak amacıyla Bağdat vilayetinin her karış toprağını savunmakla görevlendirmişti.
Dikkat: yanlış bilinen
Nurettin Bey'in taburları çok eksikti ve kaynakların ifadesiyle kuvveti büyük ölçüde güvenilmez sayılan Arap askerlerinden oluşuyordu. Savunmasını Kut'un güneyinde Dicle'nin bir kıvrımı olan Es Sinn'de kurdu. Sol (kuzey) kıyıda 38. Tümen'i iki hat hâlinde yerleştirdi; ikisi de Dicle'ye dayanıyor, biri Suvada, diğeri Atabe bataklığında son buluyordu. Bu bataklıklar geçilmez sayılıyordu. Nehrin güneyinde ise nehirden güçlü bir tabyaya uzanan siperler kazıldı; bu mevzi çevredeki tek yüksek arazideydi ve geniş bir atış alanına sahipti. İhtiyat kuvvetleri nehrin yaklaşık 5 mil (8 kilometre) yukarısında tutuluyordu; yüzer bir köprü bu kuvvetlerin hızla kaydırılmasını sağlayacaktı.Kaynaklar arasında bazı ayrıntılar farklıdır. Süleyman Askeri Bey'in rütbesi Türkçe maddede Yarbay, İngilizce maddede Albay (Colonel) olarak geçer. Osmanlı tümenlerinin gücü konusunda da iki rakam birlikte verilir: kâğıt üzerinde bir tümenin otuz ila kırk bin asker arasında olması öngörülürken, ortalama bir Osmanlı tümeni ancak yaklaşık 17.500 kişi toplayabiliyordu. Bu rakamlar, Nurettin Bey'in elindeki toplam gücün neden yalnızca yaklaşık 10.000 kişi ve 32 top olduğunu açıklar.
Ek bilgi
Victoria Haçı, İngiliz İmparatorluğu'nun en yüksek askerî cesaret nişanıdır. Es Sinn'de nehir filosunu Kut'a doğru götüren Yarbay Edgar C. Cookson, iki kaynağa göre de nehri kapatan çelik halatları kesmeye çalışırken vurularak öldü ve bu nişanı ölümünden sonra aldı. Nehir gemileri, demiryolu ve karayolu bulunmayan bu cephede ikmal ve ateş desteğinin ana aracıydı; iki maddeye göre bölgede uzun mesafeli ulaşım yalnızca nehirler üzerinden yapılabiliyordu.
Townshend'in planı ve firar eden askerler
Hava ve süvari keşfi, Osmanlı hatlarının kuzeyinde Atabe ile Suveykiye bataklıkları arasındaki alanın ağır bir birliğin geçmesine uygun olduğunu ortaya koydu. Townshend mevziye cepheden saldırmak yerine karmaşık bir kuşatma planı yaptı. Sağ kıyıda 30. Tugay'ın iki taburu oyalama yapacak, sol kıyıda Tuğgeneral Delamain komutasındaki A Kolu ile Tuğgeneral Hoghton komutasındaki B Kolu bataklıkları dolanarak Osmanlı mevzilerine arkadan saldıracak, Tuğgeneral Fry'ın 18. Tugayı ise cephede oyalama yaparak savunanları yerinde tutacaktı.Plan neredeyse başlamadan suya düşüyordu. 27 Eylül 1915 akşamı Poona Tümeni'nden iki sepoy ve bir Hint çavuşu firar ederek Osmanlı mevzilerine geçti ve planın tamamını götürdü. Ancak kaynaklara göre Nurettin Bey İngilizlerin böyle bir risk alacağına inanmadı ve saldırının nehir kıyısına en yakın yerden geleceğine ikna olmuştu.
28 Eylül: gece yürüyüşü ve muharebe
28 Eylül gece saat 2'de yola çıkan iki kol, şafakta bombardımanla desteklenmek üzere hedeflerine zamanında varmaya çalıştı. Hoghton'un kolu yolunu kaybederek Suveykiye bataklığına girdi ve geri dönüp doğru yolu bulması bir saat sürdü. Delamain'in kolu zamanında yerine vardı ama beklemek zorunda kaldı. Saat 8.45 civarında Delamain daha fazla beklemeden saldırı emri verdi. Osmanlı savunmasının kuzey ucuna saldıran 117. Maharatta taburu ile Bombay istihkâmcıları ağır kayıp verdi; Maharattalar tüm İngiliz subaylarını kaybetti. 2. Dorset taburu ise hattın ortasına ve güney ucuna saldırdı ve sert bir direnişle karşılaştı. Sonunda siperler ve tabyalar süngü hücumuyla temizlendi.Fry'ın 18. Tugayı oyalamayı tam bir taarruza dönüştürmeye çalıştı, fakat Osmanlı savunucuları direndi ve saldırı tıkandı. Bu sırada Nurettin Bey'in ihtiyatları geldi: dört piyade taburu, iki süvari tugayı ve topçu kaybedilen hatları geri almaya çalıştı. Delamain'in birlikleri bu kuvvetleri durdurdu ve süngü hücumuyla geri çekilmeye zorladı.
Townshend, Kut'ta demirli Osmanlı nehir gemilerini ve kasabayı ele geçirmek umuduyla nehir filosunu ileri gönderdi. Cookson'ın gemileri yoğun ateş altında Osmanlı hatlarını geçti; ancak Kut'a az kala nehrin batırılmış tekneler ve çelik halatlarla kapatıldığını gördüler. Mürettebatının çoğu yaralanan Cookson halatları kesmeye çalışırken vurularak öldü ve bu girişimi nedeniyle Victoria Haçı ile ödüllendirildi.

Geri çekiliş ve Kut'un alınışı
Gün sonunda İngiliz ve Hint birlikleri Dicle'nin sol kıyısındaki kuzey siper hattının çoğunu almıştı. Nurettin Bey, mevzide direnmeyi sürdürmenin 38. Tümen'in yok olmasıyla sonuçlanacağını gördü. Gece boyunca 38. Tümen'in kalanları geri çekildi, sağ kıyıdaki 35. Tümen de mevzilerini terk etti. Townshend'in süvarileri geri çekilme yollarına ulaştı ama çekilen Osmanlı kuvvetlerine saldırmadı. Townshend'in kuvvetleri 29 Eylül 1915'te Kut'a girdi. Osmanlı kuvvetleri ise Selman-ı Pak'ta (Ctesiphon) durarak yeni bir savunma hazırladı.Tarih notu
Es Sinn kronolojisi: 11 Eylül 1915 Townshend'in Ali Garbi'de toplanması. 27 Eylül 1915 İngiliz kuvvetlerinin Es Sinn mevzilerine yaklaşması ve akşam üç askerin planla birlikte firarı. 28 Eylül saat 2.00 gece yürüyüşü, 8.45 civarı Delamain'in saldırısı, gün içinde Cookson'ın nehir hücumu. 28-29 Eylül gecesi Osmanlı kuvvetlerinin çekilmesi. 29 Eylül 1915 İngilizlerin Kut'a girişi.
Sonuçlar ve uyarı işaretleri
Kut'u alan Townshend emirlerinin sınırına ulaşmıştı; daha ileri gitmek için Simla'dan izin gerekiyordu. Ayrıca lojistik ve sağlık birimleri zaferin yükü altında zorlanıyordu. İngilizce maddeye göre Poona Tümeni yalnızca yüzde 6 oranında kayıp hesaba katmıştı; Townshend'in taarruzu için hastane gemisi olarak donatılmış tek bir nehir botu vardı ve birçok yaralı hayvanların çektiği arabalarda, hatta cephane sandıklarının üzerinde taşındı. Tümen, Amara'daki ikmal depolarından karayoluyla 115 mil, nehir yoluyla 180 mil uzaktaydı. İstihbarat tahminleri en geç Ocak'a kadar bölgeye 60.000 kadar yeni Osmanlı askerinin gelebileceğini gösteriyordu.Bu sorunlar, kaynakların ifadesiyle İngiliz kuvvetlerinin 1915 sonu ve 1916'da yaşayacağı felaketin habercisiydi. Birkaç hafta sonra Selman-ı Pak'ta durdurulan Townshend, Kut'a çekilecek ve orada kuşatılarak 29 Nisan 1916'da teslim olacaktı. Es Sinn, İngilizler için bir zafer olsa da Bağdat'a uzanan yolun ne kadar uzun ve zor olduğunu da gösterdi.
Kaynaklar
- Vikipedi, Es Sinn Muharebesi maddesi (tr.wikipedia.org)
- İngilizce Wikipedia, Battle of Es Sinn maddesi (en.wikipedia.org)
- Vikipedi, Irak Cephesi maddesi (tr.wikipedia.org)