İçeriğe geç
Giriş yap
0

743 sayılı Türk Kanunu Medenisi: 1926'dan 2002'ye

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt2 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Türk Kanunu Medenisi 17 Şubat 1926'da TBMM'de kabul edildi, 4 Ekim 1926'da yürürlüğe girdi. Model alınan metin İsviçre Medeni Kanunu'ydu.

Kanunun getirdiği başlıca değişiklikler:
  • Ailede kadın ile erkek eşit sayıldı.
  • Resmî nikâh zorunlu oldu.
  • Tek eşle evlilik esas alındı.
  • Kadınlara istedikleri mesleğe girme hakkı tanındı.
  • Mahkemede tanıklık, miras ve boşanmada kadın ve erkek eşitlendi.
  • Patrikhanelerin din dışı işlerdeki yetkileri kaldırıldı.
Atatürk manevi kızı Rukiye Erkin ile
Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Ek bilgi
Neden İsviçre? Vikipedi maddesine göre İsviçre kanunu, olayları tek tek sayan Prusya kanunu ile katı Fransız kanunu arasında orta bir yol izliyordu: kanunu önde tutuyor ama hâkime takdir hakkı da tanıyordu.
743 sayılı kanun 75 yıldan uzun süre yürürlükte kaldı. 1 Ocak 2002'de yeni Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girince yerini ona bıraktı.

Kanundan önce yürürlükte olan düzen

1926'ya kadar Türkiye'de özel hukukun büyük kısmı Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye ile yürütülüyordu. Mecelle maddesine göre bu metin, 1868-1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki bir komisyonun derlediği İslami özel hukuk kurallarından oluşuyordu. Bir giriş ve 16 bölümden meydana gelen eser 1851 madde içeriyordu ve Osmanlı'nın son yarım yüzyılında şer'i mahkemelerde hukuki dayanak olarak kullanıldı.

Mecelle borçlar ve eşya hukukunu geniş biçimde düzenlese de aile ve miras konularını kapsamıyordu. Bu alanlarda uygulanan kurallar dağınıktı; evlenme ve boşanma büyük ölçüde din kurallarına ve farklı cemaatlerin kendi düzenlemelerine bırakılmıştı. Aynı ülkede yaşayan insanlar, inançlarına göre ayrı hukuk kurallarına tabi olabiliyordu.
Ek bilgi
Osmanlı döneminde aile hukukunda bir adım daha önce atılmıştı. Türkiye'de kadın hakları maddesi, çok eşliliğin ilk kez 1917'de çıkarılan bir yasayla Avrupa normları doğrultusunda düzenlendiğini belirtiyor. Bu metin 1917 Hukuk-ı Aile Kararnamesi olarak bilinir.
Neden İsviçre örneği seçildi

Türk Kanunu Medenisi maddesi, kanunun İsviçre Medeni Kanunu'ndan iktibas edildiğini yazıyor. Aynı maddeye göre seçilen metin, ayrıntılı vaka çözümleri içeren Prusya kanunu ile katı Fransız kanunu arasında orta bir yol izliyordu: kanuna öncelik tanıyor, ama hâkime de takdir hakkı bırakıyordu.

Bu tercih yalnızca teknik bir mesele değildi. Hazır ve yeni bir metin almak, onu yıllarca sürecek bir derleme çalışması beklemeden uygulamaya koymayı mümkün kılıyordu. Kanun, Türk Medeni Kanunu maddesinin aktardığına göre 26 kişilik bir komisyonda Türkçeye uyarlandı ve meclis genel kurulunda tek okumayla kabul edildi.

Kabul ve yürürlük

Kanun 17 Şubat 1926'da TBMM'de kabul edildi ve 743 sayılı kanun olarak 4 Ekim 1926'da yürürlüğe girdi. Aynı gün, kanunla birlikte çıkarılan 864 sayılı Tatbikat Kanunu'nun 43. maddesiyle Mecelle yürürlükten kaldırıldı. Böylece yarım yüzyıllık bir hukuk metni ile yeni düzen arasındaki geçiş tek bir tarihte gerçekleşti.
Tarih notu
Medeni Kanun takvimi:
- 1868-1876: Mecelle'nin hazırlanması.
- 1917: Hukuk-ı Aile Kararnamesi.
- 17 Şubat 1926: 743 sayılı kanunun kabulü.
- 4 Ekim 1926: Kanunun yürürlüğe girişi; Mecelle'nin kaldırılması.
- 1 Ocak 2002: Yeni Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girişi.
Kanunun getirdikleri

Türk Kanunu Medenisi maddesinde sayılan başlıca değişiklikler şunlar:

- Ailede kadın-erkek eşitliği ilkesi kabul edildi.
- Evlilikte resmî nikâh zorunlu hale geldi.
- Tek eşle evlilik esası getirildi.
- Kadınlara istedikleri mesleğe girebilme hakkı tanındı.
- Mahkemelerde tanıklık, miras ve boşanma konularında kadın ile erkek eşit sayıldı.
- Patrikhanelerin din işleri dışındaki yetkileri kaldırıldı.

Son madde sıklıkla gözden kaçar. Kanun yalnızca Müslüman nüfusun aile hayatını değiştirmedi; gayrimüslim cemaatlerin kendi kurumları aracılığıyla yürüttüğü evlilik, boşanma ve miras işlerini de tek bir devlet hukukunun içine aldı.
Dikkat: yanlış bilinen
"Kadın-erkek tam eşitliği 1926'da sağlandı" cümlesi kesin bir ifade olarak okunmamalı. Türkiye'de kadın hakları maddesi, özel hukuktaki eşitliğin 1926 kanunuyla "bazı istisnalarla" gerçekleştiğini vurguluyor. 1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanunu eski metni bütünüyle yeniledi. Bu nedenle 1926 kanunu bir başlangıç, 2002 kanunu ise bu sürecin uzun süre sonraki bir aşaması olarak görülmeli.
Toplumsal karşılığı

Kanunun yürürlüğe girmesi, uygulamanın bir anda her yere ulaştığı anlamına gelmiyordu. Bir kanunun kâğıt üzerinde kabulü ile gündelik hayata yerleşmesi arasında her zaman bir mesafe vardır; resmî nikâh ve tek eşlilik kuralının ülkenin her köşesine ulaşması da zaman aldı. Yine de kadının mahkemede tanık olabilmesi, mirastan eşit pay alabilmesi ve boşanmayı mahkeme kararına bağlayabilmesi, dönemin hukuk düzeninde köklü bir değişiklik anlamına geliyordu.

Medeni Kanun, hukukun din kurallarından ayrılması sürecinin en görünür adımı oldu. Kadınların siyasal haklarına giden yol da bu kanunun ardından açıldı: 1930'da belediye seçimleri, 1933'te köy muhtarlığı ve 1934'te milletvekilliği hakkı tanındı.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap