Neden bu konu?
Altı Ok'un ekonomiyle ilgili tek ilkesi devletçiliktir. İlke çoğu zaman ya "her şeyi devletin yaptığı bir sistem" ya da "sadece birkaç fabrika" olarak özetlenir. Oysa Vikipedi ve İngilizce Wikipedia'daki maddeler, ilkenin 1920'lerin özel girişim beklentisinin yetersiz kalmasından ve 1929 dünya bunalımından doğduğunu, Atatürk'ün de onu sosyalist devletçilikten ayırdığını anlatır. Bu konu ilkenin kendisini ele alır; Merkez Bankası, Sümerbank, Etibank, Teşvik-i Sanayi Kanunu ve Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı bu forumda ayrı konularda anlatılmaktadır.
Kavramın genel anlamı
Türkçe Devletçilik maddesi kavramı genel olarak "devletin ekonomiyi veya sosyal hayatı ya da her ikisini de belirli bir dereceye kadar kontrol etmesi gerektiği inancı" diye tanımlar ve kapitalizm koşullarındaki devletçiliği (devlet kapitalizmi) "devletin ticari işletmelere sahip olduğu, dolaylı yollardan ekonomiyi planladığı sistem" olarak açıklar. Aynı madde Marksist kuramdaki devletleştirme anlayışını ayrıca ele alır. Atatürk dönemindeki uygulama bu iki uçtan hangisine yakındır? Bu soru, aşağıdaki tanımlarla birlikte okunmalıdır.1923-1930: Özel girişimden beklenenler
Türkçe Atatürk İlkeleri maddesine göre yoksul ve yüzyıllardır ihmal edilmiş halkın kalkınması için 1923-1930 yılları arasında gerekli yatırımları yapması özel girişimcilerden beklendi; ancak özel kişilerin bu işlevi yerine getirecek yeterli parası, deneyimi ve teknolojik birikimi yoktu. İngilizce Economic history of Turkey maddesi aynı dönemi "görece ılımlı" bir ekonomi politikası olarak tanımlar: modern ulusal sanayinin geliştirilmesi, gümrük korumacılığı, özel yatırımın teşvik edilmesi ve yabancı yatırımın kabul edilmesi. Madde, 1923-1926 arasında tarım üretiminin yüzde 87 arttığını ve savaş öncesi düzeye döndüğünü, sanayi ve hizmetlerin 1923-1929 arasında yılda yüzde dokuzun üzerinde büyüdüğünü, ama ekonomideki paylarının on yılın sonunda hâlâ düşük kaldığını yazar. 1927'de İngiliz-Fransız denetimindeki Osmanlı bankaları Türkiye'deki üretim kredisinin yaklaşık yarısını sağlıyor ve banknot basma hakkını elinde tutuyordu.Ek bilgi
Aynı madde, İttihat ve Terakki'nin "Millî İktisat" programının Cumhuriyet'in siyasal ekonomisi üzerinde "büyük ve kalıcı" bir etki bıraktığını da belirtir. İngilizce Kemalism maddesi ise savaşın Türkiye'yi harabeye çevirdiğini, Osmanlı ekonomisinin ham maddeye dayalı ve uluslararası kapitalist sistem içinde açık bir pazar olduğunu, savaş sonrası Türkiye'nin büyük ölçüde toprak sahipleri ve tüccarların bulunduğu bir tarım toplumu olduğunu yazar.
1929 bunalımı ve dönüş
İngilizce Economic history of Turkey maddesine göre 1929-1933 Batı ekonomik bunalımının Türk ekonomisi üzerindeki olumsuz etkisiyle baş etme ihtiyacı, milliyetçi ekonomi politikasının uygulanmasının doğrudan nedeniydi. Hükümet 1930'ların başında devletçilik öğretisini izleyerek ekonomik toparlanmayı desteklemek için devreye girdi. 1930'da Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kuruldu; banknot basma hakkı geri alındı, yabancı sermayenin işlettiği işletmeler, demiryolları ve limanlar satın alındı. İngilizce Kemalism maddesi bu dönemi "içe dönük kalkınma stratejileri"ne geçiş olarak niteler: devlet hem sermaye birikimi ve yatırımda etkin bir rol aldı hem de özel işletmelerin çıkarlarını gözetti. Devlet, özel sektörün yeterince güçlü olmadığı ya da başarısız olduğu alanlara girdi; bunlar çoğunlukla altyapı projeleri ve elektrik santralleri, ayrıca demir ve çelik sanayileriydi. Madde, sermaye birikiminin yükünü "kitlelerin" taşıdığını da ekler.
"Ilımlı devletçilik" tanımı
Türkçe Atatürk İlkeleri maddesine göre Atatürk'ün devletçilik ilkesi, toplumu çağdaş bir düzene ulaştırmak için gerekli olan ekonominin güçlendirilmesi ve millî bir burjuva sınıfının oluşturulmasıdır. Madde ilkeyi Atatürk'ün adlandırmasıyla "ılımlı devletçilik" olarak verir: ekonomi serbest piyasa ve birey esaslıdır, serbest piyasanın giremeyeceği veya girmek istemediği yerlere devlet el atabilir, ama devlet bireyin önüne geçmemelidir. Madde, Atatürk'ün devletçiliği "sosyalizm ilkesine dayanan kolektivizm ve komünizm"den farklı saydığını yazar ve şu sözleri ona atfeder: "Devlet bireyin yerini alamaz, fakat, bireyin gelişme ve kalkınması için genel koşulları göz önünde bulundurmalıdır." Aynı alıntıda devletin işleri, "bireyin büyük kâr getirmediğinden dolayı yapmayacağı işler veya millî çıkarlar için gerekli olan ekonomik işler" olarak tanımlanır.Maddenin aktardığı bir başka açıklamaya göre izlenen devletçilik "bireysel emek ve çalışmayı esas tutmakla birlikte, mümkün olduğu kadar az zaman içinde milleti zenginliğe ve ülkeyi bayındırlığa ulaştırmak için milletin genel ve yüksek menfaatlerinin gerektirdiği işlerde özellikle ekonomik alanda devleti bizzat ilgili tutmak"tır. Atatürk 1 Kasım 1937'deki Meclis açılış konuşmasında, madde göre, "Kesin zorunluluk olmadıkça piyasalara karışılmaz; bununla birlikte hiçbir piyasa da başı boş değildir." dedi. Madde ayrıca Atatürk'ün yabancı sermayeye düşmanca yaklaşmadığını, "ülkesi üzerinde emelleri olmayan bütün sermayedarlarla ve ülkelerle" iş birliği yapıldığını söylediğini belirtir.
Dikkat: yanlış bilinen
Alıntıların kaynağı: Türkçe Atatürk İlkeleri maddesindeki uzun devletçilik alıntılarının hangi metinden alındığı madde gövdesinde açıkça belirtilmez; yalnızca 1 Kasım 1937 Meclis konuşması tarihiyle verilmiştir. Sosyal yardım ve "sosyal sigorta" ile ilgili alıntılar içerik olarak Atatürk'e atfedilen Medenî Bilgiler kitabındaki anlatımla örtüşür, ama madde bunu kesin olarak bağlamaz. Bu konuda alıntılar maddenin aktardığı biçimde, kaynak gösterilerek verilmiştir; birincil metinle karşılaştırılması önerilir.
Halkçılıkla bağı ve sosyal devlet
Türkçe Atatürk İlkeleri maddesi, Atatürk'ün devletçiliği halkçılık ilkesiyle bağlantılı olarak değerlendirdiğini yazar. Madde, Atatürk'ün devletin sosyal adaleti sosyal yardımlarla yerine getirmesini savunduğunu, hastaneler, emekli sandıkları ve sigorta kasaları gibi kurumları sosyal yardımın parçası saydığını aktarır. Aynı metinde devletin vatandaşların öğretimi, eğitimi ve sağlığıyla ilgilenmek zorunda olduğu; yollar, demiryolları, telgraf ve telefonun memleketin asayiş ve savunması için "toptan, tüfekten, her türlü silahtan daha önemli" olduğu söylenir.Sonuçlar: Rakamlar ne diyor?
İngilizce Economic history of Turkey maddesine göre bunalım yıllarında Türk ekonomisi önemli dalgalanmalar yaşadı; ama 1935-1939 arasında, devletçilik öğretisi altındaki devlet öncülüğündeki sanayileşme politikalarına bağlanan yaklaşık yüzde 6'lık yıllık ortalama büyüme sağlandı. Bu dönemde dış bağımlılığı azaltmayı ve yerli üretimi artırmayı amaçlayan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı (1934-1938) uygulandı. Türkçe İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı maddesine göre ikinci planın hazırlığı için 20-24 Ocak 1936'da İktisat Vekili Celâl Bayar başkanlığında bir Sanayi Kongresi toplandı; plan, Atatürk'ün ölümü ve İkinci Dünya Savaşı'nın başlaması nedeniyle uygulanamadı, yerine savunma planı yürürlüğe girdi. 1940'larda ise, aynı İngilizce maddeye göre, savaşın askeri harcamaları ve dış ticaretteki düşüş nedeniyle ekonomi durgunlaştı.
1931, 1935, 1937: İlkenin resmîleşmesi
Türkçe Atatürk İlkeleri maddesine göre "Altı Ok" denilen altı ilkeye ilk olarak 1931'de "Kemalizm" adı verildi; ilkeler 13 Mayıs 1935'te "Kamâlizm" adıyla Cumhuriyet Halk Partisi'nin program ilkeleri olarak benimsendi ve 1937'de çıkarılan bir kanunla 1924 Anayasası'na eklendi. İngilizce Kemalism maddesi altı ilkenin 5 Şubat 1937'de anayasaya girdiğini yazar. Bu konunun olay tarihi olarak bu gün seçilmiştir.Dikkat: yanlış bilinen
Tarih ve ifade farkı: İngilizce Kemalism maddesi "1924 Anayasası'nın 2. maddesi"nde Türkiye'nin "cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, laik ve inkılapçı" olduğunun yazdığını söyler; ancak bu ifade 1924'teki özgün metinde değil, 5 Şubat 1937 değişikliğiyle eklenmiştir. Türkçe Atatürk İlkeleri maddesi de ilkelerin 1937'de "çıkarılan bir kanunla 1924 Anayasası'na eklendiğini" belirtir. Ayrıca devletçiliğin ne zaman resmî ilke olduğu konusunda kaynaklar 1931 (CHP kongresi, "Kemalizm" adı), 1935 (parti programı) ve 1937 (anayasa) tarihlerini farklı bağlamlarda kullanır.
Sonraki tartışmalar
İngilizce Kemalism maddesine göre 21. yüzyılın başında Kemalistlerin çoğu özgün altı ilkeye bağlı kalırken, bazıları Kemalizm'in devletçi eğilimlerini açıkça eleştirip azaltmaya çalıştı. "Kemalizm" teriminin siyasal söylemde kullanımı, madde göre, Mahmut Esat Bozkurt, Ahmet Cevat Emre ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu'na bağlanır; Karaosmanoğlu terimi 28 Haziran 1929'da "Türk modernleşme yolunun başlıca ilke ve değerleri" anlamında kullandı.Tarih notu
Kronoloji:
- 1923-1930: Kalkınmanın özel girişimden beklendiği dönem
- 1929-1933: Dünya ekonomik bunalımı
- 1930: Merkez Bankası'nın kuruluşu
- 1931: Altı ilkeye ilk kez "Kemalizm" adının verilmesi
- 1934-1938: Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı
- 13 Mayıs 1935: İlkelerin CHP programına girmesi
- 20-24 Ocak 1936: Sanayi Kongresi
- 5 Şubat 1937: İlkelerin anayasaya girmesi
- 1 Kasım 1937: "Hiçbir piyasa da başı boş değildir" konuşması
Kaynaklar
- Vikipedi, Atatürk İlkeleri maddesi (tr.wikipedia.org)
- Vikipedi, Devletçilik maddesi (tr.wikipedia.org)
- İngilizce Wikipedia, Kemalism maddesi (en.wikipedia.org)
- İngilizce Wikipedia, Economic history of Turkey maddesi (en.wikipedia.org)
- Vikipedi, İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı maddesi (tr.wikipedia.org)