19 Eylül 1924 sabahı Giresun limanında süslenmiş kayıklar Hamidiye Kruvazörü'nü bekliyordu. Halk yaklaşık bir haftadır Gazi Paşa'nın gelmesini gözlüyordu. Ziyaret yalnızca birkaç saat sürdü; ama o birkaç saatte bir gencin Cumhuriyet'e bağlılık yemini, bir jandarma komutanının adliye şikâyeti, bir lokantanın Fransızca tabelası ve işsiz kalmış bir kayıkçının derdi Mustafa Kemal Paşa'nın önüne geldi.
Kaynaklar
Belge: Giresun’da Yaptığı Konuşma — Atatürk Araştırma Merkezi (ATAM), Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II (1922-1924), PDF s. 355. Tarih: 19 Eylül 1924.
Giresun Kalesi ve liman tarafıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Beyoglou. Dosya sayfası
Dumlupınar'dan Karadeniz'e
Millî Mücadele'den sonra çıkılan yurt gezilerinin amaçları belliydi: devlet kurumlarının oluşmasını izlemek, halkın ihtiyaçlarını yerinde tespit etmek, hizmetleri hızlandırmak, ordunun eğitim ve teçhizatını görmek ve inkılapların benimsenmesini sağlamak. Bu geziler "yurt gezileri" ya da "sonbahar gezileri" diye de anılır.
Ziyaret, 29 Ağustos 1924'te trenle Ankara'dan çıkılan yurt gezisinin bir durağıydı. Mustafa Kemal Paşa 30 Ağustos'ta Dumlupınar'da Meçhul Asker Âbidesi'nin ilk taşını koydu ve Başkomutan Meydan Muharebesi'nin ikinci yıl dönümünde konuştu. Yeni Türk Devleti'nin ve genç Cumhuriyet'in orada sağlamlaştığını, âbidenin Türk yurduna göz dikenlere 30 Ağustos'taki "ateşini, süngüsünü, hücumunu" hatırlatacağını söyledi. 11 Eylül'de Bursa'nın kurtuluşunun ikinci yıl dönümü törenine katıldı, ardından Latife Hanım ve heyetle Mudanya'dan Hamidiye'ye bindi.
Trabzon'daki belediye yemeğinde "beş sene evvel ilk defa Samsun'a ayak bastığım zaman bana kalp kuvveti veren vatandaşlarımın ilk safında kahraman Trabzonluların bulunduğunu asla unutmayacağım" dedi. Ertesi gün Muallim Mektebi'ni ve Halk Fırkası'nı ziyaret edip Rize'ye geçti. Bursa'daki konuşmasında ise kurtuluş gününü kutlarken "bu dağlarda, bu ovalarda kanlarını döken şehitlerimizi ve vatanları için, milletleri için mihnet ve meşakkat bilmeyen kahraman gazilerimizi hürmetle yâd ederim" demişti. Karadeniz kıyısındaki her durak, böylece savaşın hatırasıyla yeni devletin ihtiyaçlarının yan yana konuşulduğu bir sahneye dönüşüyordu.
Erzurum depremi ve rota değişikliği
Yolculuk sırasında 13 Eylül 1924'te Erzurum'da deprem olduğu haberi geldi. O tarihte Trabzon ya da Rize'den Erzurum'a araçla geçilebilecek bir yol yoktu. Ankara'dan Samsun'a otomobiller çağrıldı; bunların Samsun'a ulaşması zaman alacağı için Rize'den sonra Giresun ziyareti programa alındı. Plan, Giresun'dan Samsun'a inip oradan otomobillerle Erzurum'a gitmekti. Heyet 18 Eylül'de Rize'den çıktı ve 19 Eylül'de Giresun'a geldi.
Doğrusu
Bir uğrama mı, iki ziyaret mi? Trabzon ziyaretlerini anlatan ansiklopedi maddesi, halkın Paşa'yı doğrudan Trabzon'a gelecek diye beklediğini, kruvazörün ise önce Giresun'a uğradığını ve varışın 15 Eylül sabahına kaldığını yazar. Giresun ziyaretlerini anlatan madde ise asıl ziyareti dönüş yolunda, 19 Eylül'e koyar ve Trabzon'a varışı 15 Eylül akşamı olarak verir. Gidişte kısa bir uğrama, dönüşte programlı bir ziyaret yapılmış olabilir; iki metin bu ayrıntıda birbirini tamamlamaz.
Kurban, bando, "Yaşa büyük halaskâr"
Karşılama heyeti kruvazöre kadar gidip Paşa'yı kıyıya davet etti. Mustafa Kemal Paşa karaya çıkar çıkmaz kurban kesildi, kıyıdaki heyet tek tek takdim edildi. Belediyeye yönelince Mithat Paşa Oteli'nin köşesinden itibaren bekleyen halk "Yaşa büyük halaskâr" diye tezahürat yaptı. Bilgi Yurdu'nun gençleri, esnaf teşkilatları, ilçe belediyeleri, memurlar, Zabıtan Cemiyeti ve Orta Mektep öğretmenleri yol boyunca sıralanmıştı. Giresun AdasıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Greatbanana. Dosya sayfası
Dr. Necdet Otoman'ın nutku
Belediyeden hükûmet konağına giderken Bilgi Yurdu önünde Süreyya ve Sırrı adlı iki genç yolunu kesti ve Dr. Necdet Bey'in yazdığı nutku okumak için izin istedi. İzin verildi. Nutuk "Hoş Geldin Paşa. Bilgi Yurdu namına sizi selamlarım. Kaç gündür sizi bekliyoruz" diye başlıyor, Dumlupınar şehitleri arasında Giresunlular olup olmadığını soruyordu. Metnin orta kısmı, Büyük Taarruz'u Yunan ordusunun ilerleyişiyle karşılaştıran sert bir zafer söylevine dönüşüyordu:
[liste]
[*]"Karadeniz'e çıktığın günden beri gözlerimiz ufukta kaldı. Enginlerin göklerle birleşen yerinde hep sizi aradık."
[*]"Sen olmasaydın Ey büyük münci, Ey büyük halaskâr, Türk tarihi de olmayacaktı."
[*]"Halbuki biz onların bir ayda geçemedikleri Sakarya'yı bir saatte aştık."
[*]"İki senede kan ve ateş tufanına boğarak yürüdükleri yolu biz bir haftada aldık."
[*]"Allah'ın hür yarattığı Türk esir olmadı."
[/liste]
Nutuk, Paşa'ya "Şimdi reisimiz siz ve Büyük Millet Meclisimizdir" diye seslenip "Türk tarihinde artık kimse tufeyli yaşayamaz" dedikten sonra şu cümlelerle bitiyordu:
[alinti]Cumhuriyet bir taht ise biz gençler onun sehpasıyız. Biz kırılmadıktan sonra o yere düşmeyecektir. (…) Vatanın aleyhine; Hakimiyet-i Milliye ve Cumhuriyetin zararına herhangi bir baş kalkarsa onu da koparırız. Velev ki o baş Vatanı ve Hakimiyet-i Millîyeyi bize verenlerden biri olsun.[/alinti]
Mustafa Kemal Paşa şöyle karşılık verdi: "Ey genç, bütün memleketin gençliğine tercüman olan kıymetkâr sözlerinden fevkalâde memnun oldum. (…) Afyonkarahisar, Dumlupınar'da sizin uşaklardan da vardı. Bundan dolayı müsterih ve memnun olabilirsiniz. (…) Bu kadar lâyık olduğumu bilmiyordum."
Ek bilgi
Nutkun zamanlaması: "O baş bize Vatanı verenlerden biri olsa bile" cümlesi, 1924 sonbaharının siyasi havasında anlam taşıyordu. Birkaç hafta sonra, Kasım 1924'te, Millî Mücadele'nin önde gelen komutanlarından bazılarının katıldığı Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurulacaktı. Gençlerin yemini, Cumhuriyet'in kurucu kadro içindeki ayrılıklardan bile korunacağı fikrini dile getiriyordu.
Hükûmet konağında şikâyetler
Hükûmet dairesinde vali, adliye, maliye, nafia, jandarma ve zabıtan memurlarını sırayla takdim etti. Jandarma komutanı adliyeden şikâyet edince Paşa cinayet savcısını çağırttı ve valiye iki kurum arasındaki sorunların çözülmesi talimatını verdi. Muhasebe-i Hususiye memurlarını ve polis komiserlerini de kabul edip taleplerini dinledi.
Bilgi Yurdu'nda gençleri dinledi ve valiye derneğe daha büyük bir bina tahsis edilmesini emretti; gençlere Bilgi Yurdu'nu Türk Ocağı'na çevirerek çalışmalarını sürdürmelerini öğütledi. Vali Konağı'nda heyetleri kabul etti, Jandarma Mektebi'ni gezdi.
İskeleye yürürken
Dönüşte otomobilden belediye önünde indi ve iskeleye kadar yürüdü. Yolda iskeleye yakın Yıldız Lokantası'nın Fransızca tabelasını görünce hemen kaldırılmasını istedi. Bir kayıkçı yanına gelip mavnalarının çalışmasına izin verilmediği için evine ekmek götüremediğini söyledi; Paşavaliye talimat vererek izin verilmesini sağladı. İskelede halk ve kendisine eşlik eden gençlerle vedalaştı ve kayıkla Hamidiye'ye döndü. Giresun'da Eşref Bey çeşmesiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Girtab2828. Dosya sayfası
İlkokul öğrencisinden belediye başkanına
Bu ziyarette Paşa'nın tanıştığı ilkokul öğrencisi Ali Rıza, ona duyduğu hayranlıkla Askerî Tıbbiye'ye girdi ve tuğgeneralliğe kadar yükseldi. Dr. Ali Rıza Erkan emekli olunca Giresun Belediye Başkanı seçildi. 1976'da ziyaretin 52. yılı kutlanırken Atatürk'ün hayatını anlatan iki buçuk sayfalık bir mektup yazdı ve belediye başkanı imzalı üst yazıyla Türk Tarih Kurumu'na gönderdi.
Ek bilgi
Belgenin yolu: Mektup, o tarihte Türk Tarih Kurumu'nun bir birimi olan AYTAM'ın (Atatürk ve Yeni Türkiye Araştırma Merkezi) müdürü Afet İnan'a ulaştırıldı. Belgeler bugün TTK Arşivi'ndedir.
Birkaç saatlik bir yurt gezisi durağı
Giresun ziyareti, 1924 yurt gezilerinin yöntemini küçük ölçekte gösterir. Paşa bir yandan törenlerle karşılandı, öte yandan memurların şikâyetlerini çözdü, bir derneğe bina buldurdu, bir tabelayı indirtti ve bir kayıkçının geçimini düzeltti. Deprem haberi yüzünden değişen bir rota, şehre Cumhuriyet'e bağlılık yemini eden bir gençlik nutkunu ve bu ziyareti elli iki yıl sonra yazıya geçiren bir belediye başkanını kazandırdı.